Deprem, sel, yangın ve çığ düşmesi gibi doğal afetler ülkemizde zaman zaman yaşanmakta ve üzücü sonuçlar doğurmaktadır. Son olarak Van'da yaşanan çığ düşmesi olayında ülke yasa boğuldu. Peki Çığ düşmesi nedir? Çığ düşmesinden nasıl korunulur?
ÇIĞ NEDİR?
Çığ, genellikle bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin iç ve/veya dış kuvvetlerin etkisi ile başlayan bir ilk hareket sonucu (tetiklenen), yamaçtan aşağıya doğru hızla kayması olarak tanımlanır.
Çığ kısaca, kar tabakası veya tabakalarının iç ve dış kuvvetler etkisi ile yamaç eğim yönünde gösterdiği akma hareketidir. Kar tabakalarının birbirlerinden farklı özellikleri olacağından; çığ, bazen diğer bir tabaka üzerinde kayan bir tabaka veya tabakalar ile veya tüm tabakaların zemin üzerinde topluca kaymaları sonucunda oluşur.
TÜRKİYE'DE ÇIĞ PROBLEMİ
Türkiye'nin özellikle kuzey-kuzeydoğu ve doğu kesimlerinde, çığ olayına uygun topografik ve meteorolojik koşullara sahip dağlık alanlar mevcuttur. Ortalama yüksekliği 1000 m'yi geçen ve çığ oluşumuna uygun alanların yüzölçümü bu bölgeler içinde çok yüksek bir yüzdeye sahiptir. Dağlık alanların, Türkiye yüzölçümünün yaklaşık 1/3'ünü oluşturduğunu düşünecek olursak, çığ olayının meydana geldiği alanların yayılımının ne kadar büyük olduğu anlaşılır. Bu bölgelerde meydana gelen çığlar, yerleşim yerlerini, yolları, turistik tesisleri ve diğer bütün devlet yatırımlarını tehdit etmektedir. Çığ olayının yerleşim yerlerine etkisi her afet türü gibi sosyal ve ekonomik açıdan olmaktadır.
Çığ Oluşması Sırasında Alınabilecek Tedbirler nelerdir?
EĞER ÇIĞA YAKALANIRSANIZ?
Çığ genellikle çok hızlı gelişir ve hareket eder. Bu nedenle, çığın oluşması fark edildikten sonra mümkün olduğunca hızlı ve soğukkanlı olunmalıdır. Çığın başlangıç anından sonra, eğer bina içinde değil dışarıda bulunuyor iseniz;
Çığ başladığında, çığın büyüklüğüne, hızına, patikanın genişliğine, etrafta bulunan araçlara (araba, kayak, kar aracı veya hiçbir şey) ve var olan daha güvenli yerlere (büyük ve sabit kayalar, yamaç aşağı girintiler, vb.) bağlı olarak, o alandan çok hızlı bir şekilde ayrılmaya karar vermek gerekir.
Çığın daha yavaş ve yüksekliğinin az olduğu kenar kısımlarına ulaşmaya çalışmak,
Bağırarak veya başka ses kaynaklarını (korna, çan, ıslık, siren) kullanarak, diğer insanları uyarmak,
Eğer çığa yakalanmamız kesin ise veya o anda kayak yapıyor iseniz, kayak sopalarını (batonlar bileğe bağlı olmamalıdır) ve kayakları çıkarıp atmak, sabit bir ağaç (yeterince güvenilir olmasa da çığın büyüklüğüne göre çare olabilir), kaya veya başka bir cisme tutunmaya çalışmak,
Kırılmış ağaç ve kaya parçalarından uzak kalmaya veya korunmaya çalışmak,
Yerden de destek alarak yüzme hareketi yaparak akan karın üstünde kalmaya çalışmak,
Ağzı sıkıca kapatmak, eğer mümkünse kafa karın altında kaldığı anda uzun süre nefesi tutmaya çalışmak,
Önerilen diğer bir yöntem de akış sırasında oturma pozisyonu almaktır. Bu yöntemde bacaklar ve kollar birbirlerine yapıştırılır ve çığ durmadan kısa süre önce, bacaklar ile yeri sertçe iterek (eğer zemin altta ise veya zemin üzerindeki kar sertleşmeye başlamış ise) kalkmaya çalışmak. Çünkü çığ durduktan sonra, betonumsu bir özellik kazanacak olan kar içinde, değil kalkmak parmağımızı oynatmak bile imkansızdır!!!
Çığ durmadan önce mutlaka bir el yüzün önünde (ağız ve burnu kapatacak şekilde), diğer el de başın üstünde (yüzeye doğru uzatarak) tutmak ve kar altında kalınan zaman boyunca bizim için hayati önem taşıyacak olan nefes alınan boşluğu (hava kesesi) genişletmek ve bu arada başı sağa sola çevirmeye çalışmak da fayda vardır. Bu hava kesesi, çok küçük olsa bile ağız ve burnun kar ile dolmaması demektir. Kesenin varlığı, kazazedenin her zaman kurtulma şansının olduğunu ümit etmesini sağlar.
Karda ses iletimi az olmasına rağmen, eğer yüzeye yakın olunduğu hissedilirse ya da öyle olabileceği varsayımını ihmal etmemek için bağırmak faydalı olabilir.
Bazı olaylar ve araştırmalar göstermiştir ki, sırt çantası taşıyan insanların çığın topuğu civarında yüzeyde kalma şansları, taşımayanlardan daha fazladır.
Eğer bir aracın içinde bulunuyorsanız;
Motoru durdurup, ışıkları söndürmeli,
Araçtaki oksijen miktarını korumak için sigara içmemeli ve kibrit yakmamalı,
Eğer telsiz varsa çağrı yapmalı ve telsizi alıcı konumunda sürekli açık tutmalı,
Dışarı ses (korna) ve ışık verecek herhangi bir alet (fener gibi) faydalı olabilir,
Eğer araçta bir çubuk veya benzeri bir alet var ise, bunu kar içine yukarı doğru batırıp kurtarmaya gelecek olanların çubuğu görmelerini ümit etme şansımız da olabilir
En son olarak da çevreleyen karı kazmaktır. Ancak, kazarken kişi kendini kesinlikle güvende hissetmiyorsa araç içinde kalmanız daha emniyetlidir.
Çığın büyüklüğüne, hızına, patika genişliğine, etraftaki araçlara veya doğal cisimlere bağlı olarak bulunulan alandan ayrılmaya karar verilmelidir.
Çığın daha yavaş ve akış yüksekliği düşük olan patika kenarlarına doğru gidilmeye çalışılmalıdır.
Diğer insanlar uyarılmalıdır. (ses, ıslık, düdük, korna, vb.)
Çığa yakalanmanız kesin ise, batonlar ve kayaklar çıkarılmalı ve herhangi bir cisme tutunmaya çalışılmalıdır.
Kırılmış ağaç ve kaya parçalarından korunmaya çalışılmalıdır.
