Prof Yıldırım, Dört sayfalık açıklamayla kendisini savundu
Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kadri Yıldırım, bazı haber siteleri ve gazetelerde çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını ve tamamen asılsız olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Yıldırım, öğrenci konseyinin başvurusu üzerine üniversite kampüs alanında kutlanan nevruz etkinliklerinde yaptığı konuşmanın içerisinden, bir iki cümlenin cımbızlanarak haber sitelerine servis edildiğini belirterek, bu cümlelerden yola çıkılarak anlamsız ve asılsız sonuçların çıkarıldığını kaydetti.
Haberde nevruzda yaptığı konuşmayla ilgisi olmayan bazı ağır iddialara da yer verildiğini ifade ederen Yıldırım, son günlerdeki konularla ilgili iddalara da cevaben dört ana başlık altında toplamış olduğu dört sayfadan oluşan basın açıklamasını okudu.
Yıldırım'ın basın açıklamasını tam metnini sizlerle paylaşıyoruz;
"20. 03. 2013 tarihinde öğrenci konseyinin başvurusu üzerine üniversitemiz kampüs alanında kutlanan Newroz etkinliklerinde yaptığım konuşmanın içerisinden bir iki cümle cımbızlanarak Habervaktim.com sitesine servis edilmiş; bu cümlelerden yola çıkılarak “Rektör Yardımcısı Teröristleri Kutsadı ve PKK’yı açıkça övdü” sonucu çıkarılmıştır. Bu site Newroz’da yaptığım konuşmayla alakası olmayan bazı ağır iddialara da yer vermiştir. Örneğin “akademik çalışmalarında İslamiyetin Kürtlere zarar verdiğini söylemiş” gibi telaffuzu bile tüylerimi diken diken etmeye yeten ve bana “bundan yüz bin kere Allah’a sığınırım” dedirten bir iddiada bulunulmuştur. Bunun yanında hakkımda “örgüt yanlısı bir kadrolaşmaya gitmiş” hükmü verilmiş ve “bunlara duyarsız kalmayan biri üniversitede bunları bir rapor halinde ifşa etmiştir” şeklinde son zamanlarda şahsım ve rektörümüz aleyhine düzenlenen bir fişleme raporuna da dikkat çekilmiştir. Gerek sayfa yetkilisinin bunları haber yaparken kullandığı üslupta, gerekse haberle ilgili yapılan yorumlarda nezaket kurallarının dışına çıkılmış; iş ağır hakaretlere varmış; durumdan vazife çıkaran birçok yorumcu tarafından bundan hedef gösterme anlamı çıkarılıp tehditlerde bulunulmuştur.
Yukarıda özetlediğim haber bağlamında aşağıdaki hususları basın, kamuoyu ve adı geçen site ile paylaşmak istiyorum ve bunların bu sitede yayımlanmasını ümit ediyorum. Bunun aynen yayımlanmasının insanî olduğu kadar İslamî bir olgu olduğunu da özellikle ifade etmek istiyorum. Yayımlanmadığı takdirde bir Müslüman olarak hakkımı helal etmiyorum.
1-Newroz ile ilgili konuşmamın içeriği
Kawa’nın Dahhak’a karşı kazandığı zafer bağlamında Newroz’un bizim için şu manalar taşıdığını ifade ettim:
a) Newroz mazlumun zalime karşı zaferidir; biz mazlumun yanındayız.
b) Newroz kurutulan, üzeri örtülen ve benliğinden koparılmak istenen baharın kara kışa karşı zaferidir. Biz Artuklu Üniversitesi olarak hep baharı temsil edeceğiz.
c) Ehmedê Xanî muhteşem “Mem û Zîn”inde Newroz’a müstakil iki bölüm açmıştır. Ruhu şad olsun.
d) Said-i Nursî “ölüm bizim için Newroz’dur” demiştir; Ruhu şad olsun
e) Newroz dillerin, dinlerin ve halkların kardeşliği bayramıdır; biz üniversitemizde bu kardeşliği savunuyoruz. Zira üniversitemizde başörtülüsü ile başörtüsüzü, Sünnisi ile Alevisi, dindarı ile dindar olmayanı el ele ve kol kola barış içinde dolaşmaktadır. Olması gereken de budur.
f) Hz. Ali Newroz Bayramında hediye almış, hediye vermiştir. Dolayısıyla dinî açıdan bir sakıncası olsaydı Hz. Ali bunu engellerdi.
