Mardin Artuklu Üniversitesi Kızıltepe Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Doğan, Mardin’de ikinci ürün olarak ayçiçeği ekiminin son yıllarda önemli ölçüde arttığını belirterek, bu yönelimin başta su kısıtlılığı olmak üzere çeşitli nedenlerden kaynaklandığını söyledi.
Türkiye’de tarımsal üretimde önemli bir yere sahip olan ayçiçeğinin, özellikle ikinci ürün olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde alternatif bir ürün haline geldiğine dikkat çeken Doğan, küresel ısınmaya bağlı olarak yaşanan su sıkıntısının tarımsal üretim tercihlerini de değiştirdiğini ifade etti.
Ayçiçeğinin mısıra kıyasla daha az su tüketmesi ve vejetasyon süresinin daha kısa olması nedeniyle bölge şartlarında alternatif bir ikinci ürün olarak öne çıktığını belirten Doğan, ayçiçeğinin aynı zamanda arıcılığa katkı sağlaması ve bölgede kurulması planlanan yağ fabrikasının üretim alanlarını genişletebilecek olması nedeniyle öneminin arttığını kaydetti.
"Mardin’de 3,3 milyon dekar ekim alanında yaklaşık 2,5 milyon dekar tarımsal üretim alanı bulunmakta"
'ya konuşan Doğan, genelde ülke verileri, özelde ise Mardin bölgesindeki ekim alanlarına dikkat çekerek "Ülkemizde ayçiçek ekim oranı 2025 verilerine göre, 996 bin hektarlık bir ekim alanına sahip olduğumuzu ve buradan yaklaşık 1,9 milyon ton üretim gerçekleştiği görülmektedir. Buna karşın mevcut ayçiçek yağı ihtiyacımızın ne kadarının karşılandığı sorusuna ise yaklaşık yüzde 63,2’si karşılanmakta, geri kalan kısım ise yurt dışından temin edilerek, ülkemizin yağ ihtiyacı giderilmektedir cevabı verilebilir. Mardin bölgemize bakıldığında ise Mardin’de 3,3 milyon dekar ekim alanı bulunmakta ve bunun yaklaşık 2,5 milyon dekarını tarımsal üretim yapılan alanlar oluşturmaktadır. 2025 verilerine göre, bu alanlar içerisinde buğday ekiminin daha yoğun olduğu, ikinci ürün olarak mısır ekiminin ise yaklaşık 500 bin dekar düzeyinde olduğu görülmektedir. Ancak son zamanlarda küresel ısınmayla birlikte su kıtlığı yaşanması nedeniyle Tarım Bakanlığının izlediği politikalar çerçevesinde bölgemizde mısır ekimine sıcak bakılmamakta ve bazı kısıtlamalar getirilmektedir. Bu kısıtlamalardan etkilenen illerden biri de Mardin’dir." şeklinde konuştu.
"Ayçiçek ekim alanı, 2024 yılında 6 bin dekar iken, 2025'te 44 bin dekar seviyesine yükseldi"
Bölgede ikinci ürün olarak ekilmesi gereken bitkiler hakkında bilgi veren Doğan "Bu durumda ‘ikinci ürün olarak ne ekilebilir?’ sorusuna daha önce yapılmış akademik çalışmalar mevcut. İkinci ürün olarak, soya fasulyesi, yer fıstığı ve son dönemde üzerinde durulan ve bölgenin de olumlu yaklaştığı ayçiçeği bitkisinin olduğunu görüyoruz. Nitekim ayçiçek ekim alanı, 2024 yılında yaklaşık 6 bin dekar düzeyindeyken, 2025 verilerine bakıldığında 44 bin dekar seviyesine yükselmiş ve kayda değer bir artış görülmüştür. Bu artışın temelinde su kısıtlılığına bağlı bir yönelim bulunmakla birlikte çiftçilerimizin genel olarak ayçiçek ekiminden memnun olduğu da gözlenmektedir. Bölgede daha önceleri genellikle mısır işleme tesisleri mevcuttu. Son zamanlarda ise ayçiçek yağı üretimine yönelik ve halen kuruluş aşamasında olan bir fabrikamız bulunmaktadır. Bu fabrikanın devreye girmesiyle birlikte ekim alanlarının daha da genişleyeceği öngörülmektedir." diye belirtti.
"Vejetasyon süresi daha kısadır"
Ayçiçeği ürününün tercih edilmesinin sebeplerini sıralayan Doğan, şunları aktardı:
"Ayçiçeğinin tercih edilmesinin sebepleri arasında öncelikle, su tüketimi mısıra göre belirgin ölçüde daha azdır. İkincisi, vejetasyon süresi daha kısadır. Ortalama 70-90 günlük bir sürede hasat yapılabilmekte, böylece bir sonraki dönemde buğday ekimi için yeterli zaman kalmaktadır. Oysa mısırda durum böyle değildi. Geçen yıl mısır hasadının mart ayına kadar uzandığı görülmüş ve bu durum sonradan ekilen buğdaylarda özellikle protein eksikliği gibi sorunlara yol açmıştır. Üçüncüsü, ayçiçeği çiçek yapısı itibarıyla arıcılığa da katkı sunmakta, bölgede ayçiçek tarlaları çevresinde arı kovanlarının sayısının artması bal üretiminde canlanma oluşturmaktadır. Özetle, su kısıtları nedeniyle ayçiçeğine yönelimimizin büyük ölçüde zorunluluktan kaynaklandığı söylenebilir. Önümüzdeki dönemlerde ekim alanlarının daha da artacağı, kurulmakta olan fabrika ile birlikte üretimin ve değerlendirme olanaklarının genişleyeceği beklenmektedir."
Yorumlar
0 yorum