​Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2026/2595 Soruşturma sayılı dosyası kapsamında 21.09.2026 tarihinde tanzim edilen karara ilişkin yazılı açıklama yapan Av. Mustafa Dursun, savcılık makamının maddi gerçeği aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini savundu.

​"Olay Karşılıklı Çatışma Değil, Haneye Tecavüzdür"
​Olayın organize bir yapıda ve planlı şekilde gerçekleştiğini ifade eden Av. Dursun, dosyadaki duruma ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:


​"Somut soruşturma dosyasında, olayın vahameti ve can kaybı ile sonuçlanan organize yapısı karşısında savcılık makamı maddi gerçeği aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi, verdiği kararla maddi gerçeğin ortaya çıkmasına ve suçluların yargılanmasına engel olmuştur. Organize bir şekilde toplanıp 3 km uzaklıktan gelerek yol kesme ve haneye tecavüz şeklinde gerçekleşen eylem, savcılıkça sanki karşılıklı bir olaymış gibi ele alınmıştır. Olay karşılıklı bir çatışma değildir; Ay ailesinin haneye tecavüzü ve yol kesmesi şeklinde vuku bulmuştur."

23 Nisan 2026 tarihinde meydana gelen ve Mardin'de 1 kişinin öldüğü silahlı kavgaya ilişkin 21 gözaltı
23 Nisan 2026 tarihinde meydana gelen ve Mardin'de 1 kişinin öldüğü silahlı kavgaya ilişkin 21 gözaltı

​"Savcılık Ağır Ceza Mahkemesinin Yerine Geçerek Değerlendirme Yapmıştır"
​Savcılığın yetki sınırlarını aştığını öne süren Av. Dursun, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
​"Sayın savcılığın, Ağır Ceza Mahkemesi'nin yerine geçerek TCK 37 ve TCK 39 (suça iştirak ve yardım etme) değerlendirmesi yapıp 'suçsuzluğa' veya 'dava açmaya yetecek delil bulunmadığına' karar vermiş olması talihsiz bir durumdur. Mağdur ve müşteki müvekkillerimiz adına tüm yasal başvurularımızı yapacağımızı ve olayın sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz."