Amerikalı Yazar, Besteci ve Gezgin Paul Bowles edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Paul Bowles hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Paul Bowles hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Paul Bowles hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Tam / Gerçek Adı: Paul Frederic Bowles

Doğum Tarihi: 30 Aralık 1910

Doğum Yeri: New York, Amerika Birleşik Devletleri

Ölüm Tarihi: 18 Kasım 1999

Ölüm Yeri: Tanca, Fas

Paul Bowles kimdir?

Paul Bowles (tam adı Paul Frederic Bowles, d. 30 Aralık 1910, Jamaica, Queens, New York – ö. 18 Kasım 1999, Tangier, Fas), ABD'li yazar,besteci ve gezgin. En ünlü romanı, Çölde Çay adıyla filme de uyarlanan The Sheltering Sky (Esirgeyen Gökyüzü)'dür. Bernardo Bertolucci'nin yönettiği 1990 yapımı filmde John Malkovich ve Debra Winger oynamıştır. Time dergisi tarafından 1923’den beri İngilizce’de yazılmış en iyi 100 kitap arasında gösterilen Esirgeyen Gökyüzü insan ruhunun ıssızlığını ve yalnızlığını sorgular. Romanın, yazarın iyi bildiği Sahra Çölü'nde geçmesi de bu sorgulamayı simgeselleştirir. Bowles 89 yıllık yaşamının 53 yılını Morocco'da geçirmiştir.

Yine bir yazar olan Jane Bowles ile evli olan Paul Bowles, kısa öykülerini topladığı 14 kitabının yanı sıra, 3 cilt şiir kitabı, sayısız çeviri, gezi yazısı ve bir otobiyografi yayımlamıştır. Yazılarında yüksek oranda "rahatsız edici" öğeye yer verir. Bowles, ayrıca, müzik etnoloğudur. Geleneksel Fasmüziğine hayran olmuştur. 1991 yılında, Rea Kısa Öykü Ödülüne değer görülmüştür.

--reklam--

Paul Bowles Kitapları - Eserleri

  • Esirgeyen Gökyüzü
  • Yükseklerde
  • Yağsın Yağmur
  • Avluda Yüz Deve

--reklam--

Paul Bowles Alıntıları - Sözleri

  • Bir kırılma olmak zorundaydı; içeriye biraz hava girmek zorundaydı. Ama hiçbir şey olduğu yok, diye söylendi. Sen olduracaksın. Tıkandığı yer işte burasıydı. Oldurmak onun yaradılışında yoktu; hiç olmamıştı da. Fakat bu noktada en azından şimdilik dibi bulduğunu anladı; bundan sonra çok küçük adımlarla da olsa çıkış olacaktı. (Yağsın Yağmur)
  • Bilmeye, emin olmaya, hiçbir zaman olanak yoktu. Gelecek zamanın bir tek değil, birkaç olası boyutu vardı. (Esirgeyen Gökyüzü)
  • "Gerçekten az zamanın varsa, her bir saniyeden yararlanmak da bir ustalıktır. Yapman gereken her şeyi doğru zaman parçasına sıkıştırırsın." (Yükseklerde)
  • '' Hayat bir dağa tırmanmak gibidir ardına bakarsan miden bulanabilir'' (Esirgeyen Gökyüzü)
  • Olumsuz duygular adını verdiği şeylerin, mantığın parlak ışığına tutulduğunda bir anda yok olacağına inanırdı. (Yükseklerde)
  • O kadar yalnızdım ki, yalnız olmamak nasıl bir şeydi, onu bile unuttum. (Esirgeyen Gökyüzü)
  • Şu gülünç insan aklında enderlik fikrine- özellikle belli bir olayı doğurmaya muktedir şartların enderliğine- kusursuzca tepki veren bir tan var. Bir şeyin gerçekleşme ihtimali ne kadar düşükse o kadar beğeni toplar; yararsız hatta zararlı olmasının önemi yoktur. İhtimalin küçüklüğüne rağmen vuku bulması onu kıymete bindirir. Olacak şey değildir, ama yine de olur; sırf bu yüzden de imkânsızı mümkün kılan olaylar zinciri körlemesine de olsa takdir edilir. (Yağsın Yağmur)
  • "Şunu söyleyebilirim ki, doğru olduğunu bildiğiniz şeyi yapana kadar mutlu olamazsınız. Ne de olsa hayatın anlamı bu." (Yükseklerde)
  • İnsanlar birbirlerine gerçekten çok yakın olamazlardı; çok yakın olduklarını sanırlardı yalnızca. (Yükseklerde)
  • kırılganlığının sınırsızlığı nedeniyle özür diler gibiydi gülümsemesi. (Yükseklerde)
  • “İnsanın kendini değiştirebileceğini varsayıyordu. Fakat söylemekle yapmak arasında öyle bir uçurum vardı ki, insan tüm bildiklerini, gücünü ve cesaretini içine atsa oraya yuvarlanmaktan kurtulamazdı.” (Yağsın Yağmur)
  • Ruh vücudun en yorgun kısmıdır. (Esirgeyen Gökyüzü)
  • Her insanın kaderi ancak o insanın belleğinde var olana benzediği ölçüde kişiseldir. (Esirgeyen Gökyüzü)
  • Hızını boyuna arttırarak giden o tren aslında yaşamın bir simgesiydi. Hayır ile evet konusunda emin olmamak, kişinin hayata verdiği değerle ilgili tutumunu yansıtırdı. Kararsızlık da doğal olarak, kişinin hayata katılmayı reddetme konusundaki gönülsüz kararıyla otomatik olarak çözümleniyordu. (Esirgeyen Gökyüzü)
  • Bir şeyden kurtulmak istiyorsan onu bir Arap'ın eline ver,sana paramparça iade etsin. (Yağsın Yağmur)
  • Hayatın eğlenceli olmadığını kabul ettin mi daha mutlu olursun. (Yağsın Yağmur)
  • "Konfordan, parasal güvenden başka şeyler de vardır önemli olan." (Yükseklerde)
  • İnsanın kendini değiştirebiliceğini varsayıyordu.Fakat söylemekle yapmak arasında öyle bir uçurum vardı ki, insan tüm bildiklerini, gücünü ve cesaretini içine atsa oraya yuvarlanmaktan kurtulamazdı. (Yağsın Yağmur)
  • "Dünya burada olduğunu bilmiyordu; o sadece vardı. O yüzden yaşamak her şeyden önce yaşadığını bilmekti; bu kesinliğin olmadığı bir hayat, hayat değildi." (Yağsın Yağmur)
  • Uzan oraya, esirgeyen gökyüzünün ince dokusunu yırt ve dinlen. (Esirgeyen Gökyüzü)