Tam / Gerçek Adı: Duygu Alptekin Gürsu
Doğum Tarihi:
Doğum Yeri:
Duygu Alptekin kimdir?
Duygu Alptekin, Türkiye'de Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) ve Adler International Learning Kanada (ACPC) sertifikalı ilk koçlardan biridir. Kurucusu olduğu Alptekin Koçluk, Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri yanı sıra global koçluk şirketleri Coach in a box EMEA, Center for Creative Leadership NAMEA, Marshall Goldsmith Stakeholder Centered Executive Coaching Europe programı bünyesinde yerel ve uluslararası üst düzey yöneticilere yönelik liderlik ve takım koçluğu yapmaktadır.
Kariyerine Unilever’de başlayan Alptekin, 20 yıla yakın iş deneyiminin 12 yılını Türkiye ve uluslararası pazarlama liderliği görevlerinde The Coca-Cola Company’de kazanmıştır. Başta Türkiye olmak üzere Coca-Cola Bölge Ofisleri’nde marka yönetimi, pazarlama müdürlüğü ve pazarlama direktörlüğü pozisyonlarında çalışmıştır. Bu süreç içerisinde şirket ana markalarının stratejilerinin oluşturulmasına liderlik etmiş ve global pazarlama ekiplerinin bir parçası olarak da bu markaların global stratejilerine yön vermiştir. Aynı zamanda liderlik ettiği kampanyalarla yerel ve uluslararası birçok sektör yarışmasında almış olduğu ödüller bulunan Alptekin, pazarlama yeteneklerini geliştirme, değerlendirme ve eğitim gibi sorumluluklar da taşıyarak bizzat eğitmenlik rolü de üstlenmiştir.
Evli ve bir çocuk annesidir.
--reklam--
Duygu Alptekin Kitapları - Eserleri
- İçimdeki Lider
- Yoksulluk ve Kadın
- Kadın Bedeni ve İstismarı
- Toplumsal Aidiyet ve Gençlik
--reklam--
Duygu Alptekin Alıntıları - Sözleri
- De Beauvoir'e göre penisin performansı bir erkek için kendi öz değerleri haline gelir, penis oğlan çocuğu için ikinci ben rolünü oynamak üzere biçilmiş bir kaftandır; hem kendisine yabancı bir nesne hem de kendisidir. Bu bağlamda penis bir erkek için bedensel aşkınlığı temsil eder. (Kadın Bedeni ve İstismarı)
- Eğer aile üyelerinden birinin aç kalması gerekiyorsa, bunun anne olması yazılı olmayan bir yasadır. Açlık ve yokluk günlerinde bebeğine meme verememe travması yaşamak zorunda kalan yine annedir. (Yoksulluk ve Kadın)
- Bir kaktüsün az suya, bir ayçiçeği bitkisinin de çok suya ihtiyacı vardır, bu tamamen onların doğasına has bir özelliktir. Aynı şekilde, insanların ilişkilerdeki ihtiyaçları da doğalarına göre farklılık gösterebilir. (İçimdeki Lider)
- Stanley Ben'e göre başkalarının dikkatinin odaklandığı bir inceleme nesnesi olmak kişide yeni bir farkındalık durumu yaratır. Bu farkındalık, gözlenen kişinin kendisini başkaları tarafından etiketlenmiş, yaftalanmış bir nesne olarak görüldüğünü fark etmesidir. Bu gözlenmenin sonucu kişi sonsuz ve sınırsız olanaklar yerine sınırlı olasılıklar içinde bir şey olarak sabitlenir, durağanlaştırılır. Diğer bir deyişle gözetlenme kişinin seçim alanını ve dolayısıyla özgürlüğünü sınırlandırır. (Kadın Bedeni ve İstismarı)
- Konuştuğunuzda sadece bildiğinizi tekrar edersiniz, ama dinlerseniz yeni bir şey öğrenme şansınız olur.. (İçimdeki Lider)
- Aile içi şiddet, ailedeki ilişkilerin başarısızlığından çok, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin bir sonucudur. (Yoksulluk ve Kadın)
- "Kadın öyle bir durumdadır ki, bütün insanlar gibi özgür ve özerk bir varlık olduğu halde yine de kendini, erkeklerin onu öteki statüsünü benimsemeye zorladıkları bir dünyada yaşar bulur." (Yoksulluk ve Kadın)
- Cinsel şiddetin uygulanmasında aslolan şiddete dayalı cinsellik değil, cinsel görünümlü şiddettir. (Kadın Bedeni ve İstismarı)
- [...] kadınlar, erkek egemen iktidarın nesneleştirerek hiçleştirdiği bedenlerini varoluşlarını kanıtlamak için yok etmektedir. (Yoksulluk ve Kadın)
