Doğum Tarihi: 17 Ağustos 1935
Doğum Yeri: Bergama, İzmir
Nurdoğan Taçalan kimdir?
17 Ağustos 1935’te Bergama’da doğdu. 1961 yılında başlayan gazetecilik yaşamı, 1992’ye kadar sürdü. Sırasıyla Tanin, Vatan, Demokrat İzmir, Barış ve Hürriyet gazetelerinde çalıştı. 1974-80 arası, Gümrük ve Tekel Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği görevinde bulundu. Sürekli Basın Kartı sahibidir.
--reklam--
Nurdoğan Taçalan Kitapları - Eserleri
- Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken
- Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken
--reklam--
Nurdoğan Taçalan Alıntıları - Sözleri
- . Yıllarca "Zalim Türk" hikâyelerini dinleyerek beyinleri yıkanmışlar için, İzmir'e geldiklerinde durum, Rumlar adına gerçekten düş kırıcı oluyordu. Zalim ve saldırgan durumundakiler Türkler olmadığı gibi, Rumlar da ataları Elenlere yaraşır bir tutum ve davranış içinde görünmüyorlardı. Venizelos'un tedirginliği bundan ileri geliyordu. Avrupa'da uzun yıllar sürdürülen "Anadolu'da ezilen ve öldürülen Rumlar" propagandasının gerçek olmadığı anlaşılırsa, Megali İdea suya düşebilirdi. Zafiropulos, bu amaçla İzmir'e geldi ve ileride göreceğimiz gibi, Ege Rumlarına yeterince söz dinletemedi. . (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- . Gâvur İzmir coşuyor, kabına sığamıyordu. Müslüman mahallelerinde ölüm sessizliği vardı. Ne oluyordu İzmir'de? Şehrin büyük bir bölümü niçin mavi-beyaz renklere boyanmıştı? Takvimler, 1918 Kasım'ının 6'ncı gününü gösteriyordu. Yani; Mondros Mütarekesinin imzalanmasından tam bir hafta sonrasını. . (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- Ve o gürültü arasında zorlukla duyulabilen bir tabanca sesi... "Zito Venizelos!.." bağırışları kesilmişti. Bayrakla birlikte atından bir kütük gibi yuvarlanan Teğmen Yani, kanlar içinde yerde yatmaktaydı. Biraz önce zafer şarkıları söyleyen Rumlar, şimdi neye uğradıklarını anlamadan paniğe kapılarak geldikleri yöne kaçmaya başlamışlardı. Birbirlerini iterek, ezerek, deniz kıyısına kadar kaçtılar. Arkadan gelenler hızlarını alamayıp öndekileri denize yuvarlıyorlardı... Başlarında Hasan Tahsin olan birkaç Türk, Rumların ardından ileri atıldı. İlk kurşunu atan Hasan Tahsin Recep ve yanındaki birkaç Türk tabancalarını ateşlediler... (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- . Rahmi Bey İzmir'de bütün karakollara, resmi dairelere, okullara ve Sarıkışla'ya tenekelerle gaz dağıttı. İngilizler şehri işgale başladıkları an, İzmir yakılacaktı. Başta Whittall, Giraud ve Guiffray aileleri olmak üzere, şehrin tanınmış ve zengin Hıristiyanları, Eşrefpaşa, Tilkilik, Namazgah semtlerine, Gureba Hastanesi dolaylarındaki Türk evlerine yerleştirildiler. İzmir'in Türk kesimi bombalanırsa, bu zengin Hıristiyanlar Türklerle birlikte can vereceklerdi. Rahmi Bey hazırlıklarını tamamladıktan sonra İngiliz Filosu’na haber göndererek aldığı tedbirleri bildirdi ve "İsterlerse İzmir'i bombalaya bileceklerini" söyledi. Rahmi Bey'in tedbirleri yalnızca yukarıda saydıklarımızdan ibaret değildi. Kordonboyu’na, kum torbalarının arkasından ateşe hazır durumda toplar yerleştirilmişti. Şehrin içindeki kadın ve çocuklar, Rahmi Bey'in emriyle trenlere bindirilerek yakın il ve ilçelere, İzmir'in banliyölerine gönderilmişti. Zorla Türk evlerinde yatırılan Hıristiyan aileler, Donanma Komutanı'na ricacılar göndererek, bombardımandan vazgeçmesini istediler. Donanma Komutanı da İzmir'e karşı girişeceği bir harekâtta, Türklerden çok Hıristiyanlara zarar