Doğum Tarihi: 8 Ekim 1961
Doğum Yeri: Sivas
Turan Karataş kimdir?
1961 yılında Sivas’ta doğdu. İlköğrenimini Ulaş’ta, orta öğrenimini Sivas’ta tamamladı. Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1986). Fakülte öğrencisiyken başladığı gazeteciliği 1987 yılına kadar sürdürdü. Aynı yıl gazetecilikten ayrılıp Atatürk Üniversitesinde Türk dili okutmanı oldu. Yedi yıl çalıştı okutman olarak. Bu arada, adı geçen üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsünde Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalında yüksek lisans ve doktora yaptı. 1993’te Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinde araştırma görevlisi oldu. 1994’de doktor, 2004’te doçent, 2009’da profesör unvanını alan yazar, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin kurucu dekanı oldu ve halen aynı fakültede öğretim üyesidir. Karataş, evli ve üç oğul babası. Palandöken, Yedi İklim, Kültür, Kayıtlar, Türk Dili, Edebiyat Ortamı, Dergâh, Hece, Sühan, İlmî Araştırmalar, Bilig, Türk Edebiyatı dergilerinde, Kitap Zamanı ve Yeni Şafak Kitap’ta inceleme yazıları, eleştirileri, denemeleri ve okuma notları yayımlandı. Halen Kitap Zamanı'nda ve Edebiyat Ortamı'nda değini, deneme ve inceleme yazılarını sürdürmektedir.
--reklam--
Turan Karataş Kitapları - Eserleri
- Doğu'nun Yedinci Oğlu Sezai Karakoç
- Ansiklopedik Edebiyat Terimleri Sözlüğü
- Takriz Edebiyatı
- Şiir Vadilerinde
- Türk Dili
- Söyleşiler
- Hüseyin Siret
- Yaza / bilmek
- Yunus Divanı
- Yunus Divanı
- Bir Okurun Notları
- Nizami Yürüyüş
- Şiirin Ardında
- Medeniyetin Burçları
--reklam--
Turan Karataş Alıntıları - Sözleri
- Karakoç'un hayat macerasının ilk safhasında, daha çocuk yaşta başlayan tutkulu bir yaşamadan, büyülü hayallerden, yüksek ideallerden bahsedilebilir. İlk gençlikte başlayan doyumsuz okumalar... Doğuyu, Batıyı geçmişi tanımak, bilmek, yeni sonuçlara varmak için... Kanmak için bütün gözelere göz atmak, en halis kaynaklardan gıdalanmak için... İçinde bulunduğumuz âlemin, birçoğumuza kapalı olan gözeneklerine nüfuz etmek, saf ve kıymetli olanın peşinde koşmak; ötelere akmak, maverayı kurcalamak ve oradan derleyip toparladıklarını engin ruh imbiğine geçirip, sağaltıp bize ulaştırması... Henüz "başlayan bir dönemin ilk savaşçıları"ndan olmak için buna ihtiyaç vardır. İlk ürünlerde bile bir ustalık görülmesi, erken olgunlaşmanın gösterenidir. Sanatını besleyen bilgi ve düşünce böyle böyle azıklanmış; bilgelik taşı böyle böyle dönmeye başlamıştır. (Nizami Yürüyüş)
- Yalanın ayağı eşiğime dokunmamıştı, "Hırsız" konuklamamıștı; lügatim, çirkini çizgi, gölge ve hacimle ifadelendiremezdi, gözüm, eğri'yi sırtlamamıștı Şeyhim.. (Doğu'nun Yedinci Oğlu Sezai Karakoç)
- Doğumumuzdan ölümümüze kadar şahitlerimizi çoğaltmaktan başka bişey yapmıyoruz . (Nizami Yürüyüş)
- Taha'nın Kitabı, Sezai Karakoç şiir külliyatı içinde, benzetmek doğruysa "çetin-ceviz"metinlerden biridir. İkinci Yeni şiirinden gelen/kalan biçimsel olanaklarla ve alışkanlıklarla yazıldığını unutmayalım. (Nizami Yürüyüş)
