Kitap Künyesi
Yazar: Mahmut Esat Bozkurt
Derleyen: Yavuz Selim Birtane
Yayın Evi: Mavi Gök Yayınları
İSBN: 9786056976520
Sayfa Sayısı: 90
--reklam--
Aksak Demir'in Devlet Politikası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Biz, Tanrı'nın bizlere emanet ettiği tebaanın iyiliği, mesut olması için çalışmaya borçluyuz. Tebaamın iyiliğine çalışmak benim tek ülkümdür. Tebaamdan bazılarının mahşer günü 'İntikam!' diye eteklerime sarılmalarından korkarım!"
Emir Timur neredeyse hiçbir mülkü olmayan bir kumandanken
Batı Türkistan’ı, Mâverâünnehir’i, Deşt-i Kıpçak sınırlarını, İran’ı, Kuzey ve Güney Azerbaycan’ı, Kafkasya’yı, Bağdat’ı, Musul’u, Doğu Anadolu’yu, Hotan’ı, Kaşgar’ı, Buhara ve Semerkant’ı, Şiraz’ı, Gazne’yi, Pencab’ı, Delhi’yi ve nicelerini sınırları içerisine alan devasa bir imparatorluk kurmuş buna karşın hayatı boyunca han, kağan yahut sultan unvanını kullanmamış, mührüne şu ifadeleri kazımıştı:
“Men Timur, Tanri Kulu”
Soyadı Gazi Paşa hazretleri tarafından verilmiş, İstiklal Madalyası sahibi, altı sene Adalet Bakanı görevinde bulunmuş, birçok inkılabın hazırlanıp kabulünde büyük rol oynamış, Kemalizmin ve Türk milliyetçiliğinin büyük kuramcılarından, yazar, düşünür ve hukukçu Mahmut Esat Bozkurt; bu eserinde, “Dünyayı yenmiş olan bu Türk oğlu Türk” olarak tanımladığı Emir Timur’un karakteri, adaleti, ordusu, harp nizamı ve idaresini yirmi dört ayrı bölüm ile incelemiş, Timur’un devlet politikasına dair aldığı notları okuyucuya sunmuştur.
Yavuz Selim Birtane’nin yayına hazırladığı Aksak Demir’in Devlet Politikası Mavi Gök Yayınları’nda!
“Ben demir zamanında gelseydim onun yaptığı işleri başaramazdım. O benim zamanımda gelseydi, yaptıklarımdan daha çok büyüklerini yapardı.”
-GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
“Alp Arslan”la “Kılıç Arslan” şanlı bir fasıl Avrupayı rezil eden “Yıldırım”… Nasıl? Düşünsene ne biçim bir kahraman erdir Ankara’da Yıldırım’ı eriten “Demir”…
-Hüseyin Nihâl Atsız
--reklam--
Aksak Demir'in Devlet Politikası Alıntıları - Sözleri
- Hiçbir vakit sultan ve han unvanlarını kullanmadı. Mührünü şöyle kazdırmıştı: "Men Timur, Tanrı Kulu."
- Yıldırım yakalandı. Elleri bağlandı. Mahmut Sultan onu Demir'in çadırına götürdü. Demir, yatmak üzere idi. Hadiseyi haber verdiler. Kalktı. Çadırın kapısından dışarı çıktı. Yıldırım'ı karşıladı. Fakat onu elleri bağlı görünce, ağladı. Ve hemen Yıldırım'ın yanına yürüdü. Bağını çözdü.
- "Devlet işlerine yabancı el sürülmemelidir. Bu, hükümet hikmeti icabıdır. İdare yabancı ellere verilmemelidir. Çünkü dünya, çok sevilen bir güzeldir. Seveni de pek çoktur. Korkulur ki, yabancı biri saltanat sürmek arzusuyla tahta çıkar."
