Değer: Türkiye ile İran İşbirliğini arttırmalı
DEİK İran iş konseyi üyesi olan Mardinli İşadamı Mehmet Emin Değer, Türkiye ile İran’ın hem ekonomik, hem siyasal hem de stratejik ortaklık kurmak mecburiyetinde olduğunu söyledi.
30/50 Milyar Dolar Ticaret Hacmi için Fırsatlar" olan forumun temel amacı, özelde şehirlerin/bölgelerin, genelde Türkiye ve İran ekonomilerinin, karşılıklı derinlik kazanmasına stratejik katkı sağlamak amacıyla düzenlenen foruma konuşmacı olarak katılan DEİK İran iş konseyi üyesi İşadamı Mehmet Emin Değer, Türkiye ile İran'ın stratejik olarak gerek siyasi gerekse de ekonomik alanda işbirliği yapması gerektiğini söyledi.
Türkiye ve İran Dışişleri bakanlarının 2014 yılı başında Van'da bir araya gelmesinden alınan ilhamla Türkiye-İran Forumu adı altında ilki aynı yıl Van'da, dönüşüm sırası gereği, ikincisi 2015 yılında Tahran'da düzenlenen ve 2 yıllık kurumsallaşma birikimi ile 3'üncüsü Van'da tekrar edilen forum "İnisiyatif Doğu Anadolu" üst başlığı altında devam gerçekleştiriliyor.
İran’ın Başkenti Tahran’da gerçekleştirilen toplantının ardından Van'da gerçekleştirilen 3. toplantıya da konuşmacı olarak katılan İşadamı Mehmet Emin Değer, son zamanlarda Türkiye İle İran arasında yaşanan siyasal ve ekonomik konuları da içeren bir konuşma yaptı.
"İTTİFAK İÇİN BİN TANE SEBEP VARDIR"
Kendisinin bir akademisyen ve diplomat olmadığını, Konuşmasında da bilimsel ve diplomatik bir dil kullanmayacağını belirterek söz alan Değer, “bir iş adamı olarak elbette ki ekonomik meseleleri dile getirmeye çalışacağım. Ancak ondan önce bir mukaddime yapmak istiyorum. Gençliğimden beri kafamı kurcalayan, beni ve benim gibi eminim sizleri de kahreden İslam Dünyasının bu paramparça halidir. Dünya herkese terakki dünyası olsun da bize niye tedenni dünyası olsun. Beşyüz-altıyüz senedir İslam coğrafyası üretemiyor. Üretememenin bedelini bize ödetiyorlar. İlimde, fende, teknolojide, iktisatta, edebiyat ve sanatta üretemedik. Onun sıkıntılarını ve tembelliğimizin acısını çekiyoruz. Bizim en büyük üç düşmanımız vardır. Cehalet, zaruret-fakirlik, ihtilaftır yani lüzumsuz ihtilaflar. Aslında ittifak ve dayanışma için bin tane sebep alt alta yaza birsiniz. Bütün bu sebepler bizi birliğe vahdete ittifaka ve dayanışmaya götürüyor.”dedi.
Konuşmasında; Allah’ımız bir, Peygamberimiz bir, Kıblemiz bir, Kitabımız bir, bine kadar bir bir sayabiliriz. İhtilaf ve nifaka düşmek için üç tane zayıf sebep sayılamayacağını kaydeden Değer, buna karşın söz konusu üç zayıf sebebe sarılmış ve asırlardır bu üç zayıf sebep için birbirimizi yediğimizi kaydetti.
Salonu dolduranlara “Şuurlanmanın ve bir diriliş yapmanın zamanı gelmedi mi?” diye soran Değer, konuşmasına şöyle devam etti:
“Peygamber efendimiz veda hutbesi ile evrensel insan hakları beyannamesinin niha-i hududunu çiziyor. Beşeri ideolojiler hep iflas etti. Sosyalizm, Komünizm, Faşizm şu anda dünyayı tanzim eden Liberalizm adı altında vahşi kapitalizm hüküm sürüyor. Oda insanların yüzde onuna geçici bir saadet temin ediyor. Yüzde doksanını sefalete sürüklemiştir. Yeni ve adil bir dünya düzenine ihtiyaç vardır. Kültürel, tarihi, dini ve genç neslimizle yeni dünya düzenini inşa edebiliriz. Hem İslam coğrafyasını hem de dünyanın geri kalanına katkı sunabiliriz. İran halkının refahı huzuru iktisaden kalkınmışlığı Türk milleti olarak bize zevk ve şevk verecektir. Ben firma olarak 1990 yılında İsfahan’dan Bender Abbas’a petrol taşımacılığı yaptım. 2005 yılında İran Gaz’dan ve özel iki şirketten geçici ithalatla LPG tanklarını bir yıllığına kiraladım. Birbirimizden çok memnun olduk. Hiçbir ihtilaf yaşamadık. Dürüstçe ve helal kazanç peşinde koşmamız lazım. Önemli bir hususu zikretmek istiyorum. Bütün İslam coğrafyasının en önemli hastalığıdır. Zamanı iyi kullanamıyoruz. Bürokratik işlemleri çoğaltıyoruz. Bu hususlar hem kazancın hem kalkınmanın önündeki en önemli engellerdir.”şeklinde konuştu
Bölgenin iki önemli ülkesi Türkiye ve İran hem ekonomik hem siyasi hem de stratejik ortaklığı kurmak mecburiyetinde olduğunun altını çizen İşadamı Mehmet Emin Değer, katılımcılarda büyük beğeni toplayan konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"İŞBİRLİĞİNİ ARTTIRMAMIZ LAZIM"
“Türkiye ve İran işadamları bir araya gelip İslam coğrafyasında, Avrupa’nın ve Dünya’nın diğer ülkeleri ile müşterek işbirliğine gitmeliler. Bir AR-GE merkezi kurup dünya’nın hangi ülkesinde hangi sektörde işbirliği yapabilirizi araştırmak ve icraya koymak zorundayız. Bunu yaparken taassubi ideolojilerden arınmış olarak müştereklerimizi ön plana çıkararak yapmalıyız. Müslümanların ve islamiyetin tealisi, yükselişi iktisaden yükselmekle mümkündür. Asırlardır ihtilafa düştüğümüz veya düşürüldüğümüz konularda bir tek İslam ülkesi karlı çıkmış mıdır? Hal böyle iken bugün başlayıp yeni bir tarih ve gelecek ortaya koyabiliriz. Herkes benim fikrim benim mezhebim benim düşüncem haktır, daha güzeldir demeye hakkı var. Diyebilir. Ama yalnız hak benimdir demeye kimsenin hakkı yoktur. Bu insaf prensibine herkes uymalıdır. İhtiyarlanmış, tefessuh etmiş batı dünyasının insanlığa sunacağı bir modeli kalmamıştır. Gelin hep birlikte yeni dünyayı geçmişte olduğu gibi yeniden adalet, hukuk, refah, iktisadi ve ahlaki kalkınmayı birlikte inşa edelim. Hem İslam coğrafyasına hem de tüm insanlığa katkı sunalım.”
Kaynak: Mardin Life
Yorumlar
0 yorum