Kitap Künyesi

Yazar: Barbey d'Aurevilly

Çevirmen: Yaşar Avunç

Editör: Işık Ergüden

Editör: Seda Şahin Dilek

Derleyen: Utku Özmakas

Tasarımcı: Aslı Sezer

Yayın Evi: Sel Yayıncılık

İSBN: 9789755709932

Sayfa Sayısı: 136

--reklam--

Adı Sanı Belirsiz Bir Olay Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Barbey d’Aurevilly’nin ustalık eseri Adı Sanı Belirsiz Bir Olay, dünyaya keskin sınırlar çerçevesinde bakan sarsılmaz iradeli bir anne ile kırılgan bir masumiyete sahip kızı arasındaki ilişkisinin gerilimli patolojisini çarpıcı bir biçimde resmediyor. Histeri ile bedensel semptomlar arasındaki etkileşimi kusursuzca ortaya koyar kendin, kilise ve inancı da sorgulayan satırlarda; Tanrıyla şeytanın işbirliği, yolundan saptıran inanç, insanı yakıp kavuran fanatizm, yok eden tutku, delirten yalnızlık ve cezasız kalan suçlar birleşerek kusursuz bir edebi şölene dönüşüyor.

Gizem, suç, doğaüstü gibi temalarıyla yazarın roman sanatına hâkimiyetini ve dehşetten aldığı hazzı gözler önüne seren bu nadide eserin baş kişisi “Last héniede Ferjol sendromu” adıyla bu kitabın ardından tıp literatürüne de girmiştir.

--reklam--

Adı Sanı Belirsiz Bir Olay Alıntıları - Sözleri

  • Ah, sizi seven kadınlar tarafından her zaman sevilmek isteyen sizler, kendinizi asla tamamen tanınabilir kılmayın.
  • …insan olmanın zavallılığı, her şeye alışmak zorunda olunmasında yatıyor.
  • hastalığı genç kızın yalnızca bedeninde degil ruhundaydı.
  • tepesindeki dağların gölgesinde kalan kasaba, kişiliğini çok iyi sarıp sarmalıyordu. karanlık portreye karanlık çerçeve.
  • Yazık! Yüreklerimizdeki duyguları düzenleyen yasa, hayatın akışını düzenleyen yasadan daha acımasız.
  • “Yazgı, insanın doğduğu toprağı sevmesini en yüce nedenlerle istemiştir; tıpkı, sevgisine layık olmasa da annesini sevmesi gibi.”
  • ama gencecikti ve gençlikte her derde deva bulunabilirdi!
  • geri dönüp, bizzat kırdığı camlarla yaralanmak istemedi.
  • ah, bu pencere önlerinde sakince çalışıyor gibi görünen ana kız arasındaki sessiz trajedilerin sayısını kim bilebilir?...
  • ama insan olmanın zavallılığı, her şeye alışmak zorunda olunmasında yatıyor.

--reklam--

Adı Sanı Belirsiz Bir Olay İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Tutku, gizem ve suç temalarını işleyen hikâyeleriyle tanınan sıra dışı yazardan ezber bozan bir metin ile geldim bugün. Kendisinin ustalık eseri addedilen bu kitap hayata belirli bir çerçeveden bakan irade abidesi bir anne ile oldukça kırılgan bir masumiyete sahip kızı arasındaki ilişkisinin gerilimli patolojisi… Histeri ile bedensel semptomlar arasındaki etkileşimi muazzam bir kurgu ve anlatımla ifade eden yazarın baş karakteri “Last héniede Ferjol sendromu” adıyla bu kitabın ardından tıp literatürüne girmiş. Bu sendrom kişinin gizlice kendi kendine açtığı yaraların neden olduğu ve hayatını tehdit eden kanamalardan oluşan bir tür pato mimikri… Yoğun yaşanan yas ve daimi içe atma patolojisinden kaynaklı bu bozukluğu yaşayan hastaların tümü travmatik kayıplar yaşamışlar. Tıpkı Fransız yazar Jules Barbey D'Aurevilly'nin (1808-1889) romanı “Une histoire sans nom “ daki kadın kahramanı gibi … Hedefine ulaşamamış inanç, fanatizm, tutku, çıldırtan yalnızlık ve cezasız kalan suçlar dinamikleri üzerinde yükselen bir edebi şölen. kitap/kitap--167903 (Meltem Bige)