- Osmanlı saltanatı asırlar ve asırlarca yabancı unsurların ellerinde kaldı. Çöküş, yok oluş çağlarını bu unsurlar hazırladı. Öz Türklerin çektikleri bunların yüzündendir. Anadoluda zaman zaman baş gösteren kanlı isyanlar, hep bu yabancı unsurlara karşıdır.
- "Din ve kanunlar üzerine kurulmayan bir devlet uzun süremez. Böyle bir devlet çıplaktır."
- devlet gelirlerinden suistimal edenlerin cezaları kanunen ölümdü.
- O, hükümetçilik fikrini şöyle ifade ederdi: "Biz, Tanrı'nın bizlere emanet ettiği tebaanın iyiliği, mesut olması için çalışmaya borçluyuz. Tebaamın iyiliğine çalışmak benim tek ülkümdür. Tebaamdan bazılarının mahşer günü 'İntikam!' diye eteklerime sarılmalarından korkarım!"
- Bir kere şu muhakkak ki, Demir kendisine ilişmeyeni incitmedi.
- Tarihler çeşitli rivayetlerle, dedikodularla doludur.
- Tanıdığım cihan fatihleri içinde politikalarını Demir kadar morale, ahlaka dayamış olanları görmedim, okumadım.
--reklam--
Aksak Demir'in Devlet Politikası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Men Timur, Tanrı Kulu": esenlikler! Mahmut Esat Bozkurt, Türk hukuk sisteminin kurucusu, Atatürk'ün güvendiği, sevdiği dostlarından biri. Bozkurt'un yazdığı bu eserde, Timur'un, ki o Demir denilmesini tercih ediyor, askeri nizamını, adalet prensibini, karakteristik özelliklerini, savaş taktiklerini yirmi beş ana başlıkta kısa bir şekilde özetliyor ki bu bahsi geçen konuları uzun uzadıya anlatması doksan altı sayfada mümkün değildir. Yazarımız burada Timur'u, Osmanlı ve arap tarihçilerinin yobazlığa ulaşacak seviyede kötüleyerek milletin hafızasında oluşan olumsuz algıyı düzeltmek, doğru bilinen yanlışları kaleme alarak halkı bilinçlendirmek adına kaleme aldığını düşünüyorum. Yazarın hakkını vermek lazımdır ki, tarafsızlığı bilinsin. Timur'u haksız bulduğu noktalar da mevcut misal olarak Ankara Savaşı'nda onu haksız görür ve diğer yanlış olduğu noktaları da belirtir. Maalesef ki Timur bizim milletimize iyi çağrışımlara davetiye vermiyor. Bugün dahi günümüzde insanımız onun Türk olduğunu bilmiyor aksini iddia ediyor, dinsizlikle itham ediyor, kıraathane tarihçilerinin söylediği üç beş ezberlenmiş sözlerle hocalık taslıyorlar. Sözün kısası şudur ki, eğer Timur hakkında yüzeysel bilgiye sahip olmak istiyorsanız bu kitap gayet uygundur. kitaptaki meseleleri yol gösterici var sayarak daha kapsamlı bilgiye ulaşabilirsiniz. Bu sebeple de her iki büyüğümüzü rahmetle anıyorum. keyifli okumalar, esen kalın. (Zeynep K.)
