Gazeteci ve Anti-Okul yazarı Catherine Baker edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Catherine Baker hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Catherine Baker hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Catherine Baker hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi:

Doğum Yeri:

Catherine Baker kimdir?

--reklam--

Catherine Baker Kitapları - Eserleri

  • Zorunlu Eğitime Hayır

--reklam--

Catherine Baker Alıntıları - Sözleri

  • Pedagoji şu düşünceye dayanıyor: Yetişkin insan haki­katın içindedir ve bütün yollara başvurarak çocuğu bu hakikate çekmek gerekir. (Zorunlu Eğitime Hayır)
  • Bir çocuk, yalnızca kendine aittir ve bütün haklardan dilediği gibi yararlanabilir; yani istediği insandan iste­diği kadar sevgi alabilir; yani canı ne zaman, neyi öğrenmek is­tiyorsa onu öğrenebilir.  (Zorunlu Eğitime Hayır)
  • Bütün suçu öğretmenlere yüklemek istemiyorum çünkü her şeyden önce tek suçlunun onlar olmadığını biliyorum. Bu­ nunla birlikte toplumun onlara biçtiği uşak giysilerini, böylesi bir kendini beğenmişlikle üstünde taşıyan bu uşak takımından paçayı kurtardığımızı gerekçe gösterip, onların neden olduğu bunca zarar ziyanı bilmezlikten gelmek doğru değil. Bir kere, zeka katliamının doğrudan sorumluları oldukları­ nı göz ardı edemeyiz. Aptallık bulaşıcı bir hastalık değil. "Ap­ tallığın yayılmasında en büyük suçlu kitle iletişim araçlarıdır." Elbette ama bu işte, öğretmenlerin de gazeteciler kadar payı var. Zaten, ikisi de aynı işi yapmıyor mu? Bilgilendirerek bi­ çimlendiriyorlar, akılda tutulması gerekeni aktarıyorlar. Günün modasına uygun gerekçesiyle, aynı müziği ve sözleri yinele­ yip duran bir şarkıcı gibi. Ancak öğretmenlerin durumu biraz daha kötü; yönetmenler genel istek üstüne yinelenen şov prog­ ramlarında onlar kadar bilinçsiz davranmıyorlar. Televizyon programlarını hazırlayan aptallaştırma uzmanları, iyi seyirciyi alıkoyup kötü seyirciyi dışlamaya kalkışmıyorlar. Hiç olmazsa, bunun umurlarında bile olmadığını söyleme dürüstlüğünü gös­ teriyorlar. Oysa öğretmenlerin bütün işi gücü (bugüne kadar, bunun tersini öne süren olmadı) elemek, işlerine yaramayanları ayıklayıp yarayanlara karşı ayrıcalıklı davranmak.  (Zorunlu Eğitime Hayır)
  • Devletle mücadele ediyorum; çünkü her şeyden önce bana baskı uyguluyor (onun adaleti ahlaktır ve kuvveti de yapısı ge­reği şiddete dayanıyor) oysa ben eksiksiz bir özgürlüğe gerek­sinim duyuyorum; daha geniş bir özgürlüğe ulaşmak amacıyla kendime getireceğim geçici sınırlamaları sağlıklı bir biçimde saptayabilmek için tam anlamıyla özgür olmam gerek. Müca­dele ediyorum; çünkü düşüncelerim, devletle ilgili tanımarın bireydeki ve toplumdaki yansımalarını reddediyor. Kendi kuy­ruğunu ısıran, vurduğu darbelerle kendi kuvvetini meşrulaş­tıran (bir hükümet darbesi, başka ne olabilir?) bu yılanın tek bir var olma nedeni var, o da kendisi. İşte ben bu kurumun kanımı emmesini istemiyorum. Bütün gücümle yaşamak ve öl­mek istiyorum. Bununla da kalmıyor. Başkalarını sevebilmek için onların enerjisine de gereksinim duyuyorum egemen oldukları ölçüde sevebilirim.  (Zorunlu Eğitime Hayır)
