Tam / Gerçek Adı: Münir Hüsrev Göle
Doğum Tarihi: 1961
Doğum Yeri: İstanbul, Türkiye
Münir Göle kimdir?
1961 yılında istanbulda doğan yazarlarımızdan biridir. Boğaziçi Üniversitesini bitirdikten sonra floransaya, ardından cenevreye yerleşti. halen sürdürdüğü fotoğraf çalışmalarının yanısıra, jorge luis borges, antonio tabucchi, john fowles gibi yazarların önemli yapıtlarını çevirdi. cogito, sanat dünyamız, aries, vb dergilerde yazdı. kaçamamak, münir gölenin yansılar kitabı (1997), uzak bir gölge (2000), sarı zarf (2001) ve surat buruşturmalık 52 metin (2002)den sonra beşinci kitabıdır.
--reklam--
Münir Göle Kitapları - Eserleri
- Fısıltılar
- Yansılar Kitabı
- Surat Buruşturmalık 52 Metin
- Sarı Zarf
- Yırtık
- Çıkış Yolları
- Tanıdık Bir Yüz
- Uzak Bir Gölge
- Kaçamamak
- Belki de
- Afaki Haller
- Yol Durumu
- Biei
- Tromso
- Fogo
- Quipu
--reklam--
Münir Göle Alıntıları - Sözleri
- "Beklenmedikler, insanı en beklenmedik zamanlarda buluyorlar." (Tanıdık Bir Yüz)
- Yolculuklara yapayalnız çıkmayı sevmişimdir kendimi bildim bileli. Yalnızlık daha çekicidir. Kitaplara yapayalnız dalarız, onların dünyalarında yapayalnız geziniriz.Kitaplar kimselerle paylaşılmaz. Sevişmek de okumak gibidir gene. Her ne kadar esrimeye varıncaya kadar bir başkasına tutunursak da, o geri dönüşü olmayan dorukta yalnız kalırız, yapayalnız. (Fısıltılar)
- Değişmenin, insan yaşamının en önemli parçalarından biri olduğunu çoktan kavramıştı. Kimi zaman acıyla kıvranarak, kimi zaman mutluluktan uçarak her yanını saran kabuktan biraz daha sıyrılmış, sıkıntıların ördüğü sık çalıları azıcık olsun aralamıştı. Süreç sonsuzdu, bir yaşamın yetmeyeceğini biliyordu, bu da amaçsız bir yolculuğun derin ve karmaşık keyfini sağlıyordu ona, çıkabileceği nice yolculuklar daha vardı, yepyeni yaşantılar. Ve sonunda dönüp bunları paylaşabileceği kişiler. Pencerelerinden deniz taşan bir kent ve gizemini sislere damıtan bir başka kent: Kendi çifte yaşamı... (Uzak Bir Gölge)
- Seni sadece senden kaçarak cezalandıracağım. (Fısıltılar)
- Arzu uyandıran kadın, Şeytan'ın suç ortağıdır birçok inanışta. Baştan çıkaran şehvetli kadın, gücünün yansısını görür aynada. Günah, hep kadının hatlarına bürünür. Erkek, güzelliğin tuzağında yitmeye yazgılıdır. Kadın, kendi yansısıyla Şeytan'ın oyununu oynamaktadır. (Surat Buruşturmalık 52 Metin)
- Aşkın büyüsüdür dünyaya hâkim olan, en güçlü zincir aşkın zinciridir, diyor Giordano Bruno. Aşk tüm duyguların temelidir. Sevmeyen insanın korkacak, ümit edecek, övünecek, meydan okuyacak, hor görecek, suçlayacak, özür dileyecek, rezil olacak, kavga edecek, öfkelenecek şeyi kalmaz, kısaca hiçbir şeyden asla etkilenmez. (Afaki Haller)
- Düştüğü kuyunun derinliğinden , kesin bir kararlılıkla çıkmak , her kadının altından kalkacağı iş değildir. (Fısıltılar)
- İnsan ne kadar yalnızlığa alışık olursa olsun, ne kadar yalnızlığıyla barışık olursa olsun, bir yerde açık veriyor, arada bir derin bir kuyunun dibine düşüveriyor. (Yırtık)
- Hayatımın kabuğu buydu işte, içimde ne olursa olsun, dışımda ben, bağlamından koparılmış tanıdık bir yüzdüm. (Tanıdık Bir Yüz)