"Men Timur Tanrının Kulu": Büyük devlet adamı, deha savaşçı Timur. Arap tarihçiler (şaşırmamalı) ve Osmanlı dönemi tarihçiler, bu deha hakkında yanlı olarak kötü çok kötü olarak lanse etmiştir. "Serseri, katil, kan dökücü, ahlaktan nasibini almamış. İnsafsız, merhametsiz" gibi... Timur tarihi kayıt ettirmeye çok önem vermekteymiş. Olayları günü gününe kaydederler ve tarafsız bir şekilde vuku bulduğu hali yazmaya ehemmiyet gösterirlermiş. Sonrasında kaleme alınan yazıları kendi okur ve yazarların doğruluk üzerinden ayrılıp ayrılmadığını kontrol edermiş. Timur için putlara tapanlara savaş açmak ve müslümanlığı yaymak ister. Bunun örneği de Hindistan ve Çin'e açtığı savaşlardır. Onlara savaş açıp, fetihlerle puta tapıcıları yok edip insanların müslüman olmasını sağlamak başta kendisine ve diğer müslüman devlet reislerine ve ordularına bir görevdir. "Çin kâfirlerle doludur. Biz orada Allahın adını yükselterek günahlarımızın affını elde edebiliriz. Gidip o, putlara tapanların tapınaklarını yıkalım. Bunların yıkıkları üzerine camiler kuralım. Günahlarımızı oralarda yıkayalım." (sayfa: 14) Görüldüğü üzere savaşlarını din üzere oturtmuştur. Burdan da anlaşıldığı üzere yüksek derecede de dindardır. Bazı alçakların yaptığı Timur düşmanlığı ile din tüccarlarından Timur ismini çocuklara vermenin günah olduğu fetvasısının ne denli saçma ve adice olduğu meydana çıkar. Fethettiği yerlerde İslam ulemasını öldürmekten esirgemiş, saygı göstermiştir. (Şam hariç) camileri, medreseleri korumuş. Sebebi ise de ulemanın, dinin direği olarak; medresenin, dini besleyen yükselten bir müessese; caminin, Allah'ım evi olması idi. Yanında da Seyyid Bereket adında, peygamber sülalesinden olan birisi bulunur ve savaşa girerken de önce bu zat'ın duasını alırmış. İyi savaşan, başarılar elde eden kumandanları terfi edip daha yüksek rütbe verme. Terfi olunan kumandanları sınır boylarında görevlerdirmektedir. Terfi alanlara unvan, atına nişan koyma ve Hakanın arkadaşı, meclisine kabul edilmek gibi ödüller verilir. Esir edilen kişileri öldürmek yasak, köle yapmak yasak. Yiğit kimseler de esir edilmişse bunlara yine saygı gösterilir. Bu kişiler öldüğünde de tören ile gömülür. Demir'in devletinin büyüklüğü mükemmel bir idare, mükemmel bir adalet sistemine dayanmaktadır. Ordusu da böyle sağlam bir düzene kendisini vermiş bulunuyor. Halk ve ordu sapasağlam bir şekilde ayaktadır. Bu durum da devletin büyük savaşlarda büyük galibiyetler almasına zemin hazırlayan sebeplerden birisidir. Demir ve Yıldırım arasındaki savaş, güttükleri büyük politikalar sebebi ile kaçınılmaz hale gelmiştir. Demir, memleketinden çıkarak Çubuk (Ankara) ovasına gelmiş. Yıldırım da Çubuk ovasına hareket etmiştir. Yıldırım vezirinin tüm ikazlarını dinlememiş ve Demirle savaşa girmiş ve mağlup olarak esir düşmüştür. Acı veren taraf iki büyük Türk hükümdarının cuma günü ezan okuyup, cuma namazı kılıp birbirine karşı savaşa girip kılıç sallamasıdır. Yıldırım'ın ordusu bozulmuş, kendisi kaçmayı reddetmiş, savaşa devam etmiştir. Tek kalmış, yine de savaşmış. En sonunda Tatarlarla savaşırken kement atılıp elleri bağlanarak esir edilmiştir. Demir'in çadırına götürülmüş, Demir kapıda karşılamıştır. Yıldırım'ın ellerini çözdürmüş ve Demir ağlamıştır. Yıldırım bu esirlikten bir süre sonra da ölmüştür. Eceli ile veya kendi canına kıyarak. Son olarak kitabın kısa olması, sade bir dille yazılması kitabın okunmasını kolaylaştırmakta. Okuduktan sonra Timur hakkında insanda daha fazla merak uyandırmakta. Ve kitabı ulaştıran ve okumama sebep olan yazar/i26456 Hoca'ya teşekkür ederim. KitapSuuru insanlık şuurudur. Esenlikler... (Emre YALDIRAN)
