Çitil Davasının beraat gerekçesi: Kemik var, delil yok!
Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Tuğgeneral Musa Çitil'in 13 faili meçhul cinayetle ilgili yargılandığı davaya ilişkin verdiği beraat kararının gerekçesini açıkladı.
KARAKOL KOMUTANIYDI
Mardin Savcılığı, Derik ilçesinde 1992-1994 yılları arasındaki 13 faili meçhul cinayetle ilgili, dönemin Karakol Komutanı Musa Çitil hakkında, ‘Birden fazla kişiyi öldürme’ suçundan dava açmıştı. Dava güvenlik gerekçesiyle Çorum’a alınmıştı. Mahkeme, halen Ankara Jandarma Bölge Komutanı olan Tuğgeneral Musa Çitil’in beraatına karar vermişti. Mahkeme, verdiği beraat kararının gerekçesini tamamladı. Gerekçeli kararda, savcılık tarafından hazırlanan iddianamenin temel ve hukuki dayanak olarak müşteki ve tanık beyanları dikkate alınarak hazırlandığı tespitinde bulunuldu.
Kararda, maddi delilin bulunmadığının altı çizilerek, “Müştekilerin soyut, birbiriyle çelişkili ve kesin bir kanaat vermekten uzak iddiaları dışında somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, sanığın tüm suçlar yönünden beraatine karar vermek gerekmiştir” denildi.
Mahkeme, kararını, “Yapılan ceza muhakemesi sonunda fiilin sanık tarafından işlendiği yüzde 100 belliliğe ulaşmadığı takdirde beraat kararı verilmesi gerekir” denilen Yargıtay’ın 1993’te oluşturduğu içtihadına da dayandırdı.
AVUKAT: BAŞA DÖNÜLDÜ
Ailelerin avukatlarından Erdal Kuzu, gerekçeyi eleştirerek, şunları söyledi:
“Mahkemenin tavrı 1993 yılındaki savcılık tavrına döndü. İddianameyi hazırlayan savcının hazırladığı çalışma yok sayıldı. Faili meçhul cinayetlerde başa dönüldü. 1993 yılına ait CD görüntüsü mü getirseydik. Sanıkların beyanları esas alındı. Kararı temyiz ettik. Temyizde de bir şey beklemiyoruz.”
OLAYIN GEÇMİŞİ
Derik'e bağlı Dumanlı köyünde 1993 yılında Seydoş Çeviren, Ahmet Çeviren, Yusuf Çeviren, Abide Çeviren, Ramazan Çeviren ve Mehmet Necat Arıs'ın ahıra patlayıcı konularak öldürülmesiyle ilgili soruşturma geçtiğimiz aylarda tamamlandı. Halen Ankara Jandarma Bölge Komutanlığı görevini yürüten dönemin Derik Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mus Çitil hakkında 19 yıl aradan sonra dava açıldı. İddianamede, Derik Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan Musa Çitil imzalı 22.02.19993 ve 24.02.1993 tarihli yazılarda, sivil vatandaşların 'terörist' gibi gösterildiği, buna karşılık dönemin DGM savcılığı arşivinde bulunan bir yazıda, maktullerin 'sivil vatandaşlar' olarak nitelendirildiği, ölen şahısların terörist olmadığı, terörist unsurlara yardım ve yataklık yaptıklarına dair de herhangi bir delil elde edilemediği vurgulanıyor. Ayrıca 1994 tarihli Jandarma tutanağında Derik ilçesinde taksicilik yapan Mustafa Aydın'ın PKK'lılar tarafından yolunun kesildiği ve öldürüldüğü belirtilirken, Aydın'ın kimliği tespit edilemeyen 'Servet' kod adlı itirafçının ihbarı üzerine Musa Çitil tarafından defalarca tehdit edildiği tanıkların ifadesinde yer buldu. Aydın, Mazıdağı sınırlarında kendi arabasında kafasına bir el ateş edilerek öldürülmüştü. 1994 yılında Derik'te yaşanan diğer bir olayda Mehmet Erek ile jandarma kontrol noktasında kaybolan Ahmet ve Ramazan Erek'in cesetlerinin Derik-Mazıdağ yolu kenarında bulunduğuna dikkat çekilen iddianamede, olayda 2 farklı kalaşnikof kullanıldığı, silahlardan birinin 1 ay önce cesedi bulunan Mustafa Aydın'ın öldürülmesi olayında da kullanıldığının tespit edildiği ortaya çıktı.
