Türk Akademisyen, Yazar Sabahattin Özel edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Sabahattin Özel hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Sabahattin Özel hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Sabahattin Özel hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Tam / Gerçek Adı: Prof. Dr. Sabahattin Özel

Doğum Tarihi: 1945

Doğum Yeri: Adapazarı, Türkiye

Sabahattin Özel kimdir?

1945 yılında Adapazarı'nda doğdu. İlk ve orta öğrenimini Emirler Köyü İlkokulu, Adapazarı Ortaokulu ve İstanbul Vefa Lisesi'nde tamamladı. 1970 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu.

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde 1986 yılında Yüksek Lisans, 1989 yılında Doktora öğrenimlerini tamamladı. 1991 yılında Doçent ünvanı aldı. Sakarya Üniversitesi'nde Tarih Bölümü Kurucu Başkanlığı, Kocaeli Üniversitesi'nde Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü Başkanlığı, Atatürk İlkeleri ve Devrimleri Araştırma Merkezi Müdürlüğü görevlerini yürüttü. 1996 yılından itibaren İstanbul Üniversitesi'nde çalışmaya başladı ve 1998 yılı başında Profesörlüğe yükseldi.

 

Halen Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi olarak Yüksek Lisans ve Doktora dersleri vermekte, tez çalışmaları yönetmektedir.

Sabahattin Özel kuruluşundan itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi (ATAREM) I.Devre Genel Kurul Üyesi olarak görev yapmış, bu süre içinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin muhtelif birimlerinde Atatürkçülük Konferansları vermiştir.

Yine 1998 yılından bu yana Deniz Harp Okulu öğretim üyeliği, 2004 yılından itibaren de Türk Askeri Tarih Komisyonu genel kurul üyeliği görevlerini yürütmekte, ayrıca Harp Akademileri'nde Atatürkçülük dersleri vermektedir.

 

--reklam--

Sabahattin Özel Kitapları - Eserleri

  • Türk İnkılap Tarihi
  • Mustafa Kemal Atatürk Yeni Gerçekler Yeni Düşünceler
  • Milli Mücadele'de Trabzon
  • Milli Mücadelede İzmit-Adapazarı ve Atatürk
  • Casustur Casus
  • Nutuk'a Bir Bakış
  • Atatürk ve Atatürkçülük
  • Türk Devrimi Mülakatları

