Kitap Künyesi
Yazar: Irene Némirovsky
Çevirmen: Ebru Erbaş
Editör: Ayça Sezen
Editör: Emrah Serdan
Tasarımcı: Utku Lomlu
Orijinal Adı: Liens du Sang
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750741951
Sayfa Sayısı: 72
--reklam--
Aile Bağları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sıradan bir pazar günü Demestre ailesinin yetişkin çocukları, anneleri Anna’nın evinde bir araya gelir. Üç oğlu, gelinleri ve boşanmış kızının toplandığı sofrada her zaman olduğu gibi kardeşler arasındaki gerginlikler tekrar su yüzüne çıkar. Ölümün ne kadar yakın olduğunu fark ettiklerinde, bu kardeşler anlaşmazlıklarını unutup barışabilecek midir? Némirovsky’nin 1936 tarihli öyküsü, aile dinamiklerinde insan ilişkilerine dair evrensel şeyler bulan, sarsıcı bir tek perdelik hikâye.
--reklam--
Aile Bağları Alıntıları - Sözleri
- "Gözlerini açmak ve yatağında bir kadının uyuduğunu görünce ilk anda kendine 'Ne işi var bunun burada?' diye sormak. Yıllarca bunu yaşadım, yıllarca."
- "Erkekler için hava hoş," diye düşündü. Yaşlı da olsalar daha ilginç, daha sürükleyici meşgaleleri vardı; politika, barış, savaş, dünya işleri... Ve daha canlı, daha renkli anıları.
- hayatlarımız sadece bizi ilgilendirir, sadece bize aittir...
- İnsan eninde sonunda bir başına.
- Hayatımızı fena ıskaladık... Zaten sırf yaşayarak bile ıskalamaya devam ediyoruz.
- ben de varım sonuçta, benim de bir hayatım var, tıpkı sizinkiler gibi.
- "Ruhun derinlikleri nasıl da zalim!"
- kendimi hep siz ikiniz için feda ettim ben. benimle alay ederdiniz, beni hantal, beceriksiz, salak, akılsız bulurdunuz ama benden yararlanmayı da iyi bilirdiniz!
- hayatımızı fena ıskaladık... zaten sırf yaşayarak bile ıskalamaya devam ediyoruz.
- “Eninde sonunda sahip olduğumuz tek şey bu...bu insan sıcaklığı.”
- Hayatlarımız sadece bizi ilgilendirir, sadece bize aittir...
- Hayatlarımız sadece bizi ilgilendirir, sadece bize aittir.
- Kendimi hep siz ikiniz için feda ettim ben. Benimle alay ederdiniz, beni hantal, beceriksiz, salak, akılsız bulurdunuz ama benden yararlanmayı da iyi bilirdiniz.
- Birbirlerine güvenle gülümsediler. "Kadınlara" diye daldı Augustin, "güvenebilmek imkansız. Şunları, şu anıları bile açgözlülükle dinlerler, sevdikleri adamın geçmişine dair her bir kırıntıydı toplar, kendileri ile ilgili olup olmamasına göre ya benimser ya da sonsuza dek yadsırlar: "Bu beni tanımadan önce miydi? Bu bizden sonra mı oldu?" Gerisi yoktur. Erkeklerin hayatı, kadınların onlara ele geçirdiği gün ve anda başlamalıdır.