g) Newroz’un böyle barış içerisinde kutlanmasına kolay gelinmemiştir. Ehmedê Xanî’den Said Nûrsî’ye ve günümüze gelinceye kadar çok katkılar sunulmuş, çok bedeller ödenmiştir. Kadim zamanlardan beri zindanlarda ve meydanlarda bedenlerini ateşe verenler olmuştur. Eğer bugün bir barış olgunluğuna erişilmişse, kimin bunda nasıl bir katkısı olmuşsa hepsinin önünde saygı ile eğilmek gerekir. Bedenlerini ateşe verenler ve hayatını kaybedenlerin tamamı keşke kutsal kitabımızın insan hayatının değeriyle ilgili hükümlerini idrak edip böyle bir durum ile karşılaşmasalardı; keşke şimdi sahip olduğumuz ortam o sıralarda sağlansaydı ve keşke onlar da şimdi aramızda olsalardı ve bu yılki Newroz’u birlikte kutlasaydık!
Hiçbir örgüt isminin verilmediği ve olayın belirli bir çevreyle sınırlı tutulmadığı bu geniş çerçevede söylenenlerden “teröristleri kutsadı” veya “açıkça PKK’yı övdü” gibi sonuçlar çıkarmak iyi niyetle bağdaşmamaktadır. Eminim ki bir bütünlük mülahaza edilseydi ve servis edilen cümlelerle iktifa edilmeseydi site bu haberi aleyhime bu şekilde işlemeyecekti.
2-Akademik çalışmalarımda İslamiyet’in Kürtlere zarar verdiğini yazdığım gibi manevî sorumluluğu çok büyük olan asılsız iddia.
Böyle bir şeyi yazmaktan, söylemekten ve buna inanmaktan tekrar yüz bin kere Allah’a sığınırım. Gerek 12 ilmi okumuş bir medrese mezunu, gerekse yüksek lisanstan profesörlüğe kadar ihtisasını ilahiyat fakültesinde yapmış biri olarak, İslamiyeti başta Kur’an ve Sünnet olmak üzere orijinal kaynaklarından takip edebilecek kadar Arapça bilen biri olarak ve henüz yayımlanmamış olsa bile Kürt İslam tarihiyle ilgili en geniş kapsamlı kronolojik birkaç cilt tutacak kadar çalışma yapan biri olarak böyle bir şeyi söylemem veya yazmam için koyu bir cahil olmam gerekir ki böyle bir cehaletten de Allah’a sığınırım. İslam’ın Kürtlere, Kürtlerin de İslam’a birçok şey kazandırdığını her fırsatta örnekleriyle birlikte haykırıyorum. Selahaddîn Eyyûbî, Ehmedê Xanî, Mevlana Haid, Said Nursî ve daha niceleri bunun müşahhas örnekleridir.
Eğer Zerdüştlüğün esas itibariyle tevhide dayalı bir din olduğuna ve Zerdüşt’ün gelmiş geçmiş yüz yirmi dört bin peygamberden biri olduğuna ilişkin bazı açıklamalarım buna dayanak kılınmak isteniyorsa bunları ben değil, İslamî kaynaklar yazmaktadır. Zira başta İbn Esîr’in “el-Kâmil Fi’t-Tarîh” ve Şehristanî’nin “el-Milel ve’n-Nihal” adlı eserleri olmak üzere birçok İslamî kaynakta Zerdüştilerin ehl-i kitap oldukları; Hz. Peygamber’in “onlarla ehl-i kitap muamelesi yapın” fermanına göre Hazreti Ömer’in Zerdüştilere bu muameleyi yaptığı ve Zerdüşt’ün “benden bin yıl sonra kırmızı develer sahibi olan peygamber gelinceye kadar bana ve getirdiğim kitaba uyun” diyerek Hz. Muhammed’in kendisinden aşağı yukarı bin yıl sonra geleceğini müjdelediği açıkça yazılmaktadır. Dolayısıyla bu din hakkında bilgi sahibi olmadan ona küfür etmenin, hakaret etmenin, hele hele sırf eski bir Kürt dinidir diye Kürtlere duyulan alerjiden dolayı bu dinin aleyhinde konuşmanın doğru olmadığına inanıyorum. Zerdüştlüğün tahrif edilmesinde bu dinin ve Zerdüşt’ün suçu yoktur. Zerdüştlükte ateşgedelerin tepesinde uzaktan görülebilecek kadar gür yakılan ateş bir kıble sembolü idi. Fakat daha sonra bazı cahiller tarafından asıl amacından saptırılan ateş bir ilah olarak algılanmış ve Zerdüştiler için bu yüzden ateşperest denilmiştir. Dolayısıyla bunların tarihsel süreçlerini iyi okumamız ve araştırmamız gerekir. Kaldı ki evrensel bir din olması hasebiyle İslam’ın ortaya çıkmasıyla beraber zaten bütün yerel dinlerin hükmü ortadan kalkmıştır. Kürtler de Hz. Peygamber zamanında Müslüman olmaya başlamış; sahabî olma şerefini elde eden Caban el-Kurdî ile beraber ferdî olarak, Hz. Ömer zamanı gibi çok erken bir zamanında da kitlesel olarak İslam’la müşerref olmuş, bu dine çok büyük hizmetlerde bulunmuş ve hâlâ da bulunmaktadırlar.
