Kitap Künyesi
Yazar: Jorge Luis Borges
Çevirmen: Mesut Özden Gözütok
Çevirmen: Fırat Genç
Orijinal Adı: Veinticinco agosto 1983 y otros cuentos de Jorge Luis Borges
Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınları
İSBN: 9786059799966
Sayfa Sayısı: 115
--reklam--
25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Jorge Luis Borges, Latin Amerika edebiyatının en büyük isimlerinden biri. Farklı olguları bir araya getirmedeki ustalığıyla da "sınırlarda gezen" bir şair, öykü ve deneme yazarı. Fantastik öğeleri ağır basan kendine özgü kalemiyle Borges, her seferinde zorladığı bu sınırlar sayesinde gerçeküstücülük akımının vazgeçilmez bir üstadı haline geldi ve kendinden sonra gelen çok sayıda yazarın üslubunu, edebiyata bakışını değiştirdi.
25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler, gerçekliği yeniden kurgulayarak insanı kuşkuya düşüren Borges'in, olgunluk döneminde yazdığı incelikli ve imgelerle dolu öykülerinden bir seçki. Borges'le yapılmış detaylı bir söyleşinin de bulunduğu bu seçkide, zaman kavramının çürütülmesine, pek çok felsefi konunun ve paradoksun edebiyata aktarılmasına, benliğin parçalara ayrılmasına rağmen kimliğini kaybetmiş karakterlerin bile ayırt edilebilir hale gelmesine tanık oluyoruz.
--reklam--
25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler Alıntıları - Sözleri
- Dünü unutmak istiyoruz, sadece ağıt yakmak için geçmişi hatırlıyoruz..
- mantık denen şey bir deliliktir..
- Yahudilikten kaynaklanan inançlar arasında en zavallısı İslam olsa da Müslümanlarla her zaman daha iyi anlaşırdım.
- Artık bize alıntılardan başka şey kalmadı..
- Şüphesiz ders verirken de kullandığım o dogmatik ses tonundan rahatsız oldum.
- asıl mesele okumak değil, yeniden okumak..
- "Yazanın kaderi, en sonunda kendisinin en aptal taklitçisi olmaktır."
- Kipling'in yazdığı herhangi bir sayfada ki onun eserlerinde tüm Hindistan ve bir şekilde tüm yerküresinin özeti bulunduğundan...
- Felaket, Cennet'te yaşadığımızın farkında olmamak değil midir sence?
- Hayatının sahibi olan insan, ölümüne de sahip çıkmalıdır..
- Karanlık körlükle eş anlamlı değil, karanlık yalnızlığın bir şekli.
- İnsan türünü gereğinden fazlaca çoğaltmak için sebep yok..
- Uzun süren yolculuğumun bu aşamasında farklı enstrümanlardan faydalanıyorum artık.
- Boş inançları bize esinleyenler Goethe'nin Faust'u, Salammbô ve Ulysses'tir.
- Basılı metin ve görüntüler gerçek nesnelerden daha gerçekti. Varolmak resmedilmektir anlayışı, eşi benzeri olmayan dünya anlayışımızın başı, ortası ve sonunu teşkil etmekteydi. Dün insanların çok saf olduklarını fark ettim; herhangi bir malin iyi oldugunu düşünmelerinin sebebi, bizzat mali üretenlerin o malin iyi olduğunu iddia edip bunu tekrar tekrar söylemesiydi. Her ne kadar daha fazla para sahibi olmanın daha fazla mutluluk ve huzur anlamına gelmediği herkes tarafından bilinse de, sürekli hırsızlıklar oluyordu.