"Haklı olanların hakkını hiçbir vakit kaybettirmedim. İntikamla hareket etmedim. Böyle bir hırsa hiç düşmedim. Allah'ın kullarına karşı şiddet ve zulümden sakındım. Bunlara karşı daima iyi kalpli, güler yüzlü davrandım." -Aksak Demir Bu kitabı okuyup bitirdikten sorna büyükçe bir dehşete kapıldım. Yazar ne söylüyor? Söyledikleri doğru mu? Bu gelişmelere tarih ne diyor? Cevap şuydu: Ya yazar palavra atıyordu ( ki bu palavra bol kaynakçalı profesyonel bir palavra) ya da yazar bize hakikati göstermişti ve Timur-lenk ile ilgili bildiğimiz her şey bir yalan ve iftiradan ibaretti. Tarihi süreçte büyüklerimizin kahvehane köşelerinde, gençlerin kafe ortamlarında birbirini yedikleri (birbirimizi yediğimiz) şahsiyetler bolca vardır. Misal: Sultan 2. Abdülhamid. Birçok misal bulunabilir ancak içlerinden biri vardır ki, mevzubahisimiz Timur-lenk, Aksak Timur, yazarın deyişiyle Aksak Demir'dir. Bu eser de tartışmalara çift taraflı bir bakış açısı koymaya çalışarak dahil olmuştur. Bu tartışmanın iki tarafı vardır: 1.si, Kellelerden kuleler dizen, gözü dönmüş cânî(!), Asya'nın, Avrupa'nın ve dahi Arabistan'ın deccali Timur-lenk. 2.si ise, Doğunun ve batının tek gerçek hükümdarı, adaleti, zekası ve imanıyla örnek bir hakan, Aksak Demir'dir. Yazarımız pek tabii ikinci tarafı tutarak (zannımca pek objektif olduğunu düşünmediğim için) tarihi bir büyüğümüz olan Demir Han'ın devlet politikası,adaleti, savaş stratejisi ve seferleri hakkında bizleri bilgilendirmeye çalışmıştır. Kitap 25 ana başlıktan oluşmaktadır. İlk bölümlerde Demir'in Müslümanlığı, milliyetçiliği, adaleti ve idareciliği; daha sonra ordu nizamı, bayındırlık işleri, vezirlerinin ve prenslerinin sahip olması gereken özellikleri; en sonunda ise Demir'in başlıca mücadeleleri (örn: Yıldırım Beyazıt, Toktamış, Kara Yusuf...) aktarılmıştır. Birkaç satır dahi tarih okumuş bir vatandaşımız, seneler içerisinde kendisine öğretilen (!) ezbere kelamlardan ötürü muhtemelen başlangıçta tereddütler yaşayacaktır. Bunda yazarın payı oldukça fazladır. Çünkü zannımca yazarın ideolojik görüşü, yaşadığı toplumdaki konumu ve dönem şartları dikkate alındığında bu taraflılık olağan bir durumdur. Ancak ne yazarımız haybeye atılacak bir kişidir( ki, biz Hukuk talebeleri için bilindik bir sima olmakla birlikte Türk Hukukuna büyük katkıları bulunmuştur) ne de belirttiği kaynakçalar görmezden gelinebilir. Başlıca kaynağı Demir'in Tüzeleri'dir (Tüzükat-ı Timur), bunların yanında birçok Türk ve Avrupalı Türkolog, o dönemde yaşamış sanatçılar bu esere rehberlik etmişlerdir. Yazar da birçok yerde metni kesip kendi fikirlerini açıkça beyan etmiştir. Eser bir tarih veyahut biyografi eseri olmaktan fazlasını ortaya koyarak bir siyasetname özellikleri de gösterir. Bu eserden sonra Demir'e olan bakış açınız büyük ölçüde değişecektir. Eminim ki bu ve bunu gibi eserler okundukça tarihî, milli ve dini şahsiyetlerimiz üzerindeki sui-zanlar(2. Abdulhamitte olduğu gibi) değişecektir. Şunu belirtmek isterim ki, tarih ne kadar geçmişi ilgilendirse de sürekli yeni bulgularla değişir ve gelişir. Biz Türk-İslam gençliğinin vazifesi, bu değişim ve gelişimi hakkıyla görüp, olayları tüm kapsamıyla değerlendirip, köklerimizden aldığımız kuvvetle durmadan ilerlemektir... (Mustafa Yaşar)
--reklam--
Aksak Demir'in Devlet Politikası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mahmut Esat Bozkurt - Aksak Demir'in Devlet Politikası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aksak Demir'in Devlet Politikası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mahmut Esat Bozkurt Kimdir?