Yerden destek alarak yüzme hareketi ile çığ yüzeyinde kalmaya çalışılmalıdır.
Ağız sıkıca kapatılmalı, hava kesesi oluşturmaya çalışılmalıdır, bu arada baş sağa sola doğru çevrilmeye çalışılmalıdır.
Akış esnasında oturma pozisyonu almaya çalışılarak (eller ve bacaklar bitişik) çığ durmadan önce bacaklar ile yer sertçe itilip (eğer zemin altta veya zemindeki kar setleşmeye başlamış ise) kalkılmaya çalışılmalıdır.
Bayılacağınızı hissediyorsanız, buna direnmemelidir. Çünkü baygın bir insan daha az oksijen tüketir.
Bazı olaylar sırt çantası taşıyan kişilerin çığ topuğu civarında, yüzeyde kalma şanslarının taşımayanlardan biraz daha fazla olduğunu göstermiştir.
Eğer araç içindeyseniz;
Motoru durdurulup, ışıklar söndürülmelidir.
Oksijeni iyi kullanmak için, sigara içilmemeli ve kibrit yakılmamalıdır.
Telsiz var ise çağrı yapılmalı ve telsiz sürekli alıcı konumunda tutulmalıdır.
Aracın kornası çalınarak dışarıya ses duyurulmaya çalışılmalıdır.
Araçta çubuk benzeri bir alet var ise yukarı doğru batırılıp aramaya gelenlerin çubuğu ve dolayısı ile yerimizi görmeleri sağlanmalıdır.
En son olarak ise, karı kazmak gerekir. Ancak, kendinizi kar içinde emniyette hissetmiyorsanız araçta kalmanız gerekir.
ÇIĞDAN SONRA?
Çığ olduktan sonra, en kısa zamanda ilgili kişi ve kuruluşlara haber verilmelidir. Ancak, afet olduktan sonra ilgili kişilere ulaşılamıyor ise aşağıda verilen telefonlara haber verilmesi, size en kısa zamanda yardımın ulaşmasını sağlayacaktır. Bu numaralar sizde yok ise, hemen şimdi kolay erişebileceğiniz bir yere not ediniz!
Bu numaralar;
- 155 Polis
- 156 Jandarma
- 179 Alo Valilik
Ahmet Tolga Taştekin
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü
Tel: 0312 302 26 82 [email protected]
1.ÇIĞ NEDİR?
2.ÇIĞ ANALİZİ
3.ÇIĞ OLUİMASI SIRASINDA ALINABİLECEK TEDBİRLER
4.ÇIĞ TÜRLERİ
1.ÇIĞ NEDİR?
Çığ, genellikle bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık ve
eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiŞ olan kar
kütlesinin iç ve/veya dıŞ kuvvetlerin etkisi ile baŞlayan bir ilk hareket sonucu(tetiklenen),yamaçtan
aŞağıya doğru hızla kayması olarak tanımlanır.
Çığ kısaca, kar tabakası veya tabakalarının iç ve dıŞ
kuvvetler etkisi ile yamaç eğim yönünde gösterdiği akma hareketidir. Kar tabakalarının
birbirlerinden farklı özellikleri olacağından; çığ, bazen diğer bir tabaka üzerinde
kayan bir tabaka veya tabakalar ile veya tüm tabakaların zemin üzerinde topluca
kaymaları sonucunda oluŞur.
Türkiye’de Çığ Problemi
Türkiye’nin özellikle kuzey-kuzeydoğu ve doğu kesimlerinde,
çığ olayına uygun topografik ve meteorolojik koŞullara sahip dağlık alanlar
mevcuttur. Ortalama yüksekliği 1000 m’yi geçen ve çığ oluŞumuna uygun alanların
yüzölçümü bu bölgeler içinde çok yüksek bir yüzdeye sahiptir.
Dağlık alanların, Türkiye yüzölçümünün yaklaŞık 1/3’ünü oluŞturduğunu
düŞünecek olursak, çığ olayının meydana geldiği alanların yayılımının ne kadar büyük
olduğu anlaŞılır. Bu bölgelerde meydana gelen çığlar, yerleŞim yerlerini,
yolları, turistik tesisleri ve diğer bütün devlet yatırımlarını tehdit
etmektedir. Çığ olayının yerleŞim yerlerine etkisi her afet türü gibi sosyal ve
ekonomik açıdan olmaktadır. Ülkemizde çığ afetinin, sosyal etkileri hakkında
fikir vermesi açısından; 1958 yılından beri Türkiye’de AFET kayıtlarına geçmiŞ
448 adet çığ olayındaki can kayıplarının
miktarı verilebilir. Bu kaybın en çarpıcı örneği, 1991-1992 kıŞ mevsiminde 328
kiŞinin hayatını kaybetmiŞ olmasıdır. Çığın sosyal etkisi sadece can kayıpları
ile sınırlı değildir. Çığdan etkilenen alanlardaki maddi kayıpları karŞılayamayan
insanların bölgeden göç etmesi de bir sosyal sonuçtur. Ekonomik açıdan
bakıldığında ise, bölgede çığların verdiği hasarların kısa sürede telafi
edilememesinin getirdiği zorluklar nedeni ile oluŞan üretim ve iŞ gücü kayıpları
giderek artmakta ve bazı bölgelerin turizm potansiyeli dahi dolaylı olarak
etkilenmektedir.
Çığ olayı sonucunda oluşan insan kayıplarının on yıllık
dilimlere göre dağılımı(Afet İşler Genel
Müdürlüğü)
Çığ Nasıl OluŞur?
Eğer bir dağ yeterince yüksek ise (Türkiye’de 1000-1200 m
yükseklikteki kesimler ve yukarısı), o bölgenin kıŞın aldığı yağıŞın önemli
miktarı kar Şeklindedir. Bu nedenle, bu gibi yüksek kotlara sahip dağlık
alanlarda, o ortama özgü bir hava tipi (mikro klima) oluŞur; kıŞın sıcaklıklar
nadiren donma noktasının üstüne çıkar. Dağlar, kalın kar örtüsüne sahip olduğu
kadar çok fazla miktarda da rüzgâr alan yerlerdir.
Dağlar büyük hava kütlelerinin hareketlerine engel teŞkil
etmelerinden dolayı, güçlü rüzgârların kendi üzerlerinde ve çevresinde oluŞmasına
neden olurlar. Bu rüzgârlar, yüzeydeki karı alıp taŞır, çevresinde döndürüp
yamaçlara ve diğer topografik oluŞumlar üzerine bırakır, depolar, saçaklar ve kar
kümeleri oluŞtururlar.
