Doğum Tarihi: 1957
Doğum Yeri: İstanbul
Faruk Ulay kimdir?
1957, İstanbul doğumlu grafik tasarımcı. 1982den bu yana görsel ve yazınsal çalışmalarını Los Angelesta sürdürmektedir. 1988 yılında, sanatçının ilk öykü kitabı olan Kopuk Bağlantılar 1994te, Yazılamamış Bir Tarih Kitabı İçin Dipnotlar, 1995te ise ilk romanı olan İti yayımlandı.
Faruk Ulay Kitapları - Eserleri
- Üç Parça Toprak
- Ağ
- Amber
- Bırakmak
- İti
- Tuhaf İnsanlar Zamanı
- Modus Operandi
- Kopuk Bağlantılar
Faruk Ulay Alıntıları - Sözleri
- Anladığım kadarıyla değişimin korkunçluğu, göz açıp kapayıncaya dek olmasından kaynaklanıyor. Faka bastırılmış olmayı kimse hazmedemiyor. (Bırakmak)
- Tüfeğini de yitirmiş bir asker taburunu arıyor. Sürekli ertelenen bir savaşın yorgunu. Ayaklarında tabanları çıkmış postallar. Sırtındaki çuval filizli patates dolu. Elindeki torba fındık kabuğu. (Üç Parça Toprak)
- Sözcüklerin gerçekleri saklamak için icat edildiğinden eminiz artık. Gerçeklerin sayısı arttıkça dil de zenginleşiyor. Bakışlarla konuştuğumuzda çıplaklığımız belli oluyor. (Üç Parça Toprak)
- Kaçmayı düşünenlerimiz nereye kaçacağını bilmeyenlerin arasından çıkıyor. Onları kaçırmak bize düşüyor. Nereye gittiklerinden habersiziz. ** Eve döndüğümüzde önümüze koyulan çorbada kalabalık caddelerin kokusu var. Hayratlara zincirlenmiş maşrapaların ağızlarında çokkanatlı böcekler. (Üç Parça Toprak)
- Zorlanmadan düşünebilmek, böyle basit bir beceriye sahip olup ondan istediğimce yararlanabilmek şimdilik bana yetiyor. Temeli basit bir mantığa oturan yalın bir düşünceyle başlayıp ona aynı yakınlıkta yenilerini ekleyerek bozmadan genişletebilme becerisi. Düşünce üretme yetisi. (Bırakmak)
- Yaşıyor muyum diye soramayacak denli yaşlı hissediyorum kendimi. Sorarsam, beni yaşamadığıma inandıracak yanıtlar vereceğim. Yaşamaya nasıl dönerim diye sorarsam, vereceğim yanıtların doğruluğunu sınayamayacak denli yaşlandığımı anlayacağım. (Bırakmak)
- Yeşil deri kaplı çalışma masasında, boşa attığı görülmemiş, elektrikli bir daktilo. Gövdesi fil, parmakları örümcek bir general savaş anılarını yazmakta. Yıldızlarını dörde çıkaramadan emekli edilmiş. Kulaklarında top seslerinden yapılmış küpeler. Bir savaşa katıldığını anımsıyorsa da sonuçtan emin değil. "Yenmiş miydik yoksa yenilmiş miydik? Yenilmişsek kimin oyununa gelmiştik?" Kuyusunu kazmayı düşünmüş bir silah arkadaşı bulup adını açıklayabilmek için yenildiğine inanmak üzere. General savaşın sonunu getirmekte zorlanıyor. (Üç Parça Toprak)
- Saygın bir çevirmen olarak girdiğim toplantıdan karanlık işler çeviren bir yazar olarak çıkmak üzereyim. (Bırakmak)
- Gün gelecek, tırnaklarımızı yemeden durabileceğiz. Ellerimiz tüm kokulardan arınmış olacak. Avuçlarımıza renk gelecek. O zaman acı çekmeden tokalaşabileceğiz. (Üç Parça Toprak)
- Kendimi boşluklara düşmüş bulmak iyi geliyor. Düştüğüm yerlerde sıkışıp kalmadıkça. (Bırakmak)
- Pişmanlık para etmiyor. Kendimize ağır cezalar vermekte ustayız. Bize öngörülen yaşamı yermeyi sürdürüyoruz. (Üç Parça Toprak)
- 16. Namuslarını temizleme malzemesi satan dükkânlar kalabalıktan geçilmiyor. Kadınlar kapıları tutmuş, kimseyi dışarıya salmıyor. Biz dışarıdayız. Ceplerimiz cilalı taş dolu. Kime atacağımızı bilmiyoruz. 17. Hoş karşılanmıyoruz. Hava bozuk. Boş bulunup buranın ne biçim bir yer olduğunu sorduğumuzda koyunlarından çıkardıkları bayrakları dalgalandırıyorlar. Rüzgâr bile onlardan yana. 18. Sürekliliği sağlanamadığından devrimin yapılmadığını savunanlara yönelik saldırılar artıyor. Yumurta satışları rekor düzeyde. Leylakların bu yıl da açmayacağı söylentileri. (Üç Parça Toprak)
- Uçmakta zorlanan kuşlara konacakları bir dal bile bırakamıyoruz. (Üç Parça Toprak)
- Namusları temizleme malzemesi satan dükkanlar kalabalıktan geçilmiyor. (Üç Parça Toprak)
- "Eskiden de böyle derdin, hiç değişmemişsin," diyor. "Değişen hiçbir şey yok o zaman," diyorum. "Tersine, her şey eski haline dönemeyecek denli değişti," diyor. "Ben değişmiş bir şey görmüyorum," diyorum. "Bence görüyorsun ve kendini eve kapayacak denli nefret ediyorsun yeni düzenden," diyor. (Bırakmak)
- Saçlarını boyayan kadınlar hızla kilolanıyor. Eteklerinin boyu uzuyor. Pabuçlarının topukları alçalacağına kalınlaşıyor. Ne zaman önümüzde yürüseler gözümüze toz kaçıyor. (Üç Parça Toprak)
- Bir çiçek gizlice açıp kapıyor. Tam açmışken bize yakalandığında hep tomurcuk olarak görünmek için böyle yaptığını anlıyoruz. * Göğüsleri kelebek tozuna bulanmış kadınlar geçiyor. Yüzleri apak. Ellerinde hep aynı sefer tasları. İçleri hep boş. * Kara bulutlu gecelerde uyumak zor geldiğinde kendimizle hesaplaşıyoruz. O zaman güneşi çabuk görüyoruz. (Üç Parça Toprak)
- "Bir araç ne zaman gereç olur?" (Üç Parça Toprak)
- Dışarısı beni çekmiyor. Ne zaman çıksam, değiştiği söylenen şeyleri eski halleriyle eski yerlerinde buluyorum. Oysa her şeyi etkileyen, her cana dokunan bir degişiklikler toplamından konuşuluyor. Korku uyandıracak denli azılı, yaşamı altüst eden bir değişim. (Bırakmak)
- Tek başımayken düşünmemeye çalışıyorsam da tekbaşımalığımı unutturcak denli çok düşünüyorum. Düşünürsem bir an önce cevaplanması gereken sayısız soruyla karşılaşacağımı biliyorum. (Tuhaf İnsanlar Zamanı)
Yorumlar
0 yorum