Kitap Künyesi

Yazar: Katherine Mansfield

Çevirmen: Şadan Karadeniz

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750748493

Sayfa Sayısı: 56

--reklam--

1919 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

KATHERINE MANSFIELD, 1888’de Yeni Zelanda’nın Wellington kentinde doğdu. Yazar olmak amacıyla on dokuz yaşında İngiltere’ye yerleşti. İlk düş kırıklıklarını, karamsar öykülerinin yer aldığı In a German Pension (Bir Alman Pansiyonunda, 1911) adlı kitabında dile getirdi. Yeni Zelanda’daki aile anılarıyla çok güzel çağrışımlar içeren öyküsü “Prelüd”, Virginia ve Leonard Woolf’un yayınevi Hogarth Press tarafından yayımlandı. 1922’de yayımlanan Bahtiyarlık adlı kitabıyla yeteneğinin doruğuna ulaştı. 1923’te Fransa’nın Fontainebleau kentinde veremden öldü. Son öyküleri ölümünden sonra The Dove’s Nest (Kumru Yuvası, 1923) ve Some-thing Childish (Çocukça Bir Şey, 1924) adlı kitaplarda toplandı.

--reklam--

1919 Alıntıları - Sözleri

  • Dünyada, uykusu gelince insanın uyumasından daha büyük bir zevk yoktur.
  • Dünyada, uykusu gelince insanın uyumasından daha büyük bir zevk yoktur.
  • İnsanın her şeyi anlatabileceği bir kişinin olması olağanüstü olmaz mıydı?
  • “…kitapları ne denli sevdiğimi biliyor — onlara dalmayı sevdiğimi — bir ancık onlardan söz etmeyi sevdiğimi.”
  • “Yerinden sökülüp başka yere dikilen bir ağaç durumundayım; kök salmakla kurumaya başlamak arasında duraksayan bir ağaç.”
  • “Ağlamak geliyor içimden. Ama düşüncelerim güzel, sevinç dolu.”
  • Ah, Tanrım! Gökyüzü güneşle dolu, güneş müzik gibi. Gökyüzü müzikle dolu. Bu kocaman ışınlardan sel gibi geliyor müzik. Rüzgâr, “arp”ı andıran ağaçlara değiyor, küçük müzik püskürtmeleri fışkırıyor onlardan — çiçeklerden küçük sarsıntılar, küçük ürpertiler. Her çiçeğin biçimi bir ses gibi.
  • “Trende ya da gemide yazar/friedrich-nietzsche gibi bir filozofla karşılaşmak, bütün bir geceyi onunla konuşarak geçirmek isterdim.”
  • Ne istiyorum ben, diye düşündü. Gerçekten, dünyada her şeyden çok ne istiyorum?
  • “Sevgi bir ışık mı benim için? Sürekli bir ışık, Bir lamba, solgun gölünde, Eski sevda kitapları üstüne düş kurduğum? Bir parıltı, uzaklardan, karanlık bir dağdan aşağı, Bana doğru gelen bir fener mi, ya da? Sevgim bir yıldız mı? Ne yazık! Öylesine yüksek öylesine soğuk ve parlak!”
  • “Ama niçin peri, araba, tüyler, cam ayakkabıları masal da, öykünün geri kalan tümü derinden gerçek?”
  • “İnsanlara aldırmıyorum: Ün kazanmak, başarılı olmak düşüncesine de; hiçbir şey değil bu, hiç ama hiçbir şey değil.”
  • “Tolstoy! Bugünlerde bir insan değil, bir üstün insan, bir Jüpiter!
  • “İnsan yazar/lev-tolstoy’un kitap/anna-karenina--357’sını düşününce, yazar/ivan-sergeyevic-turgenyev’in bütün o kışkırtıcı omuzlu genç kadınları siliniyor, bir hiç oluyorlar.”
  • "İnsanların çok büyük bir çoğunluğu sinirlidir, çoğu acı çeker, küçük bir bölüğü de keskin acı çeker; insanların -sokaklarda, evlerde- üstlerini başlarını yırttıklarını, saçlarını başlarını yolduklarını gördünüz mü hiç? Acı, yaşamda dile getirildiği gibi dile getirilmelidir; yani, kollarla bacaklarla değil, sesin tonu ve anlatımla; el kol devinimleriyle değil, incelikle."

