Doğum Tarihi: 1964
Doğum Yeri: Kayseri, Türkiye
Sergül Vural kimdir?
1964'te Kayseri'de doğdu. İlköğrenimini Bilecik'te, liseyi Erzincan'da bitirdi.
1995 yılında Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi lisans bölümünden mezun oldu.
1997-2008 yılında özel bir araştırma şirketinin Kayseri temsilciliğini yürüttü.
Katıldığı birçok şiir yarışmasında ödüller aldı.
Şiir ve denemeleri Akpınar, Bayatî, Berceste, Bizim Ece, Çemen, Dikili Ekin, Erciyes, Fidayda, Gonca, Güllük, Gün Doğumu Kültür-Sanat, Güncel Sanat, İdakörfez Fanzin, İklim, İslami Edebiyat, Kayseri Kültür Ocağı, Kültür Çağlayanı, Kümbet Altında, Mavi Sürgün, Okumaca, Ortanca, Sakızağacı, Şiir Vakti, Somuncu Baba, Sükût, Vezin, Yedi İklim ve Yeniden Diriliş, dergilerinde yayımlandı.
2009 yılında Kayseri Hakimiyet Gazetesinde Duygu Yansımaları, isimli köşe yazılarına Kayseri Gündem Gazetesinde devam ediyor.
Anadolu İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği yönetim kurulunda iki dönem görev aldı. İki dönemdir de Türkiye Yazarlar Birliği Kayseri Şubesi yönetim kurulu üyesidir. Kayseri Enstitüsü Derneğinin kurucu üyelerinden olan şair-yazar, Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliğinin de üyesi olup evli ve iki çocuk annesidir.
Yayınlanmış eserleri şunlardır:
Şiir: Naz Çiçeğim (Geçit Yayınları, 2002), Bir Günde Dört Mevsim (Gündüz Yayınları, 2006), Süveyda (Laçin Yayınları, 2009)
Derleme: İncesu'dan Sesleniş, (İncesu Belediyesi Kültür Yayınları-2, 2006, Mehmet Sarı ile ortak çalışmadır), Üşüyorum Şiir Güldestesi (Laçin Yayınları, 2010 ), Göç Hikayeleri( Melikgazi Belediyesi Kültür Yayını, 2013)
Çocuk Kitapları: Anne Peygamber Nerede (Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2011), Anne Seccadem Nerede (Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2011)
Deneme: Sızı (Mola Kitap, Ocak 2012)
Araştırma: İstasyon Mahallesi Demiryolunda Zaman Yolculuğu ( Heyamola Yayınları Mart 2014)
Roman: Siyah Elmas (Hz. Bilâl), (Mola Kitap, Ağustos 2012; Paradoks Yayınları, Nisan 2014)
--reklam--
Sergül Vural Kitapları - Eserleri
- Siyah Elmas
- Aşkta Kaderim Sensin
- Sızı
- Suskun Cemre
- Albina
--reklam--
Sergül Vural Alıntıları - Sözleri
- Bu ses ebemkuşağı düşleri yedi rengi boyuyordu. Bu ses hakikat namlusundan çıkan iman mermisiyle gönül menzilini vuruyordu. Bu ses irfan denizinde sevdalı dalgalar çıkarıyordu. İnsanlar yavaş yavaş geliyorlardı mescide. Mescidin içi sahabeler ile dolup taştı. Ezan iklimiyle birçoğunun gözlerinden sükût içinde yaşlar akıyordu. Kâinatın en büyük imanının arkasında huşu içinde kıldılar namazlarını. Kanatlandı yürekler. İmanlar tazelendi. (Siyah Elmas)
- KANLI TAKVİM "Baba." "Cahillik kefenlenir mı?" Bahri Bey, bu manası derin soru karşısında şaşırmamış bilakis mutlu olmuştu. Babasının kızı, diye geçirdi aklından. "Cahillik kefen kabul etmez kızım. Ben onunla savaşmak için yıllarımı verdim, vermeye de devam ediyorum. Bu konuda ne kadar başarılı olduğum tartışılır ama sen başkasın kızım. Sen bir öğretmen olarak ömrün boyunca cahillikle mücadele edeceksin. Yetiştirdiğin her öğrenci cahilliğin düşmanı olacak. Sen cahillikten değil cahillik senden korksun kızım." (Suskun Cemre)