Eğimli bir yamaç üzerinde bulunan bir kar örtüsü,
yerçekiminin de yardımı ile her zaman yüksek olan porozitesi ve canlı
metamorfizması sonucu sürekli akma hareketi yapar. Bu akma hızı, karın yoğunluğunun
derinlere doğru artması nedeni ile yüzeyden örtünün derinlerine doğru azalır. Şekilden
de görüleceği üzere akma hareketi, A hattından A’ hattına doğru olmaktadır. Kayma
ise, kar örtüsünde oluŞan diğer bir deformasyon bileŞenidir. Kar örtüsünün bir
buz tabakası veya zemin üzerinde kayması ile oluŞur. Bu terimin genel
kullanımı, zemin üzerinde bükülmeyle sonuçlanan kaymalar içindir. Kayma hızı,
zemindeki ve zemine yakın kar tabakasındaki su miktarı ile yakından iliŞkilidir.
Yağmur veya ısınan havanın etkisi ile fazla miktarda kar
erimesi sonucu kar örtüsündeki su miktarının artması nedeniyle zemin üzerinde
pürüzlülüğü sağlayan ufak cisimler su altında kaldığından, kar tabakası ve
zemin arasındaki sürtünme azalır ve kayma hızı artar.
Uzun süreli sıkıŞma etkisi altında kalan bir kar örtüsünde
oluŞan deformasyon, kar örtüsünün derinlere doğru yoğunluğunun ve sertliğinin
artmasını sağlar.
Yerçekimi etkisi ise, karın ağırlığı altında taneler üzerine
baskı yaparak örtü içinde oturmaya, yoğunlaŞmaya ve dayanımını arttırmaya
yardımcı olur. Kar tabakaları kendi duraylılıklarını kaybederken, bazı koşullar
altında yeni bir fiziksel oluŞuma atlama tahtası haline gelirler ki bu olay ÇIĞ'dır.
Meteorolojik Faktörler
Meteorolojik faktörler, uygun topoğrafik ve arazi koŞullarında
çığ oluŞumuna zemin hazırlar. Genel olarak, yağıŞ ( kar, yağmur, yağıŞ Şiddeti),
rüzgâr (hız, yön, yüksek irtifa rüzgârları, yerel rüzgâr durumu), sıcaklık
(mevcut sıcaklık koŞulları), atmosfer basıncı ve bulutluluk ( kar yüzeyinin
hızlı soğuması açısından) çığ oluŞumuna etki eden önemli meteorolojik
faktörlerdir.
Bu meteorolojik faktörler Şiddetli tipi sonrası 36 saatten
uzun süren ılık bir havanın esmesi, kar örtüsü üzerine yağmurun yağması, bir
defada 25 cm den fazla yeni kar tabakasının oluŞması, ılık bir günün ardından
ani sıcaklık düŞüŞünün meydana gelmesi ve rüzgârın 24 saatten uzun bir süre 7 m/sn
den daha hızlı esmesi durumlarında çığ oluŞumuna daha elveriŞli ortamı oluŞtururlar.
Diğer taraftan, uzun süreli kar yağıŞlarından sonraki ilk
güneŞli gün, eğer kar yüzeyi donmuŞ ise,
açık ve bulutsuz bir geceden sonraki ilk gün çığ oluŞumuna
oldukça elveriŞlidir.
Katastrofik çığların(Katastrofik çığlar genellikle uzun
tekrarlama periyoduna sahip ve orman
büyüme sınırının üstündeki hatlardan baŞlayan çığlar) çoğu,
geniŞ ölçekli hava sistemlerinin
getirdiği kar yağıŞı sonucu ortaya çıkan direk yükleme
nedeni ile oluŞurlar.
Çığ oluŞumu, meteorolojik karakterlidir ve hava durumu ile
topografyanın iliŞkisini açıklayacak
uzun süreli gözlemlere dayalı çalıŞmalara gerek
duyulmaktadır.
Çığlar, farklı kalınlıklara sahip kar örtüsünün çeŞitli
faktörlerin etkisiyle eğim boyunca hareketi
sonucunda ortaya çıkar. Çığlar, yerleŞim birimleri, dağ spor
ve turizm tesisleri, karayolları, köy
yolları, demiryolları, haberleŞme ve enerji nakil hatları,
sanayi, askeri ve diğer benzeri
tesisler için büyük tehlikeler oluŞturduğu gibi can
kayıplarına da neden olurlar. Türkiye’de
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ve Karadeniz Bölgesi’nin
iç kesimlerinde birçok yerde
gerçekleŞmektedir. Bu bölgelerdeki mezra tipi yerleŞim
birimlerinin çoğu çığ tehdidi altındadır.
Türkiye'nin Çığ Dağılımı Haritası
KAYNAK: Türkiye Acil Durum ve Yönetimi Genel Müdürlüğü
Yıllık Olarak Hasar Yapan
Depremler
Seller Heyelanlar Kaya ve çığ
DüŞmeleri
Toplam
Olay 4 26 83 21 134
Can Kaybı 839 2 4 20 887
Yaralı 1.000 10 7 7 1.114
Ağır hasarlı Bina 4.950 1.220 1.260 62 8.055
Orta Hasarlı Bina 3.000 70 - - 3.700
Az Hasarlı Bina 4.000 3.000 - - 7.000
Etkilenen Nüfus 120.000 25.000 7.560 5.000 157.560
Ekonomik Kayıp
(Milyon)
600 120 25 12 757
Veri Toplama
Ne Kadar Bilgiye İhtiyaç Vardır?
Belirsizlikleri giderebilmek için bol miktarda bilgiye
ihtiyaç vardır. Belirsizlikler Şu sebeplerden
dolayı ortaya çıkarlar:
1. Gözlemlerin çoğu çığ baŞlama noktalarından toplanmaz,
2. Kar Şartları arazi ve zamana göre farklılık gösterir,
3. Hiçbir faktör tek baŞına tam cevap sağlamaz,
4. Tek tek faktörlerin duraylılık ile nasıl bir iliŞki
içinde olduğuna dair bilgi tamamlanmıŞ
değildir.
Duraylılık nedir?
Yenilmeye direnç ile yenilmeye doğru hareket eden güçler
oranı olarak tanımlanır.
Kar duraylılığı
Kar duraylılığı değerlendirilmesinde kullanılan faktörler,
yorumlanma kolaylıklarına ve kar
duraylılığı değerlendirilmesiyle olan ilgilerine göre kabaca
üç sınıfa ayrılabilirler. Sınıf numarası ne
kadar yüksekse, değerlendirilmesi daha belirsiz ve delille
iliŞkisi daha az doğrudandır. AŞağıda iyi
bir genel nedenler zinciri görülmektedir:
Sınıf III: Meteorolojik Faktörler (yağıŞ, rüzgâr, sıcaklık,
güneŞ radyasyonu)
Sınıf II: Kar örtüsü Faktörleri (kar örtüsü güçsüzlüğü ve
kar örtüsü üzerindeki yük)
Sınıf I: Duraylılık Faktörleri (yamaç aŞağı yükte zayıflık
ve direnç iliŞkisi)
Hangi Gözlem Önceliğe Sahiptir?
