NET VE ŞEFFAF BİR YOL HARİTASI
Konu hakkında görüşüne başvurduğumuz Mardin Barosu Başkanı Avukat Çelebi Araz, başbakanın ziyaretini önemsediklerini dikkat çekerek "Sayın Başbakan'ımızın bu süreçte Mardin'i ziyaret etmesi ve sürece ilişkin hükümet planını şehrimizde açıklayacak olması genelde tüm Türkiye de dahil olumlu beklenti yaratmasının yanında özelde ilimizde ve bölgede; huzur ve barış ortamının daimi olarak sağlanmasına ilişkin umutları yeşertmiş ve bu anlamda bölgede yaşayan herkesin moral bulmasına vesile olmuştur. Yine bu ziyaret bölgede yavaştan oluşmaya başlayan "bölge ve bölge halkı kaderine terk edildi" algısını ortadan kaldıracak derecede stratejik bir değere sahiptir. Bölge ekonomik anlamda bu süreçten çok etkilenmiş olsa da; ekonomik sıkıntıların giderilmesinin ötesinde bölge halkının temel beklentisinin sürece dair bu karamsar belirsizliği ortadan kaldıracak ve huzur ile barış ortamını daimi olarak tesis edecek herkese hitap edecek net ve şeffaf bir yol haritası olduğunu düşünüyorum."dedi.
EN BÜYÜK BEKLENTİ HUZUR VE GÜVENLİK
Başbakanın Mardin ziyaretini ve eylem planını açıklamak içi Mardin'i seçmesini önemsediğini belirten Mardin STK Platformu ve Memur-Sen İl Başkanı olan Mustafa Aydın ise "Bölgemizde olup bitenler, sıkıntılar ve güvenlik problemlerinin iç dinamik ve politikalardan çok dış gelişmelerle alakalı olduğunu biliyoruz. Güney sınırları boyunca iki ülkenin iç savaş ve işgallerle alt-üst oluşlarını faturasını ödemekteyiz. Başbakanımızın yüklü ve önemli gündemle ilimizi ziyaret etmesi bizi umutlandırmaktadır..
Başbakanın ziyareti ile birlikte Kürt halkının bütün meşru haklarını hemen şimdi verilmesi gerektiğinin altını çizen Dost-Der Genel Sekreteri Muhammed Arasan, “Nasıl ki 1924'te 2. Meclis döneminde tek taraflı olarak Kürtlerin bütün hakları gasp edildiyse, kimlikleri inkâr ve İslami haklarını gasp ettiyse, şimdide tek taraflı bir iade beyanıyla Devlet bu hakları iade edebilir. Bu konuda hiçbir engel yoktur.” dedi. “Sorunun temeline inmek lazım” diyen Arasan, “Kürt sorunu ulusalcı, laik uygulamaların bir sonucudur. Kürt sorunu ayrı PKK sorunu ayrıdır.” dedi.
Genel bir af yerine Turgut Özal'ın 1991 yılında yaptığı gibi ceza indirimine gidilebileceğini kaydeden Arasan, “Şuanda birçok insanlar 1992 yılından beri cezaevindedirler. Bakıyorsunuz ki üzerinden 20 yıl geçmiş ama fert hala cezaevinde bulunuyor. Bu insanın ömrü cezaevinde geçti. Devlet kendisine yönelik işlenen suçları af etmezken, vatandaşın vatandaşa işlediği suçları af ediyor. Bu da aslında büyük bir çelişkidir.” diye konuştu.