vereceğini anlamış olmalı ki, tası tarağı toplayıp Yeni Kale istihkâmlarının önünden ayrılmak zorunda kaldı. Bu kez Çanakkale Boğazına gidiyorlardı. . (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- Bu bir kalem sürçmesi midir? (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- . Rahmi Bey İzmir'de bütün karakollara, resmi dairelere, okullara ve Sarıkışla'ya tenekelerle gaz dağıttı. İngilizler şehri işgale başladıkları an, İzmir yakılacaktı. Başta Whittall, Giraud ve Guiffray aileleri olmak üzere, şehrin tanınmış ve zengin Hıristiyanları, Eşrefpaşa, Tilkilik, Namazgah semtlerine, Gureba Hastanesi dolaylarındaki Türk evlerine yerleştirildiler. İzmir'in Türk kesimi bombalanırsa, bu zengin Hıristiyanlar Türklerle birlikte can vereceklerdi. Rahmi Bey hazırlıklarını tamamladıktan sonra İngiliz Filosu’na haber göndererek aldığı tedbirleri bildirdi ve "İsterlerse İzmir'i bombalaya bileceklerini" söyledi. Rahmi Bey'in tedbirleri yalnızca yukarıda saydıklarımızdan ibaret değildi. Kordonboyu’na, kum torbalarının arkasından ateşe hazır durumda toplar yerleştirilmişti. Şehrin içindeki kadın ve çocuklar, Rahmi Bey'in emriyle trenlere bindirilerek yakın il ve ilçelere, İzmir'in banliyölerine gönderilmişti. Zorla Türk evlerinde yatırılan Hıristiyan aileler, Donanma Komutanı'na ricacılar göndererek, bombardımandan vazgeçmesini istediler. Donanma Komutanı da İzmir'e karşı girişeceği bir harekâtta, Türklerden çok Hıristiyanlara zarar vereceğini anlamış olmalı ki, tası tarağı toplayıp Yeni Kale istihkâmlarının önünden ayrılmak zorunda kaldı. Bu kez Çanakkale Boğazına gidiyorlardı. . (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- Bu bir kalem sürçmesi midir? (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- . Gâvur İzmir coşuyor, kabına sığamıyordu. Müslüman mahallelerinde ölüm sessizliği vardı. Ne oluyordu İzmir'de? Şehrin büyük bir bölümü niçin mavi-beyaz renklere boyanmıştı? Takvimler, 1918 Kasım'ının 6'ncı gününü gösteriyordu. Yani; Mondros Mütarekesinin imzalanmasından tam bir hafta sonrasını. . (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- 16 Mayıs sabahı, hala Konak Meydanı'nda, Gümrük'te, Pasaport dolaylarında Türk ölüleri yerlerde yatmaktaydı. Millet Hastanesi'nin morgu ile onun hemen yanındaki Cemal Paşa Konağı'nın bodrumu ağız ağıza cesetlerle doluydu. Yakınlarını kaybedenler, sabahın erken saatlerinden itibaren bu iki binaya akın ettiler. Sokaklarda Rum çocukları mavi-beyazlı roketler satıyor, alaylı alaylı bağırıyorlardı: "Cankurtaran satıyoruz! Alan yok mu, cankurtaran satıyoruz!.." (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- . Bu arada bir başka Rum topluluğu, I.Kordon üzerindeki Anadolu Bankası’na (Le Banque d'Anatolie) giderek buraya da Yunan bayrağı asmak istediler. Anadolu Bankası, Ege Bölgesindeki Rumları desteklemek için Yunanlılar tarafından kurulmuştu. Rumların bayrak asma isteğine bankada çalışanlar karşı çıkmadıkları gibi, üstelik sevinçle karşıladılar. Bankanın kavası, elinde iki bayrakla kapıda göründü. Bayraklardan biri Yunan, öteki Türk bayrağıydı. Rum kavas, Türk bayrağını yere atıp çiğnedikten sonra, Yunan bayrağını zito haykırışları ve alkışlar arasında bankanın gönderine çekti. . (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- Hasan Tahsin'in cesedi, ilk kurşunu sıktığı Askeri Kıraathane'nin önünden 150 metre kadar uzakta, meydanın öteki ucunda parçalanmış olarak bulunmuştur. (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- Çare