Kar duraylılığına dair doğrudan delil sağlayan faktörlerin
(Sınıf I) ardından kar örtüsü yapısını
açığa çıkaran (Sınıf II) faktörler en büyük ağırlığa ve
önceliğe sahip olmalıdır. Bununla beraber
pratikte lokal hava durumu, alanın geniŞliği, gözlem
alanlarına ulaŞılabilirlik, aktivite tipi ve çığ
kontrol ölçümleri gözlem tipi ve sayısını belirler.
Veri toplamada faydalı bazı ana hatlar aŞağı verilmiŞtir:
Gözlemler doğru bir Şekilde, güvenilir ve standartlara (veri
toplama için standartlar mevcut
olduğunda) uygun yapılmalıdır. Örneğin, hava gözlemleri,
meteorolojik ve endüstriyel ana
hatlara göre ve kar örtüsü gözlemleri de Uluslarası Kat
Sınıflamasına göre yapılmalıdır.
Tüm gözlemler kar duraylılığı ile ilgili olmalıdır. Örneğin,
bütün kar örtüsünün su eŞdeğeri
her zaman kar duraylılığı ile ilgili olmayabilir, bu nedenle
bu değer diğer örneklerin analizi
ile elde edilmelidir.
Gözlemler hava ve kar Şartlarının çığ baŞlama bölgelerine en
benzer olduğu yerlerde
yapılmalıdır.
Yeterli bir değerlendirme için çeŞitli noktalarda çok sayıda
Sınıf I ve Sınıf II gözlemleri
yapılmalıdır. Örneğin mümkün olan en çok sayıda yamaçta
kayak testi yapılmalı çeŞitli
yükselti ve durumlarda, test profili çıkarılmalıdır.
2.ÇIĞ ANALİZİ
Analiz, kar örtüsü fiziği, ampirik iliŞki, tecrübe ve kar
dokusunu hissetme yeteneği ve hüküm verme
yeteneği içerir.
Albert Einstein’ın söylediği gibi “Gerçekliğe ait her bilgi
tecrübe ile baŞlar ve onunla biter”.
Pratik Kurallar
“Çığ çalıŞmalarındaki tek pratik kural, hiçbir pratik kural
olmamasıdır” (Perla’nın pratik
kuralı).
Modeller
Bireysel faktörlerin ayrı ayrı ve bir arada gözlemlenerek
kar duraylılıkları ile iliŞkilendirilmesiyle
Tahmin Modelleri geliŞtirilmiŞtir. Bunlar daha çok hava değiŞiminin
doğrudan sonucu olan duraylı
olmayan durumlarda (örneğin yağan kar, rüzgâr, sıcaklıklar)
baŞarılıdır.
Sınıf III: Meteorolojik Faktörler
Bu sınıf güncel veya gelecekteki kar duraylılığı veya
zayıflığına dair doğrudan olmayan deliller
sağlar. Veri daha çok kar yüzeyinden veya üzerinden
toplanır. Bunlar mevcut direnç ve zayıf
tabakaları yükleme ile ilgili sonuçlar geliŞtirmek üzere
kullanılırlar ve çoğunlukla ampirik olarak
geliŞtirilmiŞ kar duraylılığı iliŞkisi ile doğrudan
bağlantılıdırlar. Veri daha çok güncel ve gelecekteki
kar duyarlılığını tahmin için kullanılmıŞtır.
Sınıf III faktörleri örnekleri, yeni kar miktarı, rüzgâr
hızı ve yönü, hava sıcaklığı, güneŞten ıŞınımı,
nem ve kar yüzeyinin durumunu içerir. Hava tahmin raporları
(buzlanma seviyeleri ile miktar ve
tipini içeren) ve yağan kar hareketleri, yoğunluk tahminini
ve kar yerleŞimi de Sınıf III
kapsamındadır.
Doğa faktörleri çok çeŞitlidir. Bunlarla ilgili bilgilerin
bazıları araçlarla ve cetvellerle edinilir (örn.
rüzgâr hızı, yağan karın derinliği, kar sıcaklığı ve zayıf
tabakaların makaslama direnci). Sübjektif
sınıflamalar daha çok diğerlerine uygulanır (örn. bağ oluŞturma
kalitesi, zayıf tabakalardaki olası
kopma yayılması, kayak testi sonuçları). Çoğu faktör baŞlama
bölgelerinde doğrudan
gözlenememektedir; bunun yerine konuyla ilgili indeks bilgi
veren güvenlikli, uygun yerlerde
belirlenirler.
Çığların oluŞma nedenlerini inceler isek;
Çığların oluŞma nedenleri genel olarak 7 baŞlık altında
incelenebilir:
1. YağıŞ
2. Rüzgâr
3. Yamaç eğim açısı
4. Yamaç yönelimi (Bakı)
5. Sıcaklık
6. Zayıf kar tabakalar
7. Yamaç Örtüsü
YağıŞ
YağıŞı kar ve yağmur olarak iki kısımda inceleyebiliriz.
Kar yağıŞı, çığ oluŞumunda çok önemli bir parametredir.
Özellikle mevcut kar örtüsü üzerine bir defada 20-25 cm'
den fazla kar yağması durumunda, bu yeni taze karın
sadece kendisi bile kısa süre içinde bir çığı meydana
getirebilir. Ebetteki bu yeni karın ağırlığı ile kritik
dayanım noktasına gelmiŞ alttaki tabakaların harekete
geçmesi (tetiklenmesi) de muhtemeldir. Eğer, kar yağıŞı
tipi Şeklinde sürüyor ise çığ riski daha hızlı artar. Yağmur
yağıŞı ise, kar örtüsüne ısı kazandırmasının yanında,
örtüdeki su içeriğinin artması sonucu örtünün yoğunluğunu
dolayısı ile tabakanın ağırlığını arttırır. Bu durum
tabakalar
arasındaki gerilim dengesini bozabilecek niteliktedir.
Özellikle ilkbahar aylarına girerken yağmur nedeniyle
oluŞan bu tip çığlar tipiktir.
Eğim
Yamaç eğimi, baŞta çığların kopma hatlarının konumları
olmak üzere çığ riskini belirleyen en önemli etkenlerden
biridir. OlmuŞ çığların meydana geldiği
yamaçların eğim değerlerinin istatistiksel olarak
incelenmesi sonucu, grafikte görüldüğü gibi en
riskli eğim değerleri 28 ila 45 dereceler arasıdır. 50
derecenin üstündeki yamaçlarda zaten kar çok
fazla tutunamaz ve eğer kar yağıŞı var ise kısa aralıklarla
küçük boyutlu akmalar ve çığlar oluŞur
(okyanus kıyısındaki denizel iklimlere sahip bölgeler
hariç). 25 derecenin altında ise özellikle
binalar için fazla tehlikeli olmayan daha çok insanları veya
araçları etkileyebilecek çok küçük çaplı
çığlar oluŞur.
