Doğum Tarihi: 1979
Doğum Yeri: Horasan, Erzurum, Türkiye
Hüseyin Bayçöl kimdir?
İlk ve orta öğrenimini Erzurum’da tamamladı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Fatih Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. Viyana Üniversitesi’nde doktoraya devam ediyor. Üniversite yıllarında, Zaman Yorum ve Radikal 2’de yayımlanan yazılarını Umurumda Dünya ismiyle kitaplaştırdı. Türk Edebiyatı, Yağmur, Kubbealtı gibi çeşitli dergilerde edebî yazıları yayımlanıyor. Halihazırda Avrupa Zaman’da köşe yazarı…
Gazetedeki köşesinde ağırlıklı olarak gündelik hayat sorgulamaları, sosyal analizler, felsefi meseleler, edebî metinler ve yer yer reel politik yazılar kaleme alıyor. Ara ara Türkiye’de Zaman Yorum, Zaman Kitap, Yeni Şafak Yorum, Star Açık Görüş ve Radikal 2 gibi mecralarda düşünce ve değerlendirmeleri yayımlanıyor. Viyana ve İstanbul’da yaşıyor.
--reklam--
Hüseyin Bayçöl Kitapları - Eserleri
- Leyla ile Mecnun
- Gül ile Bülbül
- Umurumda Dünya
--reklam--
Hüseyin Bayçöl Alıntıları - Sözleri
- Hayır! Yaşamımızı Dişe dokunur işlere ve duygulara, büyük düşüncelere, gerçek aşklara ve kalıcı şeylere adayalım. Çünkü hayat küçük olamayacak kadar kısa. (Umurumda Dünya)
- "Keşke Doğu'nun arifleri daha fazla entelektüel; Batı'nın da entelektüelleri biraz daha arif olsaydılar." (Umurumda Dünya)
- Ben kimim, Leyla kimdir, bu olanlar nedir? Bu muydu yoksa sevda… Bu muydu yoksa “Kalu: Bela”… Bu muydu Mecnun’un nasibi dünyadan… Sahiden gayrı bir şey yok muydu alemde, Leyla’dan… (Leyla ile Mecnun)
- Uzun ve çetin yola düşmeden, şairlerin, ozanların hikmetlerinden nefeslenmeden, menzil menzil durmadan, bütün geçitleri terk etmeden, derin derin sulardan inmeden erilemez hakikate. (Gül ile Bülbül)
- Gitme ey varlığım! Ey ben. Yoksan... Zaten,yokum ben. (Gül ile Bülbül)
- Tabii ücret mevzuunda anlaşmak için masaya oturduklarında yazarımızın teklifi: "Eğer başkalarına verdiğiniz sütün kadar bana yer verirsiniz onlara verdiğiniz ücretin aynısına, hatta daha azına razıyım. Fakat sütün diğerlerinin kullandığı alanın yarısı kadar olacaksa, o zaman ben de diğerlerine verdiğiniz ücretin iki katını isterim." Evet, insan belki sadece düşüncesi ile var ve düşünce belki de beşerin kullandıkça artan tek melekesi. (Umurumda Dünya)
- Yoktur sana koşmaya mecalim. Zaten her yanım sensin. Hep seni anlatır bütün ahvalim. Öyle ki gayrı yoktur senlik, benlik. Gitti hepten benliğim. Kalan, yalnız ve yalnız içimdeki senliğim. O yüzden gel, suretini olmayan bir aynaya karşı tutma. Gel de cismi ve benliği olmayan bir varlıktan karşılık umma. Çünkü çoktan geçtim ben adımdan… Geçtim canımdan… Geçtim varlığımdan… (Leyla ile Mecnun)
- Fakat sadece mütevazı ve biraz ukalaca (her ikisi birden 'ukalalık-mütevazılık' ancak, ukalalığı kabul etmekle olur ya...) (Umurumda Dünya)
- Dert büyük, dava büyük ve omuzlar meselenin büyüklüğü kadar küçük... (Gül ile Bülbül)
- Derken bir seher vaktinde bütün günahlara bedel sancılar... (Leyla ile Mecnun)
- Böylelerin dimağları emlakçıya teslim edilmiş kiralık daireler gibidir. Sahibi tarafından kullanılmayan ve kullanılmadığından da bir ömür boyu, asıl fiyatına nispeten çok cüzi bir fiyatla başkalarına teslim edilmiş bir değer... (Umurumda Dünya)
- Ya Rab...! Sen ki hiç sönmeyen bir nur sahibisin.Sen ki medh ü senalar sahibisin.Sen ki sınırı olmayan nice saltanatlar sahibisin. Ya Rab...! Bu mukaddes beytin hakkı için.Makam-ı İbrahim hakkı için.Aşk binamın temellerini Kâbe gibi daim eyle. Ben ölsem dahi aşkımın namını, Kâbe gibi kaim eyle. "Vazgeç" diyorlar bana Leylâ'dan.Ama sen bir lâhza dahi ayırma beni aşka dair beladan. (Leyla ile Mecnun)
- Bakışlarından feyizler akan pirler dolaştırdılar. Kubbeleri yemyeşil türbeler gezdirdiler. Günahsız bebeklerin avuçlarını açtırıp dualar ettirdiler. Nice ocaklara, nice dergahlara yüz sürdüler. Müneccimlere takvim-i sema okuttular. Remilcilere nice nice fallar baktırdılar. Çok büyüler yapıldı. Çok muskalar yazıldı. Ama bu ezeli yara kapanmadı. Bu onulmaz derde bir deva bulunmadı. Dünya, gittikleri her yerde Mecnun’un başına terkedilmiş bir zindan kesildi. (Leyla ile Mecnun)
- (Zaten olmayan ve belki hiçbir zaman olmayacak... öbür türlüsü Adem'le Havva'nın dünyaya ayrı ayrı olarak indirildikleri ilk ana dönmek olur...) (Umurumda Dünya)
- Yazıcı, ortalığı zehre boğduktan sonra, tehlike halâ gitmemişse, yaptığı en iyi şey en sonunda kendisini zehirleyip öldürmek. (Umurumda Dünya)
- Ey ömrünü insanı çözmede harcayan..! Bil ki kadının sevgisiyle nefretini ayırmak güçtür. Bil ki kadın bir sevdi mi o sevgiyi bitirir. Fakat erkeğin aksine içinde yeniden başlatır. (Leyla ile Mecnun)
- Aşk yolunda her cefayı bir lütuf bilmedikçe, ciğer kanını gözyaşı eylemedikçe canan kokusunu alamazsın. (Gül ile Bülbül)
- Züleyha'nin kösnül meyline, Züleyha'nın ihtiraslı eline maruz kalan Yusuf'un çaresizce Rabbe sığındığı andadır Andelib. (Gül ile Bülbül)
- Ve Erich Fromm'dan bir ifade: "Doğal afetlerden korkmadığımız kadar düşünceden korkmaktayız". (Umurumda Dünya)
- Aşk yolunda her cefayı bir lütuf bilmedikçe, ciğer kanını gözyaşı eylemedikçe canan kokusunu alamazsın. (Gül ile Bülbül)
Yorumlar
0 yorum