Atatürk'ün yakın çalışma arkadaşlarından ve Türkiye'de hukuki temellerinin atılmasında katkılarda bulunmuş bir devlet adamıdır.
1892'de o dönemde İzmir'e bağlı bir kaza olan Kuşadası'nda doğdu. Babası Kuşadası'nın ileri gelen ailelerinden Hacımahmutoğulları'ndan Hasan Bey’dir. İki yıl İzmir İdadisi'nde okuduktan sonra, II. Abdülhamid yönetimine karşı mücadeleye katılan dayısı Ubeydullah Efendi ile birlikte İstanbul'a gitti.
1911'de İstanbul Hukuk Mektebi'nden mezun olan Mahmut Esat Bozkurt, İsviçre'de Lozan ve Freiburg üniversitelerinde öğrenim gördü vekapitülasyonlar konusunda doktora yaptı. İzmir'in Yunanlar tarafından işgalinden sonra Kurtuluş Savaşı'na katılmak üzere yurda döndü ve Ege Bölgesi'nde Kuvayı Milliye teşkilatının içinde yer alarak, önemli yararlıklar gösterdi.
TBMM 1. Dönem inde İzmir'den milletvekili olarak Meclis'e girdi. Meclis'te Anayasa Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu'nda çalıştı. 12 Temmuz 1922'de Rauf Bey'in (Rauf Orbay) başkanı olduğu IV. İcra Vekilleri Heyeti'nde (12 Temmuz 1922 - 4 Ağustos 1923) İktisat Vekilliği'ne seçildi.
11 Ağustos 1923'de başlayan TBMM 2. Dönem'de İzmir'den tekrar milletvekili seçildi. Ali Fethi Bey'in (Ali Fethi Okyar) başkanlığında kurulan V. İcra Vekilleri Heyeti'nde (14 Ağustos 1923-27 Kasım 1923), ikinci kez İktisat Vekilliği'ne seçildi. (O dönemde her bir kabine üyesi ayrı ayrı TBMM oylamasından geçmekteydi)
20 Nisan 1924'te kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun (Anayasa) hazırlayıcıları arasında yer alan Mahmut Esat Bozkurt, 22 Kasım 1924'de Ali Fethi Bey'in 3. hükümetinde Adliye Vekilliği'ne atandı. 5 Kasım 1925'te Ankara Hukuk Mektebi'nin açılmasında büyük payı oldu.
Bozkurt, 3. ve 4. İsmet İnönü Hükümetlerinde (4. Hükümet ve 5. Hükümet; 3 Mart 1925 - 1 Kasım 1927) de Adliye Vekili olarak görev yaptı. Türk Medeni Kanunu (17 Şubat 1926), Türk Ceza Kanunu (1 Mart 1926), Kabotaj Kanunu (19 Nisan 1926), Borçlar Kanunu (22 Nisan 1926), Ticaret Kanunu (29 Mayıs 1926), Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu (18 Haziran 1926) gibi Türkiye Cumhuriyeti hukuk sisteminin temel yasaları, Mahmut Esat Bozkurt'un Adliye Vekilliği döneminde hazırlandı ve yürürlüğe girdi.
