Kitap Künyesi
Yazar: Said Havva
Çevirmen: Faruk Yılmaz
Yayın Evi: Yenda Yayınları
İSBN:
Sayfa Sayısı: 254
Allah'a İnanmak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kitap, Allaha iman konusunda insanın aklına gelebilecek her türlü şüpheyi defederek, Allaha iman etmenin gerekliliğine ve zorunluluğuna dair belgeler ortaya koymaktadır. Bu hususta kitapta, bir çok belge ele alınmış, enfüsî ve afakî pek çok delil gözler önüne serilmiştir...rnAllahı bilmek, bir bütün olmak kaydıyla İslâmın temelidir. Bu bilgi ve iman İslâmda her işin başıdır. Onsuz bir fiilin değeri ve gerçekliği yoktur. Bu değerden yoksun iş ruhsuzdur. Ruhsuz işin değeri nedir?..rnFakat Allahı nasıl bileceğiz? Bu bilginin yolu nedir? Ulaşmak istediğimiz yere nasıl gidileceğini bilmiyorsak, varmamız elbette mümkün olmaz.rnSöz konusu ve tahmin edilen soruların cevabını bulacağımız bu kitap; sahasında büyük bir boşluğu dolduracaktır inancındayız. Hidayet ve yardım Allahtandır.
Allah'a İnanmak Alıntıları - Sözleri
- Charles Y. C. şöyle söyler: " Bu işlemleri gözden geçirdiğimizde bir proton molekülünün oluşabilme ihtilalinin 10 üzeri 160 olduğu ortaya çıkar. Elimizde bu sayıyı okuyacak mefhum yoktur. Yani bir tek protein molekülünün tesadüfen oluşabilme ihtimali milyonlarca milyarın çarpılmasıyla elde edilecek rakamda birdir ki bu da imkansız demektir.
- Amerikalı bir bilgin tavuk olmadan yumurtadan civciv çıkarmayı tasarladı. Kuluçkadaki tavuğun yumurtaya verdiği oranda yumurtalara ısı uyguladı. Yumurtaları kuluçka makinasına koyduğunu gören bir çiftçi ona yumurtaları uygun zamanlarda ters çevirmesinin gerektiğini söylediyse de bilgin onunla alay ederek çiftçiye şöyle dedi: Tavuk, kendi yumurtalarını, yumurtaların yere değen tarafı ısı görmediği için yani alt kısımlarını da ısıtmak için çevirmektedir. Halbuki ben yumurtanın her yönüne aynı ısıyı uyguladığım için böyle bir şey lazım yoktur. Bilgin yumurtaların her yönüne aynı ısıyı uyguladığı halde yumurtadan çıkma günleri gelip geçtiği halde civcivlerin yumurtadan çıkmadığını gördü. Tek yumurta dahi kırılıp içinden civciv çıkmamıştı bundan sonra çiftçinin öğüdünü tutarak, yumurtaları belli devrelerde çevirerek ısı uyguladı. Gerçekten o zaman civcivlerin vakti gelince yumurtadan çıktıklarını gördü. Bilimsel araştırmaların sonradan ortaya koyduğu gerçeğe göre eğer yumurtalar çevrilmezse büyümekte olan civcivin gıdası yumurta çevrilmediği için alt kısımda toplanacağından civcivin ondan beslenmesi mümkün olmaz. Tavuğun yumurtaları çevirmesi, yumurta içindeki civcive kabuk içindeki gıdanın ulaştırılması içindir. Tavuğun yalnızca bu hareketi bile büyük bir sır içeriyor, aksi halde neslinin devamına imkan kalmayacaktı. Acaba tavuk bu hareketi yapma gereğini kimden öğrendi? Burada hidayet olgusu karşımıza çıkıyor...
- Devenin pisliği deveye, ayak izi ise yürüyene delâlet eder. Peki karanlık gece, aydınlık gündüz, burçlar sahibi gök de her şeyden haberdar bir yaratıcıya işaret etmez mi ?
