Doğum Tarihi: 11 Kasım 1933
Doğum Yeri: Aksaray, Fatih, İstanbul
Levon Panos Dabağyan kimdir?
Levon Panos Dabağyan, Ermeni asıllı Türk araştırmacı, yazar. Önce Vatan gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Alparslan Türkeş ve MHP ile ilgili kitap yazan ilk Ermenidir. Türk Tarih Kurumu (TTK) üyesidir. Türk tarihinde Ermenilere yapılmış bir soykırımın olmadığını savunmaktadır.[1] Türkiye'nin doğusunda isyan çıkaran Ermenilerin sürüldüğünü söyler.
--reklam--
Levon Panos Dabağyan Kitapları - Eserleri
- Pearl- Harbor'dan Hiroşima'ya
- Sultan Abdülhamid Han ve Ermeni Meselesi
- Fatih ve Fetih Olayı
- Paylaşılamayan Belde Konstantiniyye
- Osmanlıda Şer Hareketleri ve II. Abdülhamid Han
- Ermeni Tehciri / Emperyalistler Kıskacında
- Bilinmeyen II. Abdülhamid Han
- Türk Cihan Hakimiyetine Açılan Yol
- Başbuğ Türkeş ve Milliyetçilik
- Zaman Tünelinde Şehr-i İstanbul'un Seyir Defteri
- Bilinmeyen II. Abdülhamid Han
- Türkiye Ermenileri Tarihi
- Kemalizm Işığında Azınlık Gözüyle Atatürk
- Sinema Dünyası
- Osmanlı Ermenileri
- Tarihin Işığında Ermeni Meselesi ve 1915 Kaosu
- Türk Denizcilik Tarihi ve Ertuğrul Firkateyni
- Sanat Dünyamızda Ermeniler
- 100 Makale-Yorum
--reklam--
Levon Panos Dabağyan Alıntıları - Sözleri
- Gemilerin karadan nakli ve Halic üzerine aniden kurulan köprünün mevcudiyeti Bizanslıların manaviyatını tamamen bozmuştu. Bizans İmparatorluk Prensi ve meşhur tarihçi DUKAS, bu olay üzerine duymuş olduğu hayranlık ve şaşkınlığı şöyle dile getiriyor: - Böyle bir harikayı şimdiye kadar kim gördü ve kim işitti Bu yeni İskenderve bana göre Türklerin en büyük Hükümdarı olan İkinci Mehmed, karayı denize çevirdi ve gemilerini dalgalardan değil, dağlarrın tepelerinden aşırdı. Bu adam PERSLERIN büyük cihangiri Keyahsar'ı da geçti. Çünkü Keyahsar Çanakkale Boğazını geçmekle beraber sonunda yenilerek İrana dönmüştü . İkinci Mehmed ise karayı deniz gibi aşmakla kalmadı, sonunda biz Bizanslıları da mahvetti. Yer yüzünü süsliyen şehirlerin en güzeli olan Cihanın incisi Konstantinople'yi aldı. (Fatih ve Fetih Olayı)
- ''Hiç kimse şüphe edemez ki, 2. Mehmet Roma imparatorudur. İmparatorluğun taht şehrini, hukuken ve fiilen elinde tutan kimse meşru imparatordur. Roma imparatorluğunun baş şehri de İstanbul'dur. 2. Mehmed'in İslam olması bu gerçeği değiştirmez.'' (Paylaşılamayan Belde Konstantiniyye)
- Gençlik, (gelişen ve yetiştiren) bir çalışmanın içinde yaşatılmalıdır. Millet, şuurlu, birbirini anlayan, birbirini seven, ideale bağlı bir halk kitlesi halinde teşkilatlandırılmalıdır. En kuvvetli ders vasıtalarına ve yetişkin muallim ordularına malik olmak kafi değildir. Halkı yetiştirmek, halkı bir kitle haline getirmek için, ayrıca bir milli halk mesaisinin tanzimini ihmal etmemeliyiz. Silah kuvvetinden, her türlü cebir ve madde kuvvetlerinden daha müessir olan fikir kuvvetidir. Milletimizi bu sahada yetiştireceğiz. (Zaman Tünelinde Şehr-i İstanbul'un Seyir Defteri)
- Bizümle saltanat lafın edermiş ol Karamani Huda fursat verürse ger kara yire karam anı (Fatih ve Fetih Olayı)
- Florya adı kayıtlara göre İskender Çelebi'nin av köşkü'nün adından mülhem olarak meydana gelmiş. Şöyle ki; Arnavutluk'un Florina Kasabası halkından olan İskender Çelebi, mezkur köşküne bu sebeple mevzubahis adı koymuş ve zamanla halk dilinde Florya şeklini almış. Tam adı ise Florina Bağçesidir. (Zaman Tünelinde Şehr-i İstanbul'un Seyir Defteri)
- '' 2. Mehmet meşru Roma imparatorudur ve Romalıların imparatoru olan zat ise: BÜTÜN ARZIN İMPARATORUDUR.'' (Paylaşılamayan Belde Konstantiniyye)
- ''2. Mehmed; Kiros'tan, Büyük İskender'den, Sezar'dan, tek kelime ile gelmiş geçmiş bütün hükümdarlardan daha üstün bir hükümdardır.'' (Paylaşılamayan Belde Konstantiniyye)
