Kitap Künyesi

Yazar: Eşber Yağmurdereli

Yayın Evi: Kibele

İSBN: 9789758909001

Sayfa Sayısı: 180

--reklam--

Akrep Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Yüzyıllardır bu topraklar üstünde Akrep'in kıskacında hayatları yarım kalan ya da eksik yaşanan o güzel insanların sevgili anısına... Yüzyıllardır bu topraklar üstünde hayatımıza ve onurumuza kasteden bir akrep var. O hayatımızı, onurumuzu ve bilincimizi her gün yeniden sonsuz kere zehirliyor. İşte hepsi bu...

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Akrep Alıntıları - Sözleri

  • Hocam, geçenlerde Erdal adında 17 yaşındaki bir çocuğun, kanuna uygun olsun diye önce yaşını büyüttüler, sonra da astılar. Duydun mu?
  • Cezaevi arabasın­da jandarmaya döndüm, tertip dedim, şu camdan bir bakayım. Doğruldum, üst camdan baktım. Ho­cam, hayatı gördüm orada. İnsanlar cıvıl cıvıl , ora­ya buraya gidip geliyorlar. Sonra döndüm, kafamı kaldırdım, gökyüzüne baktım. Deniz gibi bir gök­yüzü. Sanki cezaevinin üstündeki gökyüzü aynı gökyüzü değil. Bu ona hiç benzemiyor. Bu başka bir şey. Ben yıllar önce bu cezaevine getirildiğim­ de geceydi. Bir karanlığın içinden geçtik, geldik girdik bir başka karanlığa.
  • Bu ülkenin insanları şimdi yataklarında mışıl mışıl uyuyorlar. Bu ülkede on binlerce cinayet işlendi, görmediler. Daha on binlercesi işlenecek yine görmeyecek­ler. Görmemezlikten geldikçe sıranın kendilerine gel­meyeceğini sanıyorlar. Onların yerine de utanıyorum. Uyuyor musun?.. Yorgunsun, biliyorum... Sen şimdi uyu... Yıllarca hep ölümü yaşadın. Ama bu ül­kede zaten birçok hayat yarım kaldı... Eksik yaşandı... Ama bir gün bu ülkede birileri bu yarım ka­lan hayattan, eksik yaşanmış hayatları devralacaklar ve devraldıklarını özgürce yaşayacaklar... Onurlarıyla yaşayacaklar. Senin yarım kalan hayatını da ben devralıyorum.
  • Doğru, o akrepler artık bede­nimize pek zarar vermiyorlar. Ama yüzyıllardır bu topraklar üstünde hayatımıza ve onurumuza kaste­den bir akrep var. O hayatımızı, onurumuzu ve bi­lincimizi her gün yeniden sonsuz kere zehirliyor. İşte hepsi bu...
  • Bir insan bir başka insana neyi anla­tabilir. Yaşamak gerekir.
  • Tarih miydi ne!.. Bir aydınlıktan çıkıyor, bir baş­kasına giriyorduk. Sanki zamanın ortasında bir ka­pıydı o... Eşiğinden atlanan... Sonsuzluğa uzanan bir yoldu önümüzde uzanan. Durduk, soluksuz iz­ledik. Sonra bir kadının saçlarına sevdayla dokunurdu ellerim. Dostlukların kır çiçekleri boy ver­diği bir yeryüzünde sevda masalları anlatırdık, birbirimize... Ölüm bazen çıkar gelirdi dağların arka­sından doludizgin, en çok da ilk yaz akşamlarında. Biz yine de sevdayı eksiltmeden yaşardık... Tanıdık dost yüzleri ölü yüzlere dönüşürdü haziran bulutlarında. Tarih denince ne gelirdi ki aklımıza. Biz insan yüreğiydik... Sonra rüzgarın yaladığı ley­lak bahçelerinde sonsuz öpüşürdük. Ölümsüz sev­dalarda yaşardık...
  • Onca acı, özlem ve umut bu mektuplara sığar mı?
  • Hayatta insanın başına her şey gelir. Sonra da geçer. Kötü günler kalıcı değildir. Bir gelir, bir gi­der. Uzun sürdü ama şimdi geçti. Nasıl geçti? Sevgiyle.
  • Akıp giden yıldızlardık gecede. Ayın aydınlığı hepimizi sarıp sarmaladığında billur avi­zeler gibiydik gecenin kenarında.
  • - Ölüm sana, yalnızlık bana, öyle mi? - Ölüm her ikimize de... Hatta ölüm benden çok sana yakışır. Çünkü sen ne için yaşadığını da bilmiyorsun...

