Doğum Tarihi: 24 Mart 1919
Doğum Yeri: New York City
Ölüm Tarihi: 4 Ocak 2005
Ölüm Yeri: New York City, New York
Robert L. Heilbroner kimdir?
Robert L. Heilbroner (24 Mart, 1919 – 4 Ocak, 2005) Amerikalı iktisatçı ve iktisadi düşünceler tarihçisi. Yirmiden fazla kitabın yazarı olan Heilbroner, Adam Smith, Karl Marx, ve John Maynard Keynes gibi tanınmış iktisatçıların yaşamlarını ve katkılarını konu edindiği İktisat Düşünürleri ("The Worldly Philosophers") adlı kitabıyla tanınır.
Heilbroner New York'da büyüdü ve Harvard Üniversitesi'nden 1940 yılında felsefe ve iktisat alanlarında birincilik derecesiyle mezun oldu.II. Dünya Savaşı sırasında ABD ordusunda görev aldı ve tanınmış kurumsal iktisatçı John Kenneth Galbraith ile birlikte Fiyat Kontrol Bürosunda çalıştı. Savaşın ertesinde, kısa bir süre bankacı olarak çalıştı ve 1950 yılında New School for Social Research'e asistan olarak girdi. Asistanlık yaptığı dönemde Alman Tarihçi Okulu'nun en önemli temsilcisi Alman iktisatçı Adolf Lowe'den etkilendi.
1963 yılında, Heilbroner New School for Social Research'den doktora derecesi aldı ( Ph.D.). 1971 yılında aynı okulda (Norman Thomas Professor of Economics) olarak atandı ve burada yaklaşık yirmi yıl kaldı.
Kendisini geleneklere uymayan, daha çok sosyal teorisyen ve "dünyevi (worldly) filozof" ( dünya işleri ile, örneğin iktisadi yapılar, ile ilgilenen filozof) olarak tanımlasa ve ne kadar iktisat, tarih ve felsefe disiplinlerini birleştirmeye çalışsa da gene de akranları tarafından göze çarpan bir iktisatçı olarak değerlendirilmedi. 1972 yılında Amerikan Ekonomik Birliği'ne Başkan Yardımcısı seçildi.
1953 yılında yazdığı İktisat Düşünürleri ("The Worldly Philosophers") adlı kitabı yaklaşık dört milyon sattı ve tüm zamanların en çok satan ikinci iktisat kitabı oldu. ( Birinci Paul Samuelson'un popüler üniversite Ekonomi Ders Kitabı (Economics-textbook)). Kitabın yedinci baskısı 1999'da yapıldı. Yeni baskıda, iktisadın mevcut durumu hakkında acımasız ve kapitalizmin sosyal yönlerini içeren dünyevi felsefenin yeniden doğuşunu umudeden görüşler, ek olarak Dünyevi Felsefenin Sonu ("The End of Worldly Philosophy") başlığı altında yer aldı.
Heilbroner ayrıca ekonomileri sınıflandırmanın yeni bir yöntemini geliştirdi: Geleneksel (temel olarak tarıma dayalı, geçinme ekonomisi), Komuta (merkezi planlı ekonomi, genellikle devlet müdahalesinin olduğu), Piyasa ekonomisi (kapitalizm), veya Karma ekonomi.
Her ne kadar tüm kariyeri boyunca açıksözlü bir sosyalist olsa da 1989 yılında New Yorker'daki ünlü makalesinde şöyle yazıyordu: Resmi olarak başladıktan 75 yıl sonra sosyalizm ve kapitalizm arasındaki yarış sona erdi: kapitalizm kazandı... Kapitalizm insanoğlunun maddi ilişkilerini sosyalizmden daha iyi bir biçimde düzenliyor.
1992'de Dissent'e yaptığı açıklamada " nasıl sosyalizm bir fiyasko oldu ise kapitalizm de açık şekilde bir başarı olmuştur" diyor ve serbest piyasanın üstünlüğü konusunda ısrar eden Milton Friedman, Friedrich Hayek, ve Ludwig von Mises'i övüyordu. Ayrıca, "demokratik özgürlükler, kısa süreli olanlar hariç, kendini temelden anti-kapitalist olarak ilan eden hiçbir ülkede henüz ortaya çıkmadı" vurgusunu yapıyordu.
