Doğum Tarihi: 1951
Doğum Yeri: Londra, İngiltere
Philip Mansel kimdir?
Philip Mansel, bir saray ve hanedan tarihçisidir. Louis XVIII ve Prens de Ligne'nin biyografilerini kaleme alan yazarın, Konstantiniyye'den başka The Court of France 1814-1830 ve Sultanların İhtişamı: Osmanlıların Son Yılları adlı iki de kitabı bulunmaktadır.
Financial Times, Daily Telegraph, Spectator, Apollo ve International Herald Tribun gibi pek çok yayında yazıları yayınlandı. Royal Historical Society (Kraliyet Tarih Kurumu) üyesi ve Society for Court Studies'in (Saray Araştırmaları Derneği) yayın organı olan The Court Historian'ın editörüdür.
Levanten şehirlerin tarihi hakkında bir kitap üzerinde çalışmaktadır.
--reklam--
Philip Mansel Kitapları - Eserleri
- Konstantiniyye
- Sultanların İhtişamı
- Levant
- Halep
--reklam--
Philip Mansel Alıntıları - Sözleri
- Rufailer adı verilen bir başka tarikatın dervişleri de acının zevkini keşfetmişti. (Konstantiniyye)
- Osmanlı otoritesine karşı Halep’teki yegane ciddi tehdit 17. yy. başlarında Canbulatoğlu Kürt aşiret reislerinden gelmişti. Bu kişiler günümüz Lübnan’ındaki Dürzi liderlerin ataları olan Canbolatlar’dır. (Halep)
- 1871’de Abraham Bey şöyle yazıyordu: “Nazırlıklarda genel bir hoşnutsuzluk mevcut. Para yok. Ülkeyi saray yürütmekte.” 1874’te devlet harcamalarının yarısı dış borçlara gitti. 1875’te ise Osmanlı hükümeti iflas ettiğini ilan etti. (Sultanların İhtişamı)
- Halep’teki tüccarlar, gemilerin İskenderun limanına gelişinden güvercinlerin kanatları altına yerleştirilen mesajlarla haberdar oluyorlardı. Bu mesafe at sırtında üç dört gün süren bir yolculukla katedilirken, iyi eğitilmiş güvercinler için bu ulaşım sadece altı saat sürmekteydi. (Halep)
- 1869’da, eski Sadrazam Fuat Paşa, Nice’ten Sultan Abdülaziz’e şöyle yazmaktaydı: ''Sultanların imparatorluğu tehlikededir. İster siyasi olsun, ister askeri, tüm kurumlarımızı değiştirmeliyiz ve Avrupa tarafından geliştirilmiş yeni kanunları ve araç gereçleri benimsemeliyiz.” (Sultanların İhtişamı)
- Beylerbeyi Sarayı Daha önce gene bir sarayın bulunduğu alanda yeniden 1861-1864 arası inşa edilen Beylerbeyi Sarayı, o kadar güzel bir tasarıma sahipti ki, 1869'da Beylerbeyi’nde kalmış olan împaratoriçe Eugenie, Paris’teki Tuileri Sarayı’nın pencerelerini Beylerbeyi'nden kopya ettirmişti. (Sultanların İhtişamı)
- Tereyağı ve tuz Kırım’dan, şeker Kıbrıs'tan, sabun Suriye'den temin edilirdi. Yaş meyve ve kümes hayvanları Osmanlı İmparatorluğunun meyve bahçesi denen, Karadeniz kıyısı boyunca doğuya doğru uzanan bölgede yetişirdi. Kuru üzüm, badem, incir ve balmumu Batı Anadolu’dan, büyük İzmir limanı civarındaki bölgeden sağlanırdı. (Konstantiniyye)
- III. Murad ,7 Mart 1579 tarihinde I. Elizabeth'e şunları yazar; Fransa, Venedik ve Lehistan'ın Babıali'ye samimiyetle bağlı adamları ticari faaliyetlerini nasıl yürütüyorsa, Anletar (İngiltere) ülkesinin tüm tacirleri de buraya gelip gidebilir ve mübarek topraklarımızda ticaret yaparken kendilerine mâni olunmaz. (Konstantiniyye)
