Kitap Künyesi
Yazar: Mustafa Çiftci
Yayın Evi: İletişim Yayıncılık
İSBN: 9789750532306
Sayfa Sayısı: 95
--reklam--
Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Dayanamam anamın kederlenmesine. Hemen ağzımla saz sesi, darbuka sesi çıkarır, bir yandan da oynarım. Anam o zaman azıcık da olsa güler. ‘Hah şöyle gül aslanın anası. Benim kimim var? Sen de ağlarsan ben hepten biterim, kölesi olduğum anam,’ derim. Ben oynadıkça annem beni seyreder. Cibicik çalar. Tempo tutar.”
Anasına gurban oğullar, oğullarının sesinden her şeyi anlayan babalar.
Badır budur konuşan enişteler, eltiden yana dertli gelinler.
Kafası cıva gibi ziv ziv akan deliler, lacivert pantolla beyaz göynek giyenler.
Maykıl Ceksın’a taş çıkartan bebeler, Bergen konserine yevmiye sayan taşralı
muallimler.
Daha neler neler... Es garibin bağrına!
Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım, bozkırın sesi, nefesi.
Bazısında yokluk, bazısında gariplik kokusu...
Mustafa Çiftci, her şeye rağmen gülen gözlerle bakıyor hayata.
Kedere neşe katarak anlatıyor hikâyelerini
--reklam--
Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım Alıntıları - Sözleri
- "Eşeği yoldan çıkarır sıpanın oynaması, ehlikeyfe keyif verir kahvenin kaynaması."
- "Hem muhabbet, hem kitap, hem de çay.Daha ne olsun! "
- "Eşeği yoldan çıkarır sıpanın oynaması, ehlikeyfe keyif verir kahvenin kaynaması."
- Esasen o yaşta bizi adam yerine koyan da yoktu zaten. Ergen olmanın böyle sıkıntıları var. Ne kadar çabalarsanız çabalayın adam yerine konmamak gibi bir engeliniz oluyor.
- "Keşke her gün pazar olsa," derdim.
- Halamın ağlamaktan öldüğü kasetler Emrah'ın yani "Küçük Emrah"ın filmleriydi. Emrah sesi gerçekten güzel bir genç miydi o ayrı konu. Fakat güzel ağlıyordu. Ağlayabilmek büyük güçtür.
- Roman yazanlara bir hayran olurum ki sormayın. Bu kadar kuyruklu lafı nereden bulur, nasıl birbirlerine bağlarlar hep hayret ederim.
- Ablalar biraz anne, biraz baba ve azıcık da abladırlar.
- "O kadar çok süslenirler de bilmezler ki mahçup bir gülümseme kadar güzel süs daha verilmemiştir kadın kısmına."
--reklam--
Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım Mustafa Çiftçi'den okuduğum ilk öykü kitabı. Kitap 2022 yılı Sait Faik Öykü Armağanı ödüllerinin 10 kitaplık kısa listesinde yer alan kitaplardan biri. 11 Mayıs'ta açıklanacak sonuca göre bakalım bu yılın kazananı kim olacak. Merakla bekliyoruz. Kitaba gelecek olursak uzun zamandır okuduğum öykülerden çok farklı geldi kitaptaki öyküler bana. Hepsi samimi bir dil ve anlatımla yazılmış, okuyormuş gibi değil de karşınızdaki birinden dinliyormuş hissi uyandıran öykülerdi. Kurgu yoktu, büyük büyük karakterler yoktu öykülerde. Ne vardı diye soracak olursanız ilk anda bende bıraktığı duygular için samimiyet ve sıcaklık vardı diyebilirim. 1977 doğumlu yazarla aynı dönemleri yaşayanlar için nostalji yüklü öyküler vardı kitapta, şöyle bir geçmişe götürüp getiren öyküler. Küçük Emrah filmi seyrederek büyüyen, Maykıl Ceksın gibi dans etmeye çabalayan bir neslin çocukları için çok tanıdık bildik öykülerdi bazıları. Videoların evlere girdiği dönem toplanılıp izlenen filmler, ev işi yapmanın roman okumaktan evla olduğu evler, parasız yatılı okumak zorunda kalan çocuklar, evde bulunmayan bir Baktirim nedeniyle engelli yaşamak zorunda kalan çocuklar daha neler neler. On altı kısa öykünün yer aldığı kitaptaki öyküler okurken hem hüzünlendirip hem gülümsetirken yokluğun ve garipliğin sesinini fısıldadılar kulağıma. Kendi halinde, küçük dünyalarında yaşayıp giden, tanıdık bildik insanların öykülerini anlatmış Mustafa Çiftçi ama hep umudu da koymuş öykülerine. Yolu açık olsun Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım'ın. Okuyacaklara da keyifli okumalar şimdiden... (Filiz)
Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım: Mustafa Çiftçi'nin okuduğum ilk kitabı.Daha önce keşfedemedigim bir yazar. Anadolu insanının saf ve temiz duygularına yer veriyor.Kısa kısa hikayelerden oluşan bu kitabı, hiç sıkılmadan bir çırpıda okuyabiliyorsunuz.X kuşağının tadı damağınızda kalan hikayelerini tavsiye ederim (Fesleğen)
Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım Mustafa Çiftci’den; Bozkırda Altmışaltı, Adem'in Kekliği ve Chopin, Ah Mercimeğim ve Kalfa Uykusu’ndan sonra okuduğum 5. kitap… Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım; 16 kısa hikâyeden ve 95 sayfadan meydana geliyor. Mustafa Çiftci, kalemini sevdiğim yazarlardan biridir. Bu kitabı bir yıldan fazladır bekliyordum. Sonunda çıktı. Diğer kitaplarına göre daha kısa metinlerden oluşan kitapta yine Anadolu insanının samimiyetine, sevginin masumiyetine, yoksulluğa sık sık yer veren Çiftci, her hikâyede başka başka hayatlara çeviriyor kalemini. Kitaptaki bazı hikâyelerin çok kısa olması ve anlatım sırasındaki zamanın bazen hızlı akması okuru tedirgin etse de kitapta öne en fazla çıkan duygu samimiyet… Kitaptan bazı alıntılar: “O kadar çok süslenir de bilmezler ki mahcup bir gülümseme kadar güzel süs daha verilmemiştir kadın kısmına” (s. 15). “Adam sevmiş. Sevmese iyiydi ama sevmiş işte” (s. 17). “Merak olmadan ilim olmaz” (s. 32). İyi kitap seviyorsanız okuyabilirsiniz. (Mahir)
--reklam--
Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mustafa Çiftci - Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mustafa Çiftci Kimdir?
1977 doğumlu, ilk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. 1999 yılında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu. 2000-2001 yılları arasında Güney Afrika Cumhuriyeti'nde bulundu. Dönüşünde İngilizce okutmanlık, metin yazarlığı, radyo ve TV programcılığı yaptı. çeşitli dergilerde yayımlanmış hikâyelerini Haziran 2012'de Âdem'in Kekliği ve Chopin adlı kitabında topladı. Halen Yozgat Belediyesi AR-GE ofisi sorumlusu olarak çalışıyor. Evli ve iki çocuk babası.
(Yayınevi sayfası)
--reklam--
Mustafa Çiftci Kitapları - Eserleri
- Bozkırda Altmışaltı
- Adem'in Kekliği ve Chopin
- Ah Mercimeğim
- Yengeler Cumhuriyeti
- Kalfa Uykusu
- Aşkta Haram Olmaz
- Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım
--reklam--
Mustafa Çiftci Alıntıları - Sözleri
- Nokta sözün nihayetine alâmet olur. (Yengeler Cumhuriyeti)
- "Burada boğulacağız. Yaşamak için gidiyoruz." (Adem'in Kekliği ve Chopin)
- Modern dünya gececidir. (Kalfa Uykusu)
- "O kadar çok süslenirler de bilmezler ki mahçup bir gülümseme kadar güzel süs daha verilmemiştir kadın kısmına." (Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım)
- “Okumak dışında ne işe yararsın sen?” (Bozkırda Altmışaltı)
- Damınıza ot muydum Üstünüze yükmüydüm Bir kız idim çok muydum? (Yengeler Cumhuriyeti)
- Halamın ağlamaktan öldüğü kasetler Emrah'ın yani "Küçük Emrah"ın filmleriydi. Emrah sesi gerçekten güzel bir genç miydi o ayrı konu. Fakat güzel ağlıyordu. Ağlayabilmek büyük güçtür. (Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım)
- Her iyi şoförden iyi bir ehliyet hocası olmaz. Yapmak ayrı, anlatmak ayrı bir meziyettir. (Kalfa Uykusu)
- Yenge, anne yarısıdır bence. Anam kadar değil elbette, lakin iyilik ve adı konulmamış bir hüzündür yenge. (Yengeler Cumhuriyeti)
- Yenge olmak kolay ama yenge olduğun yeri sevmek ve orada sevilmek pek zordur. (Yengeler Cumhuriyeti)
- Önemli olan çok koşmak değil, düzenli koşmaktır ya. Yazmak da öyle bir şey. Çok yazmaya değil, sürekli yazmaya heves edilmelidir. (Kalfa Uykusu)
- "Kabul etmek lazım edebiyatın da magazini var. Fakat Türkiye'de bu magazin biraz kan tadı veriyor." (Kalfa Uykusu)
- Biliyor musunuz başınızdaki derdin sebebinin "çok hassas olmak" şekilde açıklanması insanı deli ediyor. (Kalfa Uykusu)
- *El yarası onar, elti yarası yanar. *Eltinin kestiğini kılıç kesmez. (Yengeler Cumhuriyeti)
- Baldıza yan göz serbesttir. Hatta baldız baldan tatlıdır. Ama yenge ile bal kıyas edilemez. Yengeye kötü gözle bakılamaz. (..) Keza birisine, bir başka erkeğe ilişki, yahut niyet açıklanırken eşzamanlı olarak hiza vermek üzere "yengen olur / sayılır" denir. Bir de kadının bir eşi yahut sevgilisi varsa arkasından konuşurken "kendi başına değersizliğini", "erkeğinden bağımsız olarak dikkatini çekmeyeceğini" tarif eden zihniyet de yenge mekanizmasına başvurur. (Yengeler Cumhuriyeti)
- Onca yoklugun yoksulluğun içinde o neşeyi nereden bulup çıkardığına hep şaşardim (Yengeler Cumhuriyeti)
- "Gülümseme dediğimiz şey yârin gül yüzünün çiçeklenmesi değil midir?" (Ah Mercimeğim)
- İnsan kendini insanda tanıyormuş. (Yengeler Cumhuriyeti)
- Ben onu bunu bilmem arkadaş, okul çok iyi geliyor sevdalı adama. Devlet senin için kalorifer yakıp ısıtıyor; "Gel buraya, sıcacık otur," diyor. Öğretmen soru sorarsa, "Bilemedim hocam," de, boynunu bük. Boynu bükük adama kim, ne diyebilir? Ben de zaten sevda uğruna boynu bükülmüş adamdım. (Ah Mercimeğim)
- Sevmek öğretilmez fakat nasıl sevda derdi çekilir bir söyleyen olsa hiç fena olmazdı. El yordamıyla sevda çekmek, biraz maliyetli oluyor. (Kalfa Uykusu)
Yorumlar
0 yorum