--reklam--
25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Babil Kitaplığı-1: DİPÇE : Arjantin Buenos Aires Ulusal Kütüphanesi yöneticisi olan Borges, kendi edebî bakışıyla dünya edebiyatında isim yapmış yazarların, gerçeküstü edebiyatla işlenmiş öykü ve masallarını derleyerek, 28 kitaplık bir seri oluşturmaya karar vermiştir. Kendisine ait 2 öykü kitabıyla beraber 30 kitap olan bu seri bir modern edebiyat seçkisi olarak kabul görmüştür. Seri, tarih boyunca yazılan tüm kitapları içerdiğini düşünülen efsanevi Babil Kitaplığı adıyla sunulmuştur. Serinin ilk kitabı Borges'in 4 öyküsünden ve bir dönem asistanlığını da yapan hayat arkadaşı Maria Ester Vasquez'le yaptığı Borges'in dünyasını tanımamızı sağlayan nefis bir söyleşiden mürekkeptir. Enis Batur bu kitabın ön sözünde der ki: "Tipik ve atipik bir Arjantinliydi Borges. Tipikligi, tangoların Buenos Aires'inden kırsalın gaucho'larına uzanan bir kesiti yansıtmasından geliyordu. Atipikliginin kaynağında ise, eşine benzerine sık rastlanmayan kozmopolit özellikleri belirleyiciydi. Kültür pusulasının dört yönüne de hâkimdi sınırsız birikimiyle, Babil imgesini bunca benimsemesi boşuna sayılmazdı: Kendi kütüphanesini de, hazırladığı yayın dizisini de o değerlerle yoğurmuştu. 25 Ağustos 1983 adlı öyküde bir kişilik bölünmesi, rüya motifiyle olağanlaştırarak anlatılıyor. Paracelsus'un Gülü, inancın önemini; Yorgun Bir Adamın Ütopyası” öyküsünde insanlık tarihi ve onun geleceği tahkiye edilir. Mavi Kaplanlar en sevdiğim öykü oldu: Mantık çerçevesi, mucizeler ve rüyalarla örülü büyülü bir hikâyeyedir bu. Hindistan'da görülen mavi kaplanın peşine düşen anlatıcı, orada doğuran taşlarla karşılaşır. Bu taşlar hayatını güçleştirir ve yine içgüdüsel bir sevkle bu taşları camide karşılaştığı kör bir dilenciye sadaka olarak verir. Önermesi; görünen gerçeklerin aldatıcılığı olan bu öykü ve diğerlerinde de ; mucizeler, kerametler ve kainatın hikmetleri ile Doğu masallarının vurgusu hissedilir. Kıymetli bir okuma yapmanın sevinciyle serinin tamamını bu yıl bitirmeyi hedefliyorum. Keyifli okumalar dilerim.Esen kalın. (Gncokuyor)
Arjantinli yazar Jorge Luis Borges, hayatı ilginç ayrıntılarla dolu önemli bir isim. Babasının ölümünün ardından daha ciddiyetle yapmaya başladığı yazarlık mesleği ile dünyaca tanınan biri olmaya başarır. Sanılanın aksine Nobel ödülü alamadan hayatını kaybeden Borges için bu bir eksiklik olarak bahsedilemez. Babasının da yaşadığı genetik bir hastalık nedeniyle 56 yaşında tamamen kör olan Borges yazarlığı bırakmaz. Söylediklerini yazıya aktaran annesi, sekreterleri ve arkadaşlarının yardımıyla yazarlığa devam eder. Kör oluşu ile birlikte daha kısa soluklu metinler (öykü) ve şiir yazmaya ağırlık verse de bu şekilde yazarlığa devam edebilmesi ve başarısından bir şey kaybetmemesi halen takdir edilen bir durumdur. “25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler” eserinde dört öykü ve Borges ile yapılan bir röportaj yer alır. Öykülerde ilk göze çarpan durum ise kurguların gerçekliğe verilen anlam üzerine inşa edilmesidir. Yalın bir dil ile akıcılık kazanan öyküler, Borges’ın klasik bir teması olarak kabul edilebilir. Eserdeki “25 Ağustos 1983” öyküsü bir çeşit kişilik bölünmesini anlatır. Bu öykü her ne kadar Dostoyevski’nin “Öteki” eserini çağrıştırsa da kurgudaki farklılıklar belirgindir. Dolayısıyla bazı eleştirmenlerin dikkat çektiği “taklit” kesinlikle söz konusu değildir. İngilizce “jungle” ve “forest” kelimelerinin ikisi de Türkçeye “orman” olarak çevrilse de aralarında bazı nüans farklılıkları olan kelimelerdir. Bu mukabil eserde “jungle” kelimesinin karşılığı olarak “cengel” kelimesinin kullanılması son derece yanlış olmuş. Türk Dil Kurumu’nun bununla ilgili bir önerisini bulamadım ancak “sık orman” teriminin kullanılmasının, en azından “cengel” kelimesinin kullanılmasından daha doğru olacağına inanıyorum. Son olarak, Jorge Luis Borges, dünya edebiyatından bazı önemli yapıtlar ile “Babil Kitaplığı” adıyla bir liste yapar. Yazarın bu eseri de bu listede yer almakta olup “Babil Kitaplığı” listesine ait diğer eserlerin de incelenmesi edebi gelişim adına faydalı olacaktır. (Enes Başak)
Borgesin fantastik dünyasında yol almak isteyenler için uygun bir öykü kitabı. Ayrıca bir soru-cevap söyleşiside yer alıyor. Yakından tanımak isteyenler için de yeterli ve ilginç bilgiler yer alıyor hakkında. Borgesin hazırladığı "Babil Kitaplığı" serisinden. Kırmızıkedi tarafından yayınlanıyor. İyi günler.. (İsmail)
--reklam--
25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jorge Luis Borges - 25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de 25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jorge Luis Borges Kimdir?
Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 - ö. 14 Haziran 1986), Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür.
Borges, 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires'te doğdu. Babasının annesi İngiliz olduğu ve evde iki lisan birden konuşulduğu için daha çocukken her iki lisanı da çok güzel konuşabiliyordu. Oğluna satranç tahtasında Zeno'nun paradoksunu öğreten Jorge Guillermo Borges avukat ve psikoloji öğretmeniydi. Evlerinde Borges'in muhayyilesini sürekli olarak işgal edecek bir bahçe ve kütüphane vardı.
Babasının görme yetisinin azalması üzerine, aile tedavi için I. Dünya Savaşı'ndan önce (1914) Cenevre'ye taşındı. Burada kaldıkları süre boyunca Borges Calvin Koleji'ne devam ederek, Lâtince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Sembolizm akımının örneklerinden Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé'in eserleriyle bu sırada tanıştı. Schopenhauer'a olan sevgisi ve Walt Whitman'ı keşfetmesi de Cenevre'deyken başladı.
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ailesiyle birlikte İspanya'ya taşındı. Borges artık yazar olmaya karar vermişti, babasına 1870'lerde geçen bir roman yazmaya yardım ediyordu. Birkaç edebi gruba girme çalışmasından sonra, kendine akıl hocası buldu: Endülüslü şair Rafael Cansinos-Asséns. Onun etkisiyle kendisini "ultraistler" grubundan saymaya başladı ama kısa zamanda aidiyet hissinden sıkılarak kimseye bağlı olmadan birşeyler yapmaya çalıştı. Denemelerle ve şiirle pasifizm, anarşi, Rus devrimi gibi bâzı şeyleri övdüğü, genel düşüncelerini dile getirdiği iki kitap yazdı. Ama sonra yazdıklarından utanarak, her iki kitabı da İspanya'dan ayrılmadan önce imha etti.
1921'de ailesiyle Buenos Aires'e geri dönmesinden sonra, babasının arkadaşı Macedonio Fernandéz'in düşüncelerinden etkilenmesi, düşüncenin yeni yollarına yönelmesine neden oldu. Fernandez'in düşünceleri Schopenhauer, Berkeley ve Hume'ün bir yansıması idi. Edebi stili ekzantrik ve düşünce tarzı karmaşıktı. Borges'e en büyük etkisi her şeye kuşkuculukla bakmasını sağlamasıdır.
