Diyanet-Sen’in açıklaması şöyle:
Allah zalime mühlet verir ama ihmal etmez. Küfür Devam eder ama zulüm devam etmez. Zulme sessiz ve kayıtsız kalmak, vebale ortak olmaktır.

Tarih boyunca İran (Pers) İmparatorluğu şer ve fesadın merkezi olup yeryüzüne ifsad edici politikalar yaymaktan vazgeçmemiştir. Fars (İran) ideolojisinin ana mefkûresi, ikiyüzlülük, hedefe ulaşmak için bukalemun gibi davranma, her şeyi mubah görme gibi TAKİYYE politikalarını uygulamaktır.
Tarih boyunca bu TAKİYYE mefkûresinin, ideolojinin sahipleri, nifak politikalarını Ehl-i Hakk’a ve mazlum halklara karşı hep kullanmışlardır. Selahaddin-i Eyyubi tarafından öldürülen, Fatımilerin son dönemlerindeki veziri Wezir Şawer Frenklerle, haçlılarla işbirliği yaparak şer odağı haline gelmiştir. ABBASİLER’de, Şii olan Wezir İbn-i Alkemi ve Ettusi gibiler, Ehl-i Hakk’a karşı Moğollar’la işbirliği yaparak, milyonlarca Müslüman Ehl-i Hakk ın öldürülmesine ve İslam âleminin wêran ve talan edilmesine, Bağdad’taki Beyt-ül Hikme gibi muazzam İslam medeniyetinin kaynağı ve birikimi olan milyonlarca el yazma eserlerin yok olmasına neden olmuşlardır.
Tarih 1880, yine bu nifak ideolojisi İran (Pers İmparatorluğu) ceberrut anlayışlı devlet zulmünü, Kürdistan’da uygulamıştır. Kürdistan halkına, köylerine tehcir, namuslarına el uzatma ve mallarını talan etme politikaları uygulamıştır.
Bu Firavuni, ceberrut, yeryüzünde fesad çıkarma politikası olan Şiilik eksenli Pers devlet zulmüne karşı, Kürdistan ulemasından büyük âlim Şeyh Ubeydullah Ennehri Ennekşibendi başkaldırmış ve İran zulmüne karşı, mukaddes ve haklı savaşı başlatmıştır.
Bu kutsal hareket, İran’ı, Kürdistan’da mağlup duruma getirmişken, o günkü şer ve küfür merkezleri olan Rus Çarlığı ve İngiliz devletleri, İran’ın imdadına koşarak, İran’ı mağlubiyetten kurtarmışlardır. İlaveten kendi ulusal çıkarlarını hakkın üstünde tutup güvenlik eksenli davranarak, mazlumdan yana tavır koymayan, bilakis zalimlerden yana tavır koyan, Abdülhamid dönemi Müslüman Osmanlı devleti de, bu İslami ve Kürdistanî olan mazlumlar hareketini boğmuşlardır.
Tarih tekerrür ediyor. Yine Ortadoğu’da, Kürdistan’da, şer ekseni olan İran (pers imparatorluğu) yeryüzüne zulüm ve şer politikalarını yayma neticesinde, Kürdistan’da da zulüm ve idamlar uygulamaktadır... İNSAN HAKLARI AKTİVİSTLERİ’ ne göre, sadece Sarıklı Hasan Ruhani zalimi döneminde çoğu Kürt olmak üzere 1800 kişi idam edilmiştir. Ve şu an Urmiye cezaevinde açlık grevi sürdüren 29 tutsak idamla karşı karşıyadır. Temennimiz odur ki bu şer ve zulüm imparatorluğu, ceberrut İran Pers devletinin ortadan kaldırılması, dağıtılması ve mazlum halkların bir an önce özgürlüklerine kavuşmasıdır. Çünkü Sünnetullah gereği küfre dayalı, küfür üzerine kurulu bir devlet devam eder ama Müslüman da olsa zulüm üzerine kurulu bir devlet devam etmez yıkılmaya mahkûmdur.
Son 50 – 60 gün içinde ceberrut İran Pers devleti 17 si Kürt olmak üzere 79 kişiyi idam etmiştir. Kürdistan halkının Allah’ın kendilerine fıtri olarak bahşettiği ulusal hakları istedikleri zaman kendilerine idamlar, tehcirler hapislerle karşılık verilerek Firavuni politikalar uyguladıklarını görmekteyiz. Ve bilinsin ki zülüm ve sindirme politikaları uygulayan yöneticilerin kıyamet gününde haşırlar’ı nemrut ve firavunlar olacaktır."