Kitap Künyesi
Yazar: Robert Musil
Çevirmen: İlknur Özdemir
Orijinal Adı: Über die Dummheit
Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınları
İSBN: 9786052980545
Sayfa Sayısı: 68
--reklam--
Ahmaklık Üzerine Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
20. yüzyıl romanının “üç büyükler”inden Robert Musil’in bu ufak ama amansız metni, tadına doyum olmaz ironisiyle ahmaklık üzerine edebiyatın eşsiz sayfalarını getiriyor karşımıza… Ahmaklığın bir zekâ eksikliği olup olmadığını tartışırken bu kavrama farklı bir ışık altında bakmamızı sağlıyor. Musil’in metnin sonunda dediği gibi, ahmaklığa karşı en önemli çare, “alçakgönüllü olmaktır”. Alçakgönüllülük ise, gücün ve iktidarın tadını aldıkça bazı kişilerin uzaklaştıkları bir erdem.
Aklın neredeyse çözüldüğü günlerden geçiyoruz. Musil bize tuttuğu ışığıyla içimize çöken karanlığı bir nebze hafifletecektir.
“Kuşkusuz dalkavuklarda akıl takdir edilir, ama ancak koşulsuz itaatle birlikte olursa. Aklın yanında bu ‘iyi hal’ belgesi eksikse ve hükmeden kişinin yararına işlediğinden emin olunamazsa, akıllı kişiye akıllı değil de daha çok saygısız, küstah ya da hain denir.”
--reklam--
Ahmaklık Üzerine Alıntıları - Sözleri
- ''Ahmaklıkla gurur aynı ağacın meyvesidir''
- "Yapılacak en zeki şey, yeryüzünde mümkün olduğu kadar fark edilmeyen, göze çarpmayan biri olmaktır!"
- Ara sıra da olsa hepimiz aptallaşırız.
- "Elinden gelenin en iyisini yap, gerektiğinde gerektiği kadar kötüsünü yap, fakat böyle yaparken de hata payının bilincinde ol!"
- ''Kabalık, ahmaklığın uygulamasıdır.''
- Musil'in konferansın sonunda dediği gibi, ahmaklığa karşı en önemli çare, ''alçakgönüllü olmaktır''. Alçakgönüllülük ise, gücün ve iktidarın tadını aldıkça bazı kişilerin uzaklaştıkları bir erdem.
- ...her akıllılık kendi aptallığına sahiptir..
- Ahmaklık ise kuşkuyu uyuşturur; günümüzün deyişiyle ''silah bıraktırır''.
- Kibir kavramıyla ilişkilendirdiğimiz şey aslında düşük başarı beklentisidir. Çünkü kibir kelimesi nafileyle aynı anlama gelir.
- Çünkü Musil'e göre aptallık, asla zannedildiği gibi 1zekâ eksikliği değil, daha çok 1duygu hatasıdır. O yüzden asıl zekânın içindeki ve özellikle de edebiyata sızan aptallık mesele edilmelidir...
- "Eğer ahmaklık; gelişime, yeteneğe, umuda ya da iyileşmeye tipatıp benzemeseydi, kimse ahmak olmak istemezdi."
- "Yapılacak en zeki şey, yeryüzünde mümkün olduğu kadar fark edilmeyen, göze çarpmayan biri olmaktır!"
- Aptallık güçlü insanı ‘’çaresizliğe’’ sürükler, diğer bir değişle tam olarak bir zayıflık hali neyse, ona!
--reklam--
Ahmaklık Üzerine İncelemesi - Şahsi Yorumlar
20. yüzyılın en önemli romancılarından Robert Musil’in Aptallık üzerine kitabı 1937'de Viyana'da Avusturyalı Werkbund'un davetiyle düzenlenen bir konferans aslında. Kitabın isminden de anlayabileceğiniz gibi, insanların aptallığından bahsediyor. Okuyan kişiye güzel bir sorgulama yaptırıyor. Acaba bende aptal mıyım diyorsunuz. Yazar aptallığın zeka eksikliği değil, daha çok duygu hatası olduğunu da söylüyor. Yazarı okumaya, tanımaya başlamak için bu kitabı tercih edebilirsiniz. Ben niteliksiz adam serisini okumayı çok istiyorum fakat cesaret edemiyorum. Bir anda okunabilecek bir eser olduğunu düşünmediğim için, ince eserlerden başlamak istedim. (Şeyma Öztürk)
Çok bilmişlik, egoistlik, kibirlilik, narsistik, empatiden yoksunluk, aşırı özgüven sahibi olmak gibi kavramlar ışığında, döneminin ve günümüz insanının bir çoğuna bulaşmış olan ahmaklık kavramının doğasını anlatmış bizlere Robert Musil. Ahmak kelimesi sokakta, beceriksiz ve sakar insanlar için kullanılıyor olsa da aslında anlamı daha başkadır. Beyninden çok duygu ve arzularıyla düşünen insan için bu kelime kullanılıyor olsa çok daha doğru olurdu diyor Musil. Buna panzehir olarak da Alçakgönüllü olmayı ve bundan asla vazgeçmemeyi sunuyor. Günümüzde çoğunlukla iş hayatı olmak üzere her alanda ''profesyonel'' bir yaşam hakim. Bu profesyonelliğin diğer adı ahmaklıktır aslında. Bir işi yapamıyor veya eksik yapıyorsan bunundan eleştiri almamak için her şeyden önce savunma mekanizması geliştirir insan. Üzerine düşünmesi gereken yerde kibrinin, egosunun ardına saklanır. Hata kabul etmez. İşte bu davranış şekliyle Ahmaklık doğmaya başlamakta, insan, sonunu hazırlamaktaydı. Keza ahmak bir dünyada ahmak olduğunu bile anlamayacak kadar ahmakça bir durum içine düşüyor insan. Günümüz insanının sorunu hakkında çok güzel bir noktaya değinmiş Musil. İlgilisine (diğer kitaplarıyla birlikte) tavsiyemdir. Keyifli okumalar. (Uğur De Molinari)
--reklam--
Ahmaklık Üzerine PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Robert Musil - Ahmaklık Üzerine kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ahmaklık Üzerine PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Robert Musil Kimdir?
