Şair, Yazar Kenan Taban edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Kenan Taban hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Kenan Taban hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Kenan Taban hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 7 Mayıs 1996

Doğum Yeri: Iğdır, Türkiye

Kenan Taban kimdir?

1996, Iğdır doğumludur. 2013 yılının Şubat ayında yayınladığı “1+3 Gecede” adını taşıyan psikolojik-roman türündeki ilk eseridir.

17 yaşına kadar yaşamını Iğdır/Merkez’de devam ettiren genç yazar, ilköğrenimini Iğdır/Merkez Mahmut Nedim Kuyumcu İlköğretim Okulu’nda gördü. Bu okulda son sınıftayken “Yok Oluşa Doğru” adlı su kalitesi konulu kompozisyonuyla DSİ tarafından Doğu Anadolu Bölge Üçüncüsü seçilip plaketle ödüllendirildi. Edebiyata ilk yönelimi ve yazmayı sevmesi bu okulda başladı. Kalemini eline ilk aldığında ve ciddi anlamda edebiyata dair bir şeyler yazmaya başladığında, 11 yaşındaydı. Yazmaya ise ilk olarak şiirle başladı. Birçok kez, tiyatro aracılığıyla sahneye çıkıp edebi kişiliğinden kaynaklı yeteneklerini sahneye yansıtarak halkla paylaşmaya başladı. Bu okuldayken, birçok kez sahneye çıktıktan sonra lise hayatına da ilk olarak Iğdır/Merkez İMKB Anadolu Lisesi’nde başladı. Tartışmayı çok seven, hayatı sorgulayan ve akıl süzgecinden geçirmeden hiçbir yeniliği kolay kolay benimsemeyen biri olduğu için bu okulundayken, il çapında düzenlenmiş münazara yarışmasına katılıp birinci oldu. Lise 2. Sınıftayken, tiyatro eğitimi aldı, birçok kez sahneye çıkıp turnelere katıldı. Eğitim hayatının bu noktasına kadar okul çapındaki ve sosyal çevresindeki başarılarından dolayı aldığı belgelerin yanı sıra sosyoloji, tasavvuf ve felsefe gibi alanlarda dereceler, belgeler ve başarı sertifikaları aldı.

Lise 2. sınıfın sonların itibaren yazmaya karar verdiği ve Lise 3. sınıfın şubat ayında yayınladığı “1+3 Gecede” adlı kitabı, psikolojik tarzdaki ilk romanı oldu.

Bunun ardından Iğdır’ın en büyük toplumsal sorunu olan Metsamor Nükleer Santrali’nin halk üzerindeki etkisini incelediği ve etkileri aza indirgemek adına hazırlamış olduğu `KAZEM` adlı projeyle TÜBİTAK bilim araştırmaları yarışmasına katıldı, buradan aldığı belgeyle de bilime katkı sağlama çabasında olduğunu belgelendirdi. Birçok kez bilim şenliklerine katılıp bu projeyi halkla da tanıştırdı.

Bunun hemen ardından ikinci romanının çalışmalarına başladığı bir süreç içerisinde babasının işi (aşçı) dolayısıyla ikametgâh değişikliği yapıp Ankara/Keçiören’e yerleşti ve genç yazar, 2014 yılında buradaki Keçiören Anadolu Lisesi’nden mezun oldu.