İncelenmesi ve bakılması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bence değişikti. https://www.youtube.com/watch?v=Bl_0YmRh3cg Orada Bir Yerde Bu Roman Olan Şeylerin Romanıdır Kayda Geçsin Kısa Hayat Sondan Sonra Arkadaşlarla Sohbetler Adı Sanı Belirsiz Bir Olay Tütüncü Çırağı (Dileda Arslan Takipçisi)

--reklam--

Adı Sanı Belirsiz Bir Olay PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Barbey d'Aurevilly - Adı Sanı Belirsiz Bir Olay kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Adı Sanı Belirsiz Bir Olay PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Barbey d'Aurevilly Kimdir?

2 Kasım 1808'de Saint-Sauveur-le-Vicomte'ta doğdu. 1756'da soyluluk unvanı almış ve Devrimin yaşantılarını altüst ettiği kralcı bir ailenin çocuğudur. Paris'teki Stanislas Koleji'nde ve Caen'de Hukuk Fakültesi'nde öğrenim gördü. Caen'de yayıncı Trebutien'le dostluk kurdu. Çok okuyan ve özellikle Byron'un eserlerine tutkun olan Barbey, öğrenimini tamamladıktan sonra Paris'e yerleşti. Sanatçıların uğrak yeri olan salonların müdavimi olup dağınık bir hayat sürmekle birlikte okumayı ve yazmayı ihmal etmedi. Joseph de Maistre ve Stendhal'in eserlerinden etkilenen, Balzac'ın yazdıklarına büyük bir hayranlık duyan Barbey, çeşitli gazete ve dergilere makaleler yazdı, moda eleştirmenliği yaptı. 1846'da Katolikliğe dönerek Katolik Dünyası Dergisi'ni çıkardı. 1852'de o an için mümkün olabilecek tek rejim olarak gördüğü imparatorluğun yeniden kurulması için Le Public'te kampanya başlattı ve edebiyat eleştirmeni olarak Bonapartist gazete Le Pays'ye girdi. 1857'de hakkında kötü eleştiriler çıkan Balzac'ı Le Pays'de savundu, Kötülük Çiçekleri yüzünden başı adaletle derde giren Baudelaire'in yanında yer aldı. Yavaş yavaş imparatorluk fikrinden uzaklaştı. 1861'de tekrar "uygunsuz" alışkanlıklarına ve salonlara döndü. 1851'de tanıştığı ve sevdiği Barones de Bouglon'la evlenme projesinin sürekli ertelenmesi ve hiçbir sonuca ulaşamaması, annesinin ölümü, yayıncı Trebutien'le bağlarını koparması, 1862'de Victor Hugo'nun Sefiller'ine saldırdığı için Le Pays'den kovulması, liberal imparatorluğa doğru gidişten duyduğu endişe - bütün bunlar imparatorluk fikrinden uzaklaşmasına ve muhalif bir kimliğe bürünmesine yol açtı. Yazdığı eleştirilerde zaten keskin olan dili giderek sertleşti. 1874'te basılan İblisler hakkında kovuşturma açıldı. Barbey dostlarının müdahalesiyle mahkemeye çıkmaktan kurtuldu. Karaciğerinden rahatsız olmasına rağmen yine de çalışmayı sürdürdü. Geçirdiği ağır bir kanamanın ardından 23 Nisan 1889'da Paris'te öldü.

