Peygamber Sevdalıları Derneği İzmir Temsilciliği tarafından düzenlenen program, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

İmam Hatip Hasan Keskin'in Kur'an-ı Kerim okumasının ardından basın açıklamasını Peygamber Sevdalıları Derneği İzmir Temsilciliği Başkan Yardımcısı Mehmet Arap Akgül yaptı.

“Filistin halkının onur mücadelesini selamlamak üzere bir aradayız”

Mehmet Arap Akgül

7 Ekim Aksa Tufanı'nın yıl dönümünde bir araya geldiklerini belirten Peygamber Sevdalıları Derneği İzmir Temsilciliği Başkan Yardımcısı Mehmet Arap Akgül, “Bugün, modern tarihin en büyük kırılma noktalarından biri olan 7 Ekim Aksa Tufanı'nın yıl dönümünde; Filistin halkının onur mücadelesini selamlamak, işgalci siyonist rejimin eşi benzeri görülmemiş soykırım ve terör politikalarını lanetlemek üzere bir aradayız.” dedi.

Akgül, “Bugün, Batı merkezli ‘insan hakları’ masalının Gazze enkazının altında kalışını, küresel düzenin ilmek ilmek sökülüşünü ve tarihin yön değiştirdiği ânı haykırmaya geldik. Amacımız yalnızca bir tarihi hatırlamak değil; Gazze'de yazılan destansı direnişi, siyonist barbarlığın gerçek yüzünü ve Müslüman dünyasının omuzlarındaki ağır sorumluluğu tarihe not düşmektir.” ifadelerini kullandı.

“7 Ekim, meşru bir varoluş ve özgürlük haykırışıdır”

7 Ekim'in onlarca yıldır devam eden gelişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunan Akgül, “7 Ekim, sebepsiz bir patlama veya dönemsel bir sınır çatışması değildir. Onlarca yıldır süren sistematik işgale, mülksüzleştirmeye, Mescid-i Aksa'ya yönelik saygısızlıklara ve Gazze'ye uygulanan gayriinsani ambargoya karşı meşru bir varoluş ve özgürlük haykırışıdır.” diye konuştu.

Aksa Tufanı'nın Filistin meselesini yeniden dünya gündeminin merkezine taşıdığını ifade eden Akgül, “Aksa Tufanı; telleri, duvarları, uyduları ve istihbaratıyla insanlığı teslim almaya çalışan küresel kibir kalesinde geri dönülemez bir gedik açmış; dünyanın en gelişmiş askeri sistemlerine sahip olduğu iddia edilen işgalci rejimin, inanç ve kararlılık karşısında ne kadar kırılgan olduğunu göstermiştir. Unutturulmak ve ‘normalleşme’ anlaşmalarıyla kurban edilmek istenen Filistin davası, bu hamleyle yeniden küresel siyasetin merkezine oturmuştur.” dedi.

“Gazze, insanlığın onur kalesi olmaya devam etmiştir”

7 Ekim'den sonraki süreçte Gazze'deki gelişmelere dikkat çeken Akgül, “7 Ekim'den bu yana geçen süreçte dünya, gözü dönmüş bir terör örgütünden farksız hareket eden israil rejiminin gerçek yüzüne bir kez daha şahit olmuştur. Her türlü zalimliğin sergilendiği bu vahşet çemberinde iki aykırı tabloya şahit olduk: Bir yanda Batılı güçlerin sınırsız desteğini arkasına alan katil rejimin soykırımı; diğer yanda Gazze halkının eşsiz izzeti.” ifadelerini kullandı.

Akgül, Gazze halkının yaşananlara rağmen direndiğini belirterek, “Gazze, topyekûn bir yalnızlığa itilmesine rağmen diz çökmeyerek insanlığın onur kalesi olmaya devam etmiştir. Yıkıntıların arasından yükselen bu dik duruş; dev bütçeli orduların, süslü diplomasi masallarının ve sahte küresel güçlerin meşruiyetini tek celsede silip atmıştır.” dedi.

“Gazze, küresel vicdanın adresi haline gelmiştir”

Gazze'deki saldırıların uluslararası hukuk ve adalet tartışmalarını da gündeme getirdiğini belirten Akgül, siyonist rejim ve hamileri Gazze'ye bombalar yağdırırken aslında adalet fikrini ve uluslararası hukukun son kırıntılarını da yok etmiştir. Gazze artık coğrafi bir nokta olmaktan çıkmış, küresel vicdanın adresi haline gelmiştir.” diye konuştu.

Akgül, “Batı kentlerinde sokaklara dökülen vicdan sahibi insanlardan üniversiteli gençlere kadar tüm dünya halkları, siyonizm'in maskesini düşürmüştür.” ifadelerini kullandı.

“Gazze'de insani kriz devam ediyor”

Gazze'de insani krizin sürdüğünü belirten Akgül, “Ancak diğer yandan ise Gazze hâlâ, açlığın ve yıkımın insanlık dışı boyutlara ulaştığı, tarihin en ağır insani krizlerinden birini yaşamaya devam etmektedir. Sözde barışa rağmen bombalar düşmeye devam etmekte, sivil altyapının tamamen kullanılamaz duruma geldiği ve temel yaşam maddelerine erişimin feci şekilde kısıtlandığı Gazze'de insanı ayakta tutacak un, temiz su ve tıbbi malzemeleri taşıyan yardım tırlarının girişi son derece yetersiz kalmaktadır.” dedi.

Yardım koridorlarından Gazze'ye ulaşan miktarın ihtiyacın çok küçük bir bölümünü karşıladığını ifade eden Akgül, “Öyle ki bu yardım koridorlarından geçen miktar, halkın hayatta kalma ihtiyacının çok küçük bir kısmını karşılayabilmektedir.” ifadelerini kullandı.

“Filistin halkının yanındayız”

Basın açıklamasının sonunda dua ve temennilerini paylaşan Akgül, “Rabbimizden niyazımız odur ki; Rezzak ismi hürmetine kardeşlerimizi katından en güzel rızık ile rızıklandırsın; Fettah ismi hürmetine Gazze için bütün kapıları açsın. Gazze'nin yiğit evlatlarına, sabırlı fedakâr ana babalarına katından sarsılmaz bir yardım ve zafer nasip eylesin.” dedi.

Akgül, “Tüm aziz şehitlerin makamını âli kılsın. siyonizme karşı bizlere, direniş ruhu ve sürekli bir boykot bilinci versin. Müslümanların kalplerini ümmet bilinci etrafında birleştirsin ve bizlere Mescid-i Aksa'nın özgürce ibadete açıldığı günleri görmeyi nasip etsin.” ifadelerini kullandı.

Açıklamanın sonunda Filistin halkının yanında olduklarını belirten Akgül, “siyonist rejim ne kadar yakıp yıkarsa yıksın; toprağı, izzeti ve Mescid-i Aksa için direnen bir halkı asla teslim alamayacaktır. Gazze'deki son çocuk özgürce gökyüzüne bakana kadar, Mescid-i Aksa'nın üzerindeki işgal gölgesi kalkana kadar ve Batı'nın çifte standartlı düzeni yerine, insan onurunu merkeze alan adil bir dünya kurulana kadar buradayız, ayaktayız ve Filistin halkının yanındayız!” dedi.

Program, Molla Sedat Şeran'ın yaptığı dua ile sona erdi.