--reklam--

Sabahattin Özel Alıntıları - Sözleri

  • Zira henüz kolağası iken Mustafa Kemal'in arkadaş çevresinde yarı şaka, yarı ciddi kendisine devlet başkanlığı rolünü biçmekten geri kalmadığı sır değildir. Selanik günlerinde arkadaşları Tevfik Rüştü (Aras), Nuri (Conker) ve Salih (Bozok) beylere nazırlık vb. görevler dağıttığı, buna karşılık "Peki bu görevlere bizi getirmek için sen ne olacaksın? Yoksa padişah mı?" sorusuna, "Ondan da büyük" cevabını verdiği bilinmektedir. Atatürk'ün bu özelliğini Enver Paşa'nın da keşfettiği anlaşılmaktadır. Zira Enver Paşa, Çanakkale'deki başarılarının ardından paşalığa yükseltilmesinin geciktirilmemesini hatırlatan Talat Paşa'ya, "Mustafa Kemal’in mirlivalığa terfi iradesi cebimdedir. Ama siz onu bilmezsiniz. O hiçbir şeyle memnun olmaz. General olur, korgenerallik ister. Korgeneral olur, orgenerallik ister. Orgeneral olur, müşirlik ister. Müşir yaparsınız, bununla da yetinmez, padişahlık ister!" cevabını vermiştir. Atatürk daha sonra Enver Paşa'nın bu sözleri kendisine nakledildiğinde, "Ben Enver'in o kadar zeki olduğunu bilmezdim" demiştir. (Mustafa Kemal Atatürk Yeni Gerçekler Yeni Düşünceler)
  • Kitabın başlangıcında Ankara’daki ilk İngiliz casuslarından bahsedilmiştir. Bunlar içerisinde Çerkez Ethem Kuvay-ı Milliye’sine kadar sızan Abbas Han, Ankara’ya gelip İngiliz karşıtı demeçlerde bulunan Mirza Azamettin Han , Ankara’ya gitmek isterken yakalanan Dişçi Ahmet İhsan Efendi ve daha önceden de kendini şehzade olarak tanıtan ama daha sonra İstanbul’la yapılan haberleşme sonucu foyası ortaya çıkan Şahabettin bulunmaktadır. (Casustur Casus)
  • Halk kitlelerinin siyasetle tanışmaları, hükümetlerin icraatlarına tepki gösteren bir kamuoyunun oluşması II. Meşrutiyet'in eseriydi. (Türk İnkılap Tarihi)
  • Diğer taraftan milletin içinde vatan ve millet sevgisinden yoksun zayıf karakterli insanlar da vardı. (Türk İnkılap Tarihi)
  • Yüzyıllarca Türkler Osmanlı İmparatorluğu'nun bir azınlığını oluşturmaktaydılar. Fakat şimdi Osmanlı İmparatorluğu ölmüştür. Biz şimdi Türk'üz ve yalnız Türk'üz. Bunun içindir ki, Türkiye'nin yalnız Türklere ait olmasını isteriz. Evimizin efendisi olacağız. (Mustafa Kemal Atatürk Yeni Gerçekler Yeni Düşünceler)
  • Olayda şehit edilen askerin Adapazarı Yorgalar mezarlığındaki mezar kitabesinde şu satırlar yer almaktadır: “Ben birkaç hain Ermeni tarafından Karaağaçdibi'nde hizmet-i vatanıyemi ifa ederken şehit edilen asker Ali'yim. Müslümanlar varlığınız ve mukaddes maksadınız için benim gibi binlerce kurban daha vermekten çekinmeyiniz. Fakat mutlaka yükseliniz. Ruhuna fatiha. Sene 1331 fi 25 Zilkade Sene 1329 fi 12 Teşrinievvel, yevm-i Cumartesi". (Milli Mücadelede İzmit-Adapazarı ve Atatürk)
  • Gerçekten Kuran-ı Kerim'i yüzyıllardır anlamadan okuyan Müslüman bir topluma kutsal kitabını anlayabilme yolunu açmaktan daha büyük din hizmeti olabilir mi? Atatürk Türkçe Kuran-ı Kerim'lerin dağıtılmasına ayrı bir özen göstermiştir. (Mustafa Kemal Atatürk Yeni Gerçekler Yeni Düşünceler)
  • Mustafa Sagir davasında ilk duruşmayı Fransız gazeteci Madam Gaulis de izledi. Türkleri cana yakın bir millet olarak nitelendiren Gaulis, keskin gözlemiyle oldukça öğretici görünen şu saptamayı yapmıştır: “Siz bu dünyada kendinizi tanımayanların içinde sıkışıp kalmışsınız. Bu dünya yalnız sizin düşmanlarınızı dinlemiş, belki hala da dinliyor.” (Casustur Casus)
  • İleriyi görebilen vatansever aydınlar, ateşkesin devletin geleceğini düşmanın merhametine terk ettiğini ve bağımsızlığın tehlikeye girdiğini görüyorlardı. Nitekim Yıldırım Orduları Grubu komutanlığına atanan Mustafa Kemal Paşa birbiri peşi sıra çektiği telgraflarla hükümeti uyarmaya çalıştı. (Türk İnkılap Tarihi)
  • Hemen nesi varsa alınmış görünen Türk Milletinin elinden alınamayacak olan, tarih boyunca yaşamış ve yaşayacak özgürlük ve bağımsızlık aşkıydı. (Türk İnkılap Tarihi)