--reklam--

Barbey d'Aurevilly Kitapları - Eserleri

  • Şeytani Öyküler
  • Perde Arkası
  • Adı Sanı Belirsiz Bir Olay
  • Kırmızı Perde
  • Suçta Mutluluk
  • Züppelik

--reklam--

Barbey d'Aurevilly Alıntıları - Sözleri

  • "Sürekli bir mutluluk zaten şaşırtıcı bir şeydir; ama suçlulukta yaşanan bu mutluluk insanı afallatıyor." (Suçta Mutluluk)
  • “...Ancak insanın hiç unutamadığı şeyler vardır. Çok değildir ama vardır. Ben bunlardan üçünü bilirim; kuşandığınız ilk üniforma, katıldığınız ilk savaş ve sahip olduğunuz ilk kadın.” (Şeytani Öyküler)
  • ..çünkü öyle kadınlar vardır ki aşk ve özveriyle yoğrulmuşlardır, kendilerini öldüren darbeye karşılık bile vermezler. (Şeytani Öyküler)
  • ...yaşam ilerledikçe anılar arasında her zaman ötekilerden çok daha şiddetli parıldayan ve insanın, uğruna her şeyini vereceği bir duygunun olduğu da gerçektir. (Şeytani Öyküler)
  • “Yazgı, insanın doğduğu toprağı sevmesini en yüce nedenlerle istemiştir; tıpkı, sevgisine layık olmasa da annesini sevmesi gibi.” (Adı Sanı Belirsiz Bir Olay)
  • …insan olmanın zavallılığı, her şeye alışmak zorunda olunmasında yatıyor. (Adı Sanı Belirsiz Bir Olay)
  • Aşkımız tetiği aynı anda çekilen ve öldüren iki tabanca atışı gibi eşzamanlı oldu... (Şeytani Öyküler)
  • Ah, sizi seven kadınlar tarafından her zaman sevilmek isteyen sizler, kendinizi asla tamamen tanınabilir kılmayın. (Adı Sanı Belirsiz Bir Olay)
  • Mutlu insanların ciddi olduğunu daha önce de fark etmişimdir. En küçük bir harekette dökülüverecek ya da kırılabilecek, ağzına kadar dolu bir kadeh gibi taşırlar yüreklerini içlerinde. (Şeytani Öyküler)
  • artık tek düşündüğüm şey mutlu olmaktı. (Kırmızı Perde)
  • Mutluluk anlatılamaz! Tarif edilemez. Nasıl damarlarda dolaşan kanın resmi yapılamazsa, mutluluğun da, yaşama daha yüce bir yaşamın doluşunun da resmi yapılamaz. (Suçta Mutluluk)
  • "Mutluluk anlatılamaz!" (Suçta Mutluluk)
  • "Kimsenin beşiğine bakmamak gerek." (Suçta Mutluluk)
  • “yaşadığımız aşkların en güçlüsünün çoğu kimsenin sandığı gibi ilk ya da son aşk olmayıp ikinci aşk olduğunu duymuşumdur.” (Şeytani Öyküler)
  • Marmor, Kur'an'a iman eden bir Türk kadar katıydı. Düşüncelerinin sarayını sımsıkı koruyan dilsiz gibiydi. (Perde Arkası)
  • Ama en sağlam ruhta bile her şey uyuşuyor ve ruh, belki de bu yüzden en sağlam şey… (Şeytani Öyküler)
  • ama gencecikti ve gençlikte her derde deva bulunabilirdi! (Adı Sanı Belirsiz Bir Olay)
  • ama insan olmanın zavallılığı, her şeye alışmak zorunda olunmasında yatıyor. (Adı Sanı Belirsiz Bir Olay)
  • "Romandan konuşmak, herkesin kendi hayatından bahsetmesi gibi bir şeydi." (Perde Arkası)
  • bana bakıyor ama görmüyor gibiydi. (Kırmızı Perde)