vardır. (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- 16 Mayıs sabahı, hala Konak Meydanı'nda, Gümrük'te, Pasaport dolaylarında Türk ölüleri yerlerde yatmaktaydı. Millet Hastanesi'nin morgu ile onun hemen yanındaki Cemal Paşa Konağı'nın bodrumu ağız ağıza cesetlerle doluydu. Yakınlarını kaybedenler, sabahın erken saatlerinden itibaren bu iki binaya akın ettiler. Sokaklarda Rum çocukları mavi-beyazlı roketler satıyor, alaylı alaylı bağırıyorlardı: "Cankurtaran satıyoruz! Alan yok mu, cankurtaran satıyoruz!.." (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- Ve o gürültü arasında zorlukla duyulabilen bir tabanca sesi... "Zito Venizelos!.." bağırışları kesilmişti. Bayrakla birlikte atından bir kütük gibi yuvarlanan Teğmen Yani, kanlar içinde yerde yatmaktaydı. Biraz önce zafer şarkıları söyleyen Rumlar, şimdi neye uğradıklarını anlamadan paniğe kapılarak geldikleri yöne kaçmaya başlamışlardı. Birbirlerini iterek, ezerek, deniz kıyısına kadar kaçtılar. Arkadan gelenler hızlarını alamayıp öndekileri denize yuvarlıyorlardı... Başlarında Hasan Tahsin olan birkaç Türk, Rumların ardından ileri atıldı. İlk kurşunu atan Hasan Tahsin Recep ve yanındaki birkaç Türk tabancalarını ateşlediler... (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- . Yıllarca "Zalim Türk" hikâyelerini dinleyerek beyinleri yıkanmışlar için, İzmir'e geldiklerinde durum, Rumlar adına gerçekten düş kırıcı oluyordu. Zalim ve saldırgan durumundakiler Türkler olmadığı gibi, Rumlar da ataları Elenlere yaraşır bir tutum ve davranış içinde görünmüyorlardı. Venizelos'un tedirginliği bundan ileri geliyordu. Avrupa'da uzun yıllar sürdürülen "Anadolu'da ezilen ve öldürülen Rumlar" propagandasının gerçek olmadığı anlaşılırsa, Megali İdea suya düşebilirdi. Zafiropulos, bu amaçla İzmir'e geldi ve ileride göreceğimiz gibi, Ege Rumlarına yeterince söz dinletemedi. . (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- Hasan Tahsin'in cesedi, ilk kurşunu sıktığı Askeri Kıraathane'nin önünden 150 metre kadar uzakta, meydanın öteki ucunda parçalanmış olarak bulunmuştur. (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- Tren, hıçkırıklar ve göz yaşları arasında hareket ettiği zaman bu mahzun insanlar ellerindeki çiçek ve zeytin dallarını uzatmaya çalıştıkları sevgililerinin gittikçe silikleşen yüzlerini son bir kere daha görebilmek için trenle birlikte ümitsizce koşarlar. (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- . Bu arada bir başka Rum topluluğu, I.Kordon üzerindeki Anadolu Bankası’na (Le Banque d'Anatolie) giderek buraya da Yunan bayrağı asmak istediler. Anadolu Bankası, Ege Bölgesindeki Rumları desteklemek için Yunanlılar tarafından kurulmuştu. Rumların bayrak asma isteğine bankada çalışanlar karşı çıkmadıkları gibi, üstelik sevinçle karşıladılar. Bankanın kavası, elinde iki bayrakla kapıda göründü. Bayraklardan biri Yunan, öteki Türk bayrağıydı. Rum kavas, Türk bayrağını yere atıp çiğnedikten sonra, Yunan bayrağını zito haykırışları ve alkışlar arasında bankanın gönderine çekti. . (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- Çare vardır. (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
- Tren, hıçkırıklar ve göz yaşları arasında hareket ettiği zaman bu mahzun insanlar ellerindeki çiçek ve zeytin dallarını uzatmaya çalıştıkları sevgililerinin gittikçe silikleşen yüzlerini son bir kere daha görebilmek için trenle birlikte ümitsizce koşarlar. (Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken)
Yorumlar
0 yorum