- Üzülürüz, ağlarız. Seviniriz, güleriz. Sevdiğimize hayranlık duyarız, bazen nefret ederiz. Elektron ve protonların bir araya gelmesi bütün bu duyguları oluşturmaya, meydana getirmeye yeterli değildir.. " Sana ruhu sorarlar: De ki: 'Ruh, Rabbimin işindendir.'" İsra suresi17/85
- 'Ay eğer şimdiki durumundan 20.000 mil daha yakında olsaydı gel-git olayı nedeniyle dağlar bile hergün iki kere sular altında kalırdı..'
- 'ümit artık yalnızca göktedir. duayı dene. dua etmeyi biliyor musun?'
- 1-Yeryüzü şimdiki kalınlığından birkaç kadem (ayak) daha kalın olsaydı karbondioksiti emerdi. Dolayısıyla hayat mevcud olmazdı. 2- Eğer atmosfer kalınlığı şu andaki durumundan daha ince olsaydı, uzaydan gelen meteor ve göktaşları atmosfere ve dünyamıza çarparak herşeyi yakar, yaşama imkanını ortadan kalkardı. 3- Güneş şimdikinin yarısı kadar ısı ve ışın ışını gönderseydi, donardık. Eğer gönderdiği miktarın yarısı kadar daha fazla ışın gönderse çoktan kül olmuş olurduk.
- Yaratılma esnasında mevcut olmayan yeteneğin, yaratmada rol sahibi olduğunu söylemek çelişkidir. Araç motoruna düşünelim; motor haline geldikten sonra ateşleyici özelliği kazanmıştır. Motor olmadan önce böyle bir yeteneği yoktu. Şimdi motoru ateş yarattı denenmesi ne kadar mantıklıdır?
- Hani denilir: “Akıllı düşman, cahil dosttan yeğdir.”
- Her varlıkta Allah'ın eserlerini görmeyen kalp, kördür.
- Onların (kafirlerin) durumu şöyledir: Duyularıyla algılayamadıklarına inanmıyorlar fakat yaşadıkları hayat kendilerini yalanlıyor! Şöyle ki yer çekimi kanunlarını görmüyorlar fakat inanmak zorundadırlar. Çünkü tesirlerini görüyorlar. Aklı görmedikleri halde ona da inanıyorlar. Mıknatısın çekim gücüne de inanıyorlar. Çünkü çekim gücünü görmedikleri halde bir demir diğer bir demiri çekmektedir. Elektron ve nötronu görmedikleri halde onların varlığına inanıyorlar. Onların bu türden davranışları duyularıyla algılayamadıkları şeylerin varlığına inandıklarını gösterir. Çünkü onların birtakım eser ve sonuçları varlıklarını söz götürmez bir biçimde ispat etmektedir. Bu da bizzat zatını algılamadan sebeplerini, sonuçlarını ve eserlerini duyumladığımız pek çok şeylerin gerçekten var olduğuna delil teşkil eder. Herhangi bir şeyi algılamamızı sağlayan duyular değil akıldır. Duyu organları, aklın bir konuda hüküm vermesini sağlayan araçlardır. Eğer akıl olmasaydı yalnızca duyu organlarımızla bilgi edinemezdi.
- Gerçek gerçek olanla çatışmaz. Aksine birbirini destekler. Din Allah'ın koymuş olduğu hak ve gerçek din, kainat ise yine Allah tarafından yaratılmıştır. Allah'ın koyduğu bir yasa ile yarattığı varlık arasında çatışma olabilir mi?
- Allah, kişi düşünce ile birlikte zikri (ibadet,eylem) de kendisinde birleştirmedikçe, o kişinin kalbine ayetlerini açmaz.
