28 Şubat postmodern darbe sürecinde başörtüsü yasağı nedeniyle mağduriyet yaşayan Psikolog Deniz Işıker Bedir, Azerbaycan’da başörtüsüne yönelik kısıtlamalarla ilgili yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Bedir, Azerbaycan’da yaşananların Türkiye’nin geçmişte tecrübe ettiği yasak dönemini hatırlattığını belirterek, benzer mağduriyetlerin yeniden yaşanmasının kendilerini derinden üzdüğünü ifade etti.

“Türkiye bu süreci yaklaşık 30 yıl önce tecrübe etti”

Azerbaycan’da başörtüsüne yönelik kısıtlamaların ilk kez gündeme gelmediğini belirten Bedir, laiklik ilkesi gerekçe gösterilerek geçmişte de benzer yasakların uygulanmaya çalışıldığını söyledi.

Bu tür uygulamaların Türkiye’de de ciddi mağduriyetlere yol açtığını hatırlatan Bedir, yasakların kaldırılmasının ardından söz konusu uygulamaların toplumsal açıdan bir fayda sağlamadığının görüldüğünü dile getirdi.

Bedir, Türkiye’nin yaşadığı tecrübenin bugün Azerbaycan’da yeniden gündeme gelmesinin kendisini derinden etkilediğini belirterek, benzer süreçlerin başka ülkelerde de yaşanmasının endişe verici olduğunu kaydetti.

“Asıl nedenin İslam’ı hedef almak olduğunu görebiliyoruz”

Başörtüsü yasağına gerekçe olarak dini örgütlerin devlet ve eğitim kurumlarına sızması, İran etkisi ve laiklik gibi çeşitli iddiaların öne sürüldüğünü aktaran Bedir, bu gerekçelerin arkasındaki yaklaşımın sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Konunun psikolojik boyutuna dikkat çeken Bedir, özellikle çocuk ve genç yaşta bu tür kısıtlamalarla karşılaşan bireylerin derin travmalar yaşayabileceğini ve bu deneyimlerin hayatları boyunca iz bırakabileceğini söyledi.

Bedir, başörtüsü nedeniyle eğitim hakkının kısıtlanmasının bireylerin kendilerini dışlanmış hissetmelerine neden olabileceğini belirtti.

Gazze sonrası Müslümanlara yönelik sempatiye dikkat çekti

Dünyada İslamofobinin yayılmasına rağmen Müslümanlara yönelik sempatinin de arttığını ifade eden Bedir, özellikle Gazze’de yaşananların ardından Müslümanlara yönelik anlayış ve desteğin güçlendiğine dikkat çekti.

Fransa başta olmak üzere Avrupa’nın farklı ülkelerinde de başörtüsüne yönelik kısıtlamaların laiklik gerekçesiyle savunulduğunu belirten Bedir, eğitimde eşitlik ve eğitim hakkının korunmasının da göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı.

Bedir, benzer uygulamaların farklı ülkelerde yaygınlaşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdi.

“Çocuklarda öfke, güvensizlik ve değersizlik duyguları oluşuyor”

Başörtüsü yasağının çocuklar ve gençler üzerindeki psikolojik etkilerine değinen Bedir, özellikle devlet kurumları ve eğitimciler aracılığıyla uygulanan dışlayıcı tutumların bireylerin güven duygusuna zarar verdiğini belirtti.

Küçük yaşlarda devlet eliyle engellenme ve dışlanmayla karşılaşan çocuklarda öfke, güvensizlik, değersizlik ve istenmeme duygularının oluşabileceğini kaydeden Bedir, bu durumun öğretmenler ve okul yöneticileri tarafından uygulanmasının güven kaybını daha da derinleştirebileceğini ifade etti.

Türkiye’de 28 Şubat sürecinde yaşananların özellikle kadınlar üzerinde kalıcı psikolojik etkiler bıraktığını belirten Bedir, benzer bir sürecin Azerbaycan’da yaşanmasının üzüntü verici olduğunu söyledi.

Bedir, bir gün önce rahatlıkla gittiği okula ertesi gün başörtüsü nedeniyle alınmayan bir çocuğun yaşayacağı deneyimin ciddi bir travmaya dönüşebileceğini vurgulayarak, eğitim ortamlarında dışlayıcı uygulamaların çocukların psikolojik gelişimi ve güven duygusu üzerinde ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.