Kızıltepe'de sahte sağlık raporlar incelemeye alında
Kızıltepe Devlet Hastanesinde doktorlar adına sahte kaşeyle çok sayıda ağır engelli sahte "sağlık kurulu raporu" düzenlenip sisteme kayıt yapıldığı tespit edildi.
Kızıltepe Devlet Hastanesinde bir yakını adına düzenlenen ağır engelli sağlık kurulu raporuyla otomobil almaya giden şahıs, firmanın raporu teyit etmek için hastaneyi aramasıyla raporun sahte olduğu ortaya çıktı. Ardından yapılan incelemelerde; çok sayıda üzerinde ağır engelli “sahte sağlık kurulu raporu” düzenlendiği belirlendi.
Olayın Sağlık Bakanlığına intikal etmesiyle görevlendirilen müfettişlerin yaptıkları incelemelerde, doktorlar adına sahte kaşeyle düzenlenen ve sisteme girişleri yapılan çok sayıda üzerinde ağır engelli “sahte sağlık kurulu raporu” tespit edildiği öğrenildi.
Kızıltepe Devlet Hastanesinde geriye dönük binlerce raporun incelemesi sürürken, incelemenin Mardin ve Nusaybin devlet hastanelerine de sıçradığı, Mardin Devlet Hastanesinde bir sahte ağır engelli sağlık kurulu raporu tespit edildiği ve incelemelerin devam ettiği belirtildi.
Olayla ilgili savcılık tarafından başlatılan soruşturma genişletilirken, polis ise “sahte sağlık kurulu raporu” hazırlayarak haksız kazanç elde eden kişilerin yakalanması için geniş çaplı çalışma başlattı.
Edinilen bilgiye göre, yaklaşık 20 gün önce ismi öğrenilemeyen bir kişi, Kızıltepe Devlet Hastanesinden bir yakını adına alınan ağır engelli sağlık kurumu raporuyla otomobil almak için bir firmaya gitti. Firma yetkilisi raporu teyit etmek için hastaneyi aradı. Raporun defter kaydı ve sistem kaydını eşleştiren hastane personeli, raporun sahte olduğunu tespit ederek, firma yetkilisine raporun sahte olduğunu bildirdi.
Sağlık Bakanlığına haber verilmesiyle görevlendirilen müfettişler, geriye dönük raporları mercek altına alarak, defter kayıtları ile sistem kayıtlarını incelemeye aldı. Defter kayıtlarında engelli yüzdeliği sıfır ile engelli yüzdeliği 90’ın altında bulunan ve doktorlar adına hazırlanan sahte kaşelerle düzenlenen çok sayıda ağır engelli raporunun düzenlendiği tespit edildi.
Kızıltepe Devlet Hastanesinde incelemeler sürerken, Mardin ve Nusaybin devlet hastanelerinde de incelemelerin başlatıldığı, Mardin Devlet Hastanesinde şimdiye kadar bir kişiye sahte sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tespit edildi.
Savcılık olayla ilgili soruşturma başlatırken, polis ise sahte “sağlık kurulu raporu” hazırlayarak haksız kazanç elde eden kişilerin yakalanması için geniş çaplı çalışma başlattı.
Hatırlanacağı üzere; 7 Şubat 2017 tarihinde Kızıltepe Devlet Hastanesinde görev yapan Kardiyoloji Doktoru Burhan Aslan’ın kaşesi ve imzası kullanılarak ağır sahte engelli Sağlık Kurulu Raporu almak için heyete giren 3 kadın, doktorun raporlardaki imzaların ve yazının kendisine ait olmadığını fark etmesiyle 6 kişi gözaltına alınmıştı.
Kaynak: Mardin Life
Yorumlar
6 yorumÜniversitedeki yabancı ajan akademisyenlerin, FETÖ'nün şakirt PKK-YPG'nin heval araştırma görevlilerinin canları istediği gibi uzun süre gelmemezlik etmelerine göz yummayan bölüm başkanlarına karşı uyguladıkları taktikler vardı. Onlardan biri özellikle eski Mardin Devlet Hastanesi ve Kızıltepe Devlet Hastanesi'nden belli doktorlara gidip sahte işgörmezlik raporu almalarıydı. Üniversite yönetiminin de tüm uyarılara ve itirazlara rağmen kabul ettiği çift isimle hazırlanmış raporları hangi doktorlar yazıyordu? Hepsi aynı doktorlardan rapor alıyordu. Şimdi üniversitede olmayan o ajanların ve şakirt-heval araştırma görevlilerinin doktor raporları incelenecek olursa rapor veren doktorlardan bazılarının KHK ile FETÖ-PKK soruşturması kapsamında ihraç oldukları görülecektir.