- 19 . Yüzyılda kâğıt zarf kullanımı başlayıncaya kadar, mektup ve kolilerin sarıldığı bezleri de muhtelif nakışlar süslüyordu. (Konstantiniyye)
- Kapitülasyonlar Sultan tarafından Venedik'e 1454, Fransa’ya 1569, İngiltere'ye 1581 ve Hollanda’ya 1612 yılında verilmişti. Floransa Dubrovnik cumhuriyeti bu haklara şehrin düşüşünden önce sahip olmuşlardı. (Konstantiniyye)
- Dokuz yıllık hizmetinin ardından, Sultan'ın dikkatini çekmemiş olan kadınlar şayet resmen isterlerse, saraydan ayrılıp evlenebilirlerdi. (Konstantiniyye)
- Osmanlı İmparatorluğu’nun kalıcı başarısının bir kısmı, yabancı müttefiklere sahip olma, idari ve mali yapılarında farklı halkları ve dinleri bünyesinde toplayabilme yeteneğinden kaynaklanmaktaydı. (Halep)
- Öte yandan, elektrik Abdülhamit’in içine bir korku düşürmüştü. Belki de dinamo ile dinamit kelimelerinin karıştırılmasından dolayı elektriğin terör amacıyla kullanılabileceğinden korkmaktaydı. Sonuç olarak (İzmir ve Selanik’te olmasa bile) İstanbul’da elektriğin kullanımını hastaneler, elçilikler. Yıldız Sarayı ve Pera Palas Oteli dışında yasaklamıştı. (Sultanların İhtişamı)
- Osmanlı Sultanı, tebaası üzerinde benzersiz bir otoriteye sahipti. Yalnızca sultan değil, aynı zamanda Halife, Mekke ve Medine gibi "iki kutsal mekânın hizmetkârı" ve sultanların geleneksel ikametgâhı Topkapı Sarayı’nda hâlâ görülebilen, Hz. Muhammed ve yakınlarının (sahabelerin) kutsal emanetlerinin de sahibiydi (Sultanların İhtişamı)
- Bazı Arap tüccarların, cins atların hem anne hem de baba tarafından en az 500 yılık geçmişinin bilindiği söylenmekteydi; Fransız konsolosu d’Arvieiux, “Asaletin ispatı söz konusu olursa, Fransa’daki pek çok asil bunu [500 yılık soy] ortaya koyamaz,” diye yazmıştı. (Halep)
- Aşçılar hünkârbeğendi gibi efsanevi yemekleri hazırlamak için günlerce uğraşırlardı. Bu yemeğin, adını, avlanırken yolunu kaybeden sultanın karnını bir çiftçinin kulübesinde doyurduğu zaman beğendiği yemekten aldığı rivayet olunur. (Sultanların İhtişamı)
- Muhtemelen Ermeni kökenli olarak Anadolu'da doğan Sinan, devşirme yöntemiyle İstanbul’a getirilmesinin ardından mühendis olarak hizmet vermişti. (Konstantiniyye)
- Fetih, Halep’i Osmanlı yapmış; ticaret ise onu bir dünya şehri haline getirmişti. Anadolu’nun, Verimli Hilal ve Suriye çölünün kavşağında -İpek Yolu’nun Akdeniz’e yaklaştığı yerde- Halep, tüccarla için doğal bir varış noktasıydı (Halep)
- Otuz yıl boyunca Yıldız Sarayı, sultan ile tebaası için dünyanın merkeziydi. O zamanki İstanbul sınırında olan Yıldız muhteşem İslam saraylarının da sonuncusuydu. Avrupa tarzındaki Dolmabahçe veya Beylerbeyi Sarayları gibi tek bir bloktan oluşmak yerine, Yıldız Sarayı bir park içine serpiştirilmiş bir dizi binadan oluşmaktaydı. (Sultanların İhtişamı)
- Yıldız Sarayı günümüze dek Ortadoğuda güç ve lüksle eş anlamlı olmuştur. (Sultanların İhtişamı)
Yorumlar
0 yorum