- Her yaratıkta görülen uyum, düzenlilik, organların birbirleriyle uyumlu çalışması... Organların ve bütün yaratıkların arasında gördüğümüz renk uyumu... Bütün bunlardaki eşsiz güzellikler, benzersiz bir yaratıcıya işaret eder.
- Azap, senin azabınsa tatlıdır Kişinin senin için uzak düşmesi yakınlıktır. Sen yanımdasın, ruhum gibisin Senin sevdiğini sevmek Benim için sevginin kendisidir.
Allah'a İnanmak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Allah subhanehu ve teala'nın varlığını, ezelîliğini vesaire müthiş yöntemlerle, (gerek bilimsel gerek Kur'an ve sunnet) delilleriyle kanıtlamış sayın yazarımız. Aynı zamanda birçok batıl inanca da (yine aynı şekilde bilimsel ve Kur'an ve sunnet) müthiş delilleriyle reddiyeler yazmış. Diğer yandan da gözümüzün göremediği, veya gördüğümüz ve gözlerimiz görmeye alıştığı için bizlere basit, normal gibi görünen birçok varlığın mükemmel yaratılışını inceleyip her türlü eksiklikten münezzeh olan Rabbimize karşı hayranlığımızı artırıyor. O Rabb ki her şeye kâdir olandır. Benim için öyle özel bir kitap oldu ki hakkında çok daha fazla yazmak isterdim lakin buna güç yetiremem, kelimelerim yetersiz kalıyor. Son olarak şunu söylemek istiyorum; dininiz ne olursa olsun kesinlikle ömrünüzde en az bir kere de olsa lütfen okuyun bu kitabı! (Lehfân.)
İslam dininin temeli Allah'ı bilmektir peki yaratıcımız olan Allah(c.c) yeterince biliyor ve inanıyor muyuz? Yoksa dindar görünümlü lakin her türlü ahlak dışı davranışı kendine meşru gören şahıslar yüzünden inancımız azalıyor mu? Ya da dünyada vuku bulan savaş,cinayet, vs.inancımızı sarsılıyor mu pek çok genç bu ve buna benzer olaylardan ötürü ateizme kayıyor.Her geçen yıl bu ateizm inancı artıyor, bu kitap özellikle bu durumda olup kafasında anlamdıramadığı ve bir çok soru işareti bulunan bireyler için kaynak kitap olma niteliğinde esere gelirsek; Yazar bilimsel birçok görüşe karşılık kendi düşüncelerini dile getirip Allah'ın muazzam irade,kuvvet ve ilmini ayetler ışığında okuyucuya aktarıyor. Okurken fark edemediğim göremediğim muazzam nitelikte yaratılan, hayranlık duyulan öyle çok detayı fark ettim ki hayatta şükrüm,bağlılığım,merakım arttı diyebilirim. Konuya ilgi duyanların mutlaka okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Son olarak neye niçin inandığımızı bilirsek yaptığımız yapacağımız her şey daha anlamlaşır daha güzelleşir. Keyifle okumanız ve hayata bakış açınızı değiştirmesi dileğiyle sağlıcakla kalın. (Merve Kino)
Kitabın Yazarı Said Havva Kimdir?
Saîd Havvâ, 27 Eylül 1935 yılında Suriye’nin Hama şehrinde doğdu. Fakir bir ailenin çocuğu ola¬rak dünyaya gelen Saîd Havvâ ilköğrenimini Hama’da gördü ve buradaki cami¬lerde ünlü ulemalardan dersler aldı. İbn-i Rüşd Lisesi’nde okurken öğretmeni Şeyh Muhammed el-Hamid vasıtasıyla İhvan-ı Müslimin üyeleriyle tanıştı ve 1952 yılında henüz 17 yaşında iken Müslüman Kardeşler hareketine katıldı.