Tam adı Robert Edler Von Musil'dir. 1880 yılında Klagenfurt'da doğdu, 1942 de Cenevre'de öldü. Öğrenim hayatı, tıpkı Kafka'da olduğu gibi, babasının isteği doğrultusunda geçmiş, babasının istediği okullarda okumuş ve yine onun isteği üzerine makine mühendisi olmuştur. Daha sonra Berlin Üniversitesi'nde felsefe, psikoloji, matematik ve fizik okuyarak psikoloji alanında doktora yaptı.
Henüz 26 yaşındayken yayımladığı "Genç Törless" adlı romanı ile birden bire eleştirmenlerin dikkatini çekmiş, kendini tamamen yazarlığa vererek dönemin önemli üniversitelerinden gelen asistanlık tekliflerini geri çevirmiştir. Edebiyatta, özellikle biçimi ön plana çıkaran yazarları eleştirmiş "sanat sanat için değil, sanat hayat içindir" anlayışını savunmuştur. Tüm edebi yaşamı boyunca sosyal ve toplumsal sorunlarla uğraşmış, bunları romanına ustalıkla yerleştirmesini bilmiştir.
1930 yılında ilk cildi yayımlanan başyapıtı "Niteliksiz Adam" ile hayatı boyunca uğraşmasına rağmen çeşitli sebeplerden dolayı bir türlü bitirememiş, özellikle üsluba verdiği önem nedeniyle bazı bölümlerini defalarca yazmıştır. Bu eserinde, I. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasının kültürel uyuşmazlığını, güvensizliklerini, kırgınlıklarını büyük bir ustalıkla yansıtır.
Gerek eserlerinin derinliği, gerek sanata bakışı ve gerekse yapıtlarının sanatsal nitelikleriyle Robert Musil, 20.yüzyılın en büyük Alman romancılarından biri olmasının yanında, modern romanın da temel taşlarından biridir. Adı okurlar tarafından pek duyulmasa da eleştirmenlerce genellikle Franz Kafka, James Joyce, Marcel Proust ve Virginia Woolf gibi modern romanın önemli isimleriyle birlikte anılır. En önemli eseri olan "Niteliksiz Adam" yarım kalmış olmasına rağmen dünya edebiyatının anıt romanlarından biridir. Çağdaş romanın oluşumunda önemli katkıları vardır.