Geriye dönük bir inceleme yapılacak olursa Kızıltepe Devlet Hastanesi'nde bazı doktorların hasta kayıtlarının hiç kayıt olmadığı da görülecektir. 4-5 yıl önce üniversiteden bir kadın akademisyen kendisini kuşkulandıran her ne idiyse geçmişe dönük olarak muayene olduğu doktor isimlerini ve tarihlerinin dökümünü istemişti. Bir doktorda hiç kaydı çıkmamıştı. Kendisi oraya hangi tarihlerde gittiğini biliyordu. Elinde hasta fişleri ve ajandası vardı. Nasıl olur da bütün doktorlardaki kayıtları bilgisayar sisteminde olur da bir doktorunki hiç bir yerde olmaz diye hastanede bilgi işlem, arşiv ve başhekimle tek tek görüşüp dilekçeyle açıklama istemişti. Kendisine doğru düzgün bir açıklama yapılmamıştı. Bilgisayar işlerinden ve prosedürden anlayan hoca püf noktalarına kadar mantıklı bir şekilde kurcalayınca hastanede bir huzursuzluk oluştu. Hastane kendisine yakın bir zamana kadar sistem kayıtları ve diğer bilgisayar işleri için hizmet aldıkları SEFKOM isimli bir bilgisayar şirketi ile anlaşmazlığa düştüklerinden şirket değiştirdiklerini ve SEFKOM'un bütün bilgisayar sistemindeki kayıtları kopyasını vermeden alıp gittiğini söyleyerek ikna etmeye çalışıyordu.. Hoca iddianın doğruluğunu sorguluyor ve idari birimlere eğer iddia doğruysa hasta kayıtlarının kurum dışında özel şahışlarda bulunmasının ve ona göz yumulmasının suç olduğunu ısrarla belirtiyordu. Savunmaya olan şüphesini neden sadece bir doktora ait kayıtların eksik olduğu sorusuyla belli ederek konuyu Sağlık Bakanlığı'na taşıyacağını söylemiş. İki hafta içinde akademisyen görünümlü birkaç kişiyle gelip bir sürü idari birimle görüşüp dilekçeler verdi. Ne gariptir ki o inceleme sırasında nedense o ve başka birkaç doktora ait hasta kayıtlarının da kayıp olduğu ortaya çıktı. Mevcut yeni bilgisayar sisteminden ve belli bir yıldan önceki kayıtların bilgisayarda olmadığı söyleniyordu. Halbu ki elindeki fişlere ve takvime göre aynı gün veya hafta gelinmiş bir doktorun kaydı sisteme girdiyse diğerinin de girmiş olması gerekirdi. Kayıt bilgisayarda yapılıp dijital ekrandan hasta ismi akan bir dönemde gelmiş. 2012- 2014 yılları arasında bir yıl. Kayıtları kayıp olan doktor erkek bir psikiyatri doktoruydu. Mardin Artuklu Üniversitesii'nde Fettullahçı, FETÖcü, PKKcı ve ajan kadrosuyla arası çok iyi olan ve hatta çoğunu işe alan bir karı koca akademisyen çiftin öğrencilik yıllarından dostlarıymış.Onun kaybolan kayıtlatla ilgisi varmıydı bilinmez. Daha o zamanlar gerçek yüzlerini göremediği o karı koca onu ta Amerika'dan arayıp hocayı yalvar yakar stres konusunda tavsiye alması için pisikiatr dostlarını görmesi ve tanışması için ikna etmişler. Erkek olan eş psikolojik bir rahatsızlığı için ona tedavi oluyormuş. Çok başarılı bir doktormuş. Kısa sürede faydasını görmüş. Söylenen o ki o karı koca Mardin'deki ve üniversitedeki bazı kişilerle ortak olup hocayı resmi hasta gibi kaydettirerek bir doktor raporuyla deli olduğuna dair algı oluşturmak için planlar yaparlarmış. Proje ortaklarıyla beraber her yerde kulaklara hocanın şizofren olduğunu fısıldıyorlarmış. Hoca her ne oluyorsa sonra onlardan şüphelenmiş ve şüphesini yazılı ve sözlü olarak dillendirmiş. Çok uzun bir aradan sonra da merak edip o doktorun epikriz raporuna ulaşmaya çalışmış. Aradığında ise iş işten geçmiş çünkü ne bilgisayarda ne de arşivdeki dosyalarda kendisine ait hiç kayıt bulunmamıştı. Kayıtları kim kaybetti bilinmez ama konunun açığa kavuşması için hocanın dilekçeleri, hastanenin tüm kayıtları incelenmeli.