1956'da Şam üniversitesinde yeni açılan Kulliyyetuş-şeriatil-İslamiyyeye kaydoldu. Fakültenin kurucu dekanı ve Suriye Müslüman Kardeşler teşkilâtının lideri olan Mustafa es-Sibâî ile tanıştı. Üniversite yıllarında teşkilat içindeki faaliyetlerde görev almakla beraber Hasan Habenneke gibi çok değerli üstatların ilim meclislerinde bulundu. O dönemde Suriye’de sosyalizmden kavmi¬yetçiliğe kadar çeşitli fikri akımlar vardı ama O Allah’ın lütfü ve inayeti saye¬sinde İslami alanda eğitim görme şerefine kavuştu.
1961'de mezun olup Hama'da öğretmenliğe başladı.1964 yılında ise Hama Müslüman Kardeşler Hareketi Başkanlığını üstlen¬di. Aynı yıl Hama’da meydana gelen olaylarda aktif görevler aldı. Mervan Hadid'in liderliğindeki ayaklanma sırasında, silahlı mücadeleye mesafeli yaklaşmakla birlikte grevlerin düzenlenmesinde rol aldı, çatışmaların önüne geçmek için şehrin ileri gelenleriyle yapılan toplantılarda bulundu. Bu olaylar Hamalı Müslümanların devrin zalim yönetimine karşı bir kıyam hareketiydi. Saîd Havvâ bu olaylara katılmasından ötürü tutuklandı ve hapse atıldı. Hakkında idam hükmü verildi. Hama halkının yönetime karşı yoğun baskıları sonucu idam hükmü yerine getirilemedi.
Saîd Havvâ 1966'da baas rejiminin baskısını giderek arttırması sonucu Suudi Arabistan’a gitti. Burada beş yıl öğretmenlik yaptı. İlk eserlerini de burada yayımlamaya başladı. Hafız Esed'in 1970 yılında yönetime el koymasının ardından teşkilatın sürgündeki üyelerine Suriye’ye dönme izni verilmesi üzerine Saîd Havvâ'da 1971'de tekrar ülkesine döndü. 1973 yılında Hama’da meydana gelen ikinci kıyam hareketine yine başkan¬lık etti. Bu kıyam yönetimin İslam yerine sosyalist demokrasiye geçişini öngören anayasa değişikliğine karşı yapılmıştı. Bu olaylardan hemen sonra ye¬niden tutuklandı ve hapse atıldı. Hakkında kesinleşen 5 yıllık mahkûmiyeti ya¬şadı. Beş yıl süren mahpus hayatı süresince ilmi çalışmalara ağırlık vererek hem El Esas Fi’'t-tefsir isimli 11 ciltlik bir tefsir telif etti, hem de mahkûmlara ders verdi.
Saîd Havvâ 1978 yılının Ocak ayında hapisten çıktı ve iki ay sonra Suriye’yi terk ederek Ürdün’e yerleşti. Suriye’yi terk etmesine rağmen teşkilatla arasındaki bağları koparmadı. Çeşitli İslam ülkelerine, Avrupa ve Amerika’ya seyahatlerde bulundu. İran’da Humeyni, Pakistan’da Mevdudi ile tanıştı.
Esed rejimine karşı Sünni İslami muhalefetin en önemli teşkilatlarından Suriye İslam Cephesi’nin kuruluşunda Adnan Saadettin ve Muhammed Ebu’n Nasr El-Beyanuni gibi hareket önderleriyle beraber öncülük yaptı. Zalim baas rejiminin baskılarını iyice arttırmasıyla Saîd Havvâ silahlı mücadeleye onay verdi.
1982 yılında azgın Suriye yönetiminin yerle bir ederek 30.000 Müslüman’ı katlettiği Hama'daki katliamdan derin bir şekilde etkilenen Saîd Havvâ, hayatının son yıllarında sürekli tedavi gördü. Saîd Havvâ 9 Mart 1989da Ürdün'ün başkenti Amman’da henüz 54 yaşında iken Rahmet-i Rahman’a kavuştu.
