Doğum Tarihi: 12 Ocak 1729
Doğum Yeri: Dublin, İrlanda
Ölüm Tarihi: 9 Temmuz 1797
Ölüm Yeri: Beaconsfield, Birleşik Krallık
Edmund Burke kimdir?
İngiltere Avam Kamarası'nda uzun yıllar milletvekilliği yapmış İrlandalı-İngiliz siyaset adamı, yazar, hatip, siyaset kuramcısı, filozof.
Burke Protestan bir baba ve Katolik bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Özellikle Fransız İhtilali'ne karşı olmasıyla ve Kuzey Amerika'daki İngiliz sömürgelerinin bağımsızlık hareketine verdiği destekle hatırlanır. Fransız İhtilali karşıtlığı, tarihteki en ünlü muhafazakâr siyasetçilerden biri haline gelmesini sağlamış, Anglo-Amerikan muhafazakârlığının babası olarak anılmasına neden olmuştur. Burke estetik üzerine felsefi çalışmalar da yaptı ve Annual Register adlı siyasi dergiyi çıkardı.
Fransız İhtilali Üzerine Düşünceler adlı eserinde bu ihtilale ciddi eleştiriler getirdi. Önceleri şüpheyle karşılansa da, ihtilal sonrası Fransa'da Burke'ün öngördüğü şekilde karışıklıklar olması ve şiddet kullanılması üzerine, eser yaygınlaşan bir kabul gördü.
Burke 'liberal' bir muhafazakardı. Toplumsal reformların evrimsel bir süreçte yapılması gerektiğini söylüyor, ancak devrimsel, topyekûn değişim planlarına karşı çıkıyordu. Bu açıdan, Joseph de Maistre gibi statik bir düzen savunan otokratik kıta Avrupası düşünürlerinden farklıdır.
Adam Smith, iktisat konusunda Burke ile tamamen aynı görüşte olduklarını yazdı. Burke'ün fikirleri, Friedrich Hayek ve Karl Popper gibi 20. yüzyılın önemli liberal - muhafazakâr düşünürleri üzerinde etkili oldu. Winston Churchill, onu tiranlığa karşı savaşan ve toplumu farklı uçlardan gelen aşırı eğilimlere karşı savunan bir düşünür olarak tasvir etti.
Öte yandan, Burke, Karl Marx gibi devrimci sol siyasetçiler tarafından kıyasıya eleştirildi.
--reklam--
Edmund Burke Kitapları - Eserleri
- Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler
- Devrimin Şeytanları
- Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma
- Devrimin Kötülükleri
- The Evils of Revolution
--reklam--
Edmund Burke Alıntıları - Sözleri
- ...hitap yeteneği, aynı ölçüde bilgelik olmadan varolamaz. (Devrimin Şeytanları)
- İnsanlar doğaları gereği inanmaya şüphecilikten daha eğilimlidirler. Bu ilke nedeniyle kavramları ayırt etme ve sınıflandırma konusunda zayıf ve geri kalmış, en cahil ve barbar uluslar teşbihler, kıyaslamalar ve alegoriler konusunda sıklıkla üstünlük göstermişlerdir. Işte bu nedenle Homeros ve doğulu yazarlar, hayranlık uyandıran benzetmeler bulsalar da, bu benzetmelerin doğruluğu üzerinde pek durmamışlardır. Yani genel benzerlik çok hoşlarına gider, bu benzerliği güçlü biçimde resmederler ve benzerlik kurulan şeylerin arasında bulunabilecek farklılığa aldırış etmezler. (Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma)
- Eğer avukatların ve ilahiyatçıların tüm saçma teorileri bilinen şeyleri hükümsüz bıraksaydı, dünyada ne kanun ne de din olurdu fakat mantıksız teorideki meselenin asıl amacı; diğer tarafın yanlış iddialarını ortaya çıkarmak için bir sebep göstermek ya da öteki tarafın ahlaksız ilkelerini yaymaya çalışmaktır. (Devrimin Şeytanları)
- Eğer erdem samanlıkta kaybolan iğneler arasında olsaydı, en zor bulunan o olurdu. (Devrimin Şeytanları)
- Devleti oluşturan parçalar kendi yönetim anlayışlarını düşünmeksizin halkın her kesiminden farklı inançlara sahip insanları aynı çatı altında birleştirmek zorundadır, aksi taktirde yetki ve iktidar kısa bir süre içinde yıkılacaktır. (Devrimin Şeytanları)
- Ünümü yalnızca hatalarıma borçluyum. (Devrimin Şeytanları)
- Benzerlikten duyulan haz esas olarak imgelemi okşayan bir haz olduğundan, tasvir edilen ya da karşılaştırılan şeyler hakkındaki bilgilerinin genişliği ölçüsünde, bu konuda herkes neredeyse eşittir. Zira herhangi bir doğal güce ya da yetiye değil deneyim ve gözleme dayanır. Genellikle Beğeni farkı olarak adlandırdığımız şey bilgi farkından ortaya çıkar. Heykel konusunda fazla bilgisi olmayan birisi bir peruk kalıbını ya da sıradan bir heykeli, gördüğünde anında etkilenir ve keyiflenir, çünkü insan figürüne benzer bir şey görmektedir. Tamamen bu benzerliğe daldığından kusurlarına dikkat etmez. Ilk kez bir taklitle karşılaşan hiç kimse kusurlara dikkat etmez. Bu acemi kişi bir süre sonra daha nitelikli bir eser karşısında diğerine daha küçümseyici yaklaşacaktır. Değişik zamanlarda birbirinden böylesine farklı figürlerde hayranlık duyduğu şey tamamen aynıdır;bilgisi artmış olsa da beğenisi değişmemiştir. O ana kadarki yalnışı sanat konusundaki eksikliğinden ve tecrübesizliğindendi. Diyelim ki söz konusu kişiyi bir şaheserin eseri sıradan bir sanatçının eserinden daha fazla memnun etmesin. Bunun nedeni kişinin zevkinin daha az gelişmiş olması değil, herkesin insan figürünü, onun bir taklidi hakkında uygun yargıya varmasına yetecek titizlikte gözlemlemediğindendir. (Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma)
