Doğum Tarihi: 30 Ekim 1943
Doğum Yeri: İstanbul
Deniz Kavukçuoğlu kimdir?
Kendi dilinden...
"İstanbul-Cihangir doğumluyum; 12 yaşına kadar Cihangir'de, 12-20 yaşları arasında Moda'da yaşadım. 1963 yılında yüksek öğrenim yapmak üzere Almanya'ya gittim. Tübingen Üniversite'sinde Prof. Ernst Bloch'un kürsüsünde 2 yıl felsefe derslerine devam ettim. Daha sonra Heidelberg Üniversitesi'nde 2 yıl sosyoloji, Avrupa İşçi Hareketleri Tarihi okudum, Marksizm'in temel metinleri seminerlerine katıldım. Yüksek öğrenimimi Erlangen-Nürnberg Üniversitesi ekonomi bölümünde tamamladım. 1970-1992 yılları arasında AEG, Dr. Oetker-Deutscher Ring, BMC gibi firmalarda yönetici olarak görev yaptım. Bu süre içinde, 1986-1989 yılları arasında Hamburg'da öğretim görevlisi olarak çalıştım. 12 Mart 1971 Askeri Darbesi'nden sonra yurttaşlıktan çıkarıldım, Türkiye'ye ancak 22 yıl sonra, 1992 sonunda döndüm. 1993 başından beri TÜYAP'da Kitap/Kültür Fuarları Genel Koordinatörü olarak görev yapıyorum; 1996 yılndan bu yana da Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarıyım. Yayımlanmış 13 kitabım var. Moda'da yaşıyorum."
--reklam--
Deniz Kavukçuoğlu Kitapları - Eserleri
- Zarife
- Sen Vatan Haini Misin Baba?
- Onu Ben Öldürdüm Leonardo
- Kedi Gülüşü
- Canım Acıyor Baba
- Moda'da Gezinti
- Alageyik Sokağı Bir Liman Mıydı?
- Hüzün Adasında Bir Köy
- Komik Şeyler Yazmak
- İnsan Suretleri
- Deniz Bitti
- Akıntıya Karşı
- Tarih Her Sabah Yeniden Yazılır
- Umut Sosyalizm
- Mühürdar'dan Moda'ya Geçmişe Doğru Bir Gezinti
--reklam--
Deniz Kavukçuoğlu Alıntıları - Sözleri
- Toplum, çok yaygın bir haber alma ağıyla denetleniyordu. .................................................................................................................................................................. Herkes fişlenmişti. Halkın bir yarısı öbür yarısını diktatörlük adına göz hapsinde tutuyordu. Toplum tutsaklaştırılmıştı. (Sen Vatan Haini Misin Baba?)
- "Oysa başka bir yaşama tanık olmak, başka bir yaşamı öğrenmek, o yaşamı susarak da olsa paylaşmak zorunda kalmak sorumluluklar yüklüyordu insana..." (Zarife)
- Kediler hiçbir yerde Mısır'daki gibi tanrılık katına ulaşmadılar. Mısır'da 1800'lerde bulunan Beni Hasan Mezarlığı'nda 300 bin kedi mumyasıyla karşılaşılmıştır. (Kedi Gülüşü)
- Yaşamda kimi şeylerin anlatilmasinin da anlaşılmasınin da çok zor ,hatta olanaksız olduğunu o günlerde kavramistim... (Alageyik Sokağı Bir Liman Mıydı?)
- Biliyor musun, birinin seni dinliyor olması çok güzel ; ama bir de olumsuz yanı var ;insan kendini dinleyene çabuk bağlanır. (Canım Acıyor Baba)
- Adada gün batarken her şeyin sonlandığı duygusuna kapılırsınız. (Hüzün Adasında Bir Köy)
- Yaşlıca, fakat” cami yıkılsa da, mihrap yerinde duruyor” dedirten türden, bakımlı, hoş bir kadındı... (Sen Vatan Haini Misin Baba?)
- "Herhalde, "orospuluk"un, salt kadınlara özgü bir davranış olduğunu düşünmüyorsunuz siz!" (Zarife)
- "Hastaneler, hele yoğun bakım servislerinin hasta yakınlarıyla dolu koridorları insanların en yalınlaştığı, en çıplaklaştığı yerlerdi..." (Sen Vatan Haini Misin Baba?)
