Türk Yazar Hicran Göze edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Hicran Göze hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Hicran Göze hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Hicran Göze hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 1931

Doğum Yeri: Kadıköy, İstanbul

Hicran Göze kimdir?

1931 senesinde İstanbul’un Kadıköy semtinde doğdu. İstanbul Hukuk Fakültesi’nden 1956 senesinde mezun oldu. 1954 senesinde gazeteci, yazar Ergun Göze ile evlendi. Biri kız olmak üzere üç çocuk sahibidir. Çeşitli mecmualarda çıkan yazılarından başka; Türk Kadını, O Bir Yetim İdi, Kılıcın Hakkı, Sulh Peygamberi, İçkinin Kokusu Sigaranın Dumanı ve Kadın, Ayetler ve Kadınlar, Zor Yılların Zor Kadını Halide Edip Adıvar, Mâverâdan Gelen Ses adını taşıyan kitapları vardır.

--reklam--

Hicran Göze Kitapları - Eserleri

  • Mehmed Akif Hüzünlü Bir Yolculuk
  • Halide Edip Adıvar - Zor Yılların Zor Kadını

--reklam--

Hicran Göze Alıntıları - Sözleri

  • Zor günlerin birbirine kenetlediği insanları kolaylaşan günlerin düşman haline getirmesi ne acıydı... (Halide Edip Adıvar - Zor Yılların Zor Kadını)
  • Âkif ile İstanbul'u gezmek de zordu. 33 yıllık dostunun anlattığına göre o bankasız, borsasız mânevî bir İstanbul'da yürürdü. Sanki programlı bir dalgınlıkla İstanbul'un mânevî havasını bozan şeyleri görmezdi... Dostuna göre İstanbul'u Âkif'le beraber gezmek mabetlerdeki mermerlerin kımıldadığını görmekti. Yeni Câmi mahfili ile kemerinin ne için güzel olduğunu Akif'ten öğrenmişti. Aralarındaki bu konuşma Safahat'a da girmişti. -Geçende yıkmaya kalkıştılardı mahfili ya! -Demek ki zır deli bunlar! -Sorar mısın? Deli ya! Delirmedikçe bir insan nasıl varır eli de, Kıyar şu mahfile, yâhud şu muhteşem geçide "Bizim de var medeniyetle âşinâlığımız, Hem eskidir..." diyebilmek için dayandığımız, Yegâne hücceti zengini yırtacaklar da, Sıkılmadan gezecekler geniş sokaklarda! (Mehmed Akif Hüzünlü Bir Yolculuk)
  • Duatepe alındıktan sonra ordunun hücûmu bir hafta devam etmişti. Mustafa Kemal Paşa memnundu. Elini Miralay Arif Bey'e uzatarak el falına bakmasını söylüyordu. Arif Bey "Bak parmaklarının arasından ışık sızıyor. Hiç içini saklamıyorsun" deyince de: "Bunu bilmek için elime bakmak mı lazım" diye kendinden çok emin konuşmuştu. Hicran Göze (Halide Edip Adıvar - Zor Yılların Zor Kadını)
  • Duatepe alındıktan sonra ordunun hücûmu bir hafta devam etmişti. Mustafa Kemal Paşa memnundu. Elini Miralay Arif Bey'e uzatarak el falına bakmasını söylüyordu. Arif Bey "Bak parmaklarının arasından ışık sızıyor. Hiç içini saklamıyorsun" deyince de: "Bunu bilmek için elime bakmak mı lazım" diye kendinden çok emin konuşmuştu. Hicran Göze (Halide Edip Adıvar - Zor Yılların Zor Kadını)
  • O büyük savaşı birbirimizle böyle kavga edelim diye mi yapmıştık? (Mehmed Akif Hüzünlü Bir Yolculuk)
  • Mustafa Kemâl Paşa daima askeri meseleler üzerinde duruyor, harita üzerindeki kırmızılı mavili iğneleri oradan oraya götürerek askeri harekâtı tanzim ediyordu. Bu bana çocukluğumuzda oynadığımız "Çaylak yavrumu kapamazsın ya!" oyununu hatırlattı. Mustafa Kemâl Paşa yavrularını muhafaza eden bir tavuk ve Papulas da, Yunan tarafında bir çaylak gibi görünüyordu. (Halide Edip Adıvar - Zor Yılların Zor Kadını)
  • İstiklal savaşının orkestra şefi zaferden sonra dik başlı solistleri pek iyi gözle görmediği için pek çok küskünlüklerin kaçınılmazlaştığı ortamda Adıvar'lar soluğu dışarıda alıyorlar... Haldun Taner (Halide Edip Adıvar - Zor Yılların Zor Kadını)
  • Dînini tanınmaz hâle getiren avâmı cehâletinden kurtarmak isterken bir taraftan da batıyı süflî taraflarıyla yaşayan güya aydın kesimle de kavga ve alay etmişti. Fâtih Kürsüsü'nde avama böyle seslenmişti: Birinci zümreyi teşkîl eden zavallı avam, Bıraksalar edecek tatlı uykusunda devam Bugün nasîbini yerleştirince kursağına: "Yarın" nedir, onu bilmez, yatar dönüp sağına. Yıkılsa arş-ı hükûmet, yıkılsa kabre vatan, Vazîfesinde değil, çünkü "Hepsi Allah'tan! (Mehmed Akif Hüzünlü Bir Yolculuk)
  • Aynı gaye için savaşan kahramanların dargın, küskün, hatta düşman haline geldikleri bir devir.... (Mehmed Akif Hüzünlü Bir Yolculuk)
  • Nasrullah Câmii'nde halka hitâbı ise Âkif'in vatan aşkıyla dolu göğsünden kopan bir çığlıktı. "Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile, ordularla, tayyârelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki râbıtalar çözülerek herkes kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygusuna düştüğü zaman yıkılır...Ey cemaati müslimin! Düşmanlarımızın bugün bizden istedikleri, ne filan vilâyet, ne filan sancaktır; doğrudan doğruya başımızdır. Devletimizdir... (Mehmed Akif Hüzünlü Bir Yolculuk)
  • Ezelde kaynaşan ervâha ayrılık var mı? Cihan yıkılsa bu vahdet yerinden oynar mı? (Mehmed Akif Hüzünlü Bir Yolculuk)