--reklam--

1919 İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yazarın, 1919 yılında yazdığı günlük ve alıntılardan oluşan bu eseri, yazmaya hazırlık aşamasında olduğunu gösteriyor. Rastgele düşüncelerden oluşan kitap, bir sayıklama gibi birbirinden bağımsız olayları anlatıyor. Yalnızlık, düş, kitaplar ve yaşama dair alıntıların bulunduğu kitapta birkaç şiir de yer alıyor. Katherine’nin hayatına baktığımızda yazarlık onun için en önemli şeylerden birisi olmuştur. Öykücülükte Çehov tarzını benimseyen yazar, aynı zamanda Rus yazar arkadaşı ile birlikte Çehov’un mektuplarını İngilizce ‘ye çevirmiştir. Bu kitabında da Çehov’a hitaben’ Sonsuza kadar yaşa Çehov’ diyerek ona olan sevgisini de anlatır. Yazarın kendi dünyasına yönelik fikirlerini görebildiğimiz bu eseri, fazla beklentiye girmeden okunabilir. Ben birkaç tane daha kitabını okuyup değerlendirmemi ona göre yapacağım. Kitapla kalın . #canyayınları #lacivertklasiklerserisi #1919 #katherinemansfield #antonçehov #yazarlık #günlük (Kamelyalı Kadın)

Can Yayınları Lacivert Klasikler serisinden bir eser.Yazarın, 1919 yılında yazmış olduğu günlük sayılabilecek bir kitap. İçerisinde şiirlerde bulunmakta. 56 sayfalık hemen okunabilecek bir eser. Herkese keyifli okumalar dilerim. Şadan Karadeniz’ e değerli çevirisi için teşekkürler. (Memo)

Eveet, geldik günün ikinci kitabına:) Lacivert klasikler serisi kısa olunca çerez gibi hemen bitiyor. Çerez dediğime bakmayın, içi dolu güzel lezzetli çerezcikler bunlar :) Öncelikle kitap baş karakterimizin kısa kısa mektuplarından oluşuyor ya da günlük diyebilirim. Başta okurken anlamlı bulmadığım için zorlandım fakat yazarımız içinden geldiği gibi yazınca çok hoşuma gitti. Çok güzel alıntılar yapılmış bir nevi 1000kitap gibi kullanmış yazarımız bu eseri. Bu alıntılar benim de düşündüğüm ama ifade edemediğim alıntılardı. Okumanızı öneririm güzel bir seri olmuş :) (Nida Sıdar)

--reklam--

1919 PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Katherine Mansfield - 1919 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de 1919 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Katherine Mansfield Kimdir?

Katherine Mansfield, 1888’de Yeni Zelanda’nın Wellington kentinde doğdu. Yazar olmak amacıyla 19 yaşında Yeni Zelanda’dan ayrılarak İngiltere’ye yerleşti. İlk düş kırıklıklarını, karamsar öykülerinin yer aldığı In a German Pension (1911, Bir Alman Pansiyonunda) adlı kitabında dile getirdi. Yeni Zelanda’daki aile anılarıyla çok güzel çağrışımlar içeren bir dizi öyküyü Prelude (Başlangıç) adıyla 1918’de yayınladı. Bunları ve öteki öykülerini bir araya getiren Bliss (1920, Mutluluk) ününü pekiştirdi. 1922’de yayınlanan The Garden Party (Garden Parti) adlı kitabıyla yeteneğinin doruğuna ulaştı. Yaşamının son beş yılında veremle mücadele ettikten sonra 1923’te Fransa’nın Fontainebleau kentinde öldü. Son öyküleri ölümünden sonra The Dove’s Nest (1923, Kumru Yuvası) ve Something Childish (1924, Çocukça Bir Şey) başlıklı kitaplarda toplandı.Şiirsel öğelerle süslü farklı bir düzyazı üslubu geliştiren Mansfield, psikolojik çatışmalar üzerinde odaklanan, incelikle işlenmiş öyküleriyle kısa öykünün bir edebiyat türü olarak gelişmesine önemli katkıda bulundu.

--reklam--

Katherine Mansfield Kitapları - Eserleri

  • Bahçede Eğlence
  • Koyda
  • Güneş ile Ay
  • Bahtiyarlık ve Diğer Öyküler
  • 1919
  • Fransızca Bilmiyorum
  • Çocuksu Bir Şey
  • Ölü Albayın Kızları
  • Katıksız Mutluluk
  • Bir Hüzün Güncesi
  • Albüm Yaprağı
  • Yazgımı Öğrenmeliyim
  • Sinirsiz Adam
  • Bir Gece Vakti
  • Şarkı Söyleme Dersi
  • Ah Bu Rüzgar
  • Seçme Hikayeler
  • Yolculuk
  • Selected Stories
  • The Fly
  • Seçme Mektuplar