- Mukaddes Türk sancağını surlarda gören eşsiz Türk hakanı II. Mehmed, İslam zaferinin verdiği gurur ve hazla coşarak: - "Evlatlarım! Ben de sizinle birlikte ölmeye hazırım" demiş ve yeni bir dalganın önünde kılıç çekip atını açılmış olan geniş gediğe sürerek bizzat cenge katılmış. (Fatih ve Fetih Olayı)
- Büyük Türk Hakanı 49 yaşını bir ay beş gün geçiyordu. 49 yaş gibi en olgun ve verimli yaşında son ve hedefi meçhul seferine çıkmadan bir suikastin kurbanı olarak hayata gözlerini kapamıştı. Muhakkakki on sene daha yaşamış olsaydı Türk devletinin hudutları Avrupa'nın merkezinde olacaktı. Çünkü Fatih'in iki Roma tacını birleştirme fikri kesindi. Belkide cihanın gidişatı bugünkü perişan hâle gelmezdi!.. (Fatih ve Fetih Olayı)
- Namık Kemal Suavi bahsinde, "Biz onu adam sanmıştık." dedikten sonra; Suavi dedikleri o küçük adam, Paris'de oturmuş yanında Madam! (Sultan Abdülhamid Han ve Ermeni Meselesi)
- Kur'an her İslam ülkesinin kendi dilinde okuyabileceği fikrini ileri sürmekte ve daha da ileri giderek: "camilerde hutbelerin Türkçe okunmasını iddia etmekte bu fikrini ısrarla savunmaktaydı. (Sultan Abdülhamid Han ve Ermeni Meselesi)
- Avrupaya kaçmak... Bir memleketin iç işlerini düzeltmek iddiasında olan insanların o memleket hudutları dışına çıkmaları ve bir başka memleket sınırları içinde bir savaş karargahı kurmaları bir kahramanlık mıdır? (Sultan Abdülhamid Han ve Ermeni Meselesi)
- ... Bu esnada Büyük ve eşsiz Fatih, muhteşem alayı ile ihtişamla yoluna devam ederek Aya-Sofya'ya yaklaşıyordu ki, yolu üzerine bir derviş çıkarak: -"Bizi çiğneyip geçme ulu hünkar, bu büyük zaferi sana bizim dualarımız kazandırdı. Hakkımızı unutma!.." dedi Genç Türk Hakanı galiplerin ve mağlupların gözü önünde, elini kılıcına götürerek: -"Siz de bunun hakkını unutmayın. Kılıç olmasa, tespihin sesini ancak çekenler duyar derviş!" (Fatih ve Fetih Olayı)
- Mesela, benim çocukluk ve ilk gençlik yıllarımda, sabah erken saatlerde işe giderken, karşınıza çıkan şahıs her kim olursa olsun, onu selamlamak usul dendi. Şimdi ise, birisine Selam verdiniz mi, bön bön yüzünüze bakarak, acaba niçin selam verdi diye hayret eder!.. Çünkü, maddiyatın, maneviyattan ağır basması, insanları maneviyatın nurlu ışığından uzaklaştırmış ve böylece sevgi açısından köreltmiştir. (Zaman Tünelinde Şehr-i İstanbul'un Seyir Defteri)
- "Meyhane ve Meyhanecilik" Bizans'ın öz malı olup, bu mesleğin pirleri de bizati kendileri idi. Nitekim meşhur ve günümüze kadar erişmiş bulunan Meyhane Mezelerinin çoğunluğu da Bizans'ın namlı "Mahzen" meyhanelerine ait olup Bizans'tan Osmanlı'ya, oradan da Cumhuriyet Türkiye'sine aktarılmıştır. (Zaman Tünelinde Şehr-i İstanbul'un Seyir Defteri)
- Ermeni meselesi, Ermenilerin değil, emperyalist devletlerin meselesidir. Keza, Kürt meselesi de Kürtlerin değil, emperyalist devletlerin meselesidir. Yani Ermeni meselesi değil, "ASALA" meselesi vardır. Yani Kürt meselesi değil, "PKK" meselesi vardır. (Kemalizm Işığında Azınlık Gözüyle Atatürk)
- Gerçekleri görebilmek ve dostunu düşmanını seçebilmek gibi hayati unsurları en âlâ şekilde değerlendirebilmekten yoksun olan bir millet, hiçbir zaman "millet olabilme vasfina" sahip olamaz. (Türkiye Ermenileri Tarihi)
- Günümüzde, insan hakları bahsinde aynı saflığı gösterip dış ülkelere müracaat edenler ne yaman bir gaflet içinde olanlar herhalde bilmemekte veya bilmezden gelmektedirler. (Sultan Abdülhamid Han ve Ermeni Meselesi)
- Tanrının rızasından sonra , halkın rızası gelir. Halkın rızası yoksa orada meşrutiyet yoktur demektir. Beni mahzun eden, Saltanattan uzaklaşmak değil, reva görülen muameledir. (Sultan Abdülhamid Han ve Ermeni Meselesi)
- Türk Ermenisi, vatanı Türkiye'ye mideden değil, temelden bağlıdır. (Kemalizm Işığında Azınlık Gözüyle Atatürk)
Yorumlar
0 yorum