- Çetin Altan'ın deyimiyle birçok mutluluk gibi bu mutluluğu da ıskaladım. (Canım Acıyor Baba)
- Eşim, "Bir insana lanet okuyacaksan, Allah sana çok taşınma nasip etsin, de!" derdi. (Hüzün Adasında Bir Köy)
- Fakat 12 Mart hükümetlerinin, ne imzaladıklarını bilmeden, imzalarının nelere yol açacağını hiç düşünmeden birileri getirmiş diye önlerine gelen her kararı gözü kapalı imzalayan, fakat kendilerine aynı zamanda da demokrat olarak tanımlayan bakanları ise hiç bağışlamadım. Onların gözü kara imzaladıkları bu kararlarla benim gibi on binlerce insanın canı yanmıştır. (Sen Vatan Haini Misin Baba?)
- Insanlar hic konusmadan, duygularini dile dokmeden de anlasabiliyorlardi birbirleriyle... Insan, bir rastlanti sonucu karsisina cikan, bir daha karsilasmayacagini basindan bildigi birini de yurekten sevebiliyordu... (Sen Vatan Haini Misin Baba?)
- "Emeğin, insanın özgürleşmesinde en önemli etken olduğunun bilincine Almanya'da varmıştım. Türk kadınlarının yaşamlarında gözlemlediğim köklü değişimlerde de 'emek' en büyük rolü oynuyordu. Aralarında ortaokul, enstitü, lise hatta üniversite mezunları da olmakla birlikte bu kadınların büyük çoğunluğu toplumumuzun yoksul, dar gelirli kesimlerinden gelen, genellikle de kırsal kökenli, yarısından çoğu okuma yazma bilmeyen insanlardı. Almanya'ya gelmeden önce fabrika nedir, üretim nedir, bilmiyorlardı. Babalarının, kocalarının, ağabeylerinin kendilerine biçtikleri yaşamlara direnç göstermeksizin, direnç göstermeyi akıllarına bile getirmeksizin boyun eğmişler; yeryüzünde başka yaşamlarında da olduğunu, kendilerinin de bu başka, daha iyi, daha güzel yaşamlara layık olabileceklerini hiç düşünmemişlerdi. Almanya'ya gelme kararını da çoğu kendileri vermemişler; bağımlı oldukları, sözlerinden hiç çıkmadıkları erkeklerinin kararına uymuşlardı. Erkekleri onları Sirkeci'de uğurlarken, Almanya'da, gittikleri yerlerde 'neleri yapmamaları' gerektiğini bir bir anlatmışlar, onları sıkı sıkıya uyarmışlardı. Bu kadınların yaşamları da ' neleri yapmak- neleri yapmamak' ikileminde düğümleniyordu aslında... Sirkeci- Münih treninde değil ama vardıkları yerlerde, fabrikalarda iş önlüklerini sırtlarına geçirip yürüyen montaj bantlarının başına geçmeleriyle birlikte başlıyordu, bu ikilemden kurtulma süreçleri... O bantların başında, kendilerinin farkına varmaya, yeni bir kimlik edinmeye, kişiliklerini kazanmaya başlıyorlardı. Bu süreç birçoklarında sarsıntılara, çalkantılara, altüst oluşlara yol açıyordu. Değiştikçe, bireyleştikçe kendilerini o zamana kadar isimsizleştiren ilişkilere başkaldırıyorlardı. Birçoğu göçün daha İlk yıllarında; hep sevdiklerini söylemek, sevgilerini göstermek zorunda kaldıkları ama hiç sevmedikleri, sevemedikleri; kendi seçimleri olmayan eşlerini bırakmışlardı." (Alageyik Sokağı Bir Liman Mıydı?)
- Tut ki karnım acıktı Anneme küstüm Tüm şehir bana küstü Bir kedim bile yok anlıyor musun Hadi gülümse. (Kedi Gülüşü)
- Ne tuhaf, insan nerede olursa olsun, hep başka yerleri, başka insanları özlüyor. (Sen Vatan Haini Misin Baba?)
- Bir insanın çıkar karşılığı beynini satması, beynini satın alanların adına düşünmesi, onlar adına yazılar yazması benimkinden daha büyük bir "orospuluk" değil midir? Ben bedenimi verdim yalnızca, onlarsa beyinlerini satıyorlar... Benim kötülüğüm kendime, ama ya onların ki?.. (Zarife)
- Türkiye, ne yazık ki bir yanıyla döneklikler, ihanetler beşiği. (İnsan Suretleri)
- Büyük kavgalarda küçük tekmeler atilmaz düşene ise hiç vurulmaz (Alageyik Sokağı Bir Liman Mıydı?)
- Ne tuhaftı şu "para"denen şey! Sevgi belki değil ama anlayış da ,saygı da özgürlük de satın alınabiliyordu yerine göre... (Zarife)
Yorumlar
0 yorum