Doğum Tarihi:
Doğum Yeri:
Faruk Şüyün kimdir?
Gazeteciliğe 1976 yılında başladı. 1977-1979 tarihleri arasında Dünya Gazetesi kültür-sanat sayfasında çalıştı. 1980 yılından başlayarak Hürriyet Gösteri'de, Varlık'ta; ayrıca, ansiklopedi yayıncılığı yapan kuruluşlarda editörlük, madde yazarlığı, redaktörlük gibi görevlerde bulundu. Birçok yayınevinde editörlük görevi üstlendi, diziler hazırladı, Varlık Yıllıkları’nı gerçekleştirdi. Toros Yayınları’nda Yaşar Kemal’in Bütün Kitapları’nı hazırladı. İstanbul Yeni Asır’ın sanat sayfasında, Günaydın ve Sabah gruplarının birçok gazetesinde görev aldı, Sorumlu Müdürlük yaptı. Güneş Gazetesi’nin sanat sayfası editörlüğünü yürüttü. Çeşitli televizyon kanallarında edebiyat programları, ayrıca çeşitli kurumlara festivaller, sanat geceleri düzenledi. Dünya Gazetesi’nde yirmi yedi yıldır çalışıyor ve her Cuma “Odak” başlıklı yazılar yazıyor. Yirmi beş yaşındaki Dünya Kitap Dergisi’nin yayın yönetmeni. Beşiktaş Belediyesi için on bir yıldır “Ustalara Saygı” toplantıları düzenliyor.
--reklam--
Faruk Şüyün Kitapları - Eserleri
- 101 Ustadan Hayatın "Şey"leri
- Bir Arkeoloji Dedektifinin Maceraları
- Beklemek Ve Ummak
- Füruzan Diye Bir Öykü
- Arkadaşım Selim
- Lezzet İmiş
--reklam--
Faruk Şüyün Alıntıları - Sözleri
- Türkiye'de tarih bilinci yok. ee, kitap baskısı da yok zaten, kim; nereden okuyacak tarihi. Yüzde 90'ı okuma yazma bilmiyor cumhuriyetin başında, Türkiye'nin. Okuma yazma yok, kitap yok. Düşünsenize 1800'en sonra topu topu 80 tane kitap basılmış. Halbuki Avrupa'da 1450 de matba kurulmuş, 1500'de 300 adet matbaa var. Biz kitap basmaya başlayana kadar 300 milyon kitap üretilmiş. (101 Ustadan Hayatın "Şey"leri)
- ...Afyon müzesini gezerken bir mumya kadar yaşlı bekçinin, "Burada lanet okuyan heykeller ve yazıtlar var ama onları sergiye çıkarmıyoruz" sözleri zihnimde bir ışık yaktı. İşte o gezideki antik kentlerde, böyle bir heykelin ya da yazıtın önünden geçmiş olmalıyım ki, "bedduası" beni bir arkeoloji tutkunu yapmıştı. (Bir Arkeoloji Dedektifinin Maceraları)
- Yeni bilgiler edinmek, kişiliği durmaksızın geliştirmek her zaman hedefim olmuştur. Ama bunları bireyci olarak, ben böyle olayım diye değil de, madem ki insanız ve yaşıyoruz bunun hakkını verelim düşüncesi ile gerçekleştirmeye çalışıyorum. (101 Ustadan Hayatın "Şey"leri)
- 'Dünya'da ne kadar fenalık varsa Avrupalılar yüzünden gelmiştir.' Ara Güler (101 Ustadan Hayatın "Şey"leri)
- Türkiye'de her 10 günde bir yeni bitki bulunmaya devam ediyor. Avrupa'da böyle bir şey yok. Bulunduğu zaman bayram yapıyorlar, şenlikler düzenliyorlar. (101 Ustadan Hayatın "Şey"leri)
- Gezmem için, öğrenmem için, okumam için, her şey için zaman daralıyor. (101 Ustadan Hayatın "Şey"leri)
- Ölüm, başlıca motivasyon. Ya teslim olur ve bu hayatın devamını garanti altına almaya çalışırsınız ya da bu müthiş kesinliğin karşısına dikilir, öncesindeki verili hayatı kazmaya başlarsınız. Ölüm, mutlak olan tek bilgimiz. Değiştiremeyeceğimiz kesin olan tek durumumuz. Bir biçimde yatıştırmadan yaşayamayacağımız tek fobimiz aynı zamanda. (101 Ustadan Hayatın "Şey"leri)
