Doğum Tarihi: 1969
Doğum Yeri: Kırıkkale
Hüseyin Sorgun kimdir?
1969 yılında Kırıkkale'de doğdu. Hukuk ve iletişim eğitimi aldı. İstanbul'da yaşıyor.
--reklam--
Hüseyin Sorgun Kitapları - Eserleri
- Paramparça
- Amak-ı Hayal
- Salyangoz
- Son Kale
- 21. Koğuş - Neyzen'le Akif
--reklam--
Hüseyin Sorgun Alıntıları - Sözleri
- Düz bir çizgiydi elif. İnsan gibi... Haylide maharetli bir harfti; yirmi dokuz sesize ses vermek gibi muhal bir eylemin hakkından alnının akıyla gerdiğine göre. (Paramparça)
- Bütün direncini yoğunlaştırıp, kendisini sadece ve sadece ilerlemek üzerine şartlandırdı. Her ne olursa olsun asla ve kata geri dönmek yoktu. Alabildiğine ilerleyecek,kendisini bekleyeni bekletmeyecek, ruhunun ve bedeninin üzerine istif edilmiş bütün ağırlıklardan kurtulmuş olmanın sevinciyle yeniden tutunacaktı hayata. (Paramparça)
- "-Beyler!...Bizden ölmemizi değil ölmememiz isteniyor...Osmanlı Devleti'nin geleceği, Edirne'nin direnmesine bağlıdır..." (Son Kale)
- Güneş yanar, âlem döner, Birgün gelir hepsi söner, Ey sahib-i ilm-ü hüner, Bilir misin sebebi kim? Ne gelen var, ne giden var, Ne solan var, ne biten var, Ne gül var, ne diken var, Bilir misin, sebebi kim? Her zerre ferd yoktur eşi, Acep bunlar kimin işi? Ey kendini bilmez kişi, Bilir misin sebebi kim? Haktır desen mânâsı ne? Sebep midir bir kelime? Soruyorum sana yine, Bilir misin sebebi kim? (Amak-ı Hayal)
- -Haydi bakalım, şu zavallının sorusunun cevabını verin! dedi. Oradakilerin bazıları şu şekilde cevap verdiler: Hz. İbrahim: -Saadet; çalışıp kazanmak ve kazanılanları başkalarıyla paylaşmaktadır. Hz. Musa: -Saadet; nefsi, Firavun'un tutkuları gibi tutkulardan kurtarmaktadır. Hz. Adem: -Saadet; şeytana ve Havva'ya uymamaktadır. Konfıçyüs: -Bir tencere pirinç pilavına bütün lezzetleri sığdırmaktadır. Platon: -Daima yüce şeyleri düşünmektedir. Aristo: -Mantık! İşte saadet! Zerdüşt: -Saadet, karanlıkta kalmamaktadır. Brahma: -Saadet mi? Zannedilen şeyin aksidir. Hz. İsa: -Saadet; Maziyi unutmak, içinde bulunulan anı iyi değerlendirmek, geleceği düşünmemekle mümkündür. Lokman Hekim: -İnsanlar bu kelimeyi bütün dertlerini bir sözle ifade etmek için icat etmişlerdir. Hızır Aleyhisselâm: -Saadet, tutkuların giremediği gönüllerde aniden görülen bir hayalettir. (Amak-ı Hayal)
- Azamet denizinin bu şelâlesinin adı "Tecellî Şelâlesi"ydi. Bu şelâleden akan sular bir fındık kabuğunun içine giriyor ve kayboluyordu. Akıl ve fikre durgunluk veren bu manzara karşısında ben ve arkadaşlarım şaşırıp kaldık (Amak-ı Hayal)
- -Efendi! Oğlunuz seviyor. Aşk hastalığına yakalanmış, dedi. -Muhterem Efendi! Kimi seviyor? -Hiç kimseyi... Aşkın en öldürücü olan şekli budur. -Ey Büyük Âlim! Bize yol göster! Ne yapmamız gerekiyor? Bunun çaresi ne? Oğlumuzun kurtulması için canımızı vermemiz gerekiyorsa, verelim. Yeter ki ciğerparemiz kurtulsun. - Efendi! Oğlunuzun bağrını yakıp kül eden "mutlak aşk"tır. (Amak-ı Hayal)
- -Buranın adı ne? -Cabilka.* (Amak-ı Hayal)
- "Ve bilin ki, düşman hatalarımızı geçtikten sonra ölürsem, kendimi şehit kabul etmiyorum. Benim mezara koymayın. Etimi itler ve kuşlar çeke çeke yesinler... Fakat müdafaa hattımız bozulmadan şehit olursam kefenim, lifim, sabunum çantamdadır, beni bu mahalleye gömeceksiniz ve gelen nesiller üzerime bir abide dikecekler. Vasiyetimdir..." (Son Kale)
- Her insan, akıl ve vicdan sahibi herkes, hatta basit bir hayvan bile, bu dünyada, ihtiyaç hissettiği andan itibaren mutluluğu aramaya başlar. Bu öyle bir kanundur ki, bütün tabiat kanunları değişse bile bu kanun değişmez. (Amak-ı Hayal)
- İşte o zaman Başkan* ayağa kalktı ve: -Ey Beşeriyet! Saadet, hayatı olduğu gibi kabul edip, insana yüklediği yüklere razı olup, bunun daha iyi olması için gayret etmektir, dedi. O sırada Beşeriyet ayağa kalktı ve: -Ey Fahr-i Âlem Efendimiz! Beşeriyet'in dertlerini anlayan ve bunun ilacını bulan yalnızca sensin! dedi (Amak-ı Hayal)
- Hayattaki sahneleri fikrin dış âleme bir yansıması olarak kabul edersek, ne müthiş bir azapta, ne dayanılmaz bir ateşte kaldığım anlaşılır. (Amak-ı Hayal)
- -Ey insanlar! Ehrimen denilen alçağı, kovulmuş şeytanı dinlemeyin. Söyledikleri yalandır. Gerçek kulluk, kibir denilen yalancı zevke oranla büyük ve gerçek bir zevktir. (Amak-ı Hayal)
- -Ey Tonton! Ben size her konuda karşı çıkmıyorum. Fakat siz ilerlemeye düşmansınız. Araştırmıyorsunuz. Bilgilerinizi genişletmiyorsunuz. Örneğin, hâlâ Beyaz îfrit'in yanındaki şeytanların mor olduğunu iddia ediyorsunuz. (Amak-ı Hayal)
Yorumlar
0 yorum