KESK'e bağlı Eğitim-Sen Sendikası tarafından yapılan yazılı açıklamada Milli Eğitim Müdürü tarafından okullara gönderilen yazıda eğitimin bütün başarısızlığını eğitim emekçilerine ve greve katılan sendikalara kesildiği ileri sürüldü.
Eğitim-Sen tarafından yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
"Mardin İl Milli Eğitim Müdürü Mevlüt Kuntoğlu imzalı, okullara gönderilen ve “bazı eğitim sendikaları” diye başlayan bildiriyi talihsizlik olarak görüyoruz. Milli Eğitim Müdürü’ne hatırlatırız ki sendikalar; sanayi devriminden bu yana çalışanların özlük, ekonomik, sosyal ve demokratik hakları için bir araya gelinmesinden oluşan, ayrıca demokrasilerin olmazsa olmazı sivil toplum ayağını oluşturan, insanların demokratik haklarını dile getirmek için kurulan örgütlerdir.
Kamu kurum, kuruluşlarının ve okulların yakılıp yıkılmasını tasvip etmemekle birlikte, eğitimdeki aksamaların ve eğitimdeki başarısızlıkların iş bırakma eylemiyle ilişkilendirenleri kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz. Çocukların eğitiminden çok, kimi nereye atayalım, kimin yerine kimi atayalım ya da “falanca görüşten,” diye, “el pençe durmadığı için onu nasıl yerinden edelim,” diye uğraşan bir anlayışın, tüm faturayı demokratik tepkilerini ortaya koyan, yasaların da apaçık vermiş olduğu sendikal haklarını kullanan eğitim emekçilerine kesmeleri bir aldatmacadan başka bir şey değildir.
Bizim açımızdan düşünüldüğünde, son altı ay baz alınırsa, Mardin Milli Eğitim Müdürlüğü hiç bu kadar yabancı kaldığımız, artık doğruluğuna inanmadığımız, bir çoğu iki yüzlü müdürler silsilesi haline gelmemişti. Sayın Kuntoğlu bazı öğretmenlerin çocuklara “ Evlerinize gidin” gibi telkinlerde bulunduğunu iddia etmektedir. Bunun doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışacak değiliz. Fakat ortada başka bir gerçek var ki Sayın Kuntoğlu, son yönetici atamalarının altına attığı imzalarla, birçok müdürümüze haksızlık yaparak, müdürlüklerinin düşmesinde ön ayak olmuş; böylece “Evlerinize gidin,” gibi bir manaya çıkacak dramatik durumun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Göz göre göre birçok müdürümüz yıllardır görev yaptığı okullardan, eşyalarını toplayıp ayrılmak zorunda kalmışlardır. Aynı şekilde Milli Eğitim Müdürlüğü yardımcılığına atama yapılırken, liyakatta eğitimin hangi alanında uzmanlığı olanların atandığını bile sormak istemiyoruz.
Bunca sorun ortadayken, Mardin’de Milli Eğitim Müdür yardımcılarından tutun da okul idarecilerine kadar inen ve yaz boz tahtasına dönüşen tahribatların, dört aydır, insanların vicdanında, psikolojisinde ve dünyasında nasıl bir tepkinin ortaya çıkaracağını tahmin edemeyecek kadar iktidar hırsıyla gözü kararmış ve ne kadar zulmedersem o kadar iktidar olurum anlayışını yaşamın doğal bir akışı olarak benimsemiş bir anlayıştan bir şey beklemiyoruz elbette.
Ayrıca: şu an sınırın öte yakasında bir insanlık trajedisi yaşanıyor. Sendikaların bir görevi de dünyada ya da bölgemizde yaşanan insanlık trajedilerine karşı insanlığın tepkisini ortaya koymaktır. Bu nedenle Eğitim-Sen Genel Merkezi’nin yurt genelinde aldığı iki günlük iş bırakma kararı, insanlık onuru açısından çok değerli ve yerinde bir davranıştı. Bu gün Rojava trajedisine dikkat çekmek için ortaya konan tepkiselliğimizi bahane ederek toplumu kutuplaştırmaya çalışan anlayış, aslında kutuplaştırmak isteyerek, korku iklimi yaratarak kendi zulüm iktidarlarını korumaktan başka hiçbir gaye gütmemektedir.
O sebeple Eğitim-Sen Mardin Şubesi’nin her bir onurlu üyelerine sesleniyoruz. Milli Eğitim Müdürlüğü, eğitimdeki başarısızlığın tüm faturasını başkalarına yüklemek istiyor. Her yapılan yanlış işten sonra “yaptık oldu,” itiraz edildiğinde de “hukuk yolunuz açık olsun” gibi ciddiyetten uzak bir anlayışı ile hareket eden ve tüm eğitim emekçilerini itaate zorlamak isteyen bu anlayışı dikkate almıyoruz. Bu hususta yasal haklarımız ve demokratik tepkimizi sonuna kadar kullanacağız.

Son olarak şunu söylemek istiyoruz; sendikalar, insanların bir araya gelerek örgütlü bir güç oluşturarak demokratik, meşru taleplerini dile getirdikleri yerlerdir. Bu vesileyle de birçok bedellerden sonra yasal zemine kavuşturulmuş kazanımlara sahiptir. Halkını, çalışanını ve çevresinde olup biteneler karşı duyarsız kalan bir iktidar anlayışına karşı sendikal anlamda bu gün olduğu gibi yarın da yasal haklarımızı kullanacağımızı buradan kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz."