Kitap Künyesi
Yazar: Stanislaw Lem
Çevirmen: Olgun Baydemir
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789754705058
Sayfa Sayısı: 264
--reklam--
Aden Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Başka bir güneşin dördüncü gezegeni... Altı kişilik mürettebat, yere çakılan uzay gemisinden canlarını kurtarıp güçlükle dışarı çıktıklarında, başka bir dünyada olduklarını biliyorlardı. Ama Aden gezegeni, atmosferinin solumaya uygun olmasına rağmen "başka bir dünya" değildi. Onları ne uzaydan gelenlere tapınan vahşiler karşıladı ne de yıldızlararası iletişime gönüllü bir uygarlığın temsilcileri... Soluk alıp veren dev ağaçlar, bitkileri andıran binalar, doğal labirentler, dev aynalar, "ikiyaşarlı" canlılar, geçitler ve anlam veremedikleri yığınla şey arasında, korkuyla izlerini sürdükleri uygarlığa erişmeye, onunla iletişim kurmaya çalıştılar. İletişim kurmak kolay değildi. Araştırdıkları her yerde, ölümün değişik yüzleriyle karşılaşıyorlardı: Kitle mezarları, su dolu çukurlarda saklanan cesetler, iskeletler... Gezegeni Dünyalı gözleriyle anlamaya çalışan mürettebat, bu farklı uygarlıkla iletişim kurmaya çalışırken, sarsıcı deneyimlerle ve şiddetle yüzleşmek zorunda kalacaktı... Bilimkurgu edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Stanislaw Lem'den, teknolojiye ve iletişime dair felsefi sorularla dolu fantastik bir roman.
--reklam--
Aden Alıntıları - Sözleri
- "Kendimi, yanlış cümlelerin olduğu bir metni okumaya çalışır gibi hissediyorum."
- “İletişim kurmaya kalkışmak, kendimizi onların insafına bırakmak demek!”
- “Katiller haklı olsun ya da olmasın, birileri kurbanlara akıl vermeli.”
- "Katiller haklı olsun ya da olmasın, birileri kurbanlara akıl vermeli."
- “Kendimi, yanlış cümlelerin olduğu bir metni okumaya çalışır gibi hissediyorum.”
- "Ne olduğunu bilmiyorum, ama ne olmadığını biliyorum."
- Uzay yolculuğu insanoğlunun merakının en özlü ifadesidir.
- Birinin kibriti var, diğerinin de kibrit kutusu. Birbirlerinden nefret ediyorlar ama ancak birlikte ateş yakabilirler
- "Evet, kafa yoruyorsunuz bilimci arkadaşlarım. Peki, bize sunacak bir umut ışığınız yok mu?"
- "Hâlâ çok az şey biliyoruz. Tek avantajımız ise, onların bizim hakkımızda hiçbir şey bilmiyor olmaları gibi görünüyor;
- “Arşimed Dünya’yı yerinden oynayabileceğini söylemişti; yeter ki doğru destek noktası bulunsun.”
- "Bu delilikten bir sonuç çıkaramamak, çıkarmaktan çok daha iyidir,"
- "Kimse size gülmez, çünkü her şey mümkün. Ne yazık ki mümkün olan her şeyin bizim için anlamı olmak zorunda değil."
- "İnsan olarak, tabii ki insanca bağlantılar kurup, yine öyle yorumlar yapıyoruz. Dünya'dan getirdiğimiz insan kurallarını uygulayıp, gerçekleri de insani kalıplara sokuyoruz. Ben kesin olarak biliyorum ki, bu sabah hepimiz aynı şeyi düşündük Vahşetin, katliamın kurbanlarıyla karşılaştığımızı. Ama gerçekten bilmiyoruz ki..."
--reklam--
Aden İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir İletişimsizlik Sorunsalı: Aden: “Uzay yolculuğu, insanoğlunun merakının en özlü ifadesidir.” - yazar/Stanislaw-Lem Stanislaw Lem’in, kitap/solaris--12944 ’le birlikte en bilinen romanlarından biridir Aden. En azından ülkemiz için bu durum geçerli zira İletişim Yayınları’nın yıllar önce yayımladığı Lem külliyatından, Solaris haricinde baskısı hala bulunan tek kitap olma özelliğini taşımaktaydı kısa bir süre öncesine kadar. Alfa Yayınları'nın yayın haklarını almasıyla birlikte Lem'in eserlerine ulaşmak kolaylaştı. Her ne kadar Solaris, Lem’in başyapıtı olarak görünse de, kendisi ikinci kez bile okunmayı hak etmeyen, sıradan bir kitap olduğunu söylemiştir. Lem’in zihninden geçenleri tam olarak bilmiyoruz lakin ben, Solaris’in bir başyapıt olduğuna inananlardanım. Aden’i de okumamla birlikte, en az Solaris kadar sevdiğimi fark ettim. Aden, tıpkı Solaris gibi, farklı bir güneş sisteminde yer alan bir gezegenin adıdır. Bir okur olarak Aden’e misafir oluyor ve anlatı bitene dek orada kalıyoruz. Sürüklenmenin hat safhada olduğu, bilinmezlik dozu yüksek, okuması heyecan verici bir romandan bahsediyoruz. En azından Stanislaw Lem bunu çok iyi başarıyor ve zihninde kurguladığı dünyaya bizi öylesine ustaca bir şekilde sokuyor ki, kitap daha bitmeden şapkamızı çıkarıyoruz kendisine. Kitapta hepi topu 6 karakter var: Fizikçi, Kimyager, Sibernetikçi, Mühendis, Doktor ve Kaptan. İçlerinden sadece birinin adını öğrenebiliyoruz ve o da sadece birkaç yerde. Bunun haricinde karakterlere sürekli olarak meslekleri ile hitap ediliyor. Bu durumun, kitaba bambaşka bir hava kattığını ve ilk defa böyle bir şeyle karşılaştığımı belirtmem gerekiyor. Kesinlikle kötü değil, ustaca. Çünkü hiçbir karakter aklımızı bulandırmıyor, direkt mesleklerini icra ediyorlar ve o anda yapmaları gerekene ne ise, onu yapıyorlar. Farklı meslek gruplarında yer alan bu altı astronot, uzay gemileriyle seyahat ederlerken, Aden gezegeni bir hayli dikkatlerini çeker. Bunun sonucunda sadece bir göz atmak amacıyla gittikleri gezegene, vahim bir kazanın sebep olmasıyla birlikte çakılıverirler. Her şeyin daha yeni başladığı bu noktada, karakterleri çok zorlu görevler beklemektedir. Bir yandan uzay gemilerini tamir etmeye çalışan grup üyeleri diğer yandan gezegene ilgi duymaya devam etmektedir. Bu durum onları gezegeni araştırmaya iter. İndikleri bölgeden önce kuzeye, sonra doğuya, daha sonra güneye birer yolculuk gerçekleştiririler. Sahipsiz ve çalışanı olmayan bir fabrika, ilginç bitki türleri, birilerinin yaşayıp yaşamadığı dahi belli olmayan şehirler gibi sıra dışı şeylere tanık olacaklar ve gördükleri her şeye bir açıklama bulmaya çalışacaklardır. Bir an önce gemi onarılmalı ve “ev”e dönülmelidir zira Aden’de işler rayından çıkmakta ve Aden sakinleri ile karşı karşıya gelinmektedir. “Çok ilginç, ama Aden’de şu ahtapot kollarından hiç yok,” dedi Doktor. “Okuduğum bütün bilimkurgularda gezegenler, adamı yakalayıp boğazlayan böyle şeylerle dolu.” “Ve oralarda yaşayanların altı parmakları vardır,” diye ekledi Kimyager. “Nedense hepsinde altı olur.” Üstteki alıntıdan da anlaşılacağı üzere Stanislaw Lem, Aden’deki