3-Örgüt veya BDP yanlısı bir kadrolaşmaya gittiğim iddiası
Öncelikle benim asıl sorumluluk alanım olan Kürdoloji birimi ile ilgili şunu ifade edeyim: Gerek örgüt ve BDP, gerekse Kurdî-Der gibi dil derneklerinin hem bizde hem de paydaşımız olan öbür devlet üniversitelerinde açılım doğrultusunda açılan Kürt dili bölümlerini sembolik kabul ettikleri, seçmeli Kürtçe dersini de anadille eğitim çalışmalarını geciktireceği endişesiyle boykot ettikleri, kendilerine yakın elemanlara bu gibi yerlerde görev almamaları yönünde telkin ve uyarılarda bulundukları, bu yüzden de başta Diyarbakır olmak üzere seçmeli Kürtçe dersini seçenlerin oranlarının çok düşük kaldığı kamuoyunca bilinmektedir. Tüm bunların bilinmesine rağmen Eylül 2012 tarihinde seçmeli Kürtçe dersi için 500 tezsiz yüksek lisans öğrencisi aldığımızda bunların çoğunun örgüt elemanı olduğu yönünde söylentiler ve şikâyetler dolaştı. Sınavı kazanan bu adayların isim listeleri duyuru mahiyetinde sitemizde günlerce askıda kalmasına ve bu şikâyetlerin üzerinden altı ay geçmesine rağmen bunlardan hiçbiri gözaltına alınmadığına veya tutuklanmadığına göre bu iddiaya itibar edilmemesi gerekir.
Alınan öğretim elemanları için de aynı şeyleri söylüyorum. Diyelim ki yelpaze olarak kendini herhangi bir düşünceye yakın hisseden liyakat sahibi birisi açılımın yararına inanarak Kürdoloji biriminde veya başka bir birimde çalışmak için başvurdu ve kapı suratına kapatıldı, bu tavır insani, ahlaki ve İslami açılardan hangisiyle izah edilebilir? Açılımı yapanlar bunu herkes için yaptıklarını ve herkes tarafından sahiplenilmesi gerektiğini söylemiyorlar mı? Hatta buna sahip çıkmayanları eleştirmiyorlar mı?
Türkiye cumhuriyetindeki bütün insanlar, kurumlar, partiler ve toplumsal tabakalar; hangisi olursa olsun bizim ne kimseyi karşımıza ne de yanımıza almak gibi bir çaba ve lüksümüz vardır. Biz çalışmalarımızı objektif ve akademik bir perspektif ile yapmaya çalışıyoruz. Kimsenin görüşüne, mezhebine ve meşrebine bakmıyoruz. Bundan dolayıdır ki üçüncü yılımızda gelinen noktada belki de ilk kez üzerinde ittifak edilen bir şeye imza attık ki o da Kürdoloji alanında gerçekleştirdiğimiz başarılı akademik performanstır. Sayın Başbakanımız Marndin’de bir alan konuşmasında şunları ifade etmiştir: “Bugün Mardin Artuklu Üniversitesi Kürdoloji biriminde yapılanlar tek başına bir devrim niteliğindedir”. Zaten tezsiz ve tezli olmak üzere toplam 586 lisansüstü öğrenci ile gece gündüz yürüttüğümüz eğitim öğretim faaliyetlerini, bu öğrencilerin okutacakları seçmeli Kürtçe dersi için iki ay gibi kısa bir sürede hazırladığımız 5. Sınıf Ders Kitabını, çıkardığımız 5 adet yayını, yurt içi ve yurt dışından istihdam ettiğmiz ve içlerinde profesör ve yardımcı doçentlerin de bulunduğu 20’ye yaklaşan kadromuzu görüp de bunları takdir etmemek insafla bağdaşmaz.