Said Havva Kitapları - Eserleri
- Allah'a İnanmak
- Allah Erinin Ahlak ve Kültürü
- Ruh Terbiyemiz
- Er Rasûl Hz. Muhammed (s.a.v)
- Aile Hayatının Kuralları
- Şehadet
- Humeynicilik
- İslami Eğitim Modeli (Fi Afaki't Tealim)
- İslam - İslam'ın Rükünleri
- İslam - Cezai Müeyyideler
- Ruh Terbiyemiz & İslami Çalışmalar Hakkında Dersler
- İslam'da Nefis Tezkiyesi
- Allah Erinin Stratejisi
- Cihad Yolunda Bir Adım Daha İleri
- El-Esas Fi't Tefsir
- İslami Çalışmalar Hakkında Dersler
- Şiilik ve Humeynicilik
- İslamda Allah İnancı
- İslam
- Hadislerle İslam Akaidi (5 Cilt Takım)
- İslam'da Yönetim ve Yönetici
- Müslüman Kardeşler Teşkilatı
- Hatıralarım
- Adabı Muaşeret ve Görgü Kuralları
- Allah'a İnanmak
- Tartışmalar
- El-Esas Fi's Sunne - Hadislerle Hz. Peygamber'in Hayatı
- Farz Bilinci
- İslami Metotlar
- Müslüman Aile Hayatının Kanunları
- İslam Sosyal ve Ahlaki Hayat
- 50. Yılında Müslüman Kardeşler Hareketi
- Eğitim Risalesi
Said Havva Alıntıları - Sözleri
- Kardeşlerin itimat ettiği her şeyde iki esas göz önüne alınır. Birincisi şer'an caiz olması, ikincisi de düşmanın silahlarına mukavemet edebilmesi ve hedefleri gerçekleştirebilmesidir. Araştırmaya karşılık araştırma, örgütlenmeye karşı örgütlenme, gazeteye karşı gazete, şiire karşı şiir... Mahalli hedefler olsun uluslararası hedefler olsun kendilerini gerçekleştirebilecek araçlara muhtaçtırlar. Bunlar da İslam'ın ışığında olmalıdır. Kardeşlerin dayandığı bu esas, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in hayatında çokça görülmektedir. Çünkü O, şiire karşı şiirle, hitabede karşı hitabetle ve orduya karşı ordu ile mukabele ederdi. (İslami Eğitim Modeli (Fi Afaki't Tealim))
- Belki geçici olan kötülük geçici olan iyilikten daha iyidir. Çünkü kötülük gidince ferahlık kalır . Fakat iyilik gidince geride bir üzüntü bırakır. (İslam'da Nefis Tezkiyesi)
- İhlâs olmadan Allah'ın razı olacağı sağlam bir hareket söz konusu olmaz. (İslami Eğitim Modeli (Fi Afaki't Tealim))
- Tartışma, gülme veya kahkaha esnasında sesi yükseltmek düşüncesizlik, ahlaki erdem ve nezaket kurallarına aldırmamazlıktır... (Aile Hayatının Kuralları)
- İşte Hz. Peygamber (s.a.v.).. küçük bir çocuk olan Üsame'yi, pis bir halde gördüğü için temizliyor. İşte Hz. Aişe.. bir kadına, kocasının karşısına güzel bir görüntü içinde çıkmasını öğütlüyor. Bu İbn Abbas.. karşısındaki adama, kadın kocasına süslendiği gibi, kendisinin de hanımı için süslenmesini salık veriyor. (Aile Hayatının Kuralları)
- Peygamberlerin hayatlarında her zaman görünen bir gerçek vardır. Onlar hep gerçeği yaşamışlardır, hayatlarında teorilerin yeri yoktur. Sadece peygamberlerdir, insanları en yüce mevkilere çağıranlar... (Er Rasûl Hz. Muhammed (s.a.v))
