Doğum Tarihi: 23 Nisan 1942
Doğum Yeri: Avallon, Fransa
Étienne Balibar kimdir?
Balibar Avallon, Bourgogne 'da doğdu. İlk olarak École Normale Supérieure'de Louis Althusser'in öğrencisi olarak göze çarptı. Balibar, Althusser ve içlerinde en çok Balibar'ın katkısının olduğunun vurgulandığı öğrencileri tarafından hazırlanan Kapital'i Okumak (Lire le Capital) kitabı ile sonuçlanan Althusser'in Marx'ın Kapital'i hakkındaki seminerine katıldı.Günümüzde UC Irvine'de felsefe ve politik teori dersleri vermektedir.
Althusser'in ölümünden sonra Balibar Fransız Marksist felsefesinin temsilcisi oldu.
Ne yazık ki Balibar, ünlü bir oyuncu olan kızı; Jeanne Balibar nedeniyle daha çok tanınmaktadır.
Kitleler, Sınıflar ve Düşünceler kitabında Balibar Kapital'de, tarihsel materyalizm kuramının (veya Marks'ın ilk yazmalarında yer alan ve daha sonra tarihsel materyalizm olarak atıfta bulunulacak olan radikal politik ekonomisi) Marks'ın Kapital'de geliştirmeye başladığı , özellikle, kapitalizmde bir mülkiyet biçimine dönen işgücünün çözümlenmesi özelinde, eleştirel kuram ile çelişkisini tartışmaktadır.
--reklam--
Étienne Balibar Kitapları - Eserleri
- Demokrasiyi Demokratikleştirmek
- Marx`ın Felsefesi
- Althusser İçin Yazılar
- Spinoza ve Siyaset
- Eşitliközgürlük
- Yurttaşlık
- Şiddet ve Medenilik
--reklam--
Étienne Balibar Alıntıları - Sözleri
- "Demokrasi olarak adlandırılması gereken şey, oluşturulmuş bir iktidar biçimi değil, demokrasisizleşme süreçleri ile demokratikleşme süreçleri arasındaki gerilim ta kendisidir." (Demokrasiyi Demokratikleştirmek)
- Demokrasi bütün anayasaların [tek] hakikatidir. (Eşitliközgürlük)
- Bir kral kendini zorba ilan eder etmez krallığın bütün kötüleri ve alt tabakası ganimetten pay kapmak için zorbanın etrafında öbekleşir ve büyük zorbanın altındaki zorbacıklar olmak için onu desteklerler... (Eşitliközgürlük)
- Kutsal Aile’den (1844) Komünist Manifesto’ya (1847) kadar bu dönemdeki tüm yazılı metinlerinde Marx, kesin bir formülle bu proletaryanın “burjuva-sivil toplumun fiilen yok oluşunu temsil ettiğini” söyleyecektir. (Marx`ın Felsefesi)
- Ancak günümüzde C. Levi Strauss insanın özünü doğa ve kültürün çatışması olarak açıklar, ya da Lacan insanın özünün baştan sona dil tarafından inşa edildiğini ifade etmek için “parletre” kelimesini uydururken, her ikisi de Aristo’nun insanı dil yeteneği ve kullanımı ile siteye (siyasi topluluğa) aidiyet yoluyla tanımlayan ya da Aziz Augustin’in insanı “Tanrı’nın yeryüzündeki benzeri veya imgesi” olarak tarif eden aynı geleneğe katılırlar. (Marx`ın Felsefesi)
- Eğer seven, arzulayan ya da tam tersine bizim sevdiğimiz, arzuladığımız ya da nefret ettiğimiz bir şeyden nefret eden bir başkasını tahayyül edersek, bu tek olgu bizim bu nesneyi daha büyük bir sebatla sevmemizi ve arzulamamızı sağlayacak, ya da ondan nefret etmemize neden olacaktır. Ancak eğer onun bizim sevdiğimiz şeye karşı olduğunu ya da tersini tahayyül edersek, o zaman bir Ruh dalgalanmasına yakalanacağız demektir. (Spinoza ve Siyaset)
- Sonuçta bir insanı ancak kendisi özgürleştirebilir, ama kimse de başkaları olmadan özgürlüğüne kavuşamaz. (Şiddet ve Medenilik)
- Spinozanın düşüncesinin en özgün yönlerinden biri, daha önceden de gösterdiğimiz gibi, eskiden bilginin farklı alanları arasında var olan ayrılıkları ve hiyerarşik düzeni ortadan kaldırmış olmasıdır. Bunu yaparken onun felsefeye yaklaşımı tamamen yeniydi ve bu yaklaşım bugü ne kadar sadece birkaç taraftar bulabilmiştir. (Spinoza ve Siyaset)