canlılara canavar damgası yapıştırmamakta ve karakterleri ile savaştırmamaktadır. Zaten kurgu bunun üzerine olsaydı, ne Solaris ve Aden başyapıt olabilirdi ne de Stanislaw Lem usta. Onu usta yapan etmenlerin başında hiç şüphesiz eserlerinde seyahat ettiğimiz gezegenin canlıları ile iletişim kurma çabaları geliyor. Ve bunun sonucunda da insanoğlunun Dünya dışında ne kadar savunmasız olduğunu anlıyoruz. Kendi dünyamızda geçerli olan “doğru”larımızla, Aden’in “İkicanlı”larını sorguluyor, bir mantık çerçevesine oturtmaya çalışıyoruz. Haklarında hiçbir şey bilmediğimiz canlıların hayatlarına iyi niyetli de olsa müdahale etmenin getireceği sonuçlar nelerdir? Gezegen ve gezegen üzerinde yaşayan canlı varlıklar hakkındaki kısıtlı bilgilerimizle böyle bir şeye kalkışmalı mıyız gerçekten? Kalkıştığımız takdirde sonuçlar ne olur? Bizim doğrularımız, onlar için de geçerli midir? Doğrularımız hangi zaman ve mekanlarda geçerliliğini yitirmemektedir? Peki ya Aden’de olan biten her şeyi Dünya’dan örneklerle tartışmaya sunmamız? Tüm bunlar etik midir? Yazar, tüm bu soruları ve daha fazlasını hiç çekinmeden yöneltiyor bize. Kendi hayal gücü çerçevesinde, gereken cevapları vermeyi de ihmal etmiyor. Hikayenin standart akışı içerisinde karakterleri aracılığıyla felsefi çözümlemeler yapmayı çok iyi başarıyor. Ufacık bir konuyu dahi her yönüyle ele alması, altyapısı güçlü bir eser çıkarıyor ortaya. Kitapla ilgili tek eleştirim, tıpkı Solaris’te de olduğu gibi, çeviri sorunu. Eserlerini Lehçe yazan Stanislaw Lem’i, bizler ancak ve ancak İngilizce çevirilerinin tercümesiyle okuyabiliyoruz. İngilizceye çevrilirken anlam kaybına uğrayan birçok şey, bir kez de dilimize aktarılırken bozuluyor. Lem, kelimelerle ustaca oynayan bir yazar ve gönül ister ki orijinal dilinde okuyalım. Eh, bu seçenek zor olduğuna göre geriye en iyi seçenek Lehçeden direkt çeviri kalıyor. Çevirinin çevirisini okumak hoş değil. Yine de çevirmen Olgun Baydemir ve editör Türker Armaner’in emeklerini yabana atmamak gerek. Kitabın akıp gitmesinde hiç şüphesiz önemli katkıları var. Sona yaklaşırken, Aden’in en az Solaris kadar başarılı bir kitap olduğunu tekrar etmekte yarar var. Uzun gezegen betimlemeleri, karakterler arasındaki çözümlemeler ve sayfalarca süren gizem, kitabın başarısında büyük rol oynayan etmenlerin başında geliyor. Okurken kendinizi gerçekten de başka bir güneş sisteminin dördüncü gezegeninde, Aden’de bulmanız işten bile değil. Bir süre Dünya’yı özleyeceksiniz evet, ama bu Aden’de geçireceğiniz sürenin boş olacağı anlamına gelmiyor. Stanislaw Lem’in zihninin dehlizlerinde gezinecek ve Dünya’ya geri döndüğünüzde artık eski siz olmayacaksınız. İyi okumalar. (Bahri Doğukan Şahin)
Aden… Sayfalarca söz söylenmesini hak ediyor, bir taraftan da bütün sözcükleri adeta tüketiyor. Stanislaw Lem insanın kafasını karıştırmakta adeta bir dünya markası ama bu durum biraz da insana beyninin varlığını hissettirdiği için keyif vermiyor değil. Bilimkurgu benim için her zaman ayrı bir yerde oldu tür olarak ve bu tercihin en büyük sebebi yeni soyutlamalar ve felsefeleri içinde barındırması. Evet roman okuduğumuzda hep bir kurgu okuyoruz ama bu kurgu her zaman bir “yaratım” olmuyor. Aden, bir uzay keşif ekininin varoluş mücadelesi verme hikayesi aslında. İnişleri sırasında yaşadıkları problem nedeniyle gemilerinin hasar alması ve onarılmasının zaman alacağının anlaşılması ile bambaşka bir hikaye başlıyor gerçekten. Kitabın bende hissettirdikleri insanın kendi gerçekliğinden ayrılamaması, ne akla hizmetse her zaman kendini üstün bulması, “uygun” denen şeyin aslında ne kadar çeşitli olabileceği oldu. İnsan her zaman bir neden ve sonuç arıyor evet, ancak bütün evrende her şey tek eksende mi ilerlemekte acaba? Gerçekten oldukça düşündürücü. Bilimkurguyu felsefesiyle birlikte sevenlerin keyif alacağı bir eser, tavsiyemdir. (Damla)
Bilimkurgu diyince ilk aklımıza gelen temadır uzay yolculuğu. Aden de bu temanın güzel işlendiği bir kitap. Meslekleriyle bildiğimiz altı karakter ve onların Aden gezegeninde yaşadıkları. Hoş bir okumaydı. Alfa kitap Lem için kitaplık oluşturuyor. Saygı duyuyorum. Lehçe aslından değil İngilizceden çevirmesini de anlayabiliyorum ama o son okumadan mı, redaksiyondan mı nedir, yazım hataları yok mu, insanı delirtir. Pek çok kavramın doğrusunu unuttum yemin ediyorum. Böyle bir metin nasıl defalarca düzeltilmeden baskı görür, nasıl onaylanır, nasıl basılır? Koskoca Alfa'nın yaptığı iş inanılır gibi değil. PKD de böyle Lem de böyle. Demek ki huyları bu. Ellerine sağlık ne diyelim. Biz okurları layık gördükleri metin bu demek ki. (Burak Kuşcu)
--reklam--
Aden PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Stanislaw Lem - Aden kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aden PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Stanislaw Lem Kimdir?
12 Eylül 1921’de Polonya, Lwow’da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. On iki yaşındayken babasının hediye ettiği daktiloyla yazmaya başladı. 1940’ta Lwow Üniversitesi’nde tıp okumaya başladı ancak ertesi yıl Sovyet orduları Polonya’yı işgal edince eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Bu dönemde otomobil tamirciliği ve kaynakçılık yaptı. Yahudi kökenleri nedeniyle, İkinci Dünya Savaşı yıllarını sahte bir kimlikle geçirdi. 1945 yılında ailesiyle birlikte Sovyetler’e bağlı Ukrayna sınırları dahilindeki Krakow’a yerleşti ve babasının ısrarı üzerine burada tıp eğitimine devam etti. Askeri doktorluk sınavında kendi kararıyla soruları eksik cevaplayarak başarısız oldu. Ardından bir yandan üniversitede dersler vermeye, diğer yandan kendisini üne kavuşturacak eserlerini kaleme almaya başladı. 1946’dan itibaren çeşitli dergilerde şiirler, kısa öyküler yayımlamaya başladı. İlk bilimkurgu romanı olan Astronauci 1951’de yayımlandı. Bunu izleyen yaklaşık yirmi yıl boyunca aralarında Aden, Gelecek Bilim Kongresi, Solaris, Soruşturma, Dünya’da Barış ve Fiyasko’nun da bulunduğu çok sayıda roman yazdı. Sovyet rejiminin baskıcı politikaları nedeniyle bunların bazılarını yurtdışında yayımlamak zorunda kaldı. Edebiyatın yanı sıra bilim felsefesi, sibernetik, bilimsel spekülasyon ve edebiyat eleştirisi alanlarında da çalışmalar yaptı. Birçok üniversiteden fahri doktora ünvanı aldı ve eserleri ulusal ve uluslararası ödüllere layık görüldü. 27 Mart 2006’da Krakow’da kalp rahatsızlığı sonucu hayatını kaybetti.