--reklam--
Robert L. Heilbroner Kitapları - Eserleri
- İktisat Düşünürleri
--reklam--
Robert L. Heilbroner Alıntıları - Sözleri
- Çatışma böyle başlar. Durumu tehlikeye giren sınıflar, durumu iyileşen sınıflala mücadele eder: feodal bey yeniyetme tüccarla, lonca ustası genç kapitalistle... Ne var ki, tarihsel süreç, beğeni ve nefrete metelik vermez. Yavaş yavaş koşullar değişir; toplumdaki sınıflar yavaş yavaş fakat kesin olarak yeniden oluşup örgütlenir. Gelir ve servet bölüşümü kargaşa ve acılar pahasına değişir. Kısaca, tarih, toplumsal zenginliğin sınıflar arasında paylaşımı için verilen kesintisiz bir mücadele sahnesidir. Çünkü toplumda üretim teknikleri değiştiği sürece, mevcut refah paylaşımı biçimlerinden hiçbiri saldırıdan bağışık kalamaz. (İktisat Düşünürleri)
- Lenin'in, Kapitalist Sistemi yıkmanın en iyi yolunun, parayı yoldan çıkarmak olduğunu belirttiği söylenir. Devletler, süreğen bir enflasyon sürecini kullanarak, gizlice veya fark edilmeden, vatandaşlarının servetlerinin önemli bir kısmına el koyabilirler. Bu yöntemle, sadece ona el koymuş olmazlar, aynı zamanda, ona keyfi olarak el koymuş olurlar. ( . . . ) Lenin kesinlikle haklıdır. Toplumun mevcut temellerini altüst etmenin, parayı yoldan çıkarmaktan daha incelikli, daha emin bir yolu yoktur. Süreç, iktisat yasasının bütün gizli güçlerini yıkım safında bir araya getirmekte, üstelik bunu milyonda bir kişinin bile fark edemeyeceği bir biçimde yapmaktadır. - John Maynard Keynes (İktisat Düşünürleri)
- servet uğruna servet aramak, para hırsı uğruna günaha girmek demektir (İktisat Düşünürleri)
- Piyasalar, tarih kadar eski bir geçmişe sahipti. Teli-el-Amama Tabletleri, 15 İÖ 1400 yılında, Mısır firavunları ile Doğu Akdeniz kralları arasındaki canlı ticari ilişkilerden söz eder: altın ve iki tekerlekli savaş arabaları karşılığında at ve köle takas edilmektedir. (İktisat Düşünürleri)
- Baba Robert Owen, "Çocuk huysuzlanıp da avaz avaz ağlarsa, sevgili Caroline," der, "odasının ortasına oturt ve ağlamayı kesinceye kadar kucağıma alayım deme." "Ama, hayatım, saatlerce ağlamaya devam edecek." "Bırak ağlasın." "Küçük ciğerlerine zarar verebilir, katılabilir!" "Sanmıyorum. Yönetilemeyen bir çocuk olarak büyürse her şey ona daha fazla zarar verecektir. İnsan içinde bulunduğu koşulların yarattığı bir canlıdır." (İktisat Düşünürleri)
- Ortaçağ'da, Kilise, hiçbir Hıristiyanın tüccar olmaması gerektiğini öğretmiştir ve bu öğretinin altında, tüccarların, toplumun hamurundaki huzur bozucu maya olduğu inancı yatar. (İktisat Düşünürleri)
- Herkes devletin sırtından yaşamak istiyor. Oysa, devletin onların sırtından yaşadığını unutuyorlar. Frederic Bastiat (İktisat Düşünürleri)
- Toprak, emek ve sermayeden yoksun Ortaçağ, piyasadan da yoksundu. Rengarenk çarşılar, gezgin panayırlar olsa da, piyasanın bulunmadığı toplum, yerel hükümranlık ve gelenekler tarafından yönetiliyordu. (İktisat Düşünürleri)
- Saint-Simon, "Farz edelim ki," diyordu, "Fransa birdenbire önde gelen elli doktorunu, elli kimyacısını, elli fizyoloğunu, ( . . . ) matematikçisini, ( . . . ) makinistini, kısaca üç bin bilim adamım, sanatçısını, zanaatçısını kaybetti. Sonuç ne olur? Fransa'yı özünden koparacak bir felaket!" "Bir de," diyordu Saint-Simont, "farz edelim ki, bu birkaç kişi yerine, Fransa, tek darbeyle toplumsal üst tabakasından yoksun kalmış olsun; kralın değerli kardeşini, Berry Dükü'nü, bazı düşesleri, saray bürokratlarını, bakanları, yargıçları ve otuz bin kişinin yaşadığı toprakların sahibi olan on bin kişiyi kaybetmiş olsun. Sonuç? " Saint-Simon'a göre, sonuç çok üzücüdür, çünkü bu insanların hepsi iyi insanlardır; ama uğranılan zarar tamamen duygusal olacaktır; devlet fazlaca zarara uğramayacaktır. Bu sevimli süslerin işlevini, farklı sayılardaki başkaları da yerine getirebilir. (İktisat Düşünürleri)
- "Düşünceler dolambaçlı yollarda boy atar." (İktisat Düşünürleri)
Yorumlar
0 yorum