- 'Artık ölebilirdim Bütün İstanbul şahidim Ben kandan elbiseler giydim Bundan senin haberin var mı' (Doğu'nun Yedinci Oğlu Sezai Karakoç)
- 'Çal sevgili saat gel sevgili gece Ben kalıyorum günler gidiyor sessizce' (Doğu'nun Yedinci Oğlu Sezai Karakoç)
- 'Geçmişi unut, yeni yolu tut' (Doğu'nun Yedinci Oğlu Sezai Karakoç)
- Dünyada insanın payına düşen acı, acz ve yalnızlık mistik ürpertilerle derin kuyularda yankılanmaya devam ettikçe şiir de var olacaktır. (Şiirin Ardında)
- "Bu cihan cehennemini sekiz uçmag ide bir söz" (Yunus Divanı)
- Ben huzurunda yer öptüm, tâcdâr oldum bugün... (Hüseyin Siret)
- Sezai Karakoç'un güçlüğü omuzlayan bir yaratılışı vardır. Ve hemen çok zaman tek başınadır. Disiplin ve düzen aşığı olduğunu, peşin hükümlerden sürekli kaçındığını söylüyor kendisi. (Nizami Yürüyüş)
- Zihnimi ve gönlümü kiraya vermemek, kimsenin adamı olmamak, bireyliğimi bilemek için şiir okuyorum. (Şiirin Ardında)
- Önümde ümidimi yeşerten bir kitap var. Hayli kapsamlı, iddialı ve emek mahsulü bir çalışma. Osmanlı Entelektüel Geleneği isimli bu mühim kitabın, evvela adındaki “entelektüel” sözcügüne itiraz edesim geliyor. Bu kavram, bizim düşünce geleneğimizi, birikimimizi nitelemeye yetmiyor, “mütefekkir”in yerini tutmuyor. Batılı bir terim entelektüel. Osmanlı, “müfekkir” yahut “mütefekkir” tesmiye etmiş. Bugünkü Türkçede “düşünür” diyoruz. Bana öyle geliyor ki, “entelektüel”, Osmanlı düşüncesini inşâ veya tevarüs etmiş bir şahsiyeti zihinde canlandırmıyor, o muazzam birikimi temsil de edemiyor. Modern / Batılı bir dönemde 19. asırda yetişmiş Ahmet Cevdet Paşa'ya, onun içinde var olduğu ve / veya inşâ ettiği düşünce külliyatına bile “entelektüel” diyemeyiz. Çalışmanın içinde de yer yer zikredildiği gibi, “Osmanlı Tefekkür Tarihi” adı, kitabı daha doğru tesmiye ederdi kanaatindeyim. (Bir Okurun Notları)
- eğer gerçek kul imişsem ona kulluk kılaydım ağlayadım bu dünyada yarın anda gülem diye (Yunus Divanı)
- Dünyada isek bir yöne ihtiyacımız var demektir. Çünkü "ölmek, yok olmak değil, vücutsuzlaşmaktır". Ruhlar ezelde yaratıldığına göre, "dünyaya gelmek, vücuda kavuşmaktır". Her vücut bir mekâna, her mekân da bir yöne gereksinim duyar. (Bir Okurun Notları)
- İnsanlığın büyük hakikatini arayan büyük bir kafa, düşünen bir akıl, gören bir gözdür Sezai Karakoç. "Diri bir İslam insanı" ortaya çıkarmak için ömürlerini adayanlar kafilesinin sanatkâr mütefekkiridir. (Nizami Yürüyüş)
- Hiç bir şey, insanın dikkat çekmeyecek şekilde davranması ve başkalarıyla pek az , kendiyle ise bol bol konuşması kadar fayda sağlamaz. Seneca (Bir Okurun Notları)
- 'Kadınlar susmuştu ... Ve mesut dakikaları beklemiş Bütün saatler Tırak deyip durdu' (Doğu'nun Yedinci Oğlu Sezai Karakoç)
- Ta cocuklukta açılmış,kanayan bir yarama Bakmadım,kimseye sardirmadim oğlum asla . (Hüseyin Siret)
- tutulmadı yûnus canı geçti tamu'dan uçmağ'ı yola düşüp dosta gider gene aslın ulaşmağa (Yunus Divanı)
Yorumlar
0 yorum