--reklam--
Stanislaw Lem Kitapları - Eserleri
- Küvette Bulunan Günce
- Solaris
- Hayali Büyüklük
- Fiyasko
- Yıldız Güncesi
- Ölümlü Makineler
- Dünya'da Barış
- İnsanın Bir Dakikası
- Aden
- Dönüşüm Hastanesi
- Kör Talih
- Yıldızlardan Dönüş
- Yenilmez
- Soruşturma
- Gelecekbilim Kongresi
- Siberya
- Asker Kaçağı
- Mükemmel Boşluk
- Sahibinin Sesi
- Yıldızların Dönüşü
- The Mask
- Seçilmiş Eserleri
- The Cyberiad
- Seçilmiş əsərləri
--reklam--
Stanislaw Lem Alıntıları - Sözleri
- "Katiller haklı olsun ya da olmasın, birileri kurbanlara akıl vermeli." (Aden)
- -What do we do now? -"Wait and watch," replied the prudent Kalpacius. "We may learn something." (The Cyberiad)
- Önemli olacağını asla tahmin edemeyeceğim bir ayrıntı sayesinde inanılmaz bir şey keşfettim. (Kör Talih)
- İnsan var olduğu sürece, olgular boşlukta yer almaz. (Soruşturma)
- Ne denli sakınsa da insan denen varlık kuram geliştirmeden duramazdı. (Solaris)
- Uzay yolculuğu insanoğlunun merakının en özlü ifadesidir. (Aden)
- Sana ne kadar acıyorum, Evren’in kurbanı! Yaşamak ne kadar büyük bir ıstırap, ne kadar umutsuz bir kapan...” (Ölümlü Makineler)
- "En önemli karşı çıkış nedeni, insanın Dünya üzerindeki sorunlarını çözmeden evreni fethetmek istemiş olmasıydı, zira kahramanca uçuşların insanların acı çekmesini, adaletsizliği, korkuyu ve yeryüzündeki açlığı ortadan kaldırmak konusunda bir işe yaramayacağı açıkça ortadaydı." (Yıldızlardan Dönüş)
- Zamanla bilgisayar sistemleri imdada yetişti. Ama insanlar bir süre sonra bilgisayarların ağzına bakar hale geldiklerini fark etmekte çok gecikti. Bilgisayar hafızasına bağlı verilere dayansalar da akıl yürütme,yargıya varma işini kendilerinin yaptıklarını sanıyorlardı. Oysa aslında bilgisayar merkezleri tarafından işleme sokulmuş malzemeleri değerlendiriyorlardı ve bu malzeme insanlığın kaderini tayin eden kararları saptıyordu. (İnsanın Bir Dakikası)
- Silah kendi kendisini yenemez. (Dünya'da Barış)
- Senin bildiğini bildiğimi senin bildiğini biliyorum. (Dünya'da Barış)
- "Her birimiz, zorunluluktan meydana gelmiş, bir olasılığız, çokluğun içinden tekillik..." (Dönüşüm Hastanesi)
- Ne var ki, her köşesi silahla donanmış bir dünyada her çocuğun askeri sorumluluk taşıdığı bir gezegende nereye kaçabilirdi ki? (Asker Kaçağı)
- Kendi ellerimizle şu hale getirdiğimiz dünyada yaşamak zorundaydık, kendi düşen ağlamazdı. (Gelecekbilim Kongresi)
- Burada her varsayım iflas ediyor. (Yenilmez)
- "Mutlak bilgiye sahip olmasının yalnızca benim hayalimden ibaret olduğu anlamına geliyordu. Bir açıdan bunalıma sürükleyen bir keşifti bu; öte yandan da önümde yeni ve beklenmedik ufuklar açmıştı." (Küvette Bulunan Günce)
- Kesin olarak bildiğimiz bir şey var ki, o da bilgilerinin felâketi önlemek için yeterli olmamış olduğu. (Yenilmez)
- "Bu delilikten bir sonuç çıkaramamak, çıkarmaktan çok daha iyidir," (Aden)
- Korkunun sadece gözleri büyük değildir, -beyni de küçüktür. (Dünya'da Barış)
- Saray mensuplarının yaşamı bir sahtekarlıktı. (Mükemmel Boşluk)
Yorumlar
0 yorum