Cumhuriyet tarihinde Bozkurt-Lotus vakası olarak adlandırılan, Bozkurt adlı Türk gemisiyle Lotus adlı Fransız gemisinin 2 Ağustos 1926'da Ege Denizi'de çarpışması nedeniyle iki ülke arasında çıkan anlaşmazlıkta Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni Lahey Uluslararası Adalet Divanı'nda temsil etti[1]. (1927). Bu dava, tarihçiler tarafından, Türk hukukunun ve adalet örgütünün kapitülasyonlar dönemini geride bırakarak insan ve egemenlik haklarına dayalı çağdaş hukuk düzeyine yükseldiğinin bir simgesi olarak değerlendirilmektedir.
1930 yılında Ağrı'daki Kürt ayaklanmasının ardından şu sözleri söylemiştir: "Dost, düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler; bu memleketin efendisi Türklerdir. Saf Türk ırkından olmayanların Türk vatanında tek bir hakları vardır: Türklere hizmetçi olma, köle olma hakkı."
1934'de Soyadı Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle Mustafa Kemal Atatürk tarafından 'Bozkurt' soyadı verildi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesive Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Anayasa ve Devletler Hukuku profesörlüğü de yaptı.
1935 yılında Mason Locaları'nın kapatılmasında büyük rolü vardır.
21 Aralık 1943'de beyin kanaması sonucu İstanbul'da ölen Mahmut Esat Bozkurt, TBMM'de 1. Dönemden ölümüne kadar sürekli İzmir Milletvekili olarak görev yaptı.
Bozkurt'un kabri İzmir ili Selçuk ilçesinde özel bir mezarlıktadır.
Bozkurt'un 1926 yılında kaleme almış olduğu Medeni Kanun Genel Gerekçesi'nin (Esbabı Mucibe Layihası), 2001 TBMM'sinde sebebiyet verdiği tartışmalar nedeniyle ismi bir kez daha gündemde yer etmiştir.
--reklam--
Mahmut Esat Bozkurt Kitapları - Eserleri
- Atatürk İhtilali
- Aksak Demir'in Devlet Politikası
- Masonlar Dinleyiniz!
- Türk İhtilali'nde Vatan Müdafaası
- Liberalizm Masalı
- Mahmut Esat Bozkurt Toplu Eserler-II
- Mahmut Esat Bozkurt Toplu Eserler - I
- Mahmut Esat Bozkurt Toplu Eserler-III
- Mahmut Esat Bozkurt Toplu Eserler - IV
- ATATÜRK İHTİLALİ 3
--reklam--
Mahmut Esat Bozkurt Alıntıları - Sözleri
- devlet gelirlerinden suistimal edenlerin cezaları kanunen ölümdü. (Aksak Demir'in Devlet Politikası)
- "Din ve kanunlar üzerine kurulmayan bir devlet uzun süremez. Böyle bir devlet çıplaktır." (Aksak Demir'in Devlet Politikası)
- Büyük Türk gençliği, mefkûresini masonlukta bulamaz. O, idealini on bin yıllık Türk tarihi kokan bu topraklarda, bütün bir medeniyete on bin yıl üzerinden bakan milletinin bağrında bulabilir. Her şeyden evvel Türküz, her şeyden sonra yine Türküz. Onun için yaşarız, onun için ölürüz. (Masonlar Dinleyiniz!)
