Kitap Künyesi

Yazar: Federico Garcia Lorca

Yazar: Sohrab Sepehri

Çevirmen: Faysal Soysal

Yayın Evi: Balkon Sanat

İSBN: 6056176814

Sayfa Sayısı: 152

--reklam--

Akdenizdeki Çöl Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Biri Gırnata’nın Endülüs’ünden, diğeri İran’ın Kaşan’ından; biri Franco’nun şairleri daha 38’inde kurşuna dizdiği yerden, diğeri erdem ve haysiyet erlerinin Nasıreddin Şah’ın emri ile Fin Hamamında bileklerinin kesildiği yerden; biri Akdeniz’in zeytinliklerine yansıyan ay ışığıyla kelimelerin ruhlarındaki şiiri gören, diğeri kum çölünün tarihten eserek zamanın kül tutmuş doğasına şiirle varan, iki yalnız: Lorca, Sepehri.

Biri hiç bir zaman İspanyalı olamamış ve çingene kızlarının belirsizliğe yolculuklarında ayı yoldaş, ışığının yansıdığı zeytinlikleri ise hem mezar hem de yurt edinmiş bir boğa şair; diğeri doğduğu yer olan Kaşan’ı çoktan kaybetmiş ve bu yüzden gecenin kıyısında kendine bir ev inşa etmiş doğa şairi.

Biri daha 1918’de, burjuva sınıfını, yeryüzünü şiirle doldurmuş olan İsa’yı katletmekle suçlayan ve “İspanya’da ölüler, başka yerlerdeki ölülerden daha canlıdır” diyen Lorca; diğeri bir menekşenin önünden geçerken ona selam vermeyen ademoğlunu, kalbindeki kabesini ve kavun kabuklarından oluşan seccadesini unutup kendine habire kıble venamazgah arayanı kınayan Sepehri.

Biri suyun üzerinde sallanan çingene kızın yeşil rüyasında Cibril’ini arayan bir Mesih, diğeri zamanlar arkasında uyuyan babasının elinden yitik tabiatın ve sokakların saflığında bütün bilgi ve iktidar arzusunu bir kenara atan, sürekli çocuk kalabilen vahyin bekçisi Ali.

--reklam--

Akdenizdeki Çöl Alıntıları - Sözleri

  • Bakışlarını içene kadar Oturup ağlamak istiyorum.
  • Gönlümü hüzün sardı bugün Uykunun hayali bile yok bende.
  • Gönlüm bir garip Acayip garip gönlüm bugün. …
  • Seslen bana Senin sesin iyidir.
  • Bir at, faytoncunun uykuda kalmasına hasret Ve bir faytoncu bulundu, çoktandır ölümün hasretinde
  • Ve bir bayramın iki oyuncak bebek ve bir plastik top ile fethi
  • "Sabah güneş çıktığında biz de doğalım."
  • Hiç anlamam ben, neden ata terbiyeli, Güvercine güzel derler. Ve neden hiç kimsenin kafesinde akbaba bulunmaz? Hem yoncanın kırmızı laleden eksiği nedir ki?
  • Kalbim bulutlu, Acayip tutuk yüreğim bugün. •••
  • . Ve bir sığırcığın bir servi dalına konmasıyla Mevsimler kitabı sayfa değiştirdi Ve yeni sayfanın ilk satırı şu idi: Hayat bahçesi, Havva’nın bir dakikalık gafletidir. .
  • Sabah güneş çıktığında biz de doğalım.
  • . Bir gün geleceğim Ve bir haber getireceğim Damarlara ışık dökeceğim Dad-ı figan edip ortalığı sesime boğacağım ‘Ey sepetlerinde uyku dışında bir şeyi olmayan insanlar Elma getirdim, Size güneşin kırmızı elmalarını .
  • Bir gün güvercinlerimizi bulacağız Ve yine sevgi güzelliğin elinden tutacak o gün.
  • Ve öylesine takatsizim ki, gönlüm Ovanın sonuna, dağın doruğuna kadar koşmak istiyor. Uzaklarda bir nida, sanki bir şey beni çağırıyor...
  • Şemsiyeler kapatılıp Yağmurun altında, yürünmeli. Fikirler, hatıralar yağmurun altına sürülmeli! Bütün insanlarıyla şehrin, yağmurun altma kaçmalı. Dostu, yağmurun altında görmeli Yağmurun altında, aşkı aramalı Bir kadınla, yağmurun altında yatmalı Yağmurun altında oyun oynamalı