--reklam--
Robert Musil Kitapları - Eserleri
- Üç Kadın
- Hayalperestler
- Öğrenci Törless'in Bunalımları
- Yaşarken Açılan Miras
- Niteliksiz Adam 1
- Niteliksiz Adam 2
- Baltık'taki Balıkçılar
- Ahmaklık Üzerine
- Günlükler
- Niteliksiz Adam 3
- Niteliksiz Adam 4
--reklam--
Robert Musil Alıntıları - Sözleri
- Ara sıra da olsa hepimiz aptallaşırız. (Ahmaklık Üzerine)
- Çok alıntı yapıyor. Eski üstatları alıntılıyor. Elbette günümüzdekileri de alıntılıyor. (Niteliksiz Adam 3)
- Sadece bakıp koklamak bile dünyayı sevmek için yetmez mi? Ama sevemiyoruz, çünkü insanların akıllarından geçenlerden razı olmuyoruz. (Niteliksiz Adam 3)
- Sağdan soldan toparladığı iyisinden, kötüsünden türlü kitaplar okuyor ve sadece yemek yemek veya kestirmek için ara veriyordu. (Niteliksiz Adam 3)
- "Eğer ahmaklık; gelişime, yeteneğe, umuda ya da iyileşmeye tipatıp benzemeseydi, kimse ahmak olmak istemezdi." (Ahmaklık Üzerine)
- Artık uyumaktan ve bir sonraki sabahın geride kalmış güne benzeyen yeni bir gün getirmesinden başka beklentim yoktu. (Baltık'taki Balıkçılar)
- Kendi içinde sakin sakin kayıp giden bir yaşam duygusunu uyandırabilmesi gerekiyor insanın. Bu başarıldığı an, hayata olduğu kadar ölüme de yaklaşılır. (Öğrenci Törless'in Bunalımları)
- Sanat insanları harekete geçirmeli, sarsmalı, eğlendirmeli, şaşırtmalı, ona asil düşüncelerin kokusunu aldırmalı veya tek kelimeyle gerçekten de bir şeyler yaşatmalı ve bizzat kanlı canlı olmalı yahut bir tecrübe sunmalıdır. (Niteliksiz Adam 3)
- Her şey çok gerçekdışı! Bugün artık ben de gerçek insanları ve eşyayı, hatta gerçekten bir şeyleri seviyor muyum, bilmiyorum! (Niteliksiz Adam 4)
- Başta küçük adımlar at ki ileride büyük sıçrayışlar yapabilesin! (Niteliksiz Adam 4)
- Bazen bir kitapta bir şey okuyorum, başka bir kitapta okuduklarımla çelişiyor ama ikisini de seviyorum. (Niteliksiz Adam 4)
- "Hepimizin iç dünyasında bazı çıbanlar var" diye düşündü bütün bunları kafasından kovmak istercesine. "İçimizde hastalıklı, tüyler ürpertici, yalnızlık kokan, kötü yanlar var." (Niteliksiz Adam 2)
- Bugün hala kitap yazıyorlar. Bu kitapların bir kıymeti olduğunu sanıyor musunuz? Ben sanmıyorum. (Niteliksiz Adam 3)
- ...1insanın gençliğinde sevmiş olduğu ve aradan geçen yıllar içersinde daha güzelleşmemiş 1iyle yeniden karşılaşmasıyla 1tutulamaz. Gerçi insan böyle 1durumda da 1zamanlar kekeleyerek söylediklerini artık anlamaz olur, ama bu, hiç olmazsa insana özgü olan her şeyin o insanı içlendiren geçiciliğiyle ve aşkın herkesçe bilinen, süreklilikten yoksun karakteriyle bağıntılıdır... (Yaşarken Açılan Miras)
- Benim kaybedip tekrar bulduğum kendime olan sevgimsin sen. (Niteliksiz Adam 4)
- Sağlam birini akıl hastasından ayıran şey sağlamda bütün akıl hastalıklarının, akıl hastasındaysa yalnızca birinin olmasıdır! (Niteliksiz Adam 3)
- Her yerde:insan yakınlarındayken koyunlar ürkek ve akılsızdır;koyunlar onu dayak ve taşlamalarıyla tanırlar.Ama eğer insan hareketsiz kalıpta uzaklara bakarsa,oradaki varlığını unuturlar.On ya da on beş tanesi kafa kafaya verirler ve kafalarının ortasıyla ya da kafalarının arkalarındaki renkli desenlerle bir çarkın dişlerini oluştururlar.Kafataslarını sıkıca birbirlerine yapıştırırlar.Öylece dururlar ve oluşturdukları tekerlek saatlerce kımıldamaz.Rüzgar ve Güneş dışında herhangi birşey hissetmek istiyormuş gibi görünmezler ve alınlarının arasında,sonsuzluğa uzayan saniyeler hapishane duvarlarında mahkumların çekiç sallayışı gibi kafadan kafaya akan sinyalleri bulup çıkarır. (Baltık'taki Balıkçılar)
- Eğer bu güven duygusu bizde olmasaydı, içimizde olmasaydı aklımızın zavallılığı karşısında duyacağımız umutsuzluktan kendi kendimizi öldürmemiz gerekirdi. (Öğrenci Törless'in Bunalımları)
- Ama yine de umutsuzluğa kapılmıyor, her şeye karşın kendimizi sağlam bir zemin üzerindeymişiz gibi güven içinde hissediyoruz. Eğer bu güven duygusu bizde olmasaydı, içimizde olmasaydı aklımızın zavallığı karşısında duyacağımız umutsuzluktan kendi kendimizi öldürmemiz gerekirdi. Bu güven duygusu sürekli eşlik ediyor bize, bizi aykata tutuyor, aklımızı her an küçük bir çocuk gibi koruyucu kollarına alıyor. (Öğrenci Törless'in Bunalımları)
- huzurun peşinde değildi, ruhunun dışına çıkmaya hasretti (Üç Kadın)
Yorumlar
0 yorum