- "Milleti kurban edenler, millete kurban olur." - Namık Kemal (Atatürk İhtilali)
- İnsan bütün bu politika kavgaları arasında başını elleri içine alıyor, da düşündüğü zaman görüyor ki hakikatlar bulut altında kalmış bir güneş halinde gizlidir. Zaman bulutları sıyırıyor, güneş yeni baştan etrafı alacaktır. (Mahmut Esat Bozkurt Toplu Eserler-II)
- "Vatan, mukaddesat, tarih, kahraman cetlerimiz titriyor. Dünya ve fazilet titriyor. Türk'e esaret zincirleri vurulamayacak diyor. Yaşasın Türkiye!" (Türk İhtilali'nde Vatan Müdafaası)
- “Atatürk İhtilali’nin belirli yönü Türk milliyetçiliğidir! Türk olmaktır! Geçmişi bu prensip temizledi. Yeniliği bu prensip getirdi.” (Atatürk İhtilali)
- Nerede kaldı ki, masonluk bir vicdan meselesi de değildir. Türkiye'de siyaset yapıyor, memleketi ikiye ayırıyor. Türk gençliğini şuursuz hülyalar içinde bırakıyor. Tehlike var! (Masonlar Dinleyiniz!)
- Ve Namık Kemal'in dediği gibi: "Milleti kurban edenler, millete kurban olur." (Atatürk İhtilali)
- "Hazır ol cenge, eğer ister isen sulh-u salah!" (Türk İhtilali'nde Vatan Müdafaası)
- Memleketimizin Tanzimattan sonraki tarihini inceleyen Avrupalı tarihçilerden Diriyol aşağı yukarı diyor ki: Tanzimat, başta softalar olduğu halde mutaassıpların düşmanlığıyla karşılandı. Bunları tahrik eden hissiyatı bir tarafa koyalım. Fakat inkarı mümkün olmayan bir hakikat vardır ki, Tanzimat'ın siyasi, iktisadi sahalardaki liberalliğinden Türk olmayanlar kazanacak, öz Türkler zarar görecekti.. (Liberalizm Masalı)
- Yine Fransızca İllustration mecmuası “Tarih çok büyükler gördü. İskenderleri, Napolyonları, Büyük Pedroları, Washingtonları... Fakat yirminci asırda büyüklük rekorunu Atatürk, bu Türk oğlu kırdı”. diyordu. Atatürk ölebilir mi ? (Atatürk İhtilali)
- Bir millet ki, bir değildir, ayrılır, şüphesiz o milletin milli hakimiyeti de tehlikededir. (Mahmut Esat Bozkurt Toplu Eserler - I)
- "Allahım! Varlığını yeryüzünde ispat için yarattığın Türk milletini bu cehennemî gecelerin sabahına kavuştur." (Türk İhtilali'nde Vatan Müdafaası)
- "Sanki mezarlarında yatan şehitler bile hürriyet kavgasına iştirak ediyorlardı." (Türk İhtilali'nde Vatan Müdafaası)
- İnsanlığı politika entrikalarına alet etmekte mânâ yoktur. (Masonlar Dinleyiniz!)
- Çünkü amelenin ihtiyaçları artmayacak olursa, amele sonsuza kadar esaret altında bulunacaktır. (Mahmut Esat Bozkurt Toplu Eserler - I)
- Gerektiğinde Türk’ün en küçük şerefi, namusu, Türk ilinin bir çakıl taşı için milyonla Türk feda olalım. Fakat Yemen çölleri için, amansız idealist hilâfet kurumu için değil, bütün bir dünya için dahi tek bir Türk gencinin burnunun kanamasına millî rıza yoktur. Ve olmayacaktır. Bütün bir dünya, tek bir Türk delikanlısının burnunun kanamasına değmez. (ATATÜRK İHTİLALİ 3)
- “Atatürk İhtilali, Bizanslaşan saltanatı, vatansız ve milliyetsiz hilafeti kaldırdı. Ve bütün bunlardan dolayıdır ki, milliyetçiyiz, cumhuriyetçiyiz, laikiz...” (Atatürk İhtilali)
- Eğer gezegenlerin birinde insandan daha yüksek bir mahluk tanıyabilseydik, o zaman bizim hayalimizin bile ulaşamadığı derecede sınırsız ihtiyaçları olduğunu şüphesiz görecektik. (Mahmut Esat Bozkurt Toplu Eserler - I)
Yorumlar
0 yorum