--reklam--

Akrep İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Söylenecek çok şey var. 80 darbesi; buzdağının görünen yüzü sadece. İnsanlık onurunu kaybetmeden yaşamak isteyenlerin ödedikleri bedel binlerce yıllık. Düşüncelerin dolayı mahkum edilen bir aydın ve ( bir zaman önce kendisini öldürmekle görevlendirilmiş ) sıradan yurdum insanı. Ve insan görünümlü akrepler. (S. Şahin Çetin)

Kitabın adı:Akrep Yazarın adı:Eşber Yağmurdereli Okuyanın adı:Nezaket Topal Sayfa sayısı:153 Yüzyıllardır bu topraklar üstünde hayatımıza ve onurumuza kasteden bir akrep var. O;hayatımızı onurumuzu ve bilincimizi her gün yeniden sonsuz kere zehirliyor. İşte hepsi bu... Kitabımızın ana kahramanı birinci mahkum sinop kalesi cezaevinde dir ve hiç kimseyle konuşamaz çünkü yasaktır. İkinci mahkum ise idama mahkumdur ve hücrededir 1.ve 2.mahkûm arkadaş olur sohbet ederler ve 2.mahkûm bir itirafta bulunur birkaç yıl önce Samsun cezaevinde beraberdirler ve 2.mahkûm onu öldürmeye teşebbüs etmiş fakat başarılı olamamıştır. Peki akrep ne alaka diyebilirsiniz o da kitapta ... (Nezaket topal)

Esber yagmurdereliyi birgün tirad ararken keşfettim. 1.mahkum un söyledikleri beni etkilemişti bir sözü vardı birşey söylüyordu demokrasiden, özgürlükten bahsediyordu. Daha sonra yazar hakkında araştırma yapınca da yazarın hayatı da etkilemişti beni. yazdıkları, mitinglerde yaptığı konuşmaları, dusunceleri yuzunden 23 yıl hapse mahkûm edilen görme engelli bir avukat.Oradan oraya sürüklenen cezaevi hayatında Sinop cezaevinde bir mahkumla tanışır.Bu mahkum kan davası yüzünden idama mahkum edilmiştir başka bir davadan Mahkemesi de sürdüğü için idam edilmeyecegini düşünmektedir. Aynı zamanda bu mahkum esberi başka bir cezaevinde öldürmekle gorevlendirilmis sagcilarla kalan bir köyüdür. Ikisi zaman içinde birbirine yoldaş olmaktadır. Ve birgün 1. Mahkum Mahkemesi devam ettiği halde idama yollanmaktadir. 2. Mahkum a giderken sigarası tabakası ve çakmağını birakmaktadir. Sigarayla konuşma sahnesi duygu yüklü. Böyle bir ortamda tum yaşanılan şeylere rağmen yazar oyunu mutlu sonla bitirmiş. Sinop cezaevinde yattığı yıllardan bir kesiti kaleme almış ve Ankara sanat Tiyatrosu 35. Yılında yönetmenliğini rutkay azizin yaptığı 2. Mahkum u Altan erkeklinin 1. Mahkum u da yazarın halasının oğlu oynayarak gösterime sunmuştur. Oyun Dönemin yargı, adalet sisteminin içler acısı durumunu ortaya koymaktadır. Kitabın sonunda Dönemin gazete yazarları tarafından da birçok olumlu elestirilerle bitirilmis, gerçek bir hayat hikayesi okumak isteyenler için muhteşem bir oyun. Oyunu da izlemek isteyenler için youtube da video kaydı bulunmaktadır. (Olcay Ceylan)

--reklam--

Akrep PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Eşber Yağmurdereli - Akrep kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Akrep PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Eşber Yağmurdereli Kimdir?

Yağmurdereli Erzurum Tortum'da1945'te doğdu, 1964'te üniversite merkezi sınavını üçüncülükle kazandı.

12 Mart 1971'den sonra üniversiteden uzaklaştırıldı. 1972'de Samsun'da avukatlığa başlayan Yağmurdereli "Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi/ Acilciler" grubunun kurucusu ve lideri olduğu iddiasıyla 13 Mart 1978'de tutuklandı, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirme"fiilini düzenleyen 146. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Samsun Ağır Ceza Mahkemesi'nce müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

13 buçuk yıl sonra, Terörle Mücadele Yasası (TMY) ile öngörülen"şartlı tahliye"den yararlanarak, 1 Ağustos 1991'de serbest bırakıldı.

Kısa süren "özgürlük"

Yağmurdereli, serbest bırakılmasından sonra, "barış" ve"demokrasi" girişimlerinde yer aldı, ölüm oruçlarında aracı oldu."Barış için 1 Milyon imza kampanyası"nın sözcülüğünü yaptı.

Yağmurdereli, 8 Eylül 1991'de İnsan Hakları Derneği (İHD) mitingindeki konuşması nedeniyle 10 ay hapis cezasına mahkum oldu. Karar Yargıtay'da onanınca, daha önce, "şartlı tahliye" edildiği için 10 aylık hapis cezası daha önceki cezasının geri kalanıyla birleştirildi.

6 yıl sonra yeniden cezaevi

Böylece, Yağmurdereli 22.5 yıl hapis cezası için 1997'de cezaevine konuldu.

İç ve dış kamuoyunun baskısı sonucu, 9 Kasım 1997'de, ceza infazı 1 yıl süreyle ertelenerek serbest bırakıldı. Karar, 16 Aralık'ta geri çekilince, Yağmurdereli 1 Haziran 1998'de yeniden tutuklandı ve 18 Ocak 2001'de serbest bırakıldı.