- Eğєr вir dαvα hαk ise onun için mücαdele vermek bir görevdir. Bu inαnç uğrundα bedel ödemek şereftir, çekilen cezalar ise dünyaya endenksli yaşayanların anlayamayacağı kαdαr değerlidir. (Şehadet)
- Bir hareket ki ne istediğini ve nereye doğru yürüdüğünü bilmiyorsa, bu sebepler dünyasında yok olmaya veya felç geçirmeye mahkumdur. (Allah Erinin Ahlak ve Kültürü)
- "Ya Rabbi, herhangi birşeyi bile bile sana ortak koşmaktan sana sığınır ve eğer böyle bir günahı bilmeden, farkında olmadan işlediysem beni affetmeni dilerim." (Şehadet)
- Enes r.a şöyle dedi; Resulullah (a.s) buyurdu ki; "Şüphesiz şeytan insanın kanının aktığı yerden akar." (Hadislerle İslam Akaidi (5 Cilt Takım))
- Charles Y. C. şöyle söyler: " Bu işlemleri gözden geçirdiğimizde bir proton molekülünün oluşabilme ihtilalinin 10 üzeri 160 olduğu ortaya çıkar. Elimizde bu sayıyı okuyacak mefhum yoktur. Yani bir tek protein molekülünün tesadüfen oluşabilme ihtimali milyonlarca milyarın çarpılmasıyla elde edilecek rakamda birdir ki bu da imkansız demektir. (Allah'a İnanmak)
- İdarecilerinizin hayırlıları, sizin kendilerini sevdiğiniz ve sizi seven, sizin dua ettiğiniz ve size dua edenlerdir. İdarecilerinizin kötüsü ise, sizin sevmediğiniz ve sizi sevmeyen, sizin lanetlediğiniz ve sizi lanetleyendir. Hz Muhammed ( as) (İslami Çalışmalar Hakkında Dersler)
- O gaybı bilendir ,kendi gaybını kimseye açmaz (Humeynicilik)
- Müslümanların arasında en kalın perde birbirlerini anlamama ve birbirleri hakkında uzaktan hüküm verme perdesidir. (İslami Çalışmalar Hakkında Dersler)
- Cennetin yolu çetindir, ücrete muhtaçtır. "Dikkat edin, Allah'ın satılığa çıkardığı şey çok pahalıdır. Allah'ın satılığa çıkardığı şey cennettir." (Tirmizi) (Ruh Terbiyemiz)
- İnsanları idare etme ile onlara yağ çekme arasında fark vardır. İnsanları idare eden kişi karşısındakini hakka yöneltmek veyahut da batılın içinden onu çekip çıkarıncaya kadar ona iltifat eder. Fakat yağcı adam ise karşısındaki adamı batılın derinliklerine sürükleyip onu orada bırakmak ve yahut da hevâ ve arzularıyla baş başa bırakmak için ona iltifatta bulunur. (İslam'da Yönetim ve Yönetici)
- "İslam nizamının genel kurallarına uyduğu müddetçe aldığı biçim, yada çeşit önemli değildir." (İslami Eğitim Modeli (Fi Afaki't Tealim))
- Allah, kişi düşünce ile birlikte zikri (ibadet,eylem) de kendisinde birleştirmedikçe, o kişinin kalbine ayetlerini açmaz. (Allah'a İnanmak)
- Bütün siyasi davalar, partisel pazarlıklar, reislik, koltuk ve madde rekâbeti sebebiyle bağlıları arasında kardeşliği tesis edemezler. Dünya neyin içine girmişse mutlaka onu bozmuştur. Zahiren dost, gerçekte ise birbirlerine düşman olan bir nesille ne İslam ayakta kalır ve ne de hedefler gerçekleşir. Bu yüzden kardeşlik, biatımızın bir rüknü olmuştur. (İslami Eğitim Modeli (Fi Afaki't Tealim))
- Kızgınlık ahmaklığın başıdır. (İslam'da Yönetim ve Yönetici)
Yorumlar
0 yorum