  • "Biz neden beyhude Anadolu'da uzak olan bu sınırsız ovalarda muharebe ederek ölüyoruz. Türklerin müdafaası makuldür. Çünkü bu yerler onların anavatanıdır. Bizler ise bir siyaset kurbanıyız ve bu siyaset uğruna mahvoluyoruz. Bu mevzii ancak binlerce maktul vererek elde edebildik Fırkalarımız kısmen eridi. Hepimiz ölümü bekliyoruz. Bu sebepsiz muharebeden ne çıkar. Kralın keyfi uğruna yapılan bu muharebe bilmem ki ne zaman bitecek." (Türk İnkılap Tarihi)
  • Mustafa Kemal Paşa pantolonunun cebindeki örme para kesesini çıkararak, içindekileri masaya dökmüş, Hacı Derviş'ten çarşıya giderek büyük bir hesap defteri almasını istemişti. Hacı Derviş epeyce dolaştıktan sonra, bir manifaturacının Balkan Savaşı sırasında İstanbul'dan getirtip henüz kullanma fırsatı bulamadığı bir defteri satın alıp dönmüştü. Mustafa Kemal Paşa masrafları kuruşu kuruşuna deftere yazmasını istemişti. Hacı Derviş buna pek bir anlam veremeyip, bu günlerde sizden kim hesap sorabilir deyince, Paşa "Çocuk, bir gün gelir, millet benden de, başkasından da tek tek hesap sorar" cevabını vermişti. Mustafa Kemal Paşa, Sivas'tan ayrılırken, defteri Hacı Derviş'ten istemiş ve beraberinde götürmüştü. (Mustafa Kemal Atatürk Yeni Gerçekler Yeni Düşünceler)
  • “Atatürk bu Cumhuriyetin temelidir, esasıdır. Daha en az 100 yıl Atatürk’e ihtiyacımız var. Referansımız odur. Neden 100 yıl diyorum derseniz, belki bu sürede akıllanırız da gösterdiği yolda ilerleriz.” (Atatürk ve Atatürkçülük)
  • Büyük Taarruz'da Atatürk ve Fevzi Paşa İzmir'e doğru ilerleyen Türk ordusunu izlemiş, bazen buğday, bazen üzüm çuvalları üzerinde ikişer saat uykuyla yetinmek zorunda kalmışlardı. Bu anlardan birinde Atatürk üzerine uzandığı çuvalın deliğinden aldığı bir avuç üzümü ağzına atmadan Fevzi Paşa'ya gülerek "Paşam, şu hayatın cilvesine bak. Aslanlık edelim derken çuval deliğinden üzüm çalan farelere döndük" sözlerini söylemişti. (Mustafa Kemal Atatürk Yeni Gerçekler Yeni Düşünceler)
  • 1889 yılında Peşaver’de doğan Mustafa Sagir, henüz on yaşındayken Yüzbaşı Wright tarafından keşfedilmiş ve İngiltere’ye gönderilerek İngiliz okullarında okumuş ve İngiliz hükümeti adına çalışmak üzere eğitilmiştir. 1910 yılında İngiliz hükümeti kendisini Mısır’a göndermiş ve orada Mısır milliyetçilerinin durumunu araştırmıştır. Daha sonraki yıllarda 1.Dünya Savaşı bitene kadar Almanya, Hindistan ve İsviçre gibi ülkelerde faaliyetlerini sürdürmüştür. (Casustur Casus)
  • Millet ve ordu yüzyılların kökleştirdiği dinden ve gelenekten gelen bağlarla Saltanat ve Hilafet'e bağlı bulunuyor, onsuz bir kurtuluşu düşünemiyordu. Bunun aksini savunmak derhal dinsiz, vatansız, hain ve alçak olarak nitelendirmek için yeterli görülüyordu. (Türk İnkılap Tarihi)
  • (...)Büyük Taarruz’da Atatürk ve Fevzi Paşa İzmir’e doğru ilerleyen Türk ordusunu izlemiş, bazen buğday, bazen üzüm çuvalları üzerinde ikişer saat uykuyla yetinmek zorunda kalmışlardı. Bu anlardan birinde Atatürk üzerine uzandığı çuvalın deliğinden aldığı bir avuç üzümü ağzına atmadan Fevzi Paşa’ya gülerek “Paşam, şu hayatın cilvesine bak. Aslanlık edelim derken çuval deliğinden üzüm çalan farelere döndük” sözlerini söylemişti. (Mustafa Kemal Atatürk Yeni Gerçekler Yeni Düşünceler)
  • Atatürk'ün yaşamı boyunca danıştığı, başarılarında büyük pay sahibi, son derece bilge bir danışmanı vardı. Maaşsız ve ücretsiz bu danışmanın adı "tarih"ti. (Mustafa Kemal Atatürk Yeni Gerçekler Yeni Düşünceler)
  • Nitekim Turan ve Hindistan yollarını açmayı amaçlayan Sarıkamış Harekâtı bir felaketle sonuçlanmıştı. Burada binlerce Türk sadece kendi iradesiyle, kendi arzuladığı bir ideal uğruna değil, Alman emperyalizmin yönlendirdiği bir siyaset uğruna hayatını kaybetmişti. (Türk İnkılap Tarihi)
  • Batı dünyası üstünlüğü milli devleti inkar ederek değil, onu kurarak sağlamıştı. (Türk İnkılap Tarihi)