--reklam--
Aile Bağları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Metro Kitapları -1-: Aile, yara bıraktığın ve de yaralandığın bir kurum. O yaraları idrak edemediğin yaşlardan kalan güzel hatıraların silik izleri vasıtasıyla bağlandığın aile üyeleri ile tesis ettiğin bağ ise hem seni boğan hem de yolunu kaybettiğinde yoluna döndüren bir ip gibi. İşte bu gerçeği olduğu sadeliği ile anlatan bir kitap bu. Kitap da dediği gibi “her biri yüreğine sıkı sıkı sarılmış ama koparılması gereken bu bağlar” (s.59) ya hayatı ıskalamamıza sebep oluyor ya da hayata katılmamaza yardımcı oluyor. Yazarın Nazi kampında ölmüş olduğu gerçeğinin de bende bıraktığı buruklukla, çoğunluğun ya kulak tıkadığı ya da romantize ettiği bu tür bağları, kısa yaşamında bu denli apaçık anlatabilmesi karşısında duyduğum hayranlığı bir de burada tekrar etmek istedim. "Çocuklar... Onlar için tüm yapılanlar, onlara verilenler ve karşılığında bir gün, ölmekteyken, yanımızda olacakları ümidi; bizim gibi, bizim gibi..." (s. 46) (Nur Banu)
Aile = "Düşman mıydılar? Hayır, kesinlikle, ama soyadlarından ve birkaç yüz hattından başka ortak noktaları kalmamış birer yabancıydılar." Aile olmak zordur , ayrı ayrı hayatlar yaşarız . Her bireyin ayrı derdi , sevinci vardır . Aile olabilmek için bizi birbirimize bağlayan sağlam bağlar olmalı arada. Bu kitapta Demestre ailesinin hikayesini okuyoruz . Sıradan bir pazar günü Demestre ailesinin yetişkin çocukları, anneleri Anna’nın evinde bir araya gelir. Üç oğlu, gelinleri ve boşanmış kızının toplandığı sofrada her zaman olduğu gibi kardeşler arasındaki gerginlikler tekrar su yüzüne çıkar. Ölümün ne kadar yakın olduğunu fark ettiklerinde, bu kardeşler anlaşmazlıklarını unutup barışabilecek midir? Farkında olmadan ne çok kırıyoruz birbirimizi. İnsan en çok sevdiklerini üzüyor galiba . Sadece ölüm hatırlatıyor bize zamanın ve sevdiklerimizin kıymetini. Kısa ama oldukça etkileyici ders çıkarılası bir hikayeydi . Tavsiye ederim .. Hayatlarımız sadece bizi ilgilendirir, sadece bize aittir... (Beyza Nur Kartal)
Bir kitaptan alınabilecek net verimin hepsini kapsıyor. Sayfa sayısının çok az olmasına rağmen. Sadece sonunu okurken duyguyu sonuna kadar hissedebilmek adına herbir kişiye belirlenmiş sonu okumak isterdim. Yani açık uçlu olmayan okuyucunun keyfi iradesine bırakmayan kesin ifadeler isterdim. Onun dışında günümüz aile yapılanmasını biraz iğneleyici biraz duygusal tonlarla çok güzel işlenmiş. Kitap size iç içe geçmiş aynalar örgüsünü yansıtıyor. Bahsi geçen nesiller arası benzerlikleri ve olası benzeyişleri hem apaçık görüyor hem de sezgilerle bağlılık sağlıyorsunuz. Kitap aynı zamanda insanların kararlarını, duyguların ne derece etkileyebileceğini de gösteriyor. Çocukluktan bu yana gelen bağlar hiyerarşisinin sevgi önceliklerini nasıl değiştirdiğini ve insanların aradaki sevgi kaybolsa bile hayattaki sorunlardan çok sıkıldıkları için sanki sevginin yeri değişmemişçesine kendilerini nasıl kandırdıklarını çok güzel anlatıyor. Aynı zamanda beslediğimiz nefretin birebir karşımızdakiyle alakalı olmadığını aslında kendi hayatımızdaki sorunların yansıması olduğu için nefret ettiğimizi öğretiyor. Kitabın başından sonuna kadar beni rahatsız eden tek bir konu vardı. O da; insanların sağlığı sadece bedensel olarak tanımlayıp fiziken iyi oldukları zaman onları sorunsuz görmeleriydi, kimse kimsenin iç dünyası ile ilgilenmiyordu. Halbuki birbirlerine karşı kurulmamış birçok cümleleri ve dile gelmeyi bekleyen acıları vardı. (N)
--reklam--
Aile Bağları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Irene Némirovsky - Aile Bağları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aile Bağları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Irene Némirovsky Kimdir?
Irene Nemirovsky, 1903’te Kiev’de doğdu. Ekim Devrimi nedeniyle ailesi Fransa’ya göç etti. 1926’da ilk romanı Le Malentendu’yü (Yanlış Anlama) yayımladı. İkinci kitabı David Golder’le meşhur oldu. Bunu diğer kitapları izledi. Ama İkinci Dünya Savaşı kopmuştu. 13 Temmuz 1942’de Irène Némirovsky Fransız jandarması tarafından tutuklandı, Pithiviers Kampı’na kapatıldı ve sonra da nakledildiği Auschwitz’de 17 Ağustos 1942’de öldü.