--reklam--

Akdenizdeki Çöl İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Biri Gırnata'nın Endülüs'ünden, diğeri İran'ın Kaşan'ından, iki yalnız adam; Federico Garcia Lorca ve Sohrab Sepehri.. Federico Garcia Lorca, Federico Garcia'yı tanımama bu kitap vesile oldu ve yüzeysel de olsa hayatını merak edip baktım. İnişli çıkışlı bir hayatı olmuş. Fikirlerinden ötürü kaç kez hapis hayatı yaşamış. Şiirlerinde yaşama coşkusu, doğa sevgisi ve hüzünlü duygular ağır basıyor. Yaşadığı dönemin sistemine baş kaldırışı ile büyük yankılar uyandırmıştır. Salvador Dali'nin de yakın bir arkadaşıdır. Ölümü de korkunç bir şekilde olmuştur. İspanya İç Savaşı'nın başlangıcında 38 yaşında iken milliyetçiler tarafından öldürülmüştür. Kitaptaki şiirleri okunmaya değer. Farklı bir tarzı var ve şiirleri kendini sevdiriyor doğrusu. Yazılarını daha fazla okumayı düşünüyorum. Ve Sohrab Sepehri, Kendisini ilk 'Suyun Ayak Sesi' şiiri ile tanımış ve ilk okuduğumda bende bırakmış olduğu etkiyle hemen diğer şiirlerine bakıvermiştim. Sohrab'ın hiç kimseye benzemeyen bir üslubu bir kalemi var. İran'ın Modern Edebiyat Şiiri'ne dahil olan birkaç şairden biri kendisi. Kimseye şairliğini ispatlama çabası yok. Daha doğrusu hayata dair bir çabası yok sanki. Zira kitapta da son bölümde hayatında kısaca bahsedilirken böyle bir söylem vardı. Canı sıkıldığında heybesini alır ve bir başına yollara revan olur, bir dağ başında oturup şiirlerini yazar. Garip ve sessiz bir hâli varmış. Şiirlerinde tabiat büyük bir yer tutar. Mânâ alemini tabiatla bütünleştirip önümüze sunar. Güzel tasvirler yapar. Ölümü ise lösemi nedeniyle olur. Yüreğime dokunan nadir şairlerdendir Sohrab. Şairliğinin yanısıra ressamdır da. Şiirlerine dökemediği içini, bazen de resime dökermiş Sohrab. Kesinlikle okunması gereken bir şair diye düşünüyorum. Kitabın içeriğinden çok şairlere değinmemin sebebi, öncelikle şairler hakkında ufak da olsa bilgiye sahip olunup bu nazarla şiirlere yaklaşılmasının daha sağlıklı olacağını düşünmemdir. Kitap sonunda ise, İran'ın Modern Edebiyat Şiiri öncülerine yer verilmiş. Kısaca yaşamından ve şiirlerinden alıntılar mevcut. Velhasıl, benim için gayet keyifle okunabilecek bir kitaptı. Hele ki İran'ın edebiyatına, sinemasına, müziğine.. ilgisi olan benim için, iyiki okudum, diyebildiğim bir kitaptı. Tavsiye ediyorum. Kitapla kalın.. (Verâ ⠀)

Şiirler oldukça kaliteli ve içtendi bu yüzden beğendim ve okumanızı tavsiye ederim. Kitabın içeriğinde yalnızca Federico Garcia Lorca,'nın şiirleri yok birçok şair ve şiirleri var . Özelliklede bu yüzden okumalısınız. (M)