- Ey mutluluğun sâde ülkesinin sakinleri Ey yağmurda açılan pencerelerin komşuları Onu bağışlayın Onu bağışlayın Çünkü büyülenmiş (Füruzan Diye Bir Öykü)
- 'Bazen, hayatımın uzun yıllarını bir odaya kapatıp kendi kendimi rehin alarak çile ve yalnızlık içinde geçirmiş olduğumu düşündüğümde oluyor ama yine de ölüm geldiğinde yaşama doymuş ve her şeyi unutmuş olacağım.' (101 Ustadan Hayatın "Şey"leri)
- Para mara kazanmadım, ama onurum var. O da bana yetiyor. (101 Ustadan Hayatın "Şey"leri)
- Bakın Türkiye ekonomisi toprak ve inşaat yapısı üzerine kuruludur. (101 Ustadan Hayatın "Şey"leri)
- Hiç anlatılmamış şeyler kaldı aramızda, hep susuldu, konuşulmadı, içe atıldı. Annemle de, babamla da. Babam on sekizimdeyken öldü. Kimdi? Ölürken annesini sayıklamıştı. "Geliyorum anne..." Yetmişimde unutamadım, fena halde yakıyor. (Arkadaşım Selim)
- Proje yapmamak lazım, içinden geldiği gibi yaşamak lazım... Proje ile mi seviyorsun bir kadını?! Proje! Ne projesi? Yaşamak diye bir olay var. Yaşamak, dünyada var olmak, nefes almak. ‘Yaşamak güzel şey be kardeşim’ diyen adam, Nazım Hikmet, işte o yaşamayı benim düşündüğüm gibi anlıyor. (101 Ustadan Hayatın "Şey"leri)
- "İlçemizde özellikle ilkbahar ve sonbaharın ilk günlerinde siyah güller yetişiyor. Siyah güller, kesilip başka yere götürüldükten sonra rengini değiştiriyor. Tohum olarak başka bir bölgeye ekildiğinde de buradaki gibi siyah açmıyor. Güller yalnızca ilçemiz topraklarında siyah açıyor." // Halfeti başlıklı gezi notları.. (Bir Arkeoloji Dedektifinin Maceraları)
- Roman okumayanlar, romanları kuçumseyenler, bir bakıma hayata yalınkat bakmaya, hayatlarında sığ kalmaya yargılı kişilerdir diyebilir miyiz? (Arkadaşım Selim)
- 'Ataerkil toplumlarda zihniyet dönüşümü kolay olmuyor.' (101 Ustadan Hayatın "Şey"leri)
- "Veda edişler, veda ediş yazıları iç burkucu, hele bir yaştan sonra. Günün birinde bütünüyle veda edişlerden bir roman yabda öykü yazmak isterim, altından kalkabilirsem. Belli bir yaştan sonra ıssızlaşıyorsunuz. Gerçi yeni arkadaşlar, yeni bir çevre edinmişsiniz. Gelgelelim yılları paylaştığınız, size kılavuzluk etmiş kişiler birer ikişer ölmüşler; özlüyorsunuz, anıları kimileyin ateş gibi yakıyor. Yeryüzünün her günkü acılarıyla boğuşurken artık büsbütün yalnız kaldığınızı anlıyorsunuz." (Arkadaşım Selim)
- Bazen, hayatımın uzun yıllarını bir odaya kapanıp kendi kendimi rehin alarak çile ve yalnızlık içinde geçirmiş olduğumu düşündüğüm de oluyor ama yine de ölüm geldiğinde yaşamaya doymuş ve her şeyi unutmuş olacağım. (101 Ustadan Hayatın "Şey"leri)
- Bir tek yargıç, bir tek jüri var karar verecek olan, kimin haklı olduğuna ve en doğruyu yaptığına. Ona inanıyorum, ondan ödül bekliyorum. O jüri kim biliyor musunuz? Zaman. Başka da hiçbir şey yok. (101 Ustadan Hayatın "Şey"leri)
Yorumlar
0 yorum