- Ama benim görüşüm, araştırma yöntemine en çok yaklaşan öğretim yönteminin kıyaslanamayacak biçimde en iyi olduğu yönündedir. Zira bu yöntem, birkaç cansız ve kısır hakikat sunmakla yetinmek yerine bizi bunların kaynağına götürerek, okurun kendisini de keşifte bulumaya, yazarın keşiflerini yaptığı, tabii yazar değerli bir şeyler bulacak kadar şanslıysa, yola sevk eder. (Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma)
- Bizimle mücadele edenler bizi güçlendirir ve yeteneklerimizi sivriltir. Düşmanımız, bizim yardımcımızdır. (Devrimin Şeytanları)
- Düzleştirmeye kalkışanlar asla eşitleyemezler. (Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler)
- "Fakat zenginlik, yoksul olana kâfî bir suçtu. " Cooper's Hill, Sör John Denham (Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler)
- “Bana öyle geliyor ki büyük bir kriz yaşıyoruz… Fransız Devrimi dünyada bugüne kadar meydana gelen olayların en hayret verici olanıdır. En harika şeyler çoğu kez en tuhaf ve saçma araçlarla gündeme gelmiştir; en gülünç tarzlarda ve de, açıkçası en adi vasıtalarla. Hafif meşreplik ve yabanilikle örülü bu tuhaf kaos ortamında her şey tabiatının dışına çıkmış; her türden suç, bin bir çeşit tiyatro gösterisine sirayet etmiş görünmektedir. Bu korkunç derecede trajikomik sahneyi izlerken, birbirine zıt tutkular mecburen birbirini takip etmekte; zaman zaman da zihnimizde birbirine karışmaktadır; aşağılanmanın ardından öfke; kahkahanın ardından gözyaşı, küçümsenmenin ardından korku.” Görüldüğü üzere Burke, muhafazakârlığın Kapital’i olarak kabul edilen eserinde Devrimin sözde kazanımlarının patavatsız coşku krizine yol açtığını ve kraliyetin yaşadığı ıstırabın yıkıcı unsurlara leziz öğünler sunduğunu dile getirir. (Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler)
- İnsanlar doğaları gereği inanmaya şüphecilikten daha eğilimlidirler. Bu ilke nedeniyle kavramları ayırt etme ve sınıflandırma konusunda zayıf ve geri kalmış, en cahil ve barbar uluslar teşbihler, kıyaslamalar ve alegoriler konusunda sıklıkla üstünlük göstermişlerdir. Işte bu nedenle Homeros ve doğulu yazarlar, hayranlık uyandıran benzetmeler bulsalar da, bu benzetmelerin doğruluğu üzerinde pek durmamışlardır. Yani genel benzerlik çok hoşlarına gider, bu benzerliği güçlü biçimde resmederler ve benzerlik kurulan şeylerin arasında bulunabilecek farklılığa aldırış etmezler. (Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma)
- İlk dürtülerden birisi; hiç kimsenin kendi davasında yargıç olmaması gerektiğidir. (Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler)
- İnsanoğluna hayat veren mükemmel zekâ tamamiyle göründüğü yaşta olamaz ve içinde her türlü duyguyu barındırmış sonsuz bir zaman içinde ilerler... (Devrimin Şeytanları)
- ...halkı etkilemek ve sarsmak için ilginç, sıradışı bir şeyler yaratmak gerekir. Barbarlarda bu işlevi mitoloji olarak görürlerdi. Daha sonra mitolojinin yerine geçen devler, sihirbazlar, periler ve roman kahramanları da kendi dönemlerinin yalınlığını tüketmiş durumdadır. (Devrimin Şeytanları)
- ... acıyla ilgili kavramların hazla ilgili olanlardan çok daha güçlü olduğuna inanıyorum. (Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma)
- Sofistlerinizin aklın yolundan yürümesi için ihtiyaçları olan tek şey cesur bir özgürlüktü. Sizin bize bahşettiğiniz yapay dünya yerine biz doğal dünyayı seçtik. Yalanların aksine yüreğimizin sesini dinledik. (Devrimin Şeytanları)
- Kendilerine ait olmayan bir karakteri edinmek için kendi karakterinden vazgeçenler, büyük ölçüde, vazgeçtikleri karakterin de, kazandıkları karakterin de cahilidirler. (Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler)
- Cesur bir halk, erdemli bir yoksulluğu, ahlaksız ve servet sahibi bir köleliğe kesinkes tercih edecektir. (Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler)
Yorumlar
0 yorum