Bakı (Yamaç Yönelimi)
Bakı, yamaç yönelimi veya yamaç yönü adını verdiğimiz
kavramlar yamacın hangi yöne baktığını
tarif etmek için kullanılır. Bu parametrede kar örtüsünün
zeminde kalma süresini, kar tabakaları
bahsinde anlattığımız bazı tabaka için oluŞumlarını, gün be
gün güneŞ ıŞınlarını alma miktarına bağlı olarak kontrol
eder. Yani farklı yönlere bakan yamaçlarda her Şey benzer
gibi gözükse de kar yüzeyinin altında birçok temel
farklılıklar vardır: farklı kar yapısı, farklı bir hikâye,
farklı
duraylılık değeri, kısaca her Şeyleri farklıdır. Yine
yapılan
istatistiklere göre en fazla yıkıcı etkiyi yapan ve daha sık
çığ oluŞumuna meydan veren yamaçlar kuzeybatı ila
güneydoğu yönleri arasındaki bir yelpazede bulunur. Bu
yönler güney ve batı aralığına göre daha az ıŞık aldığından
tabakalarda ısı kaybı vardır ve bu karanlıkta kalan yerdeki
tabakalarda kıŞ süresince duraylı hale gelme süreci çok yavaŞ
iŞlediğinden tipik olarak çığı çağıran
türdeki kar kristalleri (düzlemsel kristaller, Şeker kar)
meydan gelir. GüneŞ alabilen yamaçlar ise kıŞ
ortasında daha duraylı olabilmelerine karŞın kıŞ sonu ve
ilkbahar baŞlarında kısa sürede
duraylılıklarını kaybederler.
Eğer güneye bakan bir yamaç için çığ riskini belirlemiŞ
iseniz aynı dağın kuzeye bakan bir yamacı
için bu değerleri kullanamazsınız ve kuzey yamacı için
yeniden değerlendirme yapmalısınız.
Yamaçların bakılarındaki çok büyük olmayan farklılıklar bile
duraylılıkta farklılıklar meydana
getirebilir, buna dikkat edin.
Rüzgâr
Rüzgârın çığ oluŞumunda en önemli faktörlerden biri olması,
rüzgârsız bir havada yağan bir kar
yağıŞından 10 kat daha fazla kar biriktirebilmesi
özelliğinden dolayıdır. Dağlık alanlarda rüzgârın
yağıŞı kontrol eden düŞey bileŞeni ile kar taŞınımını ve taŞıdığı
yeri kontrol etmesi açısından yatay
bileŞeni (rüzgâr yönü ve hızı) çığ oluŞumunda önemli bir
yere sahiptir. YağıŞın dıŞında rüzgârlar ile
taŞınan çok miktardaki karı yamaç altı bölgelerde kar
örtüsüne tehlikeli miktarda ekstra bir yük
getirecek Şekilde biriktirmesi, saçaklar oluŞturması birçok
çığın tetiklenme nedeni olabilmektedir.
Bu biriktirme olayı çok Şükür ki sadece lokal alanlarda
olmaktadır. Rüzgâr ile kar doldurulmuŞ bir
alanın genellikle bir yastık gibi düzgün ve yuvarlak hatları
olur. Rüzgâr ile erozyona uğramıŞ kar
örtüsü (sastrugi) ise sanki süpürülmüŞ gibi bir görünüm
verir. Kar örtüsünün kalınlığında rüzgâr
nedeni ile özellikle yakın zamanda oluŞmuŞ olan 20 ila 50
cm'lik bir kalınlık artıŞı çığ riskini çok
arttırır. Rüzgârın yönü ve hızı arazinin denizden olan
yüksekliğine, arazi topoğrafyasına ve oluŞan
hava akımının karakteristiğine bağlı olarak değiŞir. Bazı
kaynaklarda tipi sırasında hızı 25
km/saat'ten fazla olan rüzgârın 1 ila 2 gün süre ile devam
etmesinin kar biriktirme açısından ciddi
sonuçlar doğurabileceği yönündedir.
Özel OluŞumlar
Çığ patikalarının baŞlangıç bölgelerinde çığa sebebiyet
verebilecek bazı özel oluŞumlar meydana
gelir. Bunlardan en önemlisi kar balkonu, korniŞ isimleri de
verilen saçaklardır. Saçaklar tane
büyüklüğü 0.1 mm civarında olan kar kristallerinin 5-25 m/sn
(18-90 km/saat) hızındaki rüzgârlar
ile yamaçların sırt kesimlerinde yamaç üstüne doğru
çıkıntılı olacak Şekilde görünüm veren sert ve
yoğun kar oluŞumlarıdır. O alandaki hakim rüzgâr yönünü
tespit edebilmemize de yarayan saçaklar
zaman zaman kırılarak bu rüzgâr altı yamaçlar üzerine düŞerek,
o alandaki zaten rüzgârla bir miktar
ekstra kar yükü almıŞ olan örtü üzerine ani ve büyük bir yük
daha getirerek çığların oluŞmasına
neden olurlar. Rüzgâr plakaları da güçlü bir rüzgâr (1 saat
boyunca 60 km/saat veya saatler boyunca
25 km/saat hızlarında esen) sonrasında en üstteki kar
tabakasının üst yüzeyinde kuru ve çok sert
olarak oluŞan çok ince buz tabakalarıdır. Bu yapılar,
üzerlerine gelen yeni bir kar tabakasını
taŞıyamaz ve çığlara neden olurlar.
Suni Etkiler
Çığların doğal olarak oluŞmaları yanında suni etkiler
sonucunda da oluŞmaları mümkündür. Bu
etkiler arasında baŞlıca olarak çığ baŞlangıç bölgesine
giren insanları (kayakçılar, avcılar, kıŞ
sporu ile ilgilenenler, askerler vb.), kar üstü araçlarını,
güçlü yer titreŞimlerini ve suni çığ
düŞürme sistemlerini sayabiliriz.
Yamaç Örtüsü
Yamaçların üzerinde bulunan örtünün türü ve özelliği çığın
oluŞumu açısından önemlidir. Çığların
oluŞtuğu yamaçlar genellikle çıplaktır. Ancak, bu genelleme,
çığların ağaç ve kaya diplerinden veya
arasından baŞlamayacağı anlamını da taŞımaz. Örneğin kar ile
örtülmüŞ olan kayaların kar Şekeri
oluŞumunu ısı farklılıkları nedeni ile hızlandırdıklarını
biliyor muydunuz? Yamaç üzerindeki
kayaların ve çalıların belli bir derinliğe kadar kar
örtüsünü tutabilmesi gibi çok sınırlı bir avantaj
her zaman olabildiği gibi, düz, ıslak tabanlı kayalık veya
toprak yüzeyler veya geniŞ yapraklı otsu
bitkilerin olduğu alanlar sık sık çığa maruz
kalabilmektedirler.
Çığ oluŞumu için tetikleme mekanizmaları tabloda verilmiŞtir.
İlgililerin aŞağıdaki Şartlardan birisi
veya birkaçı oluŞtuğunda dikkatli olmaları gerekmektedirler.