- Türkiye'de yapılan kent yoksulluk çalışmalarının sonuçları da kent yoksullarının 1980 sonrası göç ettiğini ortaya koymaktadır. (Yoksulluk ve Kadın)
- Bir gezgin patikada yürürken bir taşocağında çalışan üç taş işçisi görmüş. Her biri bir taş bloğu kesmekle meşgulmüş. Ne üzerinde çalıştıklarını merak eden gezgin, ilk taşçıya ne yaptığını sormuş. '' Görmüyor musun?'' demiş işçi, ''Taş kesiyorum!'' Yeterince bilgi alamadığını düşünen gezgin, ikinci işçiye gidip ne yaptığını sormuş. ''Bu taş bloğunu kare biçiminde, kenarları eşit uzunlukta olacak şekilde kesiyorum ki duvarları kesiyorum ki duvardaki yerine tam olarak otursun,'' demiş adam. Gezgin, taş işçilerinin ne üzerinde çalıştığına dair biraz daha fikir sahibi olsa da hala net bir bilgi alamadığını düşündüğünden diğerlerinden çok daha mutlu bir şekilde çalışan üçüncü işçiye yönelip aynı soruyu sormuş ve şu yanıtı almış: ''Bir katedral inşa ediyorum!'' (İçimdeki Lider)
- Modernite, toplum dünyasını bir bütün olarak "iyileştirme" iddiasını beden üstünde de sürdürmüş, ilksel dönemlerdeki gündelik hayatın bütün izlerini taşıyan, acılarını, hazlarını ve her türlü etkilenimlerini doğal olarak tezahür ettiren bedenin yerine koku,salgı,akıntı gibi doğal tezahürlerinden arın(dırıl)mış pürüzsüz bir beden inşa etmiştir. Modernitenin bedeni bu yeniden ele alışı ırkı, cinsiyeti, sınıfı ve daha pek çok konuyu içeren ayrımcılığı da beraberinde getirmiştir. (Kadın Bedeni ve İstismarı)
- Bir kaktüsün az suya, bir ayçiçeği bitkisinin de çok suya ihtiyacı vardır, bu tamamen onların doğasına has bir özelliktir. Aynı şekilde, insanların ilişkilerdeki ihtiyaçları da doğalarına göre farklılık gösterebilir. (İçimdeki Lider)
- Kadın yoksulluğu sadece gelir eksikliği değil, cinsiyetin bir yansıması olarak her şeyden önce kadınların "seçimleri" ve "fırsatlar" hususundaki "kısıtları"ndan kaynaklanmaktadır. (Yoksulluk ve Kadın)
- Kadının metalaşmasının en önemli belirleyicisi kadının kendisini, gözleyicisinin algısıyla yorumlamayı içselleştirmesidir. (Kadın Bedeni ve İstismarı)
- Eğitim, kadınların insani gelişmelerini sağlaması ve sağlıklı bir toplum yetiştirmesi bakımından da oldukça önemlidir. (Yoksulluk ve Kadın)
- Alt sosyoekonomik grupta yer alan erkekler, ekonomik istikrarsızlık içinde bulunduklarında, yani işsizliği ve gelir kayıplarını, erkeksi kimliğe yönelik bir tehdit olarak algılamaktadır. (Yoksulluk ve Kadın)
- Köleler ve fakir kadınlar ile üst sınıftaki kadınlar arasındaki fark köle ve fakir olan kadınların üstlendikleri roller gereği biraz daha serbest bir biçimde dışarı çıkmalarıdır. Bu sınıftaki kadınlar dışarıdaki ayak işleriyle uğraştıkları için ciltleri yoğun bir güneş ışığına maruz kalıp bronzlaşır. Bu bağlamda bronzlaşma bir kadının ayak işleriyle uğraştığının dolayısıyla da onun daha aşağı bir sınıftan olduğunun bir simgesi kabul edilirken öte yandan bir kadının beyaz tenli olması da onun tam tersine güneş görmediğini ve varlıklı bir sınıfta bulunduğunu ifade eder. (Kadın Bedeni ve İstismarı)
- Kadın okuryazarlığı konusunda OECD ülkeleri arasında son sırada yer alan Türkiye, benzer sosyoekonomik gelişmişlik göstergelerine sahip birçok ülkeninde gerisindedir. (Yoksulluk ve Kadın)
- Goffman'a göre toplumsal yaşamda her bireyin çeşitli rolleri olsa bile bu rolleri aralıksız oynaması mümkün değildir. Birey bu aralıkta, molada mutlaka bu rollerin yükünden kurtulmalıdır. Bireyin kendisi olabilmesi için sahnede olmadığı anlara ihtiyacı vardır. Bu anlar hassas, duygusal, öfkeli, arzulu ya da iç dünyasıyla baş başa kaldığı anlardır. Sürekli sahnede olmak, "maskeli balo"da düzgün, etkili, pürüzsüz bir performans sergilemek zorunda olmak insanda hasara yol açar. (Kadın Bedeni ve İstismarı)
Yorumlar
0 yorum