- Kıskançlık, insanı emip yok eden bir burgaç gibidir, çaresi de yoktur. (Çıkış Yolları)
- Sınıf atlamanın en kestirme yolu, bu ayak oyunlarından geçiyor. Her sarayda, soytarıların vazgeçilmez oldukları göz önüne alınırsa, ayak öpmenin hiç de yadırganmayacağu anlaşılıyor. (Surat Buruşturmalık 52 Metin)
- Kendi çektiği acıyı, ilk fırsatta başkalarına tattırmak, insan doğasına özgü olsa gerek. (Surat Buruşturmalık 52 Metin)
- Seni sadece senden kaçarak cezalandıracağım (Fısıltılar)
- Ayrıntılara tek tek bakılırsa, bir bütüne değil, ayrıntıların toplamına varılır; ayrıntıların toplamı ise olsa olsa bir bütünlük yanılsaması verir insana. (Afaki Haller)
- Bir saat ne kadar da uzun olabilirdi, hele acı bir yırtılmayı izleyen yedi yıllık sessizlikten sonra. Dile gelmeden içe atılan sözcükler, ansızın bellekten boşalan sesler, kokular, duyumlar, yarım kalmış anılar, gözle görülebilen değişimler, kurulmuş yaşam parçacıkları, öfkenin yatışmasına, hoş bir heyecana dönüşmesine yarayan zaman aşımı, ilk karşılaşma anının, şaşkınlığın gizlemeye izin vermeyeceği fiziksel tepkiler, geçmişi çekip yüzeye çıkaran bir dokunuş, görünümün canlandırdığı imgeler, gözler, eller, boyun, saçlar, çene. Paylaşılan bir saat, upuzun bir saat, engellerin de zamanın burgaçlarında yitip gittiği bir içtenlik, mahremi su yüzüne çıkaran bir zaman boşluğu, bitimsiz bir saat... (Uzak Bir Gölge)
- Hayatın kısa olduğu, göz açıp kapayıncaya kadar geçip gittiği çok söylenir. Aslında bir ucundan ileri doğru bakıldığında zaman öyle kolay akmaz. Güçlükleri vardır, kimi zaman bitmek bilmez. Zaman, kişinin iç halleriyle ilintilidir. (Çıkış Yolları)
- ...geçmişi anlattıkça, geleceğe bir köprü kurmuş oluruz; aklımızca geleceği, gelecek beklentilerimizi biçimlendiririz. (Yırtık)
- Geçmişi şimdiye adepte etmek, geleceği yönlendirmek için yalnızca. Biraz da ele avuca sığmayan, yine de bir türlü terk edilmeyen şimdi'yi yaşamak için. (Yırtık)
- Buğuların arasında belirdi yine, elimi tutup yatak odasına çekti beni, çıplaklığını benimkine bastırdı, tavanda bir perde açıldı, çetin müzik o perdede yansımaya başladı, içinde bulunduğum bu boyutsuz dünyada burnum değecekmişçesine tavana yaklaşıyordum, yatak genişliyor, bir bacağı ve bir koluyla üzerimde duran, başını omzuma yaslamış gövde uzaklara çekiliyor, sonra dönüp gerisingeri içime giriyordu. Bir durgunluk çökmüştü gövdelerimize, arzuya, çiftleşmeye boşvermiştik; beynimizden yansıyan imgelerin bir an önce bitmesini, müziğin susmasını, uykunun bizi eline geçirmesini, kanatlarıyla sarsmasını, alıp götürmesini bekliyorduk. Ama gelmeyecekti o uyuşukluk, o boşluğa yuvarlanma, yitip gitme, bizi bitimsiz bir gecenin aşırı berraklığına terk edecekti ve sabaha kadar karmaşayla sürüklenmemize ses çıkarmayacaktı... (Yansılar Kitabı)
- Anrtropolog Chagnon, bir yerliye ülkesinin özgürlük için savaştığını söylediği zaman, yerli şaşırır ve erkeğin kadın elde etmekten başka bir nedenle hayatını riske atmasını saçma bulduğunu söyler. (Afaki Haller)
Yorumlar
0 yorum