Değer, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Bugün 8 Mart Emekçi Kadınlar günü. Bugünün anlam ve önemi 8 Mart 1857 tarihinde New york ta dokuma işçisi kadınların eylemi sonucu 129 kadının feci şekilde yangında ölmesidir. 8 Mart ın anılması kararı ise 1910 yılında “Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı” ve 1921 de Moskova’da “3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı” nda alınmıştır.
8 Martın kadınlar için gün olarak hatırlatılması elbette ki güzeldir ancak kararın alındığı toplantıların ne dinimizle ne kültürümüzle uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur. Dinimizin kadına verdiği değeri kendi özümüzde aramaya başlarsak ancak kadının kıymetini anlayabiliriz. Cahiliye devrinde Araplar kızlarını utanç vesilesi gördükleri için diri diri gömmüşlerdir. Böyle bir dönemde peygamber efendimiz kızı Hz. Fatıma’yı Mekke sokaklarında boynunda dolaştırmıştır.
Kadın günümüzde özellikle medyada sadece bir meta olarak kullanılmaktadır. Nüfusun büyük bir kısmının Müslüman olarak nitelendirildiği Türkiye’de, televizyon kanallarında abuk sabuk programlarda kadın maalesef bir teşhir ürünü gibi gösterilmekte, medya patronları için daha fazla para kazanmanın en büyük sermayesi olarak kullanılmaktadır.
Batı, geçmişte topraklarımızı ele geçirmek için savaşlarını silahla, tüfekle yapmaktaydı. Ancak günümüzde buna ihtiyaç kalmamıştır. Batının tüm silahları evlerimizde; bizi, çocuklarımızı ve geleceğimizi bir klavye ve kumanda ile ele geçirmiştir.
Kadınlarımızı dinimizde ve kültürümüzde değil de hala batının komünist ve sosyalist toplantılarında alınan kararlarla anılan günlerde aramaktayız. İşte bu sebeple bu ve benzeri günler bizler için çok anlamlı olmamaktadır ki hala kadına şiddet, zulüm gittikçe artmaktadır. Hala kadınlar sömürülmekte, bir meta olarak kullanılmakta ve “Özge-Canlarımız” hala ölmektedir.
Peygamber Efendimiz kadınlarla ilgili şöyle buyurmaktadır. “İmanı en olgun olan mü’min, ahlakça en güzel olandır. En hayırlınız da hanımına en güzel davranandır,” demiş ve Veda Hutbesinde “Kadınlar size Allah’ın bir emanetidir” buyurmuştur.
Emaneti en yüceden aldığımıza göre bu emanetin korunması elbette ki önemli bir vazife arz etmektedir. Kadına yapılan şiddet cehaletin, acziyetin ve iman yoksunluğunun göstergesidir. Kadına şiddetin, sömürünün, zulmün zirvede olduğu bir dönemde kutlama yapılması abesle iştigaldir. Dinimiz kadını bir güne sığdırmamış onu bir cam biblo gibi korumamızı emretmiş ev ömür boyu emanet etmiştir.
Japonya’da bir kişiye ortalama 50 kitap düşerken Türkiye’de 57 kişiye bir kitap düşmektedir. Geçenlerde Ankara’da kitap fuarında bir afişte yazılan slogan zihnimize adeta kazınmıştı. “ Kitap Okuyan Toplumlarda Özgecan’lar Ölmez” sloganı, aslında Türkiye’nin sosyo-kültürel haritasını ortaya koymaktadır.
Cehalet ne diplomayla ne de batıyı taklit etmekle kapatılacak bir şey değildir. Kadına verilen değeri, kıyamete kadar baki olan ve tüm insanlığa indirilen Kur’an-ı Kerim’in ve İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in kadına bakışını anlamakla mümkündür."