--reklam--
Irene Némirovsky Kitapları - Eserleri
- Pazar Günleri
- Yalnızlık Şarabı
- Fransız Süiti
- Bir Yazarın Romanı
- Aile Bağları
- Sırdaş
- Don Juan'ın Karısı
- İhtiyarlamayan Kadın Jezabel
--reklam--
Irene Némirovsky Alıntıları - Sözleri
- Üstelik, insan zamanında çocukluğunu yaşayamamışsa başkaları gibi büyüyüp olgunlaşamıyor. Rüzgara ve soğuğa çok erken maruz kalmış bir meyve gibi bir köşeden diğerine savrulup duruyor. (Yalnızlık Şarabı)
- Yaşam görünmeyen bir amaca doğru hiç bitmeyen , nafile bir yarış gibi bütün sürati ve anlamsızlığı içinde ilerlemekteydi. (Yalnızlık Şarabı)
- ...yaşaması için en kötü gıda elemanlarını topraktan kendine çeken bir bitki gibi, bedbaht bir çocuk da her yanda seadet parçacıkları arar ve bulur. (Bir Yazarın Romanı)
- "...ölünün başucu dışında, uluorta ağlanmazdı; bunun dışında kendini tutmak, bir başkasından hem acısını hem de büyük zevkini gizlemek gerekirdi" (Fransız Süiti)
- "Toplum yaşasın diye bireyin telef olduğu toplumsal bir çağda olduğumuza inandırmak istiyorlar bizi; oysa biz, tiranlar yaşasın diye telef olan bir toplum görmek istemiyoruz." (Fransız Süiti)
- Hep söylendiği gibi, kadınlar anlaşılmazdır. (Don Juan'ın Karısı)
- Yeryüzünün en ücra köşesi, en nasipsiz yeri bile bir çocuk için hayatla ve değişikliklerle doludur. (Bir Yazarın Romanı)
- Yalnız kişi için dünya bir çöldür. (Bir Yazarın Romanı)
- Şu neşe için yaratılmış zavallı bedenler! Yo, hayır, insan bedenleri asla neşe için yaratılmamıştır, diye düşündü Hugo İnsan açlığa, soğuğa, yorgunluğa dayanmak için yaratılmıştı, kalbi de bir kısım ilkel, şiddet içeren tutkuyla dolmak için: korku, umut, nefret. (Pazar Günleri)
- Çünkü insanın yaşamayı sürdürebilmesi için en az miktarda da olsa solunabilecek bir havaya ,belli bir dozda oksijene ve yanılsamaya ihtiyacı vardır ... (Yalnızlık Şarabı)
- Mezarda nasıl yalnız yatacaksam , kendi içimde de öyle yalnız yaşıyorum. (Bir Yazarın Romanı)
- "Ruhun derinlikleri nasıl da zalim!" (Aile Bağları)
- Makyaj yapmayı, elbise giymeyi, yüzüne kömürden bıyık çizmeyi, insanlarla eğlenmeyi seviyordu. Bir gün dilenci kılığına girip bütün Taganrog şehrini geçip amcası Mitrofon'a gitmiş, dalgın (veya nazik) amca da ona üç kopek vermişti. Ne sevinçti bu! Sofrada irticalen komik sahneler yapıyor, bin çeşit maskaralık ediyordu. Ne kadar da gülmesini severdi o küçük Anton! (Bir Yazarın Romanı)
- Kadının tatmin olmamış arzusundan daha tehlikeli bir şey yoktur. (Pazar Günleri)
- kendimi hep siz ikiniz için feda ettim ben. benimle alay ederdiniz, beni hantal, beceriksiz, salak, akılsız bulurdunuz ama benden yararlanmayı da iyi bilirdiniz! (Aile Bağları)
- Bir adamı iyi tanımak için, insan onu sofrasında ya da hoşlandıği bir kadının yanında görmelidir. (Pazar Günleri)
- 1880'de küçük bir mizahi gazete olan Leylek'te çıkan "Don'da bir mülk sahibinin komşusuna mektubu" Anton Çehov'un hiç şüphesiz ilk basılmış eseridir...[G]erçek ismini kullanmıyordu, uydurma isim seçmişti: “Antoşa Çehonte”. (Bir Yazarın Romanı)
- “…sanki dünyada ağlamaya değer erkek varmış gibi onun için döktüğüm gözyaşları, o zaman çektiğim korkunç ıstırap, şimdi beni daha ziyade gülümsetiyor.” (Don Juan'ın Karısı)
- "Toplum yaşasın diye bireyin telef olduğu toplumsal bir çağda olduğumuza inandırmak istiyorlar bizi; oysa biz, tiranlar yaşasın diye telef olan bir toplum görmek istemiyoruz." (Fransız Süiti)
- Çünkü bir gün gelir , o zamana dek yalnızca çocuklara sakladığımız acıma duygularımız başka bir biçim alır. Günün birinde “ihtiyar” ların solgun yüzlerine bakarken bir gün gelip bizim de onlara benzeyeceğimizi hissederiz. İşte o gün çocukluğun son günüdür. (Yalnızlık Şarabı)
Yorumlar
0 yorum