Sepehri... Suyun Ayak Sesi şiiriyle ilk sevmiştim, çok farklı bir tarz hissettiren Sepehri, İran modern şiirinin en önemli beş temsilcisinden biridir. Aynı zamanda bir ressamdır. Japonca'nın yanında birçok dil bilir Sepehri... Şiirlerinde dokunduğu, sitem ettiği yerlerde kendi sitemlerimi bulmuştum. Zaten hayatımıza dokunan olayları veya kişileri kendimize daha yakın buluruz. Sürekli elmayı konuşması, kurbağa yer vermesi... dikkat edilmeyene dikkat çekmesini, Suyun Ayak Sesi adlı şiirindeki "gözleri yıkamalı başka türlü görmeli..." fikrini çok net biçimde görebiliyoruz.  Kendisinde bulduğum marjinalliğinden etkilenmemem elde değildi. Hayranlığımı incelemisini yaptığım bir kitabında belirtmiştim(gonderi/69011683). Hayatıma birebir olmasa da ciddi bir etki eden Lösemi'yle yaşamını yititir Sepehri, en çok ölümüyle dokunmuşta bana. Kıskandığım, paylaşamadığım yazarlardan... Garcia Lorca... Pablo Neruda sayesinde tanımıştım, Neruda onun şiirlerini ve şairliğini çok över. Neruda anılarını konuştuğu "Yaşadığımı İtiraf Ediyorum" kitabında da onu bir başlık altında anlatır. Zaten onu merak etmem bu kitap sayesinde olmuştu. Hemen kitaplarına baktım, okudum. Sanırım Sepehri İspanya'da yaşamış büyümüş olsaydı bir Lorca doğardı ondan. Birbilerine çok yakın buldum. Daha doğrusu hissettim, farklı üslup ve tarzları olsa dahi birbirine yakın olduğunu söyleyebilirim. Garcia'da dikkatimi çeken ve hayatımı etkileyen durum ise "Ağustos Böcekleri"dir. Ağustos Böcekleri çok sevdiğim, çocukluğumu hala onda yaşadığım bir hayvan. Nerde görsem mutlaka yakalar, biraz oynar-sever sonra serbest bırakırım. Ve tabi fotoğraflarını çekmeden bırakmam. Galerimin önemli bir çoğunluğunu onların oluşturması, annemin beni "deli" diye nitelendirmesine vesile olmuştur. Garcia, ağustos böceklerine birkaç kez yer verir, hatta bir şiirinin başlığıdır. Kendime yakın bulmakta haklıydım. Tebessüm olmuştu yüzümde bu şiiri görünce... Garcia rejim karşıtı yazılarının bahane edilişiyle sürekli baskı altında olan biridir. Neruda'yı o kadar etkilemesinin sebebi gerçekleri savunmasından, halk mücadelesi tarafında olmasından kaynaklıdır. Ve ne hikmetse ben gibi Ağustos Böcekleri'ne ilgi duyan bu güzel şair Ağustos ayında İspanya İç Savaşı'nın başlangıcında 38 yaşında iken milliyetçiler tarafından kurşuna dizilip katledilmiştir... Garcia'nın sitemini anlarsanız sizi mutlaka etkileyecektir. Kitabı onları anlatarak anlatmak istedim. Bu şekilde kitabı daha iyi anlayacağınızı umuyorum. İki güzel insanın seçme şiirlerinden oluşan bu kitap sizde mutlaka farklı bir tad bırakacaktır... Özgür kalın... (Dijwar)

--reklam--

Akdenizdeki Çöl PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Federico Garcia Lorca - Akdenizdeki Çöl kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Akdenizdeki Çöl PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Federico Garcia Lorca Kimdir?

Federico Garcia Lorca (5 Haziran 1898 - 19 Ağustos 1936) İspanyol şair ve oyun yazarı, aynı zamanda ressam, piyanist ve bestecidir. 27 kuşağının ("Generación del 27") sembol üyelerinden birisidir. İspanya İç Savaşı'nın başlangıcında 38 yaşında iken milliyetçiler tarafından öldürülmüştür.

1898 yılında, İspanya'nın Granada bölgesindeki Fuente Vaqueros kentinde doğan İspanyol şair Lorca, yüzyılının en büyük iki İspanyol şairinden biri olarak kabul edilir. Lorca'nın başarısında çocukluğunun büyük payı vardır. Granada'nın Fuentevaqueros kasabasında, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Lorca'nın babası ateşli, canlı, neşeli bir adam; annesi ise sessiz ve ağırbaşlı bir kadındı. 1928'de yazdığı Romancero gitano (Çingene Baladı) ile ün kazanan Lorca, Salvador Dali ile birlikte İspanya'nın çağdaşlaşması için çalışan sanat adamlarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Şiirde, politikada ve ahlak anlayışında modernliğin savunucusu olan Lorca, eşcinsel olması nedeniyle Katolik Kilisesi ile arasının açılmasına neden olur. 1918'de, burjuva sınıfını, yeryüzünü şiirle doldurmuş olan İsa'yı katletmekle suçlayan Lorca, geçtiğimiz günlerde gelmiş geçmiş en başarılı edebiyat eseri seçilen Cervantes'in Don Quixote (Don Kişot)'u bir İsa figürü olarak ele alanlara katılır. Şair kavramını acılar çekmesi gereken bir kimse ile özdeşleştiren Lorca, İsa'nın hem katledilişini kınar, hem de kanının akması gerektiğini ifade eder.