Akrep ve ödüller

İnsan hakları mücadelesinin en önde gelen isimlerinden Yağmurdereli'nin 13 buçuk yıllık cezaevi günlerinde yazdığı"Akrep" oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu'nda sahneledi.

Akrep, Yağmurdereli'ye iki de ödül getirdi: 1998'de Sanat Kurumu'ndan "bütün zamanların en iyi yazılmış oyunlarından",1999'da İsmet Kuntay En İyi Oyun Yazarı ödülleri...

1985'de Nelson Mandela'nın aldığı, Fransa'nın Bordeaux kentindekiİnsan Hakları Enstitüsü ile Avrupalı Avukatlar Derneği'nin verdiği Ludovic Trarieux ödülü 2000'de Yağmurdereli'nin oldu.

Pek çok ödül sahibi Yağmurdereli, 8 Temmuz 2001 Görme Engelliler Satranç Turnuvası'nda da beşinci oldu

--reklam--

Eşber Yağmurdereli Kitapları - Eserleri

  • Akrep

--reklam--

Eşber Yağmurdereli Alıntıları - Sözleri

  • - Ölüm sana, yalnızlık bana, öyle mi? - Ölüm her ikimize de... Hatta ölüm benden çok sana yakışır. Çünkü sen ne için yaşadığını da bilmiyorsun... (Akrep)
  • Akıp giden yıldızlardık gecede. Ayın aydınlığı hepimizi sarıp sarmaladığında billur avi­zeler gibiydik gecenin kenarında. (Akrep)
  • Onca acı, özlem ve umut bu mektuplara sığar mı? (Akrep)
  • Hocam, geçenlerde Erdal adında 17 yaşındaki bir çocuğun, kanuna uygun olsun diye önce yaşını büyüttüler, sonra da astılar. Duydun mu? (Akrep)
  • Bir insan bir başka insana neyi anla­tabilir. Yaşamak gerekir. (Akrep)
  • Tarih miydi ne!.. Bir aydınlıktan çıkıyor, bir baş­kasına giriyorduk. Sanki zamanın ortasında bir ka­pıydı o... Eşiğinden atlanan... Sonsuzluğa uzanan bir yoldu önümüzde uzanan. Durduk, soluksuz iz­ledik. Sonra bir kadının saçlarına sevdayla dokunurdu ellerim. Dostlukların kır çiçekleri boy ver­diği bir yeryüzünde sevda masalları anlatırdık, birbirimize... Ölüm bazen çıkar gelirdi dağların arka­sından doludizgin, en çok da ilk yaz akşamlarında. Biz yine de sevdayı eksiltmeden yaşardık... Tanıdık dost yüzleri ölü yüzlere dönüşürdü haziran bulutlarında. Tarih denince ne gelirdi ki aklımıza. Biz insan yüreğiydik... Sonra rüzgarın yaladığı ley­lak bahçelerinde sonsuz öpüşürdük. Ölümsüz sev­dalarda yaşardık... (Akrep)
  • Hayatta insanın başına her şey gelir. Sonra da geçer. Kötü günler kalıcı değildir. Bir gelir, bir gi­der. Uzun sürdü ama şimdi geçti. Nasıl geçti? Sevgiyle. (Akrep)
  • Cezaevi arabasın­da jandarmaya döndüm, tertip dedim, şu camdan bir bakayım. Doğruldum, üst camdan baktım. Ho­cam, hayatı gördüm orada. İnsanlar cıvıl cıvıl , ora­ya buraya gidip geliyorlar. Sonra döndüm, kafamı kaldırdım, gökyüzüne baktım. Deniz gibi bir gök­yüzü. Sanki cezaevinin üstündeki gökyüzü aynı gökyüzü değil. Bu ona hiç benzemiyor. Bu başka bir şey. Ben yıllar önce bu cezaevine getirildiğim­ de geceydi. Bir karanlığın içinden geçtik, geldik girdik bir başka karanlığa. (Akrep)
  • Doğru, o akrepler artık bede­nimize pek zarar vermiyorlar. Ama yüzyıllardır bu topraklar üstünde hayatımıza ve onurumuza kaste­den bir akrep var. O hayatımızı, onurumuzu ve bi­lincimizi her gün yeniden sonsuz kere zehirliyor. İşte hepsi bu... (Akrep)
  • Bu ülkenin insanları şimdi yataklarında mışıl mışıl uyuyorlar. Bu ülkede on binlerce cinayet işlendi, görmediler. Daha on binlercesi işlenecek yine görmeyecek­ler. Görmemezlikten geldikçe sıranın kendilerine gel­meyeceğini sanıyorlar. Onların yerine de utanıyorum. Uyuyor musun?.. Yorgunsun, biliyorum... Sen şimdi uyu... Yıllarca hep ölümü yaşadın. Ama bu ül­kede zaten birçok hayat yarım kaldı... Eksik yaşandı... Ama bir gün bu ülkede birileri bu yarım ka­lan hayattan, eksik yaşanmış hayatları devralacaklar ve devraldıklarını özgürce yaşayacaklar... Onurlarıyla yaşayacaklar. Senin yarım kalan hayatını da ben devralıyorum. (Akrep)