Özellikle meteorolojik koŞullar sonrası
vatandaŞlarımızın ÇIĞ tehlikesine karŞı dikkatli olmaları
gerekmektedir. Genellikle fazla miktarda
yağan kar yağıŞından sonra, yaŞamsal ihtiyaçları için
yuvalarından çıkan av hayvanlarını avlamak
için, vatandaŞlarımız araziye çıkmaktadırlar. Bu durum ise
çığ altında kalma riskini artırmaktadır.
Meteorolojik Topografik Kar Tabakası Suni Bitki Örtüsü
İiddetli tipi sonrası 36
saatten uzun süren ılık
bir havanın esmesi
Genellikle 35 derece
eğimden daha dik
yamaçlar
Sert alt tabaka ile üst
tabaka(ların)
arasındaki oluŞumlar
İnsan
(kayakçı,
araç vb.)
Bitki örtüsünün
olmaması
Kar örtüsü üzerinde
yağmurun yağması
Yamaç üzerindeki doğal
yapılar
Zemin ile kar
tabakası arasındaki
iliŞki
Yüksek
Şiddetli ses
kaynağı
GeniŞ yapraklı
bodur veya
otsu bitkiler
Bir defada 25 cm’den
daha kalın yeni kar
tabakasının oluŞması
Rüzgâr altı olan
yamaçlar
Tabaka içindeki
süreksizlikler
TitreŞim
(deprem
vb.)
Ilık bir günün ardından
ani sıcaklık düŞüŞü
Teraslama gerektirecek
Şekilde yüzey
pürüzlülüğünün az
olması
Kar örtüsü içindeki
gerilim paterni
Tipinin 24 saat’ten
uzun bir süre
7m/sn’den daha hızlı
esmesi
Kar tabakası
üzerindeki ani
yükleme
Meteoroloji Faktörlere Ait Bir Örnek ÇalıŞma
ÇIĞ OLUİUM YERİ: BAYBURT-MERKEZ- ÜZENGİLİ
ÇIĞ OLUİUM TARİHİ: 18 OCAK 1993
SAAT: 07.45
Üzengili için Bayburt Merkez Meteoroloji İstasyonu Verileri
ile çalıŞılmıŞtır. Üzengili merkez de
düŞen çığ için çalıŞılan meteorolojik veriler; tamamen bu
bölgeyi temsil etmemekle birlikte, yakın
bir fikir vermesi açısından önemlidir. Bu bölgede daha
detaylı bilgiler toplayan Meteoroloji
İstasyonu olsa idi daha kesin bir tespit yapabilirdik.
KLİMATOLOJİK ANALİZ
Yukarıdaki Şekilde görüldüğü üzere, çığın düŞtüğü zaman
diliminde, birim yüzeye etki eden güçler
toplamı olan basınç değerinde ani bir artıŞ (basınç tandansının
artması) neticesinde, büyük
kütlelerin daha fazla etkileneceği bir kuvvet gerilimi oluŞturmuŞtur.
Sıcaklıklar bir gün öncesinden
artmaya baŞlamıŞ ve aniden düŞme eğilimi göstermiŞtir.
Dikkat edilir ise; 16 Ocak günü 21
rasadında sıcaklık – 5.0 °C iken, 17 Ocak günü yaklaŞık 10
°C lik bir sıcaklık düŞüŞü yaŞanmıŞtır.
Bu durum ( yağıŞ rasatlarından da anlaŞılacağı gibi) 16 Ocak
tarihinde yağan karın, kar yüzeyini
soğutmuŞtur.
17 Ocak günü ise havanın ısınması ile birlikte ( özellikle
17 Ocak gecesi havanın tamamıyla kapalı
olması) 16 Ocakta yağan kar yüzeyini tabaka oluŞacak Şekilde
etkilemiŞtir. Yüzey sıcaklığı soğuyan
ve tekrar artan sıcaklıkla eriyerek sıkılaŞmıŞ karın üzerine
17 Ocak gecesi yağmaya baŞlayan kar, 18
Ocak sabahı da ( ki gece 21:00 ile sabah 07:00 arasındaki
yağıŞ 18 Ocak sabah 07:00 rasadında
toplam yeni kar olarak kayıt edilmektedir) devam etmiŞtir.
Yeni kar kütlesinin yükünü taŞıyamayan
eski kar tabakası, kendi üzerinde bir kırılma ve kayma hattı
oluŞturmuŞ ve çığ oluŞumunu
tetiklemiŞtir. Yapılan araŞtırmalarla meteorolojik
parametreler ile çığ arasında doğrudan
destekleyici bir iliŞki olduğu tespit edilmiŞtir.
Klimatolojik analizlerin yanı sıra özellikle Sinoptik
analizlerinin yapılması oldukça faydalı katkılar
sağlamaktadır. Çığ öngörüsünde kullanılan sinoptik method,
kar yağıŞı ve sonuçta görülen çığ
olayları ile atmosferdeki sinoptik ölçekli hava sistemleri
arasındaki iliŞkiyi belirlemeye çalıŞır(
Schaerer, 1980; LaChapalle ve Fox, 1974). Önemli ölçüde kar
yağıŞından sonra donma noktası
civarına doğru bir ısınma veya havanın kısa süreli ısınması
ile beraber yağıŞ görülmesi çığ
oluŞumuna neden olabilmektedir ( Armstrong, 1974; Miller ve
Miller, 1974).
Günlük çığ öngörüsü için temel prensipleri tespit etmekte,
cephesel siklonların potansiyel çığ
bölgesine ulaŞma zamanı, bölgede duraklama ve
etkinliklerinin belirlenmesi hayati önem
taŞımaktadır. Çünkü çığ oluŞumunda rol oynadığı bilinen
yoğun kar yağıŞları, sıcaklık düŞme ve
yükselmeleri, sıcak ve soğuk cepheler ile sıcak sektörlerde
görülür. Mevcut kar tabakalarının
üzerine sıcak sektörde görülen ısınma ve yağmur yağıŞı,
önemli miktarda kar yağıŞından sonra ani
bir ısınma, genellikle cephesel sistemlerin geçiŞi ile
ortaya çıkar (LaChapalle ve Fox, 1974; Miller
ve Miller, 1974).
Çığ oluŞumuna etki eden meteorolojik parametrelerin yanı
sıra arazinin topografik ve morfolojik
yapısı, eğimi ve bitki örtüsü de oldukça önem arz
etmektedir. Analiz yapılırken bu Şartlara da dikkat
etmekte fayda vardır.
Ülkemizde hemen her yıl dağlık arazi yapısından kaynaklanan
çığ olayları meydana gelmekte, can
ve mal kayıplarının yanı sıra, yolların kapanmasına, enerji
ve iletiŞim hatlarının ve doğal
ekosistemlerin zarar görmesine yol açmaktadır.
Bu nedenle çığ önleme çalıŞmaları da yer almalıdır. Bu çalıŞmaların
baŞarılı olabilmesi için
havzanın öncelikle çığ potansiyeli açısından yeterince etüt
edilmesi gerekmektedir.