4-“Üniversitede konuya duyarsız kalmayan bir kişi bunları bir rapor halinde ifşa etmiştir” şeklindeki cümle
28 Şubat fişleme raporlarının etkilerini hâlâ iliklerinde hissetmesi gereken bir site veya gazetenin başkaları hakkında hazırlanan asılsız fişleme raporlarını da lanetlemesi gerekirken bunları referans göstermesini anlamakta güçlük çekiyorum. Oysa “bugün bana, yarın sana” sözünün kulaklara küpe yapılmasını ne kadar da isterdim.
SONUÇ: Haksız itham ve isnatları tekzip ediyor ve kamuoyunun bilgisine arz ediyorum."
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Üniversitedeki nevruz kutlamasının ardından "Özel Haber" ibaresiyle Habervaktim.com sayfasında aşağıdaki habere yer verilmişti:
"Mardin Artuklu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kadri Yıldırım, Nevruz kutlamasında yaptığı konuşmada, açık açık PKK’lı teröristleri kutsadı. Gözler Üniversite Yönetimi ile YÖK'te...
21 Mart 2013 Perşembe 11:34
Mardin Artuklu Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve aynı zamanda Kürdoloji Bölümü Dekanı Kadri Yıldırım birbirinden rezil sözler sarf etti…
Üniversitedeki nevruz kutlamasında öğrencilere seslenen Kadri Yıldırım, ağzındaki baklayı çıkararak, düşüncelerini dışa vurdu ve “Teröristlerin külleri önünde saygıyla eğildiğini” ifade etti.
Rektör Yardımcısı konuşmasında “Zindanlarda Ve Meydanlarda Bedenlerini Ateşe Vererek Bugünü Bize Sağlayanların Külleri Önünde Saygıyla Eğiliyoruz” şeklinde ifadeler kullandı.
Yıldırım “Onlar olmaza ne ben bugün burada Kadri Yıldırım olarak konuşuyor olacaktım ne de siz bugün burada bu ateşi yakıyor olacaktınız, minnettarız onlara” diyerek, PKK’yı kutsamayı sürdürdü.
Ak parti Hükümeti’nin yaptığı onlarca açılımı küstahça teröristlerin yaptığı mücadele sonucu kazandığını söyleyen Rektör Yardımcısının bu sözleri üstelik ilk de değil.
“PKK’YLA BİRLİKTE ÇALIŞIYOR” İDDİASI
Geçtiğimiz haftalarda Artuklu Üniveristesi’nde yapılanlara duyarsız kalamayan bir kişi tarafından Kadri Yıldırım hakkında rapor hazırlandı.
Raporda Yıldırım’ın üniversitede terör örgütüyle nasıl birlikte çalıştığı anlatılıyor.
Ayrıca Kadri Yıldırım’ın akademik çalışmalarında İslamiyet’in Kürtlere zarar verdiği propagandası yaptığı kaydediliyor.
Yine raporda Yıldırım’ın örgüt adına üniversitede kadrolaşmaya gittiği bilgisi yer alıyor.
GÖZLER YÖK'TE
Gözler şimdi Üniversite Yönetimi ile YÖK'e çevrilmiş durumda. Bu zihniyetteki bir akademisyenin, hem de Rektör Yardımcılığı gibi bir göreve getirilmiş olması büyük tepki toplarken, bu sözleri karşısında Üniversite Yönetimi ve YÖK'ün nasıl bir adım atacağı merak ediliyor.
Habervaktim.com ÖZEL"
Kaynak: Mardin Life
Yorumlar
12 yorumAşağıda Ahmet Akgül adına yapılmış yorumdan sonra kendisine bu yorumu gösterdiğimde yazıdaki özel vurgulardan ve cümle yapısından kim olduğunu anlamış gibi güldü ve böyle birinin düştüğü psikolojik ruh haline sadece acırım dedi. Düşüncesini bilemem ama bu yorumu Ahmet Akgül adına yazan kişi çevresinde ona yakın hırs dolu biridir Kadri yıldırıma destek olsun diye değil, Ahmet Akgül'ü kendi çevresinde kötülemek amacıyla yazmıştır. Ayıp.
SELAM HOCAM BUNLAR ERGENEKON ZİHNİYETLİ KİŞİLERDIR SIZ YAŞAMAYA VE ÇALIŞMAYA DEVAM EDİNİZ.HALAY ÇEKMİŞSENIZ BU ONLARA ZOR GELİYOR ACABA ONLAR KİMİN ÖNÜNDE EĞİLİYORLAR.