1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı. 1924-1933 arası Borges için oldukça heyecan verici bir zamandı. Bu dönemde pek çok yazısı ve şiiri basıldı. Luna de Enfrente 1925'te, San Martin Defteri (Cuaderno San Martin) 1929'da basıldı. 1933-1934 yıllarında Critica'da Alçaklığın Evrensel Tarihi (Historia universal de la infamia) yayımlandı. Bu öykü dizisi, önceden basılmış bâzı hikâyelerden alınan karakterler ve fikirler üzerine yeniden hikâye yazmakla oluşmuştu. Gerçeği ve hikâyeyi harmanladığı bu hikâyeler gerçeküstü bir otantizm taşıyorlardı. Daha sonraları bu tarz "büyülü gerçekçilik"in ilk örneklerinden sayılacaktı. Ama onun asıl kariyeri 1935'te yazdığı "Borges stili"nin ilk örneği denilen, hayâli bir romanı eleştirdiği Al-Motasim'e Bir Bakış isimli öyküsüdür. 1936'da denemelerini topladığı "Sonsuzluğun Tarihi Historia de la Eternidad" basıldı. Bu sırada maddi sıkıntılar çekiyordu, bu nedenle 1937'de Belediye Kütüphânesi'nde çalışmaya başladı. Kütüphânedeki işi hafif olan yazar, iş günlerinin kalanını klâsikleri okuyarak ve modern edebiyatın uluslar arası örneklerini İspanyolca'ya çevirerek geçirmiştir. Virginia Woolf'un ve William Faulkner'ın kitapları İspanyolcaya ilk kez bu dönemde Borges tarafından kazandırılmıştır. Yaratıcılığını kaybetmekten korkan Borges, eşşiz bir eser yazmak istedi ve Pierre Menard, Don Quixote'un Yazarı'nı kaleme aldı. Ardından da Tlön, Uqbar, Orbis Tertius geldi. Her iki hikâye Victoria Ocampo'nun Sur edebiyat dergisinde yayınlandı. Bunların başarısının verdiği motivasyonla Babil Kütüphanesi'nin çalışmalarına başladı. 1941'de bu öykülerin toplandığı Yolları Çatallanan Bahçe basıldı. Aynı hikâyeler toparlanarak Artifices'e eklendi ve ve 1944'de Ficciones adıyla yeniden basıldı. 1942'de "Bustos Domecq" takma adı altında Adolfo Bioy Casares ile birlikte polisiye hikâyeler dizisi olan Don İsidro İçin Altı Problem'i yazdılar. Felsefe, gerçekler, fantazi ve gizemleri harmanladığı bu yeni öykülerin yanında, El Hogar'da anti-semitizmi, faşizmi ve nazizmi eşeltiren politik makaleler de yazıyordu. Bu makalelerle oldukça tanındı. 1946'da Juan Peron'un iktidara gelişiyle, kütüphânedeki işinden atıldı. Bu işten atılma onun için bir tür kurtuluş olmuştu, çünkü hem Arjantin'den Uruguay'a kadar pek çok yeri gezip, Budizm'den Blake'e kadar pek çok konuda seminerler veriyor, hem de iyi para kazanıyordu. Ama ailesi Peron'un baskıcı rejiminde zor günler geçirdi, annesi ve kız kardeşi hapse girdi. 1949'da ikinci önemli kısa hikâyeler kitabı Alef (El Alef)basıldı.
