Akademisyen-Yazar Zafer Ekin Karabay edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Zafer Ekin Karabay hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Zafer Ekin Karabay hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Zafer Ekin Karabay hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 1975

Doğum Yeri: Kayseri

Ölüm Tarihi: 13 Eylül 2002

Ölüm Yeri: Eskişehir

Zafer Ekin Karabay kimdir?

1975 yılında Kayseri’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini doğduğu kentte tamamladı. Kayseri Atatürk Ticaret Lisesi'nden mezun oldu. (1993) Aynı yıl Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Lisans öğrenimini 1999 yılında tamamladı ve Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde yüksek lisans programına başladı. Ölümünden iki gün önce yüksek lisans programından başarıyla tamamladı. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalıştığı dönemde odasının kapısına kendini kemeriyle astı ve kendi isteği ile aramızdan ayrıldı. 13 Eylül 2002

İlk şiiri 1995 yılında İnsancıl dergisinde yayımlandı. Toplumcu gerçekçilik şiir tarzında, incelikli bir üslûpla usta işi şiirler yazdı. Şiirleri ve eleştiri yazıları; Bahçe, Damar, Dize, Edebiyat ve Eleştiri, İnsancıl, Islık, Kavram-Karmaşa, Kül ve Varlık gibi belli başlı edebiyat dergilerinde yayımlandı. 1995 Yılında Kar-Ya (Bilimsel ve Kültürel Araştırma ve Yayıncılık Kooperatifi) aracılığıyla çıkarılan Sanat Eylemi adlı derginin kurucuları arasında yer aldı. Karabay 1999 yılında Varlık dergisi tarafından düzenlenen Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’ni şiir dalında kazandı. Bir yıl sonra da Arkadaş Zekai Özger Şiir Ödülü Jüri Özel Ödülü’nü ‘Şubatta Saklambaç’ adlı dosyası ile kazandı, Şubatta Saklambaç, aramızdan ayrılışından üç ay sonra Mayıs Yayınları tarafından yayımlandı.

--reklam--

Zafer Ekin Karabay Kitapları - Eserleri

  • Şubatta Saklambaç

--reklam--

Zafer Ekin Karabay Alıntıları - Sözleri

  • Yaşamın neresine saklanmalı ozan, Ya da nasıl saklamalı yaşamı (Şubatta Saklambaç)
  • "..sonra uyudum, kurabildiğim bir kaç tümceyi örtünerek. gözlerimi kuruladı dinledikçe derinleşen ezgi, duvarda çerçevesine sıkıştı resim. son sözünü söylememiş bir kahramandı dudakların, yüzümdeki ıslaklığında anımsadığım. uyansam her şey siyaha boyanacaktı ve sesin son sözünde saklayacaktı dudaklarını. mektup taşıyan güvercin karesinde bu yüzden durdurdum rüyamı." (Şubatta Saklambaç)
  • "gizlice tenime sokuluyor gece, üstüne usulca seriyor karanlığını: sevgilimin kendisiyle sevişen yalnızlığına ve aynadaki çıplak yüzüne tezer özlü'yle ağlayan birinin. bir başkasının gidip gelmemesine, unutarak bekleyenin ardında kalmasını, beni sakladığında masa lambası. elektrik kesildiğinde görüyorum karanlığın altında kalanları. yanaklarımı ıslatıyorum, hiç umut yokken denize ulaşması için sakalımdaki damlanın. telefondaki ses öldüğümü söyleyince anımsıyorum, "intihar eden şairler kitabı"nda ismimi aradığımı ve gizlice tenine sokuluyorum gecenin, saklayarak masa lambamı." (Şubatta Saklambaç)
  • "ezginin kederini dinledim, daktilonun sesini. anımsadım düş kırgını seni, anı yitti. gece bıraktı çalar saate sessizliğini, masaya, kitaplara, biraz önce giden sesinin yokluğuna. bir hüzün ele verdi seni; gözlerinde görünüp yitiveren ve özlemini bırakıp gitti yastığındaki yüzün. serinliğinden başka bir şey giymedim oysa yağmurun. durdum sokakta; sakınımlı ve ıslak, saçlarım dokundu çıplak omuzlarıma. anımsadım, büyücünün kristal küreye baktığı gibi bilyeme bakarken çocukluğumu ve beni sakladı gece, saydam karanlığında duldasının. üşüdüm seninle ansızın, penceredeki pusun parmak uçlarıma ayırdığı yerde. kimsem yoktu çizgilerinden başka, bileğimdeki vazgeçilmiş intiharın. sokaktaki ıslak tenimi duyumsadım. ve ararken yakalandım kayıp otobüsünde kendi resmimi." (Şubatta Saklambaç)
  • "aramıza kim girse dönsün derdik geldiği yere: gizlice ağlasa bir sevgili ya da son kez dönüp baksa diğeri. ama aldık aramıza virgülü: son bahar, kırık aşklar, rüzgar gülü. virgülün kırıldığı başka yerler de var oysa; usulca dokunsun diye kalem, kağıdın acısına. bazen yalnız başına bazen bir noktayla el ele; yazının yolcusu giderken sesinin konakladığı yere," (Şubatta Saklambaç)
  • "kapı kırıldı; kapalı tutulduğu günlerin hüznüyle. resim düştü sessizliğe, cam kırıkları bırakarak gözlerine eski sevgilinin ve çalar saat vermedi çaldıklarını. kapı koluna çektirdiği ilk dişini anımsadı, yıpranmış dişleri dökülünce ipini kemiren kukla. yüzünü gördüm uykusunda. yüzümden kaçan kurutulmuş düş, bana göründü ve yitti. yüzü mevsimlerin dönüştürdüğü iklimdi; baharın ayıklayıp güzün sahiplendiği. sakınımlı güvercindi gözleri kuklanın; yaşama bir diazemle sunulan. açtı kendi rüyasına gecikmiş bir uykuyla gözlerini. parmağını ellerine gömdü, handiyse bencileyin "yaşamak güzel mi?" diyen bir bebeğin." (Şubatta Saklambaç)
  • "..el yordamıyla saklanıyorum, beklediği yerde düşlerimin ve sana yönelen bir esintiyle üşüyorum, bilmeden hangi şiirin sonesi olduğumu ya da hangi öznesi özlemin. çünkü bir kısmın bende kalarak ucunda gidiyorsun uzayan bir gölgenin..." (Şubatta Saklambaç)
  • "..sonra kırık aynada görüyorum kırılmış kalbimi ve herkesin kendi gölgesini giyindiği bir mevsim oluyor güz. oysa üşürken aynada kırılan sen ve kalbime biriken kar topu çalınmış çocuk, soyunup gölgesinden sarmalıdır herkes güzünü, yoksa bütün aynalar bırakıp gider bir gün yüzünü." (Şubatta Saklambaç)
  • "..kumunu içine saklayan bir saatti çöl- de bulduğun; ters çevrilmedikçe çalışmayan. belki giden zamanı geri getirmekti istediğin, saatini bana bırakıp gitmekti. sanki bilmiyordun çölün kuma göre değil sana göre yalnızlık olduğunu, yine de yanıbaşıma kurdun bu saatli kumu. bu yüzden uyanamıyorum, üstelik bilmiyorum: hangi gerçek için bölmeliyim uykumu? (Şubatta Saklambaç)
  • bütün soğukluğuyla bir kış var bu gece odamda. hangi şarkıyı dinlesem buz tutuyorum; hangi kitabı ellesem üşüyor satırlar... (Şubatta Saklambaç)