EN SIKINTILI SEKTÖR
Mardin Turizmciler ve Otelciler Derneği Başkanı Özgür Güngör de 2014 yılından bu yana, özellikle 6-8 Ekim olayları olarak bilinen olayların kentin adeta bir numaralı gelir kaynağı olan turizm sektörünü aşılması güç bir kriz içerisine soktuğuna dikkat çekerek, Bu kriz bütün kent ekonomisini olumsuz etkilemiş, turizmin istihdam yolu ile bölge ekonomisini ve halkı çok büyük zarara uğratmıştır. Mardin’de turizmciler adeta bir kaos ortamına girmiş ve pek çok işletme kapanmış durumdadır. Geçtiğimiz turizm sezonunda Mardin’e gelmeyi planlayan birçok ziyaretçi yaşanan olaylar nedeniyle tatil planlarını iptal etmiş, birçok turizm işletmesi sezonu zararla ve erken kapatmak zorunda kalmıştır. Mevcut durumda yapılan rezervasyonlara bakıldığında da önümüzdeki turizm sezonunda turizmciyi zor günlerin beklediği görülmektedir. Mardin’in içinde bulunulan bu krizden en az kayıpla çıkması ve yaşanan olayların yıkıcı etkisinin en aza indirilmesi için aşağıda belirtilen önerilerin ivedilikle karara bağlanarak uygulamaya geçirilmesi kent ekonomisi için büyük önem arz etmektedir."ifadelerini kullandı.
Başbakan Davutoğlu'na sorun ve taleplerini bir rapor olarak sunmayı düşündüklerini işaret eden Güngör önerilerinden bazılarını ise şu şekilde sıraladı:
"İş-Kur’un gerek eğitim gerekse personel istihdam etme noktasında desteği sağlanmalıdır. Turizm sektöründe istihdam edilen ancak sektörde yaşanan daralma nedeniyle işsiz kalan sektör çalışanlarının İŞKUR’un TYÇP (Toplum Yararına Çalışma Programları) kapsamında turizm işletmelerinde işlerine devam etmeleri sağlanmalıdır. Kamu kurum ve kuruluşları ile mesleki kurum ve kuruluşlarının personellerine yönelik düzenledikleri eğitim toplantıları, kongre, sempozyum ve seminer gibi toplantı ve etkinliklerin Mardin’de düzenlenmesi için çağrı yapılmalı/davet edilmelidir. Tanıtım çalışmaları kapsamında TravellTurkey İzmir, EMITT İstanbul, gibi yurt içi fuarlara; kosgeb, valilik ve Dika’nın desteği sağlanırken, yurtdışı fuarlara katılım için de bu kurumların desteği sağlanmalıdır. Kentteki turizm yatırımcı ve işletmecilerinin halen devam etmekte olan kerdi borçlarının ertelenmesi sadece bu kişiler için değil kentte bu işletmeler ile doğrudan ekonomik ilişki içerisinde olan diğer kişi ve işletmecileri de rahatlatacaktır. Şehirdeki turizm işlemecilerinin bir yıldan uzun bir süredir iş yapamayıp, kapanma noktasına gelmiş olması nedeniyle mevcut işlerini sürdürebilmeleri için ihtiyaç duydukları nakit akışı için kendilerine yeni faizsiz veya düşük faizli kredi imkanları sunulmalıdır. Krizdeki turizm işletmelerine elektrik kullanım ücretlerinde indirim sağlanmalıdır. KOSGEB, DİKA ve GAP İdaresi gibi kurumların sektöre yatırım ve desteklerinin arttırılması sağlanmalıdır. Kamu (valilik, belediye, üniversite) desteğiyle Mardin’de turizm hareketliliğini arttıracak aktiviteler organize edilmelidir. Bu önlemler Mardin ekonomisi için adeta Can damarı konumuna gelmiş olan turizm sektörünün yeniden canlanması, çalışanların işlerini kaybetmemesi ve sektörün çarpan etkisiyle küçük esnaftan, üreticiye, çiftçi ve köylüye bütün ekonomik aktiviteleri canlandırması mümkün olacaktır."
BARIŞ KOMİSYONLARI OLUŞTURULSUN
MÜSİAD Mardin Şube Başkanı Nurettin Kasap ise başbakanın ziyaretinin bölgeye verdiği önemin bir göstergesi olarak algıladıklarını belirterek, "Bu ziyaretten birinci öncelikli ekonomik beklentimiz, SGK primleri, vergi ödemelerinin ertelenmesi. Göç etmek zorunda kalan muhacirlere kira yardımı, onların istihdamı ve Habur Sınır Kapısının kapanmaması için önlem alınmasıdır. Emek yoğun sektörleri ve kentsel dönüşüm çalışmalarında yerel firmaların desteklenmesine öncelik verilmesi gerekiyor. Bölgenin kalkınmasını sağlayacak çevre yolları, otoban ve demiryollarının yaygınlaşması için hazırlanan projelerin biran önce uygulamaya geçmesi lazım. Bölgedeki Kalkınma Ajansı bütçesinin arttırılması ve desteğin özel sektörlere ağırlıklı olması, bölgelerarası gelişmişlik farkının düşürülmesi, İpad programlarında Doğu- Güneydoğu projelerinde değerlendirme puanı daha fazla olması, yabancılara konut satışı yapılabilmesi ve bölgede zor şartlar altında görev yapan yerel basının desteklenmesi gerekiyor. Herkesimi temsil edecek şekilde aralarında STK, din adamları, kanaat önderleri ile önemli şahsiyetlerin içinde bulunacağı barış komisyonlarının oluşturulması ve olayları engelleme faaliyetlerinin yapılması elzem taşıyor. Halkın şehirlerine sahip çıkma projesi adı altında olayların diğer ilçelere yayılmaması için önleyici tedbirlerin alınması da şarttır."şeklinde görüşlerini dile getirdi.
ANA DİLDE EĞİTİM HAYATA GEÇİRİLMELİ
MESACİD-Der Başkanı Şirin Ersan da "şehirlerin imarından çok daha önemlisi insanın ihyası gerekiyor. Çünkü insan ihya edilmeden imar edilen şehri gün gelir ihya edilmeyen insan yine yıkar. Bölgemiz için medreselerin geçmişteki rolü yine ve gecikmeden verilmeli gerekli destek verilmelidir. Bölge halkının medeniyete katkıları ve iz bırakan şahsiyetleri örneklenmeli ders kitaplarında okutulmalı. Ana dilde eğitim en kısa zamanda hem de bu süreçte hayata geçirilmeli. Yeni anayasada Kürt kimliğine vurgu yapılmaz ise de bütün etnik yapıların haklarının yasal güvenceye alınması lazım. Eğitimi aksatılan çocuk ve gençlere telafi eğitimleri bütün öğrencileri kapsayacak şekilde devam etmeli. Ailelere psikolojik ve ekonomik destekler artırılmalı."şeklinde nesillerin eğitimine dikkat çekti.
KÜRT HALKININ YANINDA OLDUĞUNUN GÖSTERGESİ
Mardin İHH ve ÖNDER başkanı Mehmet Timurağaoğlu ise "Başbakan'ımızın Mardin'e gelişini çok olumlu ve anlamlı buluyorum şöyle ki : 7 düvelle Terör mücadelesini verdiğimiz bu günlerde eylem planını buradan startını vermekle Kürt halkının yanında olduğunu göstergesi. Aynı Zaman'da Terörle mücadelenin de devam edeceğini anlamlı buluyorum. Dost ve müttefik bildiklerimizin Türkiye üzerinden terörü haince desteklemelerini, davranışlarını da lanetliyorum."dedi.
SÜREÇ MUTLAKA DEVAM ETMELİ VE DEVAM ETTİĞİ HİSSETTİRİLSİN
Mardin'deki görüşleri ve çalışma alanları birbirinden farklı 58 sivil toplu örgütünün bir araya gelerek kurduğu Mardin Toplumsal Dayanışma Federasyonu Başkanı Şerif Öter de "Mardin ilimizi ziyaret edecek olan Sayın Başbakanımız Prf.Dr.Ahmet Davutoğlu'ndan öncelikli taleplerimiz, hendeklere yönelik yapılan operasyonlar sonucu zarar gören İnsanlarımızın mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli çalışmaların ivedilikle başlatılması en büyük beklentimizdir. Evleri yıkılan veya güvenlik nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalanlara yeni yerler yapılıncaya kadar ev kirası ve diğer yaşam ihtiyaçlarının karşılanması. İşyeri zarar gören veya kapatmak zorunda kalan esnaflarımızın varsa banka kredi borçları durum normale dönünceye kadar faiz uygulanmadan ertelenmesi. Bu sürede eğitimden uzak kalan öğrencilerin durumunun her yönüyle ele alınarak telafiye yönelik gerekli programların uygulanması. Ülkemizin geleceği açısından son derece önemli gördüğümüz adına çözüm süreci diyelim, kardeşlik projesi, kürd sorunu ve başka bir isim mi koyulacak adı ne olursa olsun Mutlaka bir çözüm, diyalog kanalının açılması ve yeni sürece yapıcı ve olumlu tüm kesimlerin dahil edilerek, vicdan ve sorumluluk sahibi Herkesin kendini içinde bulabileceği bir sürecin mutlaka başlatılması. Bölgenin temel geçim kaynağı olan tarımın sulama ihtiyacında kullanılan ve TEDAŞ'ın özelleştirilmesiyle başlayan elektrik sorununa çözüm bulunması."şeklinde öneri ve beklentilerini dile getirdi.
DUYGUSAL VE ZİHİNSEL KOPUŞUN ÖNÜNE GEÇİLSİN
OHAK-DER Başkanı Burhan Hedbi da duygusal ve zihinsel kopuşu önlemenin öncelikleri olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi:
"Hükümetin ve/veya hükümete bilgi veren(birey, STK, Kurum ve/veya Birim)lerin 2002’den sonra gelişen-oluşan yeni Kürt sosyolojisini iyi okuması gerektiğini. Kürtlerin, Halepçe katliamıyla Irak’tan ve Sinema Amûdê’de yakılan Kürt çocukları ile Suriye’den duygusal ve zihinsel kopuşun sağlandığı ve bu kopuşun bugün değil ta o günlerde coğrafi kopuşu da beraberinde getirdiğini görmeliyiz. Fakat 40 yılı aşkındır yaşanan sürecin hala Irak ve Suriye’de yaşandığı gibi Kürt ve Türk halkları arasında bir duygusal ve zihinsel kopuşa varmadığının değeri de sebepleri de anlaşılmalıdır. Değeri anlaşılınca çözümde ilerleme, sebepleri anlaşılınca o sebepler üzerinden çözüme yaklaşılmasının hayati öneme haiz olacağını, duygusal ve zihinsel kopuşu önlemek öncelikli sırada olması gerektiğini düşünüyoruz.
DEVLET VATANDAŞA SICAK YÜZÜNÜ GÖSTERECEK ÇALIŞMALAR YAPSIN
Başbakan’ın Ahmet Davutoğlu’nun yarınki Mardin ziyaretini değerlendiren Mardin Gazeteci ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Abdulkadir Üründü, Başbakan Davutoğlu’nun Mardin’e özel bir hayranlığının, Mardinlilere de özel bir sevgisinin var olduğunu dile getirerek, “Dolayısıyla; program yoğunluğuna karşın Sayın Davutoğlu’nun her fırsat bulduğunda Mardin’e, Diyarbakır’a geliyor olmasını sevindiricidir. Ancak biliyorsunuz, bölgede malum gelişmelerden dolayı insanların üzerinde bir tedirginlik, bir kaygı havası almış gidiyor. Devletin ve devlet yetkililerinin böylesi dönemlerde milletin cesaretine cesaret katacak, yaşam hevesini arttıracak, her türlü sosyal ve ekonomik beklentilerine cevap verebilecek mesajlar vermesi Mardinlilerin temel beklentisini oluşturmaktadır.” dedi. Bölge halkının tamamına yakını son zamanlarda gelişen çukur, barikat siyasetini doğru bulmadığını ve desteklemediğini kaydeden Üründü, “Bunu artık herkes biliyor. Bu anlamda da vatandaş açık bir şekilde barikatların çukurların yanında olmadığını gösterdi. Devletin bu durumda vatandaşına sıcak yüzünü gösterecek çalışmaların içerisinde olması gerekiyor. Devlet, devletin yönetim kademesinde bulunan hükümetin bölge illerine; ekonomik başta olmak üzere; Sosyal, Psikolojik, Sağlık, Eğitim ve özellikle de İslami eğitimi öne çıkaracak projelerle gelmesi gerektiğini düşünüyorum. İslami eğitim; gelecek nesilleri için hayati önem taşıyor.” diye konuştu.
YAPISAL REFORMLARA AĞIRLIK VERİLSİN
Güneydoğu Anadolu Bölgesi Turizm ve Otel İşletmeciler Birliği Başkanı Hüseyin Aslan da ‘’Bu yıl turizmde bizi zor günler bekliyor; artan terör olayları, Rusya krizi ve Ortadoğu bölgesindeki siyasi karışıklık ülkemiz turizmi olumsuz etkiliyor. Bu dönem diğer dönemlere birden çok kriz yaşamamız nedeniyle hiç benzemiyor. Ülkemiz turizminin zarar görmemesi için bu dönemde çok dikkatli adımlar atmak zorundayız nitekim Türkiye’yi fiyat kalite dengesinde zayıflatmak isteyen rakiplerimizin ve en son Sultan Ahmet bombalamasında görüldüğü gibi Türkiye’de de Ortadoğu’da da rakip muhaliflerin stratejik hamleleri bizi turizmde geri düşürmeye yönelik. İşte böyle bir ortamda gittikçe güçlenen rakiplerimiz karşısında varlık savaşı vereceğiz bu nedenle kendi önlemlerimizi alarak güvenli bir turizm ülkesi olduğumuzu her platformda anlatmalı güçlü bir motivasyona sahip olmalıyız.Bununla birlikte aynı paralelde hükümettin turizm sektörünü desteklemesine yönelik, etkili tanıtım faaliyetleri yürütülmesine yönelik pieer çalışmalarını mutlaka yürütmeliyiz.’’ dedi.
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde rezervasyonların durma noktasına geldiğini belirten Aslan, açıklamasını şu şekilde sürdürdü :
"Türkiye’ de turizmi Güneydoğu Anadolu bölgesinde ayrı tutmak imkânsız bölgenin ateş içinde olması başta bölge turizmcisini daha sonra tüm Türkiye’ye olumsuz etkiliyor. Bölgede turizmin tekrar hareketlenmesi yolu ise huzur, güven ve istikrardan geçiyor bu arada bölge turizmcisinin hükümette ve bölge halkına ciddi görevler düşmekte. Türkiye Cumhuriyeti terör olaylarında zarar gören bölge turizmcilerini teşviklerle desteklemek, huzur, güven ve istikrar ortamın sağlamamasından sonraki süreçte turizmin gelişmesi için yapısal reformları sağlamaktır. Bütün bu çalışmaları aynı paralelde gerçekleştirdiğimizde uzun vadede ülkemiz turizminin tekrar ve daha canlı hayat bulacağı su götürmez gerçektir."
BÖLGE HALKI İLE GÖNÜL KÖPRÜLERİ KURULSUN
Merkezi Mardin'de bulunan ve eğitim alanından çalışmaları bulunan Bengisu Derneği Başkanı Mahmut Yavuz ise soyut söylemlerden çok somut olarak şu taleplerini sıraladı:
"Mardin Yenişehirde donanımlı bir kütüphane ve medeniyet algısını göz önünde bulunduran Minia Turk formatında Bir "Minia Mardin" in, ilgili kütüphaneyle bir komplex halinde inşa edilmesi. Hükümet çalışmalarının bölgemizde yaptığı faaliyetlerin "kamu spotu"yla duyurulması. İlgili bakanlıkların ön ayak olup (muhafazakar) medyanın zorunlu ortak olacağı, gönül köprüsü formatında kardeşlik algısını güçlendirici sosyal çalışmaların yapılması gerekiyor. Newrozla beraber tırmandırılacağı varsayılan şiddet olaylarının (mevcut müdahale duyarlılığıyla ve nezaketiyle) zamanında önüne geçilerek halkın daha çok etkilenmesinin önüne geçilmesi lazım."
Yorumlar
3 yorumBu sıralar Mardin'de birilerinin fellik fellik taş ocaklarını kontrol ettiğini görüyoruz. O taş ocakları öyle kendi başınıza kontrol edilip sorun yok demekle geçiştirilemez. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Mardin dışından ve buradakilerle hiç bir çıkar ve dostluk ilişkisi olmayan, şaibe barındırmayacak uzman ve objektif bir komisyon gönderip emniyet birimleriyle antik taş ocaklarında araştırma yaptırması gerekir. Hem Mardin'deki hem de ilçelerdeki taş ocaklarında. Ocaklar en karanlık ve yüksek dehlizlere kadar polisle beraber güçlü ışıklandırma yardımıyla video ve fotoğraf makinasıyla kayıt ede ede titizlikle taranmalı. Ocaklardaki yeni işletim ve dinamit delilleri, nelerin depolandığı, nelerin yetiştirildiği ve kimlerin ne için mesken tuttuğu resmi yazılarla raporlandırılsın. Mardin Life'a sıkı bir haber, duayenimiz Adnan Avuka abimize de sıkı haberin haberini yapmak için bir fırsat olsun.
Başbakanımıza Mardin şehri ve Mardin Artuklu Üniversitesi'ndeki ajan, misyoner, Paralel, PKK yapılanmasını, yolsuzluk, misyonerlik faaliyetlerini, sit alanlarının tahribatını, sit alanlarıyla ilgili istimlakla ilgili mayfayı, eser kaçakçılığını, kentsel dönüşüm adı altında tarihi kente verilen zararları ve proje bütçesinden yapılan hırsızlıkları, Mardin taşı yerine bazalt kullanımını şart koşan memurları ve Diyarbakır'dan bazalt taşı satışını yapan o memurların eşlerini ve ahbaplarını, şimdi kuyumcuların kullandığı sit alanındaki tescilli tarihi yapıların tonozlarının sözde kentsel dönüşüm projesi adı altında nasıl yıkıldığını, Mardin taşı diye kandırılan niteliksiz ucuz Urfa taşının proje şartnamesine aykırı olarak kimlerin yetkilerini kötüye kullanarak teşvik ettirerek veya izin vererek kullandırttığını, Diyarbakır ve Mardin koruma kurumları ile Mardin Müzesi'nin bu konulardaki tutumunu, Mardin Müzesi Sürekli Hazinesi namı diğer Kırk Haramiler Definesi soygununu, arazi mafyalarının köylünün arazisine nasıl el koyduklarını, tescilli tarihi taş ocaklarını kimlerin kimlerin izniyle gizli gizli dinamit kullanarak işlettiğini, o taş ocaklarında nelerin saklandığını, devlet kurumlarının Paralel-PKK ve ajanlarla işbirliğini ve devletten şehrin korunması ve temizlenmesiyle ilgili beklentilerini cesur bizden başka anlatacak cesur yürekler de vardır herhalde.... Yarın ve öbür gün Başbakana akla karanın anlatılacağı gün olacak. Hırsızlar, yolsuzlar, arsızlar, zorbalar, vatan ve Mardin hainleri şerefinize anlı şanlı namertler meydanında alkışlar tutuluyor. O meydanda en büyük sizlersiniz.
BENCE SAYIN BAŞBAKAN KURMAYLARINI HALKIN İÇİNE GÖNDERSİN SİYASİLER HERŞEYİ YANLIŞ AKTARIYOR HEP RANT HEP KAVGA MENFAAT OLAN ZAVALI VATANDAŞA OLUYOR