  • İnsanların, aile dışından kişilere açıklamaya cesaret edemeyecekleri sıkıntılarını eve gelince üstlerinden attıklarını söyle­mek malumun ilanı olur. Aile, insanın "doğal" daha doğrusu kaba davranabileceği ortamdır. Burada, cümle alemin gözün­den uzakta, bütün çirkinlikler ortaya serilebilir; kol kırılsa da yen içinde kalır. John Holt'un kıvrak zekasına kulak verelim: Bugün köle durumunda olan isterlerse ileride, kendileri de köle sahibi olabilirler; "ev imalatı köleler": kendi çocukları. Çocuk bir yandan baskı altında tutulurken, bir yandan da şu tür sözler beynine işlenir: "İleride sen de efendi olacaksın; ama şimdilik söz dinlemelisin." Kimin efendisi? Kendi çocuklarının efendisi; günü gelince çektiklerinin intikamını onlardan alacsksın.Ne kadar "insancıl" ...  (Zorunlu Eğitime Hayır)
  • Çocuğu, geleceğin yetişkini olarak gören o iğrenç düşünceye­ karşı ne büyük mücadeleler verdiğimi biliyorsun. Çocuk, bir yetişkin taslağı ya da tasarısı değildir. Çocuk şimdi, şu an va­rolan bütünsel bir canlıdır. O da bütün canlılar gibi her an ölebilir.  (Zorunlu Eğitime Hayır)
  • Çocuğu bu toplumun biçi­mi ne olursa olsun bir üyesi haline getirmek; çocuğun kendisi olmasını önlemektir. (Zorunlu Eğitime Hayır)
  • Deli miyiz ne? Eğitimciler ne yapmak istiyorlar, biliyor musun? "Sistemi değiştirmek". Tam bir mizah örneği: Kendilerine uygulanan ücret sistemini eleştirmekten aciz olan bu insanlar sistemi de­ğiştirecekmiş! Ne olağanüstü bir gayret, ne büyük bir özveri! Karşılığı parayla ödenen bu özveri ve sevgi karşısında duygu­lanmamı beklemesinler!  (Zorunlu Eğitime Hayır)
  •  "Disiplin altında tutulan bireyin sürekli olarak boyun eğmesini sağlayan olgu, her hal ve koşulda başka bireyler tara­ fından görüldüğü, görülebileceği olgusudur." (Zorunlu Eğitime Hayır)
  • Hapiste yatan arkadaşlarımız, bir yere kapatılmanın insanın bekleme, hep bir şeyleri, birilerini bekleme duygusuna ittiğini söylüyorlardı (duruşma gününü bekleme, avukatı bekleme, mektup bekleme, görüş gününü bekleme, izin gününü bekleme, havalandınna saatini bekleme, cezamn hafifletilmesini bekleme, tahliyeyi bekleme). Biz de birer mah­pusuz. Okul hapishane ... Yalnızca özgürlüğümüze el koyduk­ları ve bizi bir yere kapattıkları için değil; aynı zamanda bizi bitmez tükenmez bir koşuya zorladıkları için; aştığımız her en­gel, bizi yeni bir engelle karşı karşıya bırakıyor. Kimsesiz ve yoksul yaşıyoruz; eğitim, ters tutulan bir dürbün gibi; görmek istediğimiz nesneleri bizden uzaklaştırıyor, anlamsızlaştırıyor. Uzmanlaşma yüzünden hiç kimse tam olarak ne işe yaradığını bilmiyor: İstediğin kadar iyi limonatacı ol, istediğin kadar iyi öğretmen ol, istediğin kadar iyi amiral ol. Herhangi birinin şu insandan daha iyi, bu insandan daha kötü olduğunu kim öl­çebilir? Böyle bir karşılaştırma yapılabilir mi, böyle bir ilişki kurulabilir mi? Kimle kimin, neyle neyin arasında?  (Zorunlu Eğitime Hayır)