<br><br>Bu vakadan münferit bazı fikirlerimi sizlerle paylaşmak isterim. Bence FETÖ ve PKK bölgede asker, hukukçu, polis, akademisyen, öğrenci, doktor, ev kadını, siyasetçi, basın mensubu, işadamı kim varsa bazı psikolog ve psikiatrlar vasıtasıyla mahrem bilgilerini onları fişlemek ve tehdit amaçlı kullanmış olabilir. Kendilerine hedef gördüklerine sipariş üzerine deli, şizofren ve paranoyak tanısı konulmuş olabilir. Böylelikle suçlarını bir deliyemi inanacaksınız diyerek suçlarını örtbas etmeye çalışmış olabilir. Düşman gördüklerini işten attırmış olabilir. Bazılarını işgörmezlik raporuyla kadrolardan uzak tutmak bazılarını askerlikten ve mahkumiyetten muaf tutmak için raporlar yazdırılmış olabilir. İşgörmezlik ve engelli raporlarıyla işe gitmelerinin önüne geçilip yurtiçi ve dışında örgütsel görüşmelerini kolaylıkla yapabilmeleri sağlanmış olabilir. O doktorlarla teröristlere gizli bir şekilde ilaç ve tedavi bakımı isağlanmış olabilir. Devlet kaynakları soyulmuş olabilir. Terör örgütlerine sahte raporlarla ve reçetelerle ilaç gönderilmiş olabilir. Birileri bundan para ve statü kazanmış olabilir. Bizim aklımıza bile gelmeyecek her şeytanlık yapılmış olabilir. İşin içinde FETÖ ve PKK ortaklığı varsa olabilirlik listesi daha çok uzar.
İnanınki bu olaydan basta büyük yöneticiler olmak üzere herkesin haberi vardır ceplerine para girdiği için sustular şimdi bakalım ne olacak.
Evde bakım maaşı almak çıkarılan Engelli Raporlarında incelenmesi gerekmektedir.
Buradan yetkililere Kültür ve Turizm Bskanlığı'na bağlı bir müzede uzman kadrosunda çalışan arkeologlar arasında gerçekten engelli bir Mardinli arkeolog olup olmadığını araştırmalarını tavsiye ederim. Arkeologlarından birinin adliyedeki kayıtlarında engelli olduğuna dair kimlik dökümü bulunmaktadır. Söz konusu kişinin görünür engeli yoktur. Görünmez bir engeli olma ihtimali gözönünde bulundurulsa da İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Personel Daire'sinden ileri seviyede yürüme engelli bir kişi dışında engelli kadrosundan kimse olmadığı bilgisi edinilmiştir. Tek engelli kişi de arkeolog değildir ve başka biridir. <br><br>Haberle ilgili olarak bir diğer noktaya değinme ihtiyacı doğuyor. Türkiye'de bazı SGK merkez ve şubelerinde idarecilerin FETÖ ve PKK gibi terör örgütlerine desteği ve hatta üyeliği bilinmektedir. Kamu kurumlarındaki aile üyelerinin maaş ve emeklilik ödemelerini yüksek göstermek için sisteme girişlerde müdahalede bulunmuş olabilirler mi? Kardeş, akraba, hısım ve grup üyelerinden herhangi birine engelli raporu verilmesini sağlamış olabilir mi? <br><br>Hatır gönül ve politik nedenlerden dolayı gerçekte Mardin'de hiç yaşamadığı halde Mardin'de SGK'ya bağlı olarak çalışanmış gibi gösterilenler olabilir mi? Mesela Tunceli'de yaşarken Mardin'deki hatırı sayılır yeğeninin yardımıyla Mardin Belediyesi, Mardin Valiliği veya Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde çalışıyor gibi gösterilen amcalar dayılar olabilir mi? Bu sadece bir örnek.
Sahte rapor alarak. Yetim hakkı, sakat hakkı ve Fakir hakkı yiyenler Allah'a nasıl hesap verecekler. Biz bir türlü duzelmedik. Ne hikmetse parayı iman dan daha fazla sevdik. Ahiretimizi düşünmez olduk. Bu, kötü bir son ile sonlanacak.