--reklam--

Katherine Mansfield Alıntıları - Sözleri

  • “İkimiz de öylesine bencil, öyle ben merkezli, kendi kendimizle öyle meşguldük ki kalbimiz de başka birine verecek tek bir köşe bile yoktu.” (Güneş ile Ay)
  • Görev edinme kararlılığında acıklı bir yan vardı. (Bahçede Eğlence)
  • En koyu karanlık güneş doğmadan az öncekidir. (Ölü Albayın Kızları)
  • Saklanabileceği, kendi başının çaresine bakabileceği, istediği kadar kalabileceği, kimseyi tedirgin etmeyeceği, kimsenin de onu huzursuz etmeyeceği hiçbir yer yok muydu yani? Şu dünyada hiçbir yer yok muydu doya doya ağlayabileceği - en sonunda? (Bahçede Eğlence)
  • . O kadar derinlerdeyim ki, bir daha hiçbir şeyin beni yakalayabileceğini hayal edemiyorum. ... (Seçme Mektuplar)
  • ikimiz de öylesine bencil, öyle benmerkezli, kendi kendimizle öyle meşguldük ki kalbimizde başka birine verecek tek bir köşe bile yoktu (Güneş ile Ay)
  • Onun gözünde her şey öyle doğal ve öylesine kaçınılmazdı ki... (Bahtiyarlık ve Diğer Öyküler)
  • "Keşke," dedi alçak, dertli bir sesle, "keşke zehir içseydim de ölmek üzere olsaydım – şimdi, buracıkta!" "Ama neden böyle diyorsun? Ben hayatta böyle bir şey söyleyemem." "Seni çok fazla seveceğimi biliyorum da ondan – hesapsızcasına seveceğimi. Müthiş acı çekeceğimi de biliyorum Vera; çünkü sen beni asla, dünyada sevmeyeceksin." (Bahtiyarlık ve Diğer Öyküler)
  • “Bu hafızanızın iyi olduğunun kanıtı zarif bayan. Şimdi merak ettim, ayrıca bu oldukça ilginç bir tartışma konusu, -hafıza bir lütuf mudur, yoksa, bu kelimeyi kullandığım için affedin, bir lanet mi?” (Bir Gece Vakti)
  • "Ah, neden erkekler bu kadar güçlü?" diye bağırdı Viola. (Albüm Yaprağı)
  • "Ben, insanların seyahat çantalarına benzediğine inanırım; içlerine bazı şeyler yerleştirilmiş, yola çıkarılmış, havaya fırlatılmış, yere çakılmış, kaybolup bulunmuş, ansızın yarı boşaltılıvermiş ya da tıka basa doldurulup büsbütün şişirilmiş, ta ki nihayet Sonuncu Hamal tarafından Sonuncu Tren'e bindirilerek tangır tungur yola düzülünceye kadar..." (Fransızca Bilmiyorum)
  • "Güllere gelin! Zambakiara gelin! Menekşelere gelin!" (Çocuksu Bir Şey)
  • Why did the photographs of dead people always fade so? wondered Josephine. As soon as a person was dead their photograph died too. (Selected Stories)
  • “kadınların içindeki iyilik ruhu kolay kolay ölmez…” (Güneş ile Ay)
  • Şu dünyada hiçbir yer yok muydu doya doya ağlayabileceği – en sonunda? (Katıksız Mutluluk)
  • İnsan ruhuna inanmam ben. Hiçbir zaman da inanmadım. Ben, insanların seyahat çantalarına benzediğine inanırım; içlerine bazı şeyler yerleştirilmiş, yola çıkarılmış, havaya fırlatılmış, yere çakılmış, kaybolup bulunmuş, ansızın yarı boşaltılıvermiş ya da tıka basa doldurup büsbütün şişirilmiş.. (Fransızca Bilmiyorum)
  • “İnsan yazar/lev-tolstoy’un kitap/anna-karenina--357’sını düşününce, yazar/ivan-sergeyevic-turgenyev’in bütün o kışkırtıcı omuzlu genç kadınları siliniyor, bir hiç oluyorlar.” (1919)
  • Niçin insan geceleri böyle değişik duygulara kapılır? (Bahçede Eğlence)
  • hem zaten ben bir şeylerin yakasını bırakamayan, peşlerinden koşup bağıran insanları hiç çekemem. bir şey elden gidince gitti demektir. sona ermiş, bitmiştir. o zaman bırakın gitsin! görmezden gelin onu, eğer avunmaya ihtiyacınız varsa, yitirilen şeylerin asla geri gelmediğini düşünerek avutun kendinizi: gelse bile yeni bir şeydir artık, her seferinde yeni, başka bir şeydir. elinizden çıktığı anda değişime uğramıştır. (Fransızca Bilmiyorum)
  • İnsanların elbise sandığına benzediğine inanırım - içine belli şeyler tıkılmış, yola çıkartılmış, ortalığa savrulup atılmış, fırlatılmış, saçılmış, yitirilmiş, bulunmuş, ansızın yarısı boşaltılmış, ya da şimdiye kadar olmadığınca tepeleme doldurulup şişirilmiş, taa en sonunda En Son Görevli onları kollarından tuttuğu gibi En Son Trene savuruncaya ve onlar takır takır uzaklaşıncaya kadar... (Katıksız Mutluluk)