ÇAMUR AT İZİ KALSIN MANTIĞIYLA HAREKET EDEN KİŞİLER TEK AMAÇLARI KÜRTLERİ BAŞTA GÖRMEMEK İÇİN NELER DÜŞÜNDÜĞÜNÜ GÖRÜYORUZ BAZEN DİN KULLANILIR BAZEN DEMOKRASİ AMA NİYET KİN VE ÖFKE BUNLAR ERGENEKON ZİHNİYETLİ İNSANLAR KENDİNİ YAKANLARLA NE ALAKASI VAR BİLİM ADAMI SIFATIYLA ORDA BULUNUYOR.BEN ANLAM VEREMİYORUM
bütün dansözler toplanmış. kıvırıyor. hiç kıvırmaya gerek yok. sizin ne mal olduğunu bütün Türkiye öğrendi. siz ne bu memlekete nede bu ülkeye layık insanlar değilsiniz. nerde bir terörist varsa hepsini ünv. ye topladınız ve mardinimizi kirlettiniz. siz ne yaparsanız yapın Allah size ve fitnecilere asla izin vermez. devletin ekmeğini ye, sonra da domuz eti ile beslenen eşkiyaların önünde saygıyla eğil... eğilde.....
bir yorum da ahmet akgül'e söylemek istiyorum. diyorsunuzki ateş yakmalar bütün türk cumhuriyetlerinde yapılıyor. yani bu durumda ateş yakmak dinen meşru mu oluyor? dini olmayan bir geleneği meşrulaştırmışmı oluyor?
KENDİNİ YAKANLAR ALLAH'IN HÜKMÜNE KARŞI GELENLERDİR VE CEHENNEMLİKTİRLER. KADRİ BEY'DE ONLARIN KARŞISINDA SAYGI İLE EĞİLİYORMUŞ VE SONRA BİR AÇIKLAMA YAPIP KIVIRMAYA BAŞLAMIŞ. YORUMU SİZLERE BIRAKIYORUM.
Sayın hocam;Açılım ve Barışın tesis edildiği bu süreçte barışa katkınız ve Artuklu Üniversitesinin tanıtımı ve geliştirilmesi için katkılarınızı saymakla bitiremeyiz.Size karşı olan şahıslar bilimle alakaları yoktur.Ateş yakmalar bütün Türk ÇUMHÜRÜYETLERINDE YILLARDIR YAPILIYOR BU ATEŞİN ÜZERİNDE ATLANIRKEN ETRAFINDA HALAY ÇEKERKEN OLMİYORDA kADRİ HOCA ATLARKEN BİRŞEY OLUYORSA SENİ DİNSİZLİKLE İTHAM EDİYORLARSA BUNLARIN DİNİ NASIL BİR DİNDİR BİLEMEM KÜRT OLMANIZI FIRSAT BİLİP ELLERİNİ OVUŞTURANLAR NASIL ORAYA YERLEŞTİKLERİNİ HERKES BİLMEKTEDIR
Hocam kürtçü ideolojinizi mardindeki herkes biliyor zaten.açıklam yapmanıza gerek yok.konuşmanız beni şaşırtmadı sizden beklenen bir konuşmaydı.bilim adamı inandığını cesurca savunmalı bence.
Bu şahıs gerçekten çok tehlikeli hatta BDP'den milletvekilliği için adı geçiyordu. Bu şahıs ilahiyatçı deği din sosyolojisi ihtisası. İlahiyatçıymış gibi takdim ediyorlar. Okumuş dağdaki pkk dan daha tehlikeli bence
islamın neresinde var küllerin önünde saygıyla eğilmek kadri efendi. üniversitede rektörle birlikte nasıl bir pkk kadrolaşmasına gittiğinizi herkes duydu. yazık senin o din ilimi tahsiline. dine muğayir bir eylem yapan (yani kendisini yakan) kimse asla ve asla saygı görmeyi hak etmez.
açılım ve barış sürecine katkı verenlerin emekleri kutsaldır diye düşünüyorum. Karşı çıkanları tarih affetmeyecek ve anaların saf temiz duyguları altında ezileceklerdir. iftiralar halkın duyguları olamaz...
açılım ve barış sürecine katkı verenlerin emekleri kutsaldır diye düşünüyorum. Karşı çıkanları tarih affetmeyecek ve anaların saf temiz duyguları altında ezileceklerdir. iftiralar halkın duyguları olamaz...