--reklam--

Kenan Taban Kitapları - Eserleri

  • Şehrazat
  • 1+3 Gecede ...
  • O'ra

--reklam--

Kenan Taban Alıntıları - Sözleri

  • “Usul usul yol alıyordu saniyeler; yalpalayarak ve sessizliğin içinde sürünerek... Duyuluyordu sesi kalp çatırtılarının, karanlıklar ve umursamaz gecenin içinden yalnızlığa bürünerek…” (1+3 Gecede ...)
  • : “Yüzen adalar gibiydik yeryüzünde; Bir yanaşıp bir uzaklaşan; bir birleşip bin ayrılan…” (O'ra)
  • "Geceleri, kapı gıcırtılarıyla ses bulurdu çaresizliğimiz. Sitemini en iyi, onların sesiyle dile getirirdi kimimiz. Titrerdi ışığı mumun, biz de titrerdik... Ne garipti bu; titreyen ışığın altında bile, ısınmaya çalışırdı birimiz." (Şehrazat)
  • “Ben ölünce, beni de bu boynu bükük Lavinya gibi susuz bırakma ne olur. Eğer şuncacık suyu getirmeye üşenirsen, yine de susuz bırakma beni. Su yoksa şu denizin Öresund Köprüsü altında köpüren sularına inat gözyaşlarınla sula toprağımı. Sula ki bu aşk, susuz kalmasın, kalbindeki sevginin yokluğunda beliren kinin, öfkenin, ihanetin ve intikamın kızgın ocağında, hiçbir mutluluk göz göre göre yanmasın. Yansa da, bu küllenmiş aşkı susuz bırakma ki küller içerisinde kalmış kalplerimizin duracağı an bile, ne çiçeğimiz solsun ne de aşklarımız sekteye uğrasın!” dedi. (Şehrazat)
  • "Ne kadar beklenmedik bir bekleyiş gibi görünse de bu, hıçkırıklarla yol gözlemeler, ne beklenenleri unutturacak kadar zaman geçecek ne de geçen zaman beklenenleri unutturmaya yetecek. Bırakıp gidilse de yol gözleyenler, terk edilişler unutulur sanmayın. Çünkü zaman alışmayı öğretir, unutmayı asla…" (Şehrazat)
  • : “Yolda isen, her türlü yürürsün; ilerlemek için de geri dönmek için de…” (O'ra)
  • "Hakikati artık görür olursan, zaten sen de anlarsın; gerçekte, kötülük diye bir şey yoktur. Kötülük, sadece, insanoğlunun kalbindeki sevginin yokluğudur." (Şehrazat)
  • "İlk o gün, dudaklar birbirine çarptıkça zaman içerisinde tutsak oluyordu, pervasızca hayatın bir köşesinde sürüklenmekte olan gerçek ölü bedenlerin ruhları..." (Şehrazat)
  • “Hiç esmedi bu gün…” deyince esmiş, titretmişti yıllardır kuşların dahi uğramadığı dallarımı… Sonra bir an nefesimi kesmişti, hiç umulmadık bir şekilde çıkagele-rek adı, sanı duyulmamış diyarlardan… Şimdi de bir rüzgâr daha esti ki zamandan, Kesti dizeleri apansız, duyarak atinin soluğunu ta uzaklardan… (1+3 Gecede ...)
  • "Kimileri için hayat, son nefesini verince başlar. O ana kadar başkaları için yaşamak, nefes almaktır." (Şehrazat)
  • : “Öz-gür olana dek, herkes birer özgürlük kölesiydi bu yolda…” (O'ra)
  • “Gün karalara yeterince sarsa da kendini, Eğer, sen sağlamsan, hiçbir bodura yem etmezsin bendini. O halde, varsın yattığın yatak sert, uyku derin, kalktığın sabah serin olsun…” (1+3 Gecede ...)
  • “Gün geçtikçe içimde büyüyenin adını “Ufuk” koydum, kalbinde her ne belirirse onun ufku olsun diye.” (O'ra)
  • Denilmişler ve denilecekler bir tarafa, şimdi, bir serçe gibi ıssız adalarda, ücralardaki ağaçların dallarında gidişatın seyrine dalma vakti değil, aşağı inip paldır küldür; ama mertçe, denilmekte olanlara dalma vaktidir. (1+3 Gecede ...)
  • Hayır, düşlerim büyük değildi; ama belki de bedeli büyük olacaktı. Peki, bu mutluluk çok mu görülmüştü benim gibi gözleri yaşlı, dudakları bükük bazısına? Baharına, ayazına, yazına… Hayat beni peşinden sürüklemeyi sürdürdükçe yollardaydım, feleğin yazdığına… Yazdığına değin yollardaydım, Hayat ne kadar merhametsiz olsaydı da oysa ben ta en başından razıydım, bir avuç da olsa mutluluğun azına…” (Şehrazat)
  • Kim bilir, bir çakıl taşı sürüklenir toprakta, Sonra ayakaltındakiler, el altındakiler… (1+3 Gecede ...)
  • "Sokak lambasının altındaki küçük kızı gördü. Küçük kız, donmuş ellerini soğuktan çatlamış dudaklarına yaklaştırmış, bir nebze de olsa yüreğindeki sıcaklığı avuçlarında hissetmek; hayatın, yaşamanın güzel olduğuna kıyısından köşesinden inanmak istiyordu. Büyük çabalar sarf ediyordu; umutsuzluğun zifiri karanlığına gömülmüş yokluğun varlığındansa umursamazlığın karanlığına bürünmüş dünyanın daha güzel olduğuna inanabilmek için, yaşamak istiyordu. Çünkü o, hayata, donmuş elleriyle değil, yüreğinin sıcaklığıyla bağlanmak istiyordu. Oysa medet umduklarının ise elleri, karşısında uzandıkları şömineler sayesinde sıcak, kalpleri ise umursamazlığın karanlığına büründüğünden dolayı soğuktu." (1+3 Gecede ...)
  • “Oldubitti…” diye karanlığa gömülen bu günler, biz bizi çekip kurtarmadıkça gaflet batağından, mahkûmdur hep, yarınlarımız dünlerimiz olmaya… (1+3 Gecede ...)
  • “Direnişler büyüktür, diretenin direnene direttiğinin diriliğince.” (Şehrazat)
  • Derin, derinden insan tutulur… Onu uyku, kendini de uykuda sanırsın. Oysa oysa yalandır aslında uyku sandığın. Tek bir mum yanınca, Kilit olup anahtar olmayınca, Neylersin karanlık günü, anahtarsız kapıyı? (1+3 Gecede ...)