İddianamedeki Suçlamalar
Musa Çitil’in 6 ayrı olayda 13 sivili öldürmekle suçlandığı iddianamede, müşteki ve tanık beyanlarının birbirini doğruladığı belirtilmekte ve alınan ifadelerden müştekilerin pek çoğunun bizzat Musa Çitil’in emri altındaki birimlerce gözaltına alındıkları, ortalama 10-25 gün arası gözaltında tutuldukları ve gözaltında bulundukları süre zarfında gözleri bağlı olarak işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları ve/veya şahit oldukları anlaşılmaktadır.
16.02.1993 tarihinde gerçekleşen ilk olayda Musa Çitil, 5’i aynı aileden, silahsız-görevli memura mukavemet etmeyen-PKK’ya yardım ettiklerine dair bir kanıt bulunmayan 6 sivil şahsın öldürülmesinden sorumlu tutulmaktadır. Derik İlçe Jandarma Komutanlığı’nın Derik Cumhuriyet Savcılığı’na sunduğu Musa Çitil imzalı 22.02.1993 tarihli ve 24.02.1993 tarihli yazılarda, sivil vatandaşların da olayda terörist sayılması suretiyle, toplamda 9 teröristin öldürüldüğü ileri sürülmektedir. Ancak Derik Cumhuriyet Savcılığı’nın DGM Savcılığı’na gönderdiği görevsizlik kararında[4], maktuller “sivil vatandaşlar” olarak nitelendirilmektedir.
12.06.1994 tarihinde gerçekleşen ikinci olayda Vecdi Avcıl terörist olduğu ileri sürülerek öldürülmüş ve yakınlarına haber verilmeksizin kimsesizler mezarlığına gömülmüştür. 04.01.1994 tarihinde meydana gelen üçüncü olayda Mustafa Aydın önce Musa Çitil tarafından tehdit edilmiş daha sonra uzun namlulu otomatik bir silahla öldürülmüş ve cesedi yol üzerinde bulunmuştur. Bu olaydan bir ay kadar sonra meydana gelen ve 06.02.1994 tarihinde gerçekleşen dördüncü olayda Mehmet Erek, Ramazan Erek ve Ahmet Erek iki farklı uzun namlulu otomatik silahtan atılan kurşunlarla tıpkı Mustafa Aydın gibi yakın mesafe atışıyla öldürülmüştür. Bu olaya dair 16.02.1994 günü düzenlenen jandarma fezlekesinde maktullerin PKK tarafından öldürüldüğü ve cesetlerin etrafında bulunan 6 kovanın ekspertiz için Mardin İl Jandarma Komutanlığı’na gönderildiği belirtilmektedir. Diyarbakır Bölge Kr. Pl. Laboratuarının 02.05.1994 tarihli ve 1994/924 sayılı ekspertiz raporunda bu olayda kullanılan bir silahtan çıkan üç kovanın Mustafa Aydın’ın öldürülmesi olayında kullanılan silahla aynı silaha ait olduğu belirtilmiştir. En son Jandarmanın gerçekleştirdiği yol kontrolünde görülen maktullerin, kontrolün yapıldığı yol üzerinde ölü olarak bulunmalarının Jandarma tarafından öldürüldükleri şüphesini arttırdığı iddianamede belirtilmektedir. Tanık ifadelerine göre bu maktullerin cesetleri kendilerinden sivil giyimli kişilerce alınmış ve mezarlığa girmeleri bir süre engellenerek bu kişilerce gömülmüştür.
01.10.1994 tarihinde gerçekleşen beşinci olay otobüsle seyahat halindeyken Jandarma kontrolünde gözaltına alınan Mehmet Faysal Ötün’ün öldürülmesidir. 17.05.1994 tarihli altıncı olayda ise Piro Ay tanıkların gözü önünde, köylerine Land Rover marka zırhlı araçlarla gelen jandarma ve korucular tarafından götürülmüş ve bir daha kendisinden haber alınamamıştır. Arazide kan ve giysi parçalarına rastlanmış ve bir çoban tarafından Piro Ay’ın çığlıkları işitilmiş, ancak bugüne kadar maktulün cesedi bulunamamıştır. Bütün bu olaylarda görev alan jandarma birimlerinin başında sanık Musa Çitil yer almaktadır ve bu birimlere komuta etmektedir.
Kaynak: Mardin Life
Yorumlar
0 yorum