"New York'ta Bir Şair" adlı eserinde Manhattan'ı, cesede doymayan bir mezbahaya benzeten Lorca, "hayvanların can çekişenler için öldürülüşünü" kaleme alarak kafasındaki batı anlayışına yönelik eleştirel yaklaşımlarını göz önüne serer. Lorca ve "Deli" lakaplı Salvador Dali, vücuduna saplanan oklar ile tasvir edilen Katolik Ermişi Aziz Sebastian'ı Aziz Yansızlık olarak yapıtlarında tasvir ederler. Dostlarınca apolitik bir sanatçı olarak nitelenen ve herhangi bir görüşe organik bağlarla bağlanmayan Lorca, yazdığı Yerma ve Bernarda Alba'nın Evi isimli oyunlarda ise Katolik Kilisesi, yükselen Nazizm ve milliyetçilik akımlarına karşı olan tutumunu yansıttı. Giyim kuşamında ve evinin dekorasyonunda ölüm ile özdeşleştirdiği beyaz rengi tercih eden şair, burjuva tarzı zevkler ve milliyetçilik ile çatışan çalışmalar yapmakta ve Franco'cuları masumiyeti katletmekle suçlamaktaydı.

Şiirlerinin yanı sıra tiyatro için yazdığı ve sahnelediği oyunlarla da ünlenen Lorca, eserlerinde hastalık hastalığını ve ölümü üzerine senaryolarını Kanlı Düğün (Blood Wedding, 1935), Yerma (1937) ve şiirlerinde başarı ile yansıtmış; ölüm - yaşam, verimlilik - kısırlık gibi çelişkiler arasındaki inişli çıkışlı çizgiyi başarı ile yakalamıştır.

19 Ağustos 1936'da doğduğu yörede Franco'nun adamları tarafından öldürülen Lorca, uluslararası camiada - özellikle de bir dönem yaşadığı Arjantin'de oldukça büyük bir yas ve öldürülüşüne duyulan tepki ile - alanında idolleşmiş, saygın fakat marjinal bir edebiyat adamı olarak hatırlanmaktadır.

Eserlerinin dünya çapında tanınmasının sebebi Lorca'nın geleneksel İspanyol kültürü ile çağdaş yaşamın sorunlarını içtenlikle işlemiş olmasıdır. Şiirlerindeki yaşama coşkusunu, doğa sevgisini, hüzün dolu duyguları her insan tanır ve kendine yakın bulur.

Lorca'nın sade ve derinlikli şiirleri, geniş kitlelerce kabul görmüştür. Sürrealist bir ressam olan Salvador Dali ve yönetmen Luis Bunuel 'in yakın arkadaşıdır.

--reklam--

Federico Garcia Lorca Kitapları - Eserleri

  • Kanlı Düğün
  • Akdenizdeki Çöl
  • Aşk Şiirleri
  • Ne Garip Federico Adında Olmak
  • Ah Rüzgarda Giden Aşk
  • Kelebeğin Kötü Büyüsü
  • Beş Yıl Geçince
  • Bernarda Alba’nın Evi / Bütün Oyunları 2
  • Cante Jondo Şiiri
  • Toplu Oyunları 2
  • Konuşmalar
  • Kanlı Düğün - Yerma - Bernarda Alba'nın Evi
  • Kanlı Düğün - Yerma
  • Cante Jondo Şiiri/Şarkılar
  • İlk Şiirler
  • Çingene Romansları/Ozan New York'ta
  • Tamarit Divanı/Dağınık Şiirler
  • Bütün Şiirleri
  • Toplu Oyunları 3
  • Bernarda Alba'nın Evi
  • Profil
  • Seçilmiş Şiirler
  • Yerma
  • Seyirci
  • Don Cristobita ile Dona Rosita’nın Acıklı Güldürüsü
  • Bütün Şiirleri 1
  • Bütün Şiirleri 2
  • Zambak ve Gölge
  • Bütün Oyunları 3
  • Bütün Oyunları 4
  • Don Perlimplin ile Belisa'nın Bahçede Sevişmesi
  • Mariana Pineda - Bir Halk Düşmanı
  • New York’ta Bir Şair
  • Deniz Bile Ölür
  • Karanlık Manolya