1955'de Peron devrilince Borges hayâlindeki meslek olan Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü'ne getirildi. Ailesinden gelen hastalık nedeniyle görme bozukluğu çeken Borges bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetti. "Bana aynı anda hem 800,000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı'nın muhteşem ironisi" diyerek bu gerçeği kabullenmiştir. (Umberto Eco unutulmaz romanı Gülün Adı'nda yer alan ana karakterlerden kör kütüphaneciyi Borges'ten esinlenerek oluşturmuştur.) 1956'da Buenos Aires Üniversitesi'nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atandı ve 12 yıl bu görevi yürüttü. 1961'de Samuel Beckett'le birlikte Uluslararası Yayımcılar Ödülü'nü (Formentor Ödülü) kazandı. Bu ödül ona gecikmiş bir uluslararası ün kazandırdı. Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı. 1970'li yıllarda ABD'de çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 1973'te Peron geri dönünce, görevinden istifa etti. Ders vererek ve yolculuk yaparak geçirdiği zamanın meyvesi 1975'te basılan toplama hikâyelerin olduğu Kum Kitabı (El libro de arena) oldu. Dünya gezilerinin sonucu ona eşlik eden Maria Kodama'nın resimlerini çektiği yazılarını ise kendi yazdığı Atlas(1984)'la sonuçlandı.
Zannedilenin aksine, Nobel ödülünü alamadan 87 yaşında, 14 Haziran 1986'da Cenevre'de karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.
--reklam--
Jorge Luis Borges Kitapları - Eserleri
- Kum Kitabı
- Alçaklığın Evrensel Tarihi
- Sonsuz Gül
- Alef
- Ficciones
- 25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler
- Ölüm ve Pusula
- Brodie Raporu
- Yedi Gece
- Atlas
- Düşsel Varlıklar Kitabı
- Yolları Çatallanan Bahçe
- Sonsuzluğun Tarihi
- Yaratan
- Şifre
- Rüyalar Kitabı
- Dantevari Denemeler - Shakespeare'in Belleği
- Olağanüstü Masallar
- Borges Sekseninde - Sohbetler
- Öteki Soruşturmalar
- Borges ve Ben
- Şu Şiir İşçiliği
- İngiliz Edebiyatına Giriş
- Gölgeye Övgü
- Tartışmalar
- Evaristo Carriego
- Don Isidro Parodi'ye Altı Bilmece
- Altın ve Gölge
- Xewn ü Xeyal
- Bustos Domecq Vakayinameleri
- The Story from Rosendo Juarez
- The South
- Alef
--reklam--
Jorge Luis Borges Alıntıları - Sözleri
- Hayat ölümsüz olmayacak kadar fakirdir aslında. (Sonsuzluğun Tarihi)
- Xew dûrketina ji dinyayê bû. (Xewn ü Xeyal)
- mantık denen şey bir deliliktir.. (25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler)
- ... beni derinden ilgilendiriyor, ama -nasıl söyleyeyim?- vazgeçilmez gelmiyor bana. (Ficciones)
- ...Sonsuzluk daha bereketli 1icattır. Akla mantığa sığmaz oluşu doğrudur ancak sıradan zamanın akışı da öyle değil midir zaten? Sonsuzluğu inkar etmek, şehirlerle, nehirlerle, şenliklerle yüklenmiş yılların topyekün ortadan kalktığını farz etmek, onların topyekûn kurtarıldığını hayal etmek kadar, hatta ondan daha az inandırıcıdır... (Sonsuzluğun Tarihi)
