HDK binasında düzenlenen basın açıklamasında “Hrant Dink'in katledilişinin 6. yılındayız. Tetikçi yargılandı ancak, cinayet hala aydınlatılmadı, arkasındaki güçler hala açığa çıkarılmadı. Hükümet ve mahkemeler cinayetin arkasındaki güçleri açığa çıkarmamak için direnmeye, gerçekleri karartmak için kırk dereden su getirmeye devam ediyor. Önce “cinayetin arkasında örgüt yok” diyen şimdi,  “örgütlü mü değil mi” tartışması sürdüren mahkemeler, gerçeği açığa çıkarmıyor. Dönemin valisi ve bürokratları, kimi milletvekili olarak kimi başka yüksek mevkilere atanarak terfi edildiler. 301.  Maddeden Hrant Dink’e ceza veren davanın hâkimlerinden biri tüm haklı tepkilere karşın AKP’nin “Ombudsman”ı olarak atandı. Cinayetten önce kendilerini MİT mensubu olarak tanıtarak, İstanbul Valiliği’nde görüşme yapan ve Hrant’ı tehdit edenler hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı. Suç duyuruları, dava başvuruları, cinayetin arkasındaki güçleri gösteren deliller ya yok sayıldı, ya da çarpıtıldı. Kovuşturmanın derinleştirilmesi her yönden engellendi. Adli bir cinayet derekesine indirgendi. Balyoz, Ergenekon gibi davalarda ne Hrant cinayeti, ne Malatya Zirve katliamı, ne Rahip Santoro cinayeti ne de onca “faili meçhul” cinayet söz konusu edildi.”denildi.
“Dink cinayetinin arkasındaki tüm güçler açığa çıkarılsın; yargılanıp, cezalandırılsın.”vurgusu yapılan açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:
“Dağıtılan her bildiride, yazılan yazıda, en küçük protesto yürüyüşünde, her işçi toplantısında, demokratik parti çalışmalarında  “örgüt bulan” örgüt operasyonlarına ara vermeyen AKP Hükümeti ve mahkemeler, aradan 6 yıl geçmesine rağmen Dink davasında bir türlü örgüt bulamadı. Ancak tüm karartma, katliamın arkasındaki güçleri gizleme, bir tetikçi ve birkaç yardım ve yatakçı ile gerçeklerin üstünü örtme çabaları başarılı olamamışsa, bunun tek nedeni halklarımızın mücadelesidir. Bu mücadele sonuna kadar sürecektir. Buradan ilerleyerek, bir devlet organizasyonu olarak adım adım örülen cinayet tertibin açığa çıkarılması mücadelesini kararlıca sürdürmeye devam edeceğiz.
Fransa da Kürt kadın siyasetçilerine yapılan suikastten sonra Amed de yüzbinlerin barış mesajını doğru okumak gerekir. Ne yazık ki kurulduğu günden bu yana haklar mücadelesini sürdüren ÇHD ye yapılan operasyonla görüyoruz ki Türkiye de başta Kürtler olmak üzere tüm ötekilerin, muhaliflerin, demokrasi ve insan hakları savunucularının üzerindeki baskılar süregelmektedir. Avukatlar başta olmak üzere göz altına alınanlar derhal serbest bırakılmalıdır.
Tüm kesimlere çağrımızdır. Kalıcı, onurlu barışın tesisi noktasında provokasyonlara yer vermeyip İmralı görüşmeleri ile başlayan sürecin hassasiyeti göz önüne alınarak süreç barış ile taçlandırılmalıdır.
Hrant Dink Cinayet Aydınlatılıncaya Kadar “Bu Dava Burada Bitmez” Demeye Devam Edeceğiz. Ancak, bu güne kadar “Bu dava burada bitmez” diyen Türkiye halkları, davayı kararlıca takip etmeye ve karanlık aydınlatılıncaya, Hrant Dink'in katilleri ve arkasındaki organizasyon tüm kollarıyla açığa çıkarılıncaya kadar takipçi olmaya devam edecektir.”