--reklam--

Federico Garcia Lorca Alıntıları - Sözleri

  • ... Niçin yitirdim ah seni bu pırıl pırıl akşamda? (İlk Şiirler)
  • " ... Uyumak istiyorum biraz, Biraz, bir dakika, bir yüzyıl; Ama herkes bilmeli ölmediğimi; Küçük bir arkadaşı olduğumu rüzgârların, Gözyaşlarımın büyük gölgesi olduğumu, Bir altın olduğunu dudaklarımda, solmayan. ..." (Ah Rüzgarda Giden Aşk)
  • Kansız kalıp ölmek, kanı kuruyarak yaşamaktan iyidir. (Kanlı Düğün)
  • Ağlamak istiyorum, çünkü ağlamam gerek son sırada oturan çocuklar gibi, çünkü insan değilim, ne şairim, ne yaprak öte yandaki şeyleri araştıran yaralı bir nabızım. (Bütün Şiirleri)
  • Çirkinlik umurunda mı erkeklerin, onların bütün istedikleri bir parça toprak, bir çift öküz, bir de boğazlarına bakacak söz dinler bir kancıktır. (Bernarda Alba'nın Evi)
  • Toparlan biraz, böyle yapmakla ne geçiyor eline? (Kanlı Düğün)
  • Biraz sabır, güzeller, hele bir öleyim ben alırım sizi bir bir sisten kısrağıma. (Bütün Şiirleri 2)
  • Ne sen, ne ben nasıl olsa, hazır değiliz karşılaşmaya. (Cante Jondo Şiiri)
  • Çünkü öldün bütün zamanlar için, bütün ölüleri gibi Dünya'nın, bütün unutulmuş ölüleri gibi karışıp köpek leşleri arasına. (Zambak ve Gölge)
  • Ne boğa biliyor seni ne incir ağacı, ne atlar ne evindeki karıncalar. Ne çocuk biliyor seni ne de ikindi çünkü ölüsün sen sonsuza kadar. Çünkü ölüsün sen sonsuza kadar bütün ölüleri gibi yeryüzünün, bütün ölüleri gibi unutulmuş cansız bir köpekler yığınında. (Ne Garip Federico Adında Olmak)
  • Karanlıkta ve aydınlıkta, gece ve gündüz sadece seni sevmeyi düşüneceğim. (Bütün Oyunları 3)
  • Ne mutlu uyanık saatlerini O tuhaf hoşlukta yayılarak geçirenlere Dünyadaki bütün dertlerini alır, Duydukları aşk acısı dışında. (Deniz Bile Ölür)
  • Bana kalırsa siz ikiniz, kendi dünyalarınızda seyahat edersiniz ve en sonunda kimin bavulunu daha fazla doldurarak dönmüş olduğu bilinemez. (Bütün Oyunları 3)
  • Ben küçükken kadının biri kocasını boğazlamıştı. Ayakkabıcıydı adamcağız. Hiç unutmam. Ben evlenmeyeceğim, demiştim hep. Kitaplarım yeter bana. Evlenip de ne olacak sanki? (Don Perlimplin ile Belisa'nın Bahçede Sevişmesi)
  • İtler de yalnızdır, ama yaşarlar. (Bernarda Alba'nın Evi)
  • Neden hain gözlerin benimkilerde eriyor? Neden ellerin saçlarıma çiçekler takıyor? Bülbüllere yaraşır bir hüzne mahkum ediyorsun gençliğimi. (Bütün Oyunları 3)
  • sen gülmüştün ben başlayınca ağlamaya. Bir tanrı gibi bakıyordun tepeden Gözyaşlarını bir zincirdi güvercinlerden, anlardan. (Seçilmiş Şiirler)
  • Ah! Ne güç iş seni sevdiğim gibi sevmek! Sana duyduğum aşktan canımı acıtır hava canımı acıtır yüreğim şapkam canımı acıtır. (Aşk Şiirleri)
  • H. Ay, Bay Martin! Nasıl bir dünya bu böyle! M. Berbat bir dünya! (Bütün Oyunları 3)
  • Sesten kaçmak isterken sen kendin ses olursun (Bütün Şiirleri 1)