Bu etütler kar, arazi, iklim ve meteorolojik özellikleri
üzerinde yoğunlaŞtırılmalı, yersel gözlemler
özellikle arazi etütleri sırasında hava fotoğraflarıyla
desteklenmelidir.
Bir doğal afet olan çığ sorunlarının çözümü için; ülke
genelinde çığ risk haritalarının yapılması
ve çığ tehlike zonlarının belirlenmesi, gerekli hallerde çığ
kontrol yapılarının kullanılması, ancak
her Şeyden önce özellikle çığın zararlı etkilerinin
azaltılması ve can kaybının önlenebilmesi için,
otomatik meteoroloji istasyonları ile desteklenen bir Çığ
Tahmin ve Erken Uyarı Sisteminin
(ÇIĞTEUS) oluŞturulması gerekmektedir.
Çığ Tahmini ve Erken Uyarı konusunda kurumumuzda oluŞturulan
DMİ ÇIĞ GRUBU, Afet İŞleri
Genel Müdürlüğü, İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay
Bilimleri Fakültesi Meteoroloji
Mühendisliği Bölümü ve Gazi Üniversitesi Mühendislik ve
Mimarlık Fakültesi İnŞaat Mühendisliği
Bölümü ile çalıŞmalarına baŞlamıŞtır. Çığ Tahmini ve Erken
Uyarı Sisteminin hayata geçirilmesi
için ilgili kurum ve kuruluŞlar ortak bir çalıŞma
sürdürmektedirler. Bu proje tamamlandığında;
Önleyici tedbirler arasında yer alan çığ tahmini ve erken
uyarı sistemlerinin, ülkemiz
koŞullarında önemli bir öncelik oluŞturduğundan
sürdürülebilir bir biçimde hayata
geçirilmesi
Çığ düŞmesi nedeniyle oluŞacak can kayıplarının en aza
indirilmesi
Kurumumuzda Çığ Tahmini ve Erken Uyarı Merkezi kurulması
Kamuoyu ile ilgili kurum ve kuruluŞlarının bilgilendirilmesi
(Sivil Savunma, Afet İŞleri
Genel Müdürlüğü vb) hedeflenmektedir.
3.ÇIĞ OLUİMASI SIRASINDA ALINABİLECEK TEDBİRLER
Eğer Çığa Yakalanırsanız?
Çığ genellikle çok hızlı geliŞir ve hareket eder. Bu
nedenle, çığın oluŞması fark edildikten sonra
mümkün olduğunca hızlı ve soğukkanlı olunmalıdır. Çığın baŞlangıç
anından sonra, eğer bina
içinde değil dıŞarıda bulunuyor iseniz;
Çığ baŞladığında, çığın büyüklüğüne, hızına, patikanın geniŞliğine,
etrafta bulunan araçlara
(araba, kayak, kar aracı veya hiçbir Şey) ve var olan daha
güvenli yerlere (büyük ve sabit kayalar,
yamaç aŞağı girintiler, vb.) bağlı olarak, o alandan çok
hızlı bir Şekilde ayrılmaya karar vermek
gerekir.
Çığın daha yavaŞ ve yüksekliğinin az olduğu kenar
kısımlarına ulaŞmaya çalıŞmak,
Bağırarak veya baŞka ses kaynaklarını (korna, çan, ıslık,
siren) kullanarak, diğer insanları
uyarmak,
Eğer çığa yakalanmamız kesin ise veya o anda kayak yapıyor
iseniz, kayak sopalarını
(batonlar bileğe bağlı olmamalıdır) ve kayakları çıkarıp
atmak, sabit bir ağaç (yeterince güvenilir
olmasa da çığın büyüklüğüne göre çare olabilir), kaya veya
baŞka bir cisme tutunmaya çalıŞmak,
KırılmıŞ ağaç ve kaya parçalarından uzak kalmaya veya
korunmaya çalıŞmak,
Yerden de destek alarak yüzme hareketi yaparak akan karın
üstünde kalmaya çalıŞmak,
Ağzı sıkıca kapatmak, eğer mümkünse kafa karın altında
kaldığı anda uzun süre nefesi
tutmaya çalıŞmak,
Önerilen diğer bir yöntem de akıŞ sırasında oturma pozisyonu
almaktır. Bu yöntemde
bacaklar ve kollar birbirlerine yapıŞtırılır ve çığ durmadan
kısa süre önce, bacaklar ile yeri sertçe
iterek (eğer zemin altta ise veya zemin üzerindeki kar
sertleŞmeye baŞlamıŞ ise) kalkmaya çalıŞmak.
Çünkü
Çığ durduktan sonra, betonumsu bir özellik kazanacak olan
kar içinde,
Değil kalkmak parmağımızı oynatmak bile imkânsızdır!
Çığ durmadan önce mutlaka bir el yüzün önünde (ağız ve burnu
kapatacak Şekilde), diğer el de
baŞın üstünde (yüzeye doğru uzatarak) tutmak ve kar altında
kalınan zaman boyunca bizim için
hayati önem taŞıyacak olan nefes alınan boŞluğu (hava
kesesi) geniŞletmek ve bu arada baŞı sağa
sola çevirmeye çalıŞmak da fayda vardır. Bu hava kesesi, çok
küçük olsa bile ağız ve burnun kar ile
dolmaması demektir. Kesenin varlığı, kazazedenin her zaman
kurtulma Şansının olduğunu ümit
etmesini sağlar.
Karda ses iletimi az olmasına rağmen, eğer yüzeye yakın
olunduğu hissedilirse ya da öyle
olabileceği varsayımını ihmal etmemek için bağırmak faydalı
olabilir,
Bazı olaylar ve araŞtırmalar göstermiŞtir ki, sırt çantası
taŞıyan insanların çığın topuğu civarında
yüzeyde kalma Şansları, taŞımayanlardan daha fazladır.
Eğer bir aracın içinde bulunuyorsanız;
Motoru durdurup, ıŞıkları söndürmeli,
Araçtaki oksijen miktarını korumak için sigara içmemeli ve
kibrit yakmamalı,
Eğer telsiz varsa çağrı yapmalı ve telsizi alıcı konumunda
sürekli açık tutmalı,
DıŞarı ses (korna) ve ıŞık verecek herhangi bir alet (fener
gibi) faydalı olabilir,
Eğer araçta bir çubuk veya benzeri bir alet var ise, bunu
kar içine yukarı doğru batırıp kurtarmaya
gelecek olanların çubuğu görmelerini ümit etme Şansımız da
olabilir
En son olarak da çevreleyen karı kazmaktır. Ancak, kazarken
kiŞi kendini kesinlikle güvende
hissetmiyorsa araç içinde kalmanız daha emniyetlidir.
Çığdan Sonra?
