Doğum Tarihi: 13 Nisan 1940
Doğum Yeri: Nice, Fransa
Jean-Marie Gustave Le Clezio kimdir?
Jean-Marie Gustave Le Clézio, (d. 13 Nisan 1940), Fransız yazar ve çevirmendir. 2008 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibidir.
Nice Üniversitesi'nde edebiyat okuyan Le Clézio, edebiyat doktorası yaptı. Çok sık seyahat etmek zorunda kalmasına rağmen yedi yaşından beri hep yazan Le Clézio'nun ilk kitabı Le Procès-verbal (Türkçe: Tutanak), 1963'te yayınlandı ve Renaudot Ödülü'nü kazandı. 1980'de Désert (Türkçe: Çöl) isimli romanı sayesinde L'Académie Française tarafından verilen Paul-Morand Ödülü'ne layık görüldü. 1994'te "Yaşayan En Büyük Fransız Yazar" seçildi.
Yeni roman akımının etkisinde kalan yazar, daha sonra, düşçülük izi taşıyan ve özellikle Amerikan yerlilerinin kültürlerinden gelen mitlerle beslendi.
--reklam--
Jean-Marie Gustave Le Clezio Kitapları - Eserleri
- Çöl
- Göçmen Yıldız
- Okyanus Kokusu ve Angoli Mala
- Açlığın Şarkısı
- Ağaçlar Ülkesine Yolculuk
- Tutanak
- Ourania
- Altın Balık
- Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler
- Çin'de On Beş Sohbet
--reklam--
Jean-Marie Gustave Le Clezio Alıntıları - Sözleri
- Yanıt vermemek, kayanın ardına saklanmak hoşuna gidiyor, böylece kendi yaşamına tek başına egemen olduğuna ve başına gelecek her şeyi kendisi kararlaştırdığına inanıyordu. Bu bir oyundu, ancak hiç kimseye söz etmiyordu bundan. Kim anlayabilirdi ki? ... Ancak, kimi zaman, kasabaya yalnız dönüyor, evine gidip yatağına atıyordu kendisini, yüzünü yastığa gömerek ağlıyordu. Nedenini bilmeden. (Göçmen Yıldız)
- Fotoğraf çektirmek kötüdür insanın yüzünü eskitir. (Altın Balık)
- "Burası bir bakıma insan yasalarının geçersiz olduğu tek, belki de son özgür ülkeydi.Taşlar ve rüzgar için yaratılmış bir ülke,bir de akrepler ve yabani tavşanlar için; güneş yakarken,gece dondururken kaçıp gizlenmeyi bilenlerin ülkesi." (Çöl)
- Başının çaresine bakmak, korkuyu, tembelliği, uzaksılığı sevmek gerekiyordu; durmadan yuvalar kazıp buralara sığınmak, iyice kabuğuna çekilmek gerekiyordu; tıpkı çocukken eski yüklük örtüsünün iki kanadı arasından içeri girdiği günlerdeki gibi. (Tutanak)
- Güneş herkes için parlamıyor mu ? (Göçmen Yıldız)
- ''Gürültülü kıyamet sona erdiğinde, arkadan çöken sessizlik hayatta kalıp sersemleyenler için korkunç oluyor.'' (Tutanak)
- Bizden önce başlamış düşü, biz düşledikten sonra sona ermesi gereken düşü sürdürüp sürdürmediğimizi de asla bilmiyoruz. (Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler)
- İnsanların kötülüğü sıradan bir olaydır, ama bu, onun hafife alınmasını gerektirmez. (Okyanus Kokusu ve Angoli Mala)
- Mösyö Soliman suratını buruşturarak şöyle dedi: "Ölmek o kadar zor ki... çok uzun, çook." (Açlığın Şarkısı)
- Kuşkusuz hala bir yerlerde var ama yasak, artık kimse onu kullanmıyor. (Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler)
- Önemli olan, her zaman yazılabilecek şeyleri söylemektir; böylece özgür olmadığını hissedersin. İnsan, kendisiymiş gibi konuşmakta özgür değildir. Böyle daha iyi kaynaşır insanlar. Artık insan yalnız değildir. İnsan; 2,3 ya da 4 faktöriyeliyle, dahası şu şeytansı 1 faktöriyeliyle varlığını sürdürür. Anlıyor musun? (Tutanak)
- Hayat geçiyor, insan maceralar yaşıyor, unutuyor.Ama koku kalıyor, bazen hiç beklenmedik bir anda ortaya çıkıveriyor ve onunla birlikte de hatıralar, çocukluktaki uzun zamanlar,savaş zamanı geri geliyor. (Ourania)
- Bravito ormanda, jaguarın izinden giderken alt tarafı güçlü dişler tarafından kemirilmiş bir ağaç gövdesi bulmuştu. Bravito da acı kabuğu kemirmiş ve hummadan kurtulmuştu. Ona ağacı jaguar göstermiş ve Bravito buna hiç şaşırmamıştı. Burası başka bir dünyaydı, hayvanların henüz konuşmayı bildiği, kötülükten önceki dünya.... (Okyanus Kokusu ve Angoli Mala)
- "Fotoğraf çektirmek kötüdür, insanın yüzünü eskitir." (Altın Balık)
- Sabunlu gözleriyle o pis perdeye dolanıp kendini duştan dışarı atmasına, bağırmaya başlamasına Moguer değil, duş bölmesinin duvarının dibinde kıvrılarak ilerleyen ölmüş yaprak rengindeki o uzun kalın kordon neden olmuştu. (Okyanus Kokusu ve Angoli Mala)
- “ Kitap sadık bir dosttur.” (Çin'de On Beş Sohbet)
- "Ben düşüncenin içinde yaşıyorum, senin gibi şu anın içinde değil." (Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler)
- İnsan yalnız doğar, yalnız ölür, yalnız uyur. Kesin olan tek şey bu. (Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler)
- Gerçekliğin bir sır olduğunu ve insanın ancak hayal kurarak dünyaya daha yakın olacağını ondan öğrendim. (Ourania)
- ...giderken geride bırakılanlar, bir daha bulunabilir miydiki?... (Göçmen Yıldız)
Yorumlar
0 yorum