- BABAMIN TRENİ Mâziye rötarlı bir yolculuktu benimki. Babamın hayali saklandı gözlerimden akan yaşlara. Yönümü yine ufuklara çevirdim. Hem babamı hem de gözyaşlarımı kendime sakladım. Mahcupluğum babamaydı, yıllaraydı, vefayaydı; en çok da " Babamın Treni " neydi. (Suskun Cemre)
- "Ya Resulallah! Allah indinde Siyah ile beyazın, Arap ile Arap olmayanın, Efendi ile kölenin farkı var mıdır?" İslâm Peygamberi gayet net cevapladı bu soruyu: "Hayır, ya Bilal! Allah katında fazilet ölçüsü takvadır. Arab'ın Arap olmayana Arap olmayanın da Arab'a hiçbir üstünlüğü yoktur." (Siyah Elmas)
- Gözlerde dünyanın aydınlığı kararmışken; umut mendilleriyle silebilmektir karanlığı... (Sızı)
- "Baba." dedi. "Cahillik kefenlenir mı?" Bahri Bey, bu manası derin soru karşısında şaşırmamış bilakis mutlu olmuştu. Babasının kızı, diye geçirdi aklından. "Cahillik kefen kabul etmez kızım. Ben onunla savaşmak için yıllarımı verdim, vermeye de devam ediyorum. Bu konuda ne kadar başarılı olduğum tartışılır ama sen başkasın kızım. Sen bir öğretmen olarak ömrün boyunca cahillikle mücadele edeceksin. Yetiştirdiğin her öğrenci cahilliğin düşmanı olacak. Sen cahillikten değil cahillik senden korksun kızım." dedi (Suskun Cemre)
- Hayatın insanı bir dakikada nasıl harcayabileceğinin farkına varması fazla zamanını almadı. Pişmanlık dağının altında ezildikçe ezildi. (Suskun Cemre)
- Şahsiyet sahibi olmak her insana nasip olmuyordu. Hatta birçok insan düştüğü kötülük çukurunun, kaybolduğu nankörlük deryasının farkında bile değildi. Dostlukların yalan olduğu, insanlara güvenin kalmadığı bir zamanda bu insanlar nasıl oluyordu da kendilerini dev aynasında görüyorlardı. (Suskun Cemre)
- HARAM LOKMA Sevgisiz hayat yavan, sevgisiz hayat kekreydi. Kalpleri buruk, içleri mutsuzdu ama yüzleri hep güleçti. (Suskun Cemre)
- Tutuşturdu adem, İmanın ruhlara can veren billur sesiyle.. (Siyah Elmas)
- "Saatler mahzun durur, Saatler yalnız, saatler yetim..." (Sızı)
- Bilal bir teşekkür bekliyordu efendisinden. Ama nafileydi bu bekleyişi. Gözlerinden dökülen birkaç damla yaş gözlerinden süzüldü. İnsan kendine acır mıydı? Acıdı... (Siyah Elmas)
- Hayat acılarla büyütür insanı. (Albina)
- Duygularını yitiren yürek üşür. (Albina)
- Hepimiz kendi hayatımızı ve o hayatın zorluklarını tek başımıza yüklenmek zorundaydık. Herkesin yaşam mücadelesi kendineydi... (Sızı)
- Ağlamak mıydı insanın yüzünü nurlandıran? Yoksa efsunlu bir maske miydi ağlamak yanaklarda? (Aşkta Kaderim Sensin)
- Hep akisinda yasanir hayat Ve bir kisir dongude Sıkışır kalır insan.. (Siyah Elmas)
- Sıla bir tutku mudur, hasret mi, alışkanlık mı, aşinalık mı?.. (Albina)
- Kırılmak ne demek anlıyordu, ummadığı vefasızlıklarla paramparça olduğunda. Kaybolmak ne demek kavrıyordu kendinden sıyrılarak, avuçlarından fırlayan bilyeler gibi etrafa dağıldığında. Çocuk telaşıyla toplayan olmuyordu kırıklarını. (Suskun Cemre)
- Ask ile baglilik; Adanmaktir sevdigine! Teslim etmektir benligini; Canini vermek istedigine... (Siyah Elmas)
Yorumlar
0 yorum