- Müslüman inanışına göre, Allah akıl melekesine sahip üç tür varlık yarattı: Nurdan yaratılmış Melekler; ateşten yaratılmış Cinler (tekil hali 'Jinnee' ya da 'Genie') ve topraktan yaratılmış İnsanlar. Cinler, Adem'den binlerce yıl önce, siyah, dumansız bir ateşten yaratıldılar; beş sınıfa ayrılırlar. Bunların arasında iyi ve kötü Cinler ile erkek ve dişi Cinler'i görüyoruz. Evrenbilimci El-Kasvini, "cinler şeffaf bedenli hava hayvanlarıdır, kılıktan kılığa girebilirler" diyor. Kendilerini ilk önce bulut ya da kocaman sütunlar olarak gösterebilirler; ama biçimleri yoğunlaştığında, belki bir insan, bir çakal, bir kurt, bir aslan, bir akrep ya da bir yılan biçiminde görünür olurlar. Bazıları gerçek mümin, diğerleriyse sapkın ya da dinsizdirler. (Düşsel Varlıklar Kitabı)
- Biri dedi ki: Sen uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın. O düş, bir başka düşle sarmallıdır, o da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider, sonsuz da kum tanelerinin sayısıdır. Geriye dönerken izlemen gereken yolun sonu yoktur ve sen bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin. (Ölüm ve Pusula)
- Yalnızlık bana acı vermiyor, insanın kendisine ve kendi huylarına katlanmasıyla hayat zaten yeterince zor. (Kum Kitabı)
- "Hiç aklımda olmadan, böyle bir şeyin başıma geleceğini hiç düşünmeden, inzivaya çekildim. Bir tutukluya dönüştüm, bir hücreye kapandım, ve şimdi anahtarı bulamıyorum; kapı açık da olsa çıkmaya korkacağım." (Öteki Soruşturmalar)
- Belki de yoksul, ilkel yaşamlarının tek serveti kindi ve bu yüzden kinlerini biriktiriyorlardı. Hiç farkında olmadan birbirlerinin kölesi olup çıktılar (Brodie Raporu)
- . Şimdi istediğim şey barış, düşüncenin ve dostluğun hazzı. Ve çok hırslı görünse de sevme ve sevilme duygusu. ... (Borges ve Ben)
- ... ne bir söz, ne bir özlem, ne de bir anı, hiçbir şey bize dokunmadığında biz çoktan ölmüşüzdür. Ben ölü olmadığımı biliyorum. (Altın ve Gölge)
- Oscar Wilde, insanın, hayatının her anında, olmuş olduğu her şey ve olacağı her şey olduğunu yazar. (Atlas)
- . Bir kitap, fiziksel nesneler dünyasında fiziksel bir nesnedir. Bu bir dizi ölü semboldür. Ve sonra doğru okuyucu gelir ve kelimeler daha doğrusu kelimelerin ardındaki şiir, çünkü kelimelerin kendisi sadece semboldür, canlanır ve kelimenin yeniden dirilişini yaşarız. ... (Şu Şiir İşçiliği)
- ...ilahi iyilik kötülüğü tüketti, sonsuz hayat ölümü, güzellik sefaleti eritti içinde... (Sonsuzluğun Tarihi)
- "Dante, bir tanrı bilimci, inançlı, erdemli bir insan olarak günahkarları mahkûm ediyor ama duygusal olarak ne mahkûm ediyor ne de bağışlıyor" (La poesia di Dante, 78) (Dantevari Denemeler - Shakespeare'in Belleği)
- Kipling'in yazdığı herhangi bir sayfada ki onun eserlerinde tüm Hindistan ve bir şekilde tüm yerküresinin özeti bulunduğundan... (25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler)
- Bradley, şimdiki anın, bize doğru akmakta olan geleceğin, geçmişin bağrında parçalanıp dağıldığı an olduğuna inanır; başka bir deyişle, var olmak, yok olup gitmekte olan bir var oluştur; ya da Boileau’nun özleme kapılmadan dediği gibi: ‘Le moment où je parle est deja loin de moi.’ [Konuşmaya başladığım an, daha şimdiden uzak benden.] (Atlas)
- "Yaşadığımız dünya bir yanılgı, gülünç bir yanılsamaydı." (Alçaklığın Evrensel Tarihi)
- Geçmişimin maskelerinden kurtulacağım, ölüp tamamen unutulunca. (Atlas)
Yorumlar
0 yorum