Çığ olduktan sonra, en kısa zamanda ilgili kiŞi ve kuruluŞlara
haber verilmelidir. Ancak, afet
olduktan sonra ilgili kiŞilere ulaŞılamıyor ise aŞağıda
verilen telefonlara haber verilmesi, size en
kısa zamanda yardımın ulaŞmasını sağlayacaktır.
Bu numaralar sizde yok ise, hemen Şimdi kolay eriŞebileceğiniz
bir yere not ediniz!
Bu numaralar;
155 Polis
156 Jandarma
179 Alo Valilik
Ayrıca, ikamet ettiğiniz yerleŞim yeri civarında bir orman örtüsü
varsa, ormanda oluŞabilecek
yangınların kısa zamanda yetkili kuruluŞa bildirilmesi ve
acilen söndürülmesine baŞlanılması,
orman içinde yeni çığ patikalarının oluŞmasını
engelleyebilir. Bu nedenle olayın;
177 Orman yangını nolu telefona bildirilmesi faydalı
olacaktır.
Kurtarma, İlkyardım ve Enkaz Kaldırma Çalışmaları
Çığdan hemen sonra, kar altında kalan insanları hemen
çıkarmaya çalıŞmalı ve aynı zamanda uzman
kurtarma gruplarını ve sağlık ekiplerini çağırmalıdır. Zaman
çok kısıtlı olduğundan, çığ riski olan
her ilde, mümkün olduğunca hızlı ulaŞım imkânları ile
donatılmıŞ iyi eğitimli kurtarma gruplarının
olması Şarttır. Gerçi, illerde Sivil Savunma Müdürlüklerinin
bünyesinde bu tür kiŞiler bulunsa da,
bu uzmanların çığ konusunda da eğitilmeleri gerekir. Gün
geçtikçe insanların, artan ihtiyaçları
yüzünden ulaŞım, haberleŞme, elektrik ve turizm amaçlı
olarak daha fazla oranda dağlara gelmeleri
neticesinde, çığlardan etkilenebilecek insan sayısı da
arttığından bu tür kurtarma gruplarının
gerekliliği daha da önem kazanmaktadır.
Bu gruplar, genellikle Şu kurtarma yöntemlerini kullanırlar;
Göz ve kulak ile arama
Bu teknik tüm arama yöntemlerinin ilk basamağını oluŞturur.
Çok basit ve hızlı olarak
uygulanabilmesine rağmen, karın altında olan kurbanları,
kardaki ses iletiminin az olması, arama
süresinin sınırlı olması, görüŞ mesafesinin sis, gece ve kar
yağıŞı gibi unsurlar nedeni ile tespit
etmek imkânsız hale gelebilmektedir.
Elektronik alıcılar ile arama
Eğer kazazede bir alıcı taŞıyor ise (radyo dalgalarını alan
ve veren elektronik cihaz – genellikle 457
kHz’lik frekans kullanırlar), kısa sürede kurtarma
grubundaki cihaz ile kazazedelerin yerlerini
bulmak mümkün olabilmektedir. Ancak aŞağıdaki koŞullar bulma
Şansını azaltabilir;
Cihazın kazazedenin cebinde, çantasında veya araçta olması,
Cihazın verici konumunda bulunmaması,
Pilinin azalmıŞ veya bitmiŞ olması,
Arama yapan grubun arama hızı ve eleman sayısının az olması,
Kazazedenin
pozisyonunun (cihaz
kazazedenin altında kalmıŞ
olabilir) uygun olmaması
Solda, elektronik alıcı ve
verici ile arama
uygulaması, sağda,
kullanılan cihazlardan bir
örnek –Erzurum (foto.
AFET Çığ Grubu, 1998)
Sondalama
Kazazedeleri metal
çubuklar ile arama
yöntemi de, sık kullanılan bir yöntemdir. Uzunlukları 3-6 m
arasında değiŞen çubuklar sırt
çantasında rahatça taŞınabilecek kadar hafif ve katlanabilir
özelliktedir. Bu teknik, kara sokulan
çubuğun kazazedeye teması sonucu kiŞiyi bulma mantığı
üzerine kurulmuŞtur. Sondalama yapılacak
yerin seçimi çok önemlidir. Yöntemin uygulanacağı yerler,
kazazedenin gömülü olduğundan az çok
emin olunan yerler olmalıdır. Tüm patikayı aramak hem
anlamsız hem de çok zaman kaybettirecek
bir iŞlemdir. Arama yapılacak yerler arasında;
Arama köpeğinin belirleyeceği bir lokasyon ve çevresi,
Kar aracı veya kazazedenin bir eŞyasının yüzeyde bulunduğu
alanlar,
Kazazedenin vücudunun kar akıŞı sırasında takılacağı yerler
(ağaçların etrafı gibi),
Çığın akıŞının menderesli olması durumunda, çığın menderes
yaptığı köŞeler ve yakın civarı ve
nihai olarak durma bölgesi (çığ topuğu) sayılabilir.
ÇABUK VE DİKKATLİ OLMALISINIZ!
Sondalama uygulaması –Erzurum (foto. AFET Çığ Grubu, 1998)
Yöntemin avantajları
Mümkün olduğunca çabuk arama yapılabilir,
Uygulanması kolaydır ve uzman olmaya gerek yoktur.
Dezavantajları
YavaŞtır (15 kiŞi 1 hektar alanı 4-5 saatte arayabilir),
Arama derinliği, çubukların boyları ile sınırlıdır,
Emin olmama faktörü ihmal edilmeyecek boyuttadır.
Arama yoğunluğunun (kaba ve hassas) kazazedenin muhtemel
yerine bağlı olarak seçilmesinin
büyük önemi vardır. Kaba arama, sondalamanın kurtarma
grupları tarafından sıklıkla kullanılan
türüdür. Sondalama hatlar boyunca yapılır. Her bir hattın
arası bir adıma karŞılık gelen yaklaŞık 70
cm’lik aralıktır. Her bir çubuk arası ise, yaklaŞık 75
cm’dir. Yani, kaba aramanın 70x75 cm’lik
arama yoğunluğu nispeten hızlı arama anlamına gelir.
Eğer aramada görev alan insan sayısı az ise, o taktirde “bir
açıklıklı kaba arama” yönteminin
kullanılması daha iyidir. Bu teknikte arayıcılar çubuğu ilk
olarak sol ayağın dıŞına, ikincil olarak ta
sağ ayağının dıŞına batırır. Bu yöntemin yoğunluğu da
aynıdır.
Sondalama yoğunlukları
Hassas arama, kaba aramanın defalarca uygulanmasının
ardından baŞarısız olunduğunda
uygulanır. Arama yoğunluğu, 70x30 cm’dir.
Çubukla arama, kazazedenin bir araç veya bina içinde kaldığı
durumlarda kullanılmaz. Dikkatli bir
Şekilde yapılan enkaz kaldırma çalıŞmalarından sonra bina
içinde kalanları kurtarmada
kullanılabilir.
Kurtarma köpekleri
Çığ kurtarma köpekle
Yorumlar
0 yorum