- "İnsanın doğal ve değişmez hakları" özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve baskıya direnme olarak sıralanır... (Eşitliközgürlük)
- Dolayısıyla insanlar haklarında ‘özgür ve eşit doğarlar ve öyle kalırlar” gibi bir formülün burada hiçbir anlamı yoktur. Gerçek şudur ki insanlar pratikte, herhangi bir güçler ilişkisi (belirli bir devlet tipi) onları eşitlemek için devreye girmediği sürece, birbirine eşit olmayan güçlere sahiptirler. (Spinoza ve Siyaset)
- Gerçekten de Alman İdeolojisi'nin kanıtlamalarının tümü, durumun böylesine dayanılmaz olmasına karşılık; onun, bizzat kendi gelişim mantığınca özet olarak burjuva sivil toplumun yerini komünizmin alması anlamına gelecek bir dönüşüm’ün (Umwälzung) öncüllerini içerdiğini göstermeye yöneliktir. Dolayısıyla, burjuva sivil toplumun biçimleniş ve çelişkileri tam anlamıyla geliştiklerinde komünizme geçiş pek yakındadır. (Marx`ın Felsefesi)
- Yurttaşları birbirine bağlayan, hakların ve ödevlerin karşılıklılığı kuralıdır. (Eşitliközgürlük)
- “Feuerbach dinî özü insani özde çözüme bağlıyor”, yani o, özellikle Hıristiyanlığın özü’nde göstermektedir ki, Tanrı fikri kişileştirilmiş ve dünya dışına yansıtılmış insani mükemmelliklerin bir sentezinden başka bir şey değildir. “ (Marx`ın Felsefesi)
- Peki ya bu “teolojik ihtiyaç”, tarihsel biçimiyle, insan doğasının genel bir zayıflığından ziyade bir çeşit toplumsal hayata, bireylerin kendi aralarındaki ilişkileri bilinçli bir şekilde düzenleyememelerine dayanıyorsa? (Spinoza ve Siyaset)
- Böylelikle iki klasik hak anlayışı reddedilir: — Bir yandan bireylerin ya da toplulukların haklarını, verili bir hukuk düzeninin (bir kurumlar sistemi ya da yüksek “adalet”, örneğin ilahi adalet) önceden varlığına, yani bazı eylemlere, bazı elde etmelere izin veren ve diğerlerini yasaklayan “nesnel bir hukuk’a bağlayan anlayış. — Diğer yandan hakkı bireyin özgür iradesinin, “şeyler’in (ya da “şey” olarak sınıflandırılabilecek olan her şeyin) karşısındaki tezahürü olarak, yani bu hakkı insanlığın evrensel bir özelliğini ifade eden, tanınmayı talep eden “öznel bir hak” olarak gören anlayış. (Spinoza bu anlayışı açıkça eleştirir: TP, II, 7). (Spinoza ve Siyaset)
- Özgür olmak, özgürlüğü yok eden tüm zorlamalara, baskılara direnebilmektir... (Eşitliközgürlük)
- Üzüntü, bireyin güçsüzlüğüne dair sahip olduğu bilinçtir ve insanı hem kendisinden hem de başkalarından nefret etmeye yöneltir. (Spinoza ve Siyaset)
- Ezilenlerin kurtuluşu ancak kendi eserleri olabilir. (Eşitliközgürlük)
- "Oysa demokrasi Max Weber'in çarpıcı tanımına yeniden başvurarak söyleyelim, iktidarın eylemlerine kamusal olarak karşı çıkılmasının meşru, hatta elzem görüldüğü paradoksal bir rejimdir. Bu tezi daha da ileri taşırsak, demokrasinin, eleştirilmeyi (en azından iktidarı elinde bulunduranların yurttaşlar tarafından eleştirilmesi riskini) kabul eden ve (mümkün olduğunca) bu ilkeyi benimseyen bir rejim olduğu fikrine ulaşırız." (Demokrasiyi Demokratikleştirmek)
- Hicivciler insani meselelere diledikleri kadar gülsünler, teologlar insanları istedikleri kadar suçlasınlar, melankolikler ise istedikleri kadar insanları aşağılayıp hayvanlara hayranlık duyarak medeniyetten kaçma taraftarı olsunlar, bütün bunlar insanların birbirlerine yardım ederek ihtiyaçlarını daha kolay bir şekilde karşılayabileceklerini ve onları tehdit eden tehlikeleri sadece güçlerini birleştirerek önleyebileceklerini hissetmelerinin önüne geçemez. (...) (Spinoza ve Siyaset)
Yorumlar
0 yorum