Türk Felsefeci, Tarihçi Fatih Mehmet Şeker edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Fatih Mehmet Şeker hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Fatih Mehmet Şeker hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Fatih Mehmet Şeker hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Tam / Gerçek Adı: Doç.Dr. Fatih Mehmet Şeker

Doğum Tarihi:

Doğum Yeri:

Fatih Mehmet Şeker kimdir?

--reklam--

Fatih Mehmet Şeker Kitapları - Eserleri

  • Türk Dikkati
  • Osmanlılar ve Vehhâbîlik
  • Cumhuriyet İdeolojisinin Nakşibendilik Tasavvuru
  • Türk Entelektüel Tarihinin Teşekkül Devri
  • Türk Düşünce Tarihi Açısından Kutadgu Bilig
  • Türk Dini Düşüncesinin Teşekkül Devri
  • İslamlaşma Sürecinde Türklerin İslam Tasavvuru
  • Selçuklu Türklerinin İslam Tasavvuru
  • İyi Türkiye
  • Osmanlı Entelektüel Geleneği
  • Modernleşme Devrinde ilmiye
  • Türk Zihniyet Dünyası ve Hayat Felsefesi
  • Osmanlı İslam Tasavvuru

--reklam--

Fatih Mehmet Şeker Alıntıları - Sözleri

  • İbn Haldûn'a göre insan, kendi üzerinde hakimiyet kuranlarda, bir kemâl bulunduğuna inanır ve ona boyun eğer. (Selçuklu Türklerinin İslam Tasavvuru)
  • "Bizde eserler bir nakîsa yüzünden kenarda kalıyorlar: Okumakta tekâsül. Bu nakîsa ile büyükten küçüğe kadar bütün bir nesil ma'lûldür; gençliğinde okuduğu eserleri bir daha eline almaz, tekrar eline alsa bile gelişigüzel karıştırır, sahifelerde eski hâtıralarını arar ve kapar, mamafih o eserler hakkında yine fikirlerini söyler; farkında olmaz ki onsekiz yahut yirmi yaşındaki zevki ve kafasıyla edindiği bir fikri kırk yahut elli yaşında tekrar ediyor. Çocukken okuduğumuz kitapların hepsi aynı kıymette miydiler? O kitapları bir daha elimize alırsak anlarız ki bazılarını, sırf o yaşa mahsus bir lezzetle tatmışız, bazılarını da o yaşta tam bir derecede anlayamamışız". nakîsa: eksiklik, kusur tekâsül: üşenme, gevşeklik ma'lûl: illetli, hastalıklı (Türk Dikkati)
  • Bir başka ifadeyle bütün modern yönlerine rağmen siyasi mağlubiyetlerin fikri boyutunu gözden kaçırmadıkları ve eskiye karşı zihni bir hazımsızlık sergilemedikleri için modernist değildirler (Modernleşme Devrinde ilmiye)
  • "İlimlerin en faziletlisi Allah'ı bilmektir." Gazzali "Hikmet: lisan ile Hakk'a, cenân ile fikre ve erkân ile harekete isabet etmektir." Bursevî (Osmanlı İslam Tasavvuru)
  • İlmî ve amelî hikmeti kuşatan İslâm nazarî ve amelî hükmü birbirine denk olarak görür; zira "bî-amel olan ilim vebâl ve bîla-ilim olan amel dalâldir". Gazzalî ile Taşköprîzâde bu noktada ısrar ettiği gibi Descartes'le Kant da aynı noktada ısrar eder. İnsanın gerçek görüşlerinin hangisi olduğunu bilmek için söylenilenlerden çok yapılanlara dikkat edilir. Pratik anlamda Tanrı'yı sevmenin, O'nun emirlerini seve seve yerine getirmek mânâsına geldiği gözden kaçırılmaz. (Türk Dikkati)
  • Halk öteden beri örf ve âdetlere yaslanır. Düşünceyle kültürü birbirinin ışığında mânâlandırır. Bu demektir ki tefekkürün ağırlığını örf ve âdetler omuzlar. (Türk Entelektüel Tarihinin Teşekkül Devri)
  • "Cihetsiz olarak nereye bakılırsa görülen O'dur. Her nesnede Allah'tan bir nîşan vardır fakat O bî-nîşandır. Her mekânda O'ndan bir eser vardır fakat O bî-mekândır. Her mevcut ile beraberdir fakat beraberliği zamânî değildir. O uzak sanılır ama candan daha yakındır. Her mevcut daima O'nu teşbih eder. Celâlî satveti ile her mevcûd makhûr; cemâlî tecellisi ile de her zerre mesrûrdur. Varlık dairesine dahil olan her şey O'nun varlığına kesin delildir. Kâinat onun vahdetinden haber verir." (Türk Dikkati)
