Psikanalist, Klinik Psikolog ve Bağımlılık Uzmanı Pascal Couderc edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Pascal Couderc hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Pascal Couderc hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Pascal Couderc hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi:

Doğum Yeri:

Pascal Couderc kimdir?

--reklam--

Pascal Couderc Kitapları - Eserleri

  • İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon

--reklam--

Pascal Couderc Alıntıları - Sözleri

  • Anlayışsızlık ilişkiyi kangren eder. (İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon)
  • Eşitsizliğin toprağında tahakküm kolayca yeşerir. (İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon)
  • Her evlilik engellerle, güçlüklerle, anlaşmazlıklarla karşı­laşır. Eşlerden biri daima diğerine hâkim olmak, hep hak­lı çıkmak ister. Çok sayıda çiftin şansına bu durum düşer; insan ilişkilerinde nispeten yaygın bir dinamiktir bu. Buna karşılık, narsistik sapkın, işi partnerinin kişiliğini keyfince şekillendirmeye kadar vardırır. Partnerinin iradesini, özsay­gısını, geleceğini, coşkusunu... yaşamını elinden alır. (İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon)
  • Aşk “emilme” anlamı­na gelmez, imha anlamına hiç gelmez. Bunların aşkla ala­kası yoktur. Örneğin, kıskançlıkla duygusal bağlılığı birbi­rine bağlamak hatalıdır. “Kıskançlık onun aşkının kanıtı” düşüncesi, sayısız yıkıcı fikirden biridir... Mutluluk yalnız­ca aşka bağlı değildir. Dolayısıyla, duygusal alan ne kadar önemli olsa da, aşka mucizevi bir etki atfetmemek gerekir. (İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon)
  • Her­kesin kendine kapandığı bir dünyada, mantıksal olarak, nar­sistik yaralar ortaya çıkmaktadır. Karşısındakini kullanarak sürekli kişisel tatmin arayışı günümüzde bireyler arasında­ki ilişkilerin parçasıdır. Bilinçdışımızın ifadeleri (sürçme, özel adların unutulması, vs.) 1901 yılında Freud’un yazdığı Gündelik Yaşamın Psikopatolojisi’nin çok ötesine uzanmak­tadır; gündelik yaşamımızda düzenli olarak “kaçırdığımız” bütün manipülasyonları da buna dahil edebiliriz. Dil örne­ğini ele alalım: Olumsuz soru biçimi kullanımının (örneğin, “bu akşam çıkmak istemiyor musun?”) bir sürçme olduğu­nu söyleyemeyiz; bu soruyu soran bir cevaba yöneltmekte­dir ve tıpkı diğer eksik edimlerimiz gibi bilinçdışı bir arzu­nun ifadesidir. (İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon)
  • Tartışma, ne için olursa olsun, kaçınılmazdır. Çatışmasızlık bir yanılsamayı temsil eder; çatışma fobisinin, yüzeysel anlaşmayla derinden tahrip olmuş ilişki üzerinde yıkıcı et­kileri vardır. (İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon)
  • Aşağılama, kimi zaman yıldırma ve tehditler onun alışıldık cephaneliğinin malzemesidir. Fiziksel özel­liklere, zevklere, tercihlere, cinselliğe, yeteneklere, dostlara, çalışmaya dair sürekli görüş belirtir. Olumsuz düşüncelere boğulan kadın sonunda kendinden gerçekten kuşkuya ka­pılır, çünkü, normal ve sağlıklı bir ilişkide teşvik edici, kar­şındakini daha iyiye yöneltici yapıcı eleştiriler olurken, nar­sistik sapkın yalnızca yıkıcı, kaba ve perspektifsiz eleştiri­yi kullanır. Teşvikler onun söylemine girmez. Partneri kar­şı koyduğunda ise yaptırımlar hemen gelir: suskunluk, kü­çümseme, yok sayma, hakaretler. (İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon)
  • Görünüşte her şey tozpembedir. Bu tür çift çatışma karşıtlığı içinde yaşar, ne pahasına olursa olsun barış! Öfkenin bir tür şiddet olduğu ve şiddetin ancak zarar verebileceği ilke­sinden yola çıkarak, çatışma tabu kabul edilir. Sahte bir ba­rıştır bu, partnerlerden biri tarafından dayatılmıştır, can­lı bir tartışmanın embriyonu ne zaman belirse sözel bir kal­kan vasıtasıyla durdurulur. Bu, gizli bir savaşın ortasındaki sonsuz ateşkese benzer. Manipülasyon ifadenin engellenme­sinde yatar. Manipüle edilen partner flu bir iletişim içinde, karşılıklı alışverişin no man’s land’inde olmaya mecburdur. Diğeri, sorun “olmadığına" ve tartışmanın (ona göre şidde­tin eşanlamlısıdır) durumu daha da kötüleştireceğine inan­dırmaya çalışır. (İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon)
  • Tartışma, belli sınırlar içinde kalırsa -ister eşler arasında olsun ister olmasın- her ilişkiye yararlıdır. Duyguları ifa­de etme ve muhtemelen karşındakinin duygularını dinleme imkânı sağlar. Tartışma sayesinde önemli problemler ortaya konur, sergilenir. Dolayısıyla bu problemler hakkında konu­şulur, çözümler bulunur. Tartışma yoksa çözüm de yoktur. Hınç yerleşir, yanılgılar çoğalır. Çatışma, ilişkinin “tozunu te­mizler.” Çoğu kişiye göre ilişkiyi “canlandırır.” Terim doğ­rudur, çünkü yaşam evrilen, değişen, uyum sağlayan şeydir. (İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon)
  • Narsistik manipülatör kurbanına kendisinin olası tek partneri olmadığını, daha iyisini bulabileceğini belli etmeyi sever. Bu durum elbette kadının kaygısına yol açar: onu gerilim altına alır. Dolayısıyla bir kukla ile oynar gibi nesnesi ile oynar, çünkü onu belli düşüncelere, tepkilere sevk eder. Bu yıkıcı dönem aylarca, hatta yıllarca sürebilir, bu sırada da kadın kendi tözünü adım adım yitirir. Kimileri onun “yavaş yavaş yok olup gittiğini” söylerler ki bu tamamen doğrudur. Kişinin yavaş yavaş küçülmesine gerçekten tanık olunur. (İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon)
  • “Kesin" bir çift oluştu­ğu andan itibaren arzular -değişiklikleriyle birlikte- benzer hedeflere yönelir. “Birlikte” bir ev kiralanır ya da mülk sa­hibi olmak amacıyla borçlanılır, mobilyalar satın alınır... or­tak nesnelere sahip olmanın sembolik değeri güçlüdür, hem ilişkiyi sağlamlaştırır hem de gerilimler yaratır: En çok kav­ga eden çift mobilya mağazalarında görülür! (İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon)
  • Erkeğin ve/veya kadının “yapabilecekleri” ara­sında aşılmaz duvarlar yoktur. (İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon)