PDR Uzmanı Özçelik: Hiçbir şekilde puana bakılmamalı, kesinlikle başarı sırasına göre tercih yapılmalı
Devam eden YKS tercih döneminde dikkat edilmesi gereken önemli hususlara değinen Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmeni Muhammed Beşir Özçelik, adayların puan yerine başarı sıralamasını esas alarak tercih yapmaları gerektiğini vurguladı.
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından başlayan üniversite tercih süreci, adaylar için en kritik aşamalardan biri olarak öne çıkıyor.
Özçelik, tercih hakkının en sağlıklı şekilde nasıl kullanılacağı, tercihlerin kimler tarafından yapılması gerektiği ve başarı sırasına göre tercih yapılmasının önemi hakkında muhabirine açıklamada bulundu.
"Mutlaka bir rehber öğretmene ve uzmana danışarak tercihlerini yapmalarını öneriyoruz"
Özçelik, tercihlerin uzman kişiler tarafından yönlendirilmeden yapılmasının geri dönülmesi güç hatalara yol açabildiğini belirterek, "Öncelikle tercih sürecinin tüm öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. İnşallah herkes istediği, hayal ettiği bölüme ve üniversiteye kavuşur. Tercih sürecinde en önemli konulardan biri, tercihleri kimlerin yapması gerektiğidir. Tercihi uzmanlar mı yapmalı, aile mi yönlendirmeli, yoksa çevremizdeki öğretmenler mi yapmalı? Bu konuda dikkat edilmesi gereken önemli noktalar var. Maalesef her sene benzer sıkıntılar yaşanıyor. Öğrencilerden, 'Tercihimi akrabam olan bir sınıf öğretmeni ya da matematik öğretmeni yaptı, yanlış yerlere gittim, istemediğim bir bölüme yerleştim. Annemle babamın yaptığı tercihler sonucunda gitmek istemediğim bir yere yerleştim, puanım kırıldı, tekrar hazırlanmak zorunda kaldım.' şeklinde ifadeler duyuyoruz. Bu nedenle öğrencilerin mutlaka bir rehber öğretmene, uzmana danışarak tercihlerini yapmalarını öneriyoruz. Çünkü tercihte yapılan hatalar, geri dönülmesi güç sonuçlara yol açabiliyor." şeklinde ifade etti.
"Hiçbir şekilde puana bakılmamalı, kesinlikle başarı sırasına göre tercih yapılmalıdır"
Tercih listesi hazırlanırken puandan ziyade başarı sırasının esas alınması gerektiğini ifade eden Özçelik, "Tercih yaparken kesinlikle başarı sırası esas alınmalıdır. Çünkü her yıl sınavın kolaylığı veya zorluğu değişebiliyor, öğrencilerin başarı durumu farklılık gösterebiliyor. Bir sene başarılı öğrenci sayısı fazla olurken, başka bir sene bu sayı düşebiliyor. Bu da puanların değişmesine yol açıyor. Örneğin geçen yıl yaklaşık 3 bininci sırayla öğrenci alan bir bölüm, bu yıl da yine yaklaşık 3 bininci sırayla öğrenci alabilir. Ancak geçen yıl taban puanı yaklaşık 480 iken, bu yıl yaklaşık 500 olabilir. Görüldüğü gibi puanlar arasında büyük farklılıklar oluşabiliyor. Bu yüzden öğrencilerimiz hiçbir şekilde puana bakmamalı, kesinlikle başarı sırasına göre tercihlerini yapmalıdır." dedi.
"Öğrencilere, özel sektörde de çalışabilecekleri bir mesleği seçmelerini tavsiye ediyoruz"
Özçelik, "Adaylar tercihlerini sadece popüler bölümlere göre mi, yoksa yetenek ve ilgi alanlarına göre mi yapmalı?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:
"Her sene özellikle yapay zeka ve dijitalleşme gibi alanların gelişmesiyle birlikte yeni bölümler ortaya çıkıyor. Elbette popüler ve iş imkanı bulunan bölümlere yönlendirme yapıyoruz. Ancak popüler olan her bölüm garanti iş imkanı sunmuyor. Özellikle bazı bölümler var ki, devlete atanılmadığında özel sektörde iş bulma imkanı neredeyse yok denecek kadar az. Bu nedenle yalnızca popülerliğe göre değil, özel sektörde de çalışma imkanı bulunan bölümlere yönelmek gerekir. Günümüzde artık 'Kesin atanabileceğim bölümler hangileri?' sorusunun çok anlamlı olmadığını düşünüyorum. Çünkü tıp ve pilotaj dışında neredeyse kesin iş garantisi sunan bir meslek kalmadı. Tıp mezunları sınavsız şekilde göreve başlayabiliyor. Bunun dışında diş hekimliği mezunları bile belirli puan ve kontenjanlara göre, kura sistemiyle atanabiliyor ve bu süreç giderek zorlaşıyor. Bu nedenle öğrencilere, özel sektörde de çalışabilecekleri bir mesleği seçmelerini tavsiye ediyoruz. Çünkü özellikle bazı sağlık alanlarında, devlete atanılamayan mezunların özel sektörde de iş bulması neredeyse imkansız hale geliyor. Buna karşılık bazı alanlardan mezun olanlar farklı kurumlarda memur olarak çalışma imkanı da bulabiliyor."
"Tercih aralığı geniş tutulmalıdır"
24 tercih hakkının nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özçelik, "Öncelikle tercih aralığının geniş tutulmasından yanayım. Çünkü öğrencinin yerleşme durumu, kontenjanların azalması veya artması gibi çeşitli nedenlerle değişebiliyor. Örneğin yaklaşık 150 bin başarı sıralamasına sahip bir öğrenci, yaklaşık 20-30 bin üst sıralardan başlayıp kendi sıralamasının altındaki seçeneklere kadar uzanan geniş bir tercih aralığı oluşturmalıdır. Özellikle kritik sıralamada bulunan ve öğretmenlik ya da hemşirelik gibi bölümleri hedefleyen öğrencilere, listenin en alt kısmına kadar ulaşabilecekleri programları yazmalarını tavsiye ediyoruz. Dolayısıyla ulaşılabilir en düşük sıralamadaki üniversitelerin de tercih listesine eklenmesi gerekiyor. Tercih aralığı geniş tutulmalıdır. Bazı öğrenciler 150 bininci sıradayken sadece 155 bine kadar tercih yapıyor. Bu ise oldukça büyük bir risk oluşturuyor. Bu durumda herhangi bir programa yerleşememe ihtimali de oldukça yüksek olabiliyor." ifadelerini kaydetti.
İLKHA