  • Erol Güngör de şunu söyler: “Türbesi ve yatırı olmayan bir Müslüman kasabası mümkündür, ama böyle bir Türk kasabası düşünülemez”. Mistik bir mâhiyete sahip olan bu konularda Vehhâbîlerin tasavvufi lügati tamamen inkâr etmeleri düşündürücüdür. (Osmanlılar ve Vehhâbîlik)
  • Alim sıfatını taşıyan, özellikle de ıslahatları İslam tarih tecrübesinde hareketle meşrulaştıran isimler ve Cevdet Paşa'nın kendisi, hâlâ devlete istikamet vermekte dolayısıyla da esasında medresenin çökmüş olduğu iddialarının gözden geçirilmesini gerekli kılmaktadır. (Modernleşme Devrinde ilmiye)
  • Meselenin özü Erol Güngör'ün şu ifadesindedir: Bizim Cumhuriyet'ten önceki cemiyet hayatımızın her safhası, İslamiyet ile iç içe girmiş olduğu için onun ayrılmaz bir parçası gibi görülüyordu, bu yüzden eski hayata her türlü karşı çıkış da İslâm'a karşı çıkış olarak şiddetli infial uyandırmıştır. (Osmanlılar ve Vehhâbîlik)
  • "Türk ne vakit Türk olduğunu anlarsa dûçar olduğumuz mesâib silsileleri de o vakit nihayet bulur" mesâib: musibetler (Türk Dikkati)
  • Tanpınar'ın da işaret ettiği gibi medrese pıhtılaştığı devirde bile büyük imkanlar hazinesine, Cevdet Paşa çapında alimler çıkarabilecek vasıflara sahiptir. (Modernleşme Devrinde ilmiye)
  • Nitekim Muhammed b. Abdülvehhâb’ın kendi eliyle istinsâh ettiği **yazarak çoğalttığı** İbn Teymiyye’ye ait eserler Leiden Kütüphanesi’nde kayıtlıdır. (Osmanlılar ve Vehhâbîlik)
  • "Tefekkürün ağırlığını örf ve adetler omuzlar. Fikir halkta efsane ve mythos şeklinde kendini gösterir." (Türk Dikkati)
  • Cevdet Paşa'nın tenkidlerinde ilk dikkat çeken hususa göre konulmuş aslî kanunlara uygun davranılmadığı için ehil olmayanların silsileye girmesiyle bu yolun şerefi ortadan kalkmıştır. (Modernleşme Devrinde ilmiye)
  • "Hiçbir fikir, eğer o halkın kendi fikri değilse, onların ruhunu saramaz." (Türk Düşünce Tarihi Açısından Kutadgu Bilig)
  • Hala terkip ve tahlil imkanı verdiğine göre ilmiye yolunun son sözü söylediğini ifade etmek çok su götürür. Ulemâyı besleyen hayat suyu çekilse de devir zannedildiğinin aksine kısır değildir, âlimler mevcuttur. Devam etmesi lazım gelen ise işte bu taraflardır. Bu açıdan Cevdet Paşa ile İbnülemin, ilmiyenin bir daha kurarlar, meseleye belirli problemler zaviyesinden bakan akranlarından farklı olarak dikkat kesilirler. Ümidin aydınlık dili ile ümitsizliğin kuyu gibi karanlık ıstırabı arasında gidip gelseler de ilmiyeden vazgeçmezler. (Modernleşme Devrinde ilmiye)
  • İbnülemin'in bu vadideki tenkidleri üç maddede hulasa edilebilir: "Milletin kuvve-i akılesi hükmünde" olması gereken devletin, bu sıfatı haiz olmayanların eline geçmesi, işlerin zamanında yapılmaması, tedbirlerin geç alınması. (Modernleşme Devrinde ilmiye)
  • Türkler her şeyi halk muhayyilesine mâl etmenin sırrına sahiptir. O hâlde tarih zâhiri, mitoloji de bâtını temsil eder. Tarihle karşılaştırıldığında anlamı ve niyeti olduğu gibi ifşa etmekten çekinmeyen, dahası halk ruhunun en sâde ifadesi olan mitolojinin hasbî ve samimi bir şekilde insanlara kendilerini olduğu gibi gerçekleştirme imkanı verdiği, geçmişle hâl arasındaki aşılmaz engeli ortadan kaldıran bir köprü işlevi gördüğü bile söylenebilir. (Türk Entelektüel Tarihinin Teşekkül Devri)
  • "mü'minin isyanı, görünüşte